Geçen yüzyılın sonlarına doğru nesnelerin interneti, yapay zekâ ve robotik gibi dijital teknolojilerin ortaya çıkması ve bu teknolojilerin dünya çapında uygulanabilir hale gelerek küresel çapta bir işlerlik kazanması, sosyal ve iktisadi yaşamda bir değişim ve dönüşüm süreci başlattı. Bu dönüşüm süreci, Almanya’da Endüstri 4.0 kavramıyla tanımlanarak somutlaşırken, Japonya’da dijital dönüşüm çağının birey merkezli “Süper Akıllı Toplum” felsefesi üzerine inşa edilmesi gerektiğini düşünenler Toplum 5.0 kavramını geliştirmeye başladı. Toplum 5.0 kavramı ilk olarak, Japonya’nın 2016-2020 dönemini kapsayan 5. Bilim ve Teknoloji Temel Planı’nda dile getirildi. Organizasyon sırasında bu kavram, siber alan (sanal dünya) ve fiziksel alanın (gerçek dünya) tümleşik hale getirilmesiyle gelecekte şekillenmesi istenilen toplum modeline işaret ederken, ulaşılması amaçlanan bu ideal toplum modeli de “Süper Akıllı Toplum” ifadesiyle tanımlanıyordu. Süper Akıllı Toplum kavramı; ürünlerin ve hizmetlerin ihtiyaç duyan bireylere, ihtiyaç duydukları ölçüde ve zaman diliminde iletildiği, cinsiyet, yaş bölge gibi farklılıkların dikkate alınarak, bu farklılıklar doğrultusunda toplumu oluşturan her bireyin yüksek kalitede hizmet alabildiği bir toplum olarak da açıklanıyor. Toplum 5.0 kavramının daha geniş kitlelere ulaşması, tartışılmaya başlanması ve küresel çapta literatürde yer edinmesi ise 2017’de Almanya’nın Hannover şehrinde düzenlenen CeBIT fuarında, dönemin Japonya başbakanı Shinzō Abe’nin, Toplum 5.0 kavramının önemine dair yaptığı vurguyla gerçekleşti.

AVCI TOPLUMDAN AKILLI TOPLUMA

Japonya Toplum 5.0’a adım atarken, “Teknoloji, toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı” felsefesinden yola çıkıyor. Ancak son dönemde artan yapay zekâ yenilikleri, insanlar arasında çoğunlukla “hayranlıkla karışık korku” ile karşılık buluyor. Japonya ise teknolojiden en az korkan toplum ve teknoloji üretimiyle birçok kişiye istihdam sağlayıp, diğer ülkeler arasında en az işsizlik oranına sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Toplum 5.0’ın manifestosu olan ve Japon Ekonomik Organizasyonlar Federasyonu Keidanren’in hazırladığı 26 sayfalık çalışma, Toplum 5.0 felsefesi ışığında gelişmesi beklenen ekonomik ve sosyal reformunu geniş kitlelere anlatmayı amaçlıyor. Söz konusu çalışma, ilk insanın doğuşundan bugüne kadar olan süreci bölümlere ayırıyor ve günümüze kadar olan süreçte toplumları “Avcı Toplum”, “Tarım Toplumu”, “Endüstriyel Toplum”, “Bilgi Toplumu” ve “Akıllı Toplum” (Toplum 5.0) olarak beşe ayırıyor. Buna göre, insanoğlunun ilk toplumsal yapısı avcılık ve toplayıcılıktan güç alan bir birliktelik içeriyordu. İnsanlar hayatlarını devam ettirebilmek için avlanmak zorundaydı. Ardından insanlar besin kaynaklarını, kısmen kendi kontrollerinde olacak şekilde çeşitlendirebileceğini fark etti: Buğday, arpa, mercimek, nohut gibi tahıl besinlerin keşfiyle tarım başladı. Tarım başlayınca insanlar ilk üretim faaliyetlerine de başladı ancak bu gelişme beraberinde kitlesel çatışmaları da getirdi: İnsan toplulukları arasında, diğer tarım arazilerine ve mahsullere karşı saldırıların şiddeti ve sıklığı artmaya başladı. Ardından endüstriyel topluma geçiş sağlandı. İlk kez buhar teknolojisiyle ulaşım kolaylaştı, yeni endüstri ürünlerinin üretimi hızlı ve daha yüksek kapasitelerle gerçekleştirildi. Ve nihayetinde bilgi toplumuna ulaştık. Akıllı makineler ve dijital teknolojinin hâkim olduğu bu toplumda, üretim çok daha büyük bir ivme kazandı. Peki, geleceğin toplumu ne olacak?

TOPLUM 5.0 NE VADEDİYOR?

Japonya tarafından bir büyüme ve kalkınma stratejisi olarak tanımlanan Toplum 5.0’ın benimsenerek hayata geçirilebilmesi ve bu strateji kapsamında, orta ve uzun vadeli büyümenin sağlanabilmesindeki ana etmen; Endüstri 4.0’ın beraberinde getirdiği nesnelerin interneti, yapay zekâ, robotik ve büyük veri gibi yeni teknolojilerin endüstriye ve sosyal yaşama entegre edilebilmesinden geçiyor. Japonya, bu hedef doğrultusunda üzerinde durulması gereken beş stratejik alanı ise şöyle belirlemiş:

• Sağlıklı yaşam süresinin uzatılması,

• Hareketlilik (mobility) devriminin gerçekleştirilmesi,

• Yeni nesil tedarik zincirinin oluşturulması,

• Uygun altyapının geliştirilmesi,

• Finansal teknolojinin geliştirilmesi.

Bu kapsamda, Toplum 5.0 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde aşılması gereken kimi engeller bulunduğu da çok açık. Aşılması gereken bu engellerden bazıları arasında; yazılım entegrasyonu ve yükseltmesi, iş ağlarının karşılıklı olarak birlikte çalışabilmesi, gerçek zamanlı süreçler ve uygulamalar ışığında senkronizasyon ve daha da önemlisi güvenlik yer alıyor. Diğer yandan, Toplum 5.0, teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplumun gelişimine katkı sağlamasını amaçlayan bir felsefeden de güç alıyor. Toplum 5.0, dijitalleşmenin ve robotların etkisini demografik, ekonomik, etik ve sosyolojik yönden değerlendirerek, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli biçimde sağlandığı “Süper Akıllı Toplum” modelini öneriyor. İnsanoğlunun üretim yeteneklerini arttıran ilk üç sanayi devriminde her zaman insan gücü en önemli üretim kalemiydi. Günümüzde tüm dünyanın üzerinde durduğu Endüstri 4.0’da ise siber fiziksel sistemlerin devreye girmesiyle insan gücünde bir azalış izlenmeye başlandı bile. Oxford Üniversitesi İnsanlığın Geleceği Enstitüsü’ne göre gelecek 25 yıl içinde şu anda olan mesleklerin en az yarısı olmayacak. Aslında bu işler yine olacak ancak insanlar tarafından değil, yapay zekâ destekli robotlar tarafından yapılacak. Bununla birlikte yeni meslekler de doğacak ve bu değişimle birlikte, insanın kendisini yenilemesi ve dönüştürmesi gerekecek. Bu gelişim ve dönüşüm döneminin zorlayıcı olacağı çok açık: Bir robotla ikame edilmeyecek nitelik ve becerileri kazanmalı; süper akıllı toplumun bir bireyi olabilecek vizyonu geliştirebilmeliyiz. Toplum 5.0, özetle, Endüstri 4.0’ın bir gelişmiş modeli olarak, insanların makine ve robotlarla ilişkisini üst düzey verimde tutan “Süper Akıllı Toplum” önerisini sunarken “Ya robotlar ya insanlar” (ya biri ya öteki) yerine, insanları mağdur etmeyecek, aksine toplum refahını arttıracak yöntemler arıyor. Endüstri 4.0 ile gelen teknolojik yeniliklerin topluma en verimli şekilde uyarlanması, toplumların da teknolojiyi kullanarak iş birliği içerisinde olması önerisini ortaya koyuyor. Örneğin, sanal dünya ile gerçek dünyanın beraber işler hale getirilmesi sağlanırken, nesnelerin interneti çözümlerinden toplumun çıkarları gözetilerek faydalanılması, yaşlanan dünya nüfusuna karşı çözümler geliştirilmesi ve çevre kirliliği ile doğal afetler için çözüm yolları üretilmesi gibi başlıklar Toplum 5.0’ın ana hedefleri olarak dikkat çekiyor.

TOPLUM 5.0’IN RUHUNDA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VAR

Sürdürülebilirlik stratejisi, günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını karşılarken eş zamanlı olarak gelecek neslin ihtiyaçlarını da gözeterek kaynak kullanımının bütüncül bakış açısı ve toplum temelli tasarlanmasına dayalı bir kalkınma modelidir. Kuşkusuz Toplum 5.0 da yaşam tarzlarında ve endüstride büyük değişiklikler meydan getirecek. Mevcut endüstrilerin dönüşümüne ek olarak, birçok sektördeki sınırları ve endüstrileri kapsayan yakın ortaklıklar, insanların farklı yaşam tarzlarına öncülük etmelerini de sağlayacak. Toplum 5.0’ın amacı, tüm insanların kendi mutluluklarını ve yaşam tarzlarını sürdürmelerini sağlamak ve sosyal sorunları çözerek doğa ile uyum içinde sürdürülebilir kalkınmayı temin etmekken, bu amaç, küresel sorunları çözmek ve sürdürülebilir toplumlar yaratmak için Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 17 “Sürdürülebilir Gelişim Hedefi” ile de uyum içerisinde bulunuyor. Bu hedefler doğrultusunda Toplum 5.0’ın fayda sağlayacağı alanlar ve ne tür yenilikler getireceği hakkındaki bilgiler Keidanren tarafından dokuz başlık altında toplanıyor: Şehirler ve bölgeler: Yaşam kalitesinin arttırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda kentsel alanlarda enerji, ulaşım, lojistik, atıklarla ilgili veriler akıllı çözümler için paylaşılacak; böylelikle daha konforlu bir yaşam mümkün olabilecek.

Enerji: Her alanda sürdürülebilir yaşamı gerçekleştirmek amacıyla verimli enerji ağları oluşturmak için veriler kullanılacak. Merkezi olmayan yenilenebilir enerji, enerji depolama sistemleri ve talep tarafı kontrollerini entegre eden mikro şebekeler geliştirilecek ve bunlar yerel koşullarla uyumlu halde olacak. Geleneksel enerji şebekelerine bağlı olmayan şebeke dışı sistemler, enerji kullanımı için bir seçenek haline gelecek. Uygun fiyatlı, güvenilir enerji herkese açık olacak.

Afet önleme: Her geçen gün meydana gelen doğal afetler artıyor. Bu nedenle doğal felaketlere karşı hızlı ve etkili çözümler getirilmesi gerekiyor. Dijital teknolojiler, günlük bakım ve altyapının bozulmasını önlemek için etkili önlemler alarak doğal afetleri azaltmak için kullanılacak. Su ve kanalizasyon altyapısının bakımı ve hızlı restorasyonu, doğal afetler ve kazalar durumunda su kaynağının devam etmesini sağlayacak. Toplum 5.0, özellikle doğal afetlere maruz kalan dayanıksız altyapıya sahip bölgelerde, yaşam standartlarının ve sürdürülebilirliğin iyileştirilmesine yardımcı olacak.

Sağlık: Sağlık kavramı yaşam boyu sağlık hizmetlerine dönüştürülerek, hemşirelik ve ilaç alanlarını da kapsayacak. Geleneksel tıp, hastalar ya da semptomlar için tek tip tedaviler sağlarken, yeni yaklaşımlar hastalığın başlangıcını ve şiddetlenmesini durdurmak için önleyici aşamada bireysel sağlığa göre tedavi geliştirecek. Yüksek kaliteli sağlık hizmetlerine erişim, yeni nesil yüksek hızlı iletişim ağlarıyla yapay zekâ tabanlı tıbbi ve tele-tıp teknolojilerini kullanacak.

Tarım ve besinler: Yapay zekâ, tarımsal robotlar ve yerinde tarımsal çalışmalar için otonom dronelar tarafından uzaktan izleme ve kontrol gibi en son teknolojilerden yararlanılacak. Stok ve satış bilgilerinin gerçek zamanlı paylaşımı, üretim, lojistik ve ihracat verilerinin entegrasyonuyla sağlanacak ve stokların koordinasyonu, teslimat süreleri ve ulaşım yolları ile gıda kaybı en aza indirilecek. Etkileşimli iletişim araçlarıyla tüketicilere, ürünlerin üretim geçmişlerine ve bilgilerine ücretsiz erişim sağlanacak.

Lojistik: Verimliliği arttırmak için çeşitli ticaret prosedürleri kullanan yeni platformlar oluşturulacak. İnsan gücünü kullanmadan otonom sürüş, dronelar ve robotlarla çoğu iş otomatikleştirilecek.

Üretim ve hizmetler: Verileri analiz etmek ve bu verileri yararlı mal ve hizmetler üretmek için kullanmak büyük miktarda yatırım ve mesleki bilgi gerektiriyor. Bu durum, dijital dönüşüm sayesinde etkinliği artacak olan yapay zekâ modülleriyle daha da kolaylaşacak. Sektörler, kişiye özel ürünler ve hizmetler sunabilecek.

Finans: Finansal hizmetlerin dönüşümü, bireylerin ve küçük şirketlerin çeşitli üretim ve hizmetler sunmasını sağlayan bir başka unsur olacak.  Dijital dönüşüm ödeme, finans ve sigorta dâhil olmak üzere çeşitli, hazır finansal hizmetler sunacak. Düşük maliyetli, uygun, hızlı, güvenli ve çeşidi bol olan ödeme yöntemleri, insanların nakit olmadan herhangi bir yerde yaşamalarını sağlayacak. Kamu hizmetleri: Merkezi ve yerel yönetimler, sistemlerini dijitalleşmeye dayalı olarak yeniden inşa edecek. Görevlerinin çoğunu dijitalleştirerek ve çeşitli aktörler arasında hızlı bir şekilde veri paylaşarak, daha etkili kamu hizmetleri sunacak.

AKILLI GELECEK, AKILLI KENTLER VE TOPLUM 5.0

Çağımız, hızını yakalamakta zorlandığımız değişimler çağı! Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Aysu Kes Erkul, bir makalesinde şöyle ifade ediyor: “Küresel ve yerel düzeyde daha önce karşılaşmadığımız düzeyde teknolojiye dayalı bir toplumsal dönüşümle karşı karşıyayız ve bu dönüşümü sosyal, ekonomik, hukuki ve eğitimsel boyutlarıyla ele almalıyız.” Özetle, Toplum 5.0 kavramı, yani Süper Akıllı Toplum, özellikle Endüstri 4.0 ile belirginleşen, ağırlıklı olarak nesnelerin interneti temelli üretim modelinin ve ona paralel gelişen robot ve yapay zekâ teknolojilerinin toplumsal sorunların çözümünde kullanılmasına ve bireyin toplumsal yaşamda güçlendirilmesine öncelik veren bir toplumsal eylem planı olarak küresel gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Üstelik, toplumun tüm kesimleri ve bunlar arasındaki ilişkileri doğrudan etkilemesi öngörülerek. Bu nedenle, Toplum 5.0’ın prototipleri ve gelecekteki odakları olarak tanımlayabileceğimiz akıllı kentler için önerilen müşterek tasarım (co-design) ve sosyal inovasyon kavramlarının geliştirilerek bu dönüşümde temel uygulamalar haline gelmesi büyük önem taşıyor. Böylelikle birçok bilim insanını, karar alıcıları ve bireyleri endişelendiren bu zor ve yıkıcı dönüşüm, olumlu bir süreç olarak değerlendirilebilir. Toplum 5.0’ın temelini oluşturan veri analizi ve nesnelerin interneti uygulamalarının ortaklığına güzel bir örnekle yazıyı sonlandırabiliriz. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz Şubat ayında denemelerine başladığı “Akıllı Kavşak” projesinde, kavşaklara yerleştirilen sensörlerle otomatik sayımlar yapılarak aracın daha fazla olduğu yola geçiş üstünlüğü veriliyor. Böylece araç sayısının fazla olduğu geçişlerde gereksiz beklemelerin önüne geçilirken, trafik yoğunluğu azaltılıyor; araçların yakıt tasarrufuna katkıda bulunularak şehirdeki araçların sera gazı emisyonu oranı en aza indiriliyor. Fikir, uygulama ve elde edilen sonuç, gerçekten de Toplum 5.0’ı basit ve etkili şekilde tarif etmiyor mu?