Haziran ayının sonunda, 29 Haziran’da yürürlüğe giren “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı”nı değerlendiren Türkiye Makina Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, “Yatırım teşvik belgelerinin, yerli ve yabancı imalat arasındaki farkı ortadan kaldırarak ithalatı serbestleştiren, teşvik eden ve dampingli makinelere yol veren etkileri vardı. Bu etkilerin, bir kısım makine için sınırlanmasını olumlu bir başlangıç olarak görüyoruz. Dinamik hale geleceği anlaşılan muhteva listesinin ise haksız rekabetle mücadelede önemli bir araç olacağı ümidini taşıyoruz.” dedi. Makine İhracatçıları Birliği verilerine göre, Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 38 artarak serbest bölgeler dâhil 11,4 milyar dolara çıkarken, son 12 aylık dönemde de yüzde 20 artarak 21 milyar doları aştı. Bir ay geriden gelen ithalat verilerine göre ise Mayıs ayı sonu itibarıyla makine ithalatı tutarı yüzde 39 artarak 14 milyar dolara, son 12 aylık toplamda ise yüzde 31 artarak 32 milyar dolara ulaştı. Küresel ölçekte gözlemlenen talep artışının, tedarik bölgelerindeki kayma, tüm endüstriyel dallarda hızlanan dönüşüm gayretleri ve salgının tüketimde sebep olduğu farklılaşmayla mevcut kapasiteleri birbirine uyumlu hale getirme çabalarından kaynaklandığına işaret eden Dalgakıran şunları söyledi: “Dünya toparlanma sürecini geride bırakıp hızlı bir büyüme sürecine giriyor. Bizim sektörümüz de beklenmedik süratte gerçekleşen bu iyileşmeden payını alıyor; kapasite kullanım oranlarımız yüzde 80’e yaklaşıyor. Karantina döneminde işletmelerimizi daha verimli çalışacak hale getirmiş olduğumuzu, zorlanmadan artırdığımız üretim ve ihracatımızdan açık biçimde görüyoruz. Dış ticarette pozitif değer yarattığımız ürün gruplarının sayısı giderek artıyor. Sektörün tamamında bu duruma gelmek içinse kamunun bütün planlarında stratejik ilan edilmiş sektörümüzü ithalat girdabından ve haksız rekabetten korumamız gerekiyor.”

“TİCARET, KARŞILIKLI OLURSA TİCARET OLUR”

Salgın döneminde Türkiye’ye kayan işler ve pekişen ticari bağlantılar sayesinde Avrupa ve Kuzey Amerika’nın ihracatımız içindeki payının yüzde 67’ye, ithalatımız içindeki payının ise 61’e ulaştığına dikkat çeken Dalgakıran şunları söyledi: “Makine ithalatı bizim çok yakından takip ettiğimiz ve bütün verilerine hâkim olduğumuz bir konu. Bu yılın ilk yarısında Avrupa ve Kuzey Amerika’ya yaptığımız ihracat 8 milyar dolar, oradan yaptığımız ithalat ise 10 milyar dolar kadar oldu. Dengeli bir ticaret ve lehimize kapanmakta olan bir makastan bahsedebiliriz. İthalata kategorik bir itirazımız olmamakla birlikte, yıllardır dert yandığımız haksız rekabet meselesi içinde, Türkiye’nin makine ithalatında yüzde 36 paya ulaşan Asya mallarının sektörümüzde yarattığı tahribat önemli bir yer tutuyor. Yılda 10 milyar dolar ithalat yaptığımız bu bölgeye, karşımıza çıkan yüksek vergiler nedeniyle sadece 500 milyon dolarlık makine satabiliyor olmamız, tek taraflı ve sürdürülemez bir ticaret ilişkisi içinde bulunduğumuzu ortaya koyuyor. Ticaret, karşılıklı olursa ticaret olur.”

“29 HAZİRAN KARARI ÖNEMLİ BİR ADIM, DEVAMI GETİRİLMELİ”

Her türlü makinenin, sanki bütün dünya ile serbest ticaret anlaşması imzalanmış gibi gümrüklerden masrafsızca geçmesinin, makine sektörünün Ar-Ge yatırımlarını zaafa düşüreceğinin; yabancıların da Türkiye’de yatırım yapmak ihtiyacını ortadan kaldıracağının altını çizen Dalgakıran, sözlerini şöyle tamamladı: “Yatırım teşvik belgelerinin, yerli ve yabancı imalat arasındaki farkı ortadan kaldırarak ithalatı serbestleştiren, teşvik eden ve dampingli makinelere yol veren etkileri vardı. Bu etkileri bir kısım makine için sınırlayan, 29 Haziran tarihli 4191 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nı fevkalade olumlu bir başlangıç olarak görüyoruz. 1726 makine GTİP’i içinden seçilen 88 pozdan 2019 yılında 500 milyon dolar fazla yaratırken, 2020’de 250 milyon dolar açık verdik. Dinamik hale geleceği anlaşılan muhteva listesinin haksız rekabetle mücadelede önemli bir araç olacağı ümidini taşıyoruz.”