Türkiye’nin Makinecileri markasıyla yurt dışında sürdürdüğü faaliyetler ve tanıtım çalışmalarıyla sektörün bilinirliğini arttırmaya devam eden Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), Türk makinelerinin kalitesi ve teknolojik gücünü tüm dünyaya anlatma ana hedefiyle, Türk makine sektörünün büyüme politikalarına ışık tutacak rapor ve çalışmalar ortaya koymaya devam ediyor. Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl makine sektörü ve alt segmentlerine yönelik dokuz farklı rapor yayımlayan Türkiye’nin Makinecileri, makine sektörünün ihracat kapasitesini artırmaya, alt segmentlerin gelecek stratejilerini oluşturmaya ve bu stratejileri güncellemeye; makine sektörünün mevcut şartlarda yaşadığı ya da yaşayabileceği sorunları tespit edip çözüm önerileri ortaya koymaya yönelik önemli adımlar atmaya da devam ediyor. Bu kapsamda, Türk makinelerinin kalitesi ve teknolojik gücünü tüm dünyaya anlatma ana hedefiyle, sektörün büyüme politikalarına ışık tutacak rapor ve çalışmalar ortaya koyan Makine İhracatçıları Birliği, 2020 yılında 9 önemli rapor yayımlamıştı. Hatırlanacağı üzere, Moment Expo’nun önceki sayılarında da bu raporları incelemiş ve detaylarını sizlere aktarmaya çalışmıştık. Bu kez, Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği’nin (İMDER) katkılarıyla hazırlanan ve geçtiğimiz Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılan, “İnşaat, Madencilik ve Makine Sektörleri Etkileşimi Raporu”nu ele almak istiyoruz.

“ÜRETİM GÜCÜNDE AVRUPA 6’NCISIYIZ”

İş ve inşaat makineleri; insanların iş yapabilme kabiliyetini artıran ve daha kısa sürede daha büyük işler yapılabilmesini sağlayan makinelerdir. Sektör, geçmişten günümüze hızla gelişmiş ve gelişmeye de devam ediyor. İş gücü kapasitesinin büyük oluşu, zaman ve ekonomik değerlerin ön planda ve kullanım alanlarının çok geniş olması, beraberinde sektörde çeşitliliğin de artmasına sebep olurken, sektör; malzeme, imalat yöntemi, yakıt, otomasyon, verimlilik, çevre, iş güvenliği gibi açılardan çeşitli üretim teknolojilerinin uygulandığı makine sanayinin bir alt kolu olarak konumlanıyor. Yatırıma yönelik faaliyet gösteren; bayındırlık, inşaat, altyapı, üstyapı, madencilik, taş ocakçılığı, geri dönüşüm, sanayi ve endüstriyel tüm yatırımların gerçekleşmesinde önemli bir rol oynayan iş ve inşaat makineleri sektörü, ülkelerin altyapı ve üst yapısının imarında kullanılarak ekonomik ve sosyal gelişimine büyük katkılar sağlamasıyla, ülkelerin genel yatırımlarının da önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu kapsamda, Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, sektörün önemi ve önceliklendirilmesine yönelik raporun sunuş metninde, Türkiye’nin, altyapı ve üstyapı inşaatından boru hatlarına, madencilikten tarıma, petrolden savunmaya kadar çok fazla sayıda alanda hizmet veren iş makinelerinde, üretim gücü itibarıyla Avrupa 6’ncısı olduğumuzun altını çizerken, ağır iş makinelerinden mini ya da kompakt olanlara, mobil krenlerden araç üstü sair ekipmana kadar çok geniş bir yelpazede üretim yapabildiğimizi vurguluyor. Kırma eleme tesisleri ve asfalt plentlerinde küresel ölçekte söz sahibi olduğumuzu ifade eden Karavelioğlu, “Büyük sermaye ihtiyacı nedeniyle az sayıda ülkenin başarılı olduğu bu sektörde dünya 11’incisi olmak, yabancı yatırım çekmek ve özellikle de yurt dışında imalat yatırımları yapmış olmak, markalaşma yönünde hızlı adımlar attığımızın da bir ifadesi. Tanınmış çok sayıda firmamız, çok sayıda Ar-Ge merkezimiz ve kendi okullarımız var.” değerlendirmesinde bulunuyor. 2019 yılında inşaat ve madencilik sektörlerinin dünya gelirinden aldığı paylar, sırasıyla yüzde 3,5 ve yüzde 1,5 olmuştu. Türkiye’de ise bu sektörlerin milli gelirden aldıkları paylar sırasıyla yüzde 5,4 ve yüzde 1,1 olarak kayda geçmişti. Toplam 2,5 trilyon dolarlık küresel makine ihracatının 133 milyar doları iş ve madencilik makinele- rinden geliyor ve bu alanda Türkiye’nin payı yüzde 1,1 olarak ölçülüyor. Karavelioğlu, bu verilerden hareketle, “Güçlü ve rekabetçi olduğumuz ve cari fazlamızın hızla artacağına inandığım bu alanda 1,5 milyar dolarlık ihracat yapmış, 800 milyon dolar fazla yaratmışız. Bu makinelerde en büyük oyun- culardan Çin’in yarattığı fazla 15,8 milyar dolar olurken, aynı dönemde Almanya’nın 4,6 milyar olmuş.” diyor. Gerçekten de yüksek teknolojili bu alandaki güç ve yetkinlik, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetinin geldiği yeri göstermesi bakımından özel bir önem içeriyor. Bu makinelerin ya da tesislerin hemen tamamı sistemler bütünüyken, mekanik, elektronik, hidrolik, pnömatik, yazılım gibi hemen bütün bileşenlerin en gelişmişlerinden meydana geliyorlar. Diğer yandan, Türk iş ve inşaat makinesi üreticileri, hemen her yıl, bir uluslararası yarışmada tasarım ödülü alıyor; en çevreci beton santralı, en iyi tasarlanmış kazıcı/yükleyici, en ergonomik kokpit ödülüne layık görülüyor. Üstelik Türk üreticiler, ürün geliştirme süreçlerinde, sektörün güncel başlıklarından radyo frekanslarıyla gerçek zaman ölçme, otonom araçlarla performans ve iş/çevre güvenliğini artırma, hibrit araçları yeni pil teknolojileriyle güçlendirme ve 5G’deki ilerlemeye uygun hızda akıllı teknolojilere uyum sağlama gibi ileri teknikler üzerinde de yoğun emek ve mesai harcıyor.

“ÜRETİM ARTIŞ HIZINDA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜYÜZ”

Kutlu Karavelioğlu raporu değerlendirirken, “Öte yandan, inşaat ve madencilik makineleri sektörümüzün manzarasının makine imalat sektörümüzün genelinden çok da farklı olmadığını görüyoruz. İçeride ve dışarıda karşılaştığı sorunlar ya da talep ettiği destekler hemen bütün STK’larımızca dile getirilenlerle aynı. Ancak sektörün kamu strateji planlarında hedef veya odak olduktan sonra diğer makine dallarımızdan daha hızlı güçlenen bir konumu var. Sektörün iç ve dış pazardan aldığı pay istikrarlı biçimde artıyor. Beton, taş ve asfalt plentlerinde ve kazıcı yükleyicilerde yüzde 85’i aşan iç pazar payı imrenilecek ve ithalatın dizginlenmesiyle bir makine dalının nasıl hızlı büyüyebileceğini kanıtlayan bir durum. İç pazar payı yüzde 45 civarında olan müteharrik makinelerde daha büyük tonajlara yönelme ihtiyacı görülüyor. Yerli girdi oranının yüzde 55 ila yüzde 75 bandında ve üretimin yarıya yakınının ihraç ediliyor oluşu ise ithal komponentlere olan bağımlılığın giderek azaldığını gösteriyor. Giderek azalan bu bağımlılık, üretim artış hızımızı Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü sıraya taşıdı. Aktarma organları konusunda yerlileşme çabaları firmaların kendi bünyelerinde yoğunlaşıyor. Emisyonlarla ilgili mevzuattaki hızlı gelişmeler ve elektrik motorlarının kullanımının kısa zamanda yaygınlaşacağı tahminleri, stratejik yaklaşımlar gerektiriyor. Bu trend, taşıt araçlarına parça üreten firmalarımızı iş makinelerine de hizmet verme durumuna getirirse çok daha hızlı yol alır, katma değerimizi de artırırız.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Diğer yandan Karavelioğlu, “Hemen her sektöre hizmet veren bu makinelerin bir başka katkısı da kiralama sektörünün temellerini atmış olması. Dünya üretiminin yarıya yakınının makine kiralayan şirketlere satıldığını görüyoruz. Servis ve bakım hizmetleri istihdamı yüksek önemde bir ağ oluşturuyor. Ruhsatlanma sayesinde finansal araçlara yatkınlık, banka ve sigorta sektörleri üzerinden de ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor. İş ve madencilik makineleri imalatçılarımız, sektörümüzün taşıyıcı direklerinden birini oluşturuyor.” sözleriyle de Türkiye’nin, makine imalatını neden önceliklendirdiği sorusuna yanıt bulunabileceğini söylüyor.

“DÜNYA PAZARLARI KÜÇÜLÜRKEN, TÜRKİYE PAZARI BÜYÜDÜ”

İş ve inşaat makineleri sektörü, sanayi sektörleri içinde yoğun olarak yatırım malı üreten bir sektör olması sebebiyle, imalat sanayisi içinde özel ve önemli bir konumda değerlendiriliyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde öncelikli sektörler arasında yer alan iş ve inşaat makineleri sektörü, ülkelerin altyapı ve üstyapısının imarında önemli bir görev üstleniyor; ekonomik ve sosyal gelişime büyük katkılar sunuyor ve sağladığı iş imkânı, iş gücü sayısı ve ekonomide yarattığı katma değerle sanayinin diğer dalları arasından sıyrılarak öne çıkıyor. Geniş hizmet ağı ve Türkiye’nin son 10 yıldaki büyük projelerinde önemli görevler üstlenen Türk iş ve inşaat makineleri sektörü de dünyada bilinirliğini her yıl güçlendiriyor. Avrupa, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve ABD’ye ihracat gerçekleştiren sektör, iyi fiyat performansı ve yüksek mühendislik becerisiyle elde ettiği üstün kalitesiyle rakipleri karşısında avantajlı bir konumda bulunuyor. Bununla birlikte, ülkenin genel ekonomisinden ve nihai üretim için yüksek derecede önem arz eden dizel motor, hidrolik ekipman, aktarma organı gibi komponentlerde ithalata bağlı yapısından dolayı özellikle döviz kuru hareketlerinden yoğun olarak etkilenen sektör, 2018’de iç pazarda bu etkenler sebebiyle büyük bir düşüş yaşayarak yüzde 41 oranında küçülmüştü. Kurlarda yaşanan dalgalanmaların, yüksek faizin ve enflasyonun olumsuz etkileri 2019’da da ülke ekonomisinde yoğun olarak hissedilmiş ve iş ve inşaat makineleri sektörünün bu yıl içerisindeki küçülmesi yüzde 54 ile daha sert olmuştu. 2018 ve 2019’da iç pazarda yaşanan bu küçülme, sektörün ihracat operasyonlarına ağırlık vermesini sağlarken, yaşadığı zorlukları ihracatla kapatmaya yönelen Türk iş ve inşaat makineleri sektörü, 2019 yılında ihracatta önemli bir başarı sergileyerek 1,34 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi. Küresel iş ve inşaat makineleri üretiminde halen, Çin,  ABD ve Hindistan en büyük paylara sahip ülkeler olarak sıralanıyor. Bölgesel olarak bakıldığında ise Avrupa pazarının öne çıktığı görülüyor. Avrupa iş ve inşaat makineleri pazarının yüzde 60’ını da Almanya, Fransa ve İngiltere oluşturuyor.

İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Merih Özgen, rapora yönelik değerlendirmesinde, yaşanan salgın sürecinin tedarik zinciri etrafında iş akışını döndüren iş ve inşaat makineleri sektörünü de büyük ölçüde etkilediğini vurgularken, “Çin’in önemli bir tedarikçi konumunda olduğu sektörde, yedek parça ve komponent tedarikinin yapılamaması nedeniyle üretimde meydana gelen aksamalar salgının ilk yansımaları olmuştu. Türk iş ve inşaat makineleri sektörünün ihracat pazarları salgından yoğun olarak etkilenirken talepler de düşüşe geçmiş; önceden alınan siparişlerin teslim süreleri de sınırların kapatılması nedeniyle uzamıştı. Ancak tüm bu zorluklara rağmen sektörümüz 2020 yılında 1,38 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi. Salgın, iş ve inşaat makineleri sektörü için yapılan tüm gelecek tahminlerinin yenilenmesine neden oldu. Dünyayı sarsıcı biçimde etkisi altına alarak küresel ekonominin küçülmesine neden olan salgın, ekonomik büyüme ile doğru orantılı olan iş ve inşaat makineleri sektörünün de tüm dünya pazarlarında daralmasına sebebiyet verdi. Ancak dünya pazarları küçülürken, Türkiye iç pazarı kamu alımları, kredi genişlemeleri ve 2019’daki olağanüstü daralmanın baz etkisiyle önemli ölçüde büyüdü.” değerlendirmesinde bulunuyor.

“TEDARİK ZİNCİRİNDE İLK HALKA OLABİLİRİZ”

Diğer yandan, salgın sürecinde Uzak Doğu merkezli tedarik zinciri yapılanması sorgulanırken, gelişmiş ülkelerde yerleşik olan ve küresel değer zincirlerine sahip firmalar bu dönemde tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar nedeniyle, zincirin halkalarını kendi ülkelerinde veya kendi ülkelerine yakın coğrafyalarda yeniden biçimlendirme ve konumlandırma düşüncesi içerisine girdiler. Bu süreçte Türkiye, AB’ye üyelik sürecinde sağlanan AB teknik müktesebatına yüksek uyum durumu, uluslararası ilişkileri başlatma, geliştirme, biçimlendirme yeteneği ve AB’nin en yakın tedarikçilerinden biri olmasıyla yeni tedarik zinciri yapılanmasında avantajlı bir konuma yükseldi. Özgen, bu gelişmeyi, “Devlet tarafından sağlanacak teşvik ve desteklerin de yardımıyla kritik parça, aksam ve komponent üretiminde Türkiye, coğrafi konumunun getirmiş olduğu üstünlükle birlikte önemli bir üretim üssü olmaya adaydır. Türkiye, savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda bağımsız yerli üretici haline geliyor. Küresel tedarik zincirinde, zincirin ilk halkası olarak yer almak Türkiye’nin hem üretim anlamındaki itibarını sağlamlaştıracak hem de ülke ekonomisine büyük katkılar sunacaktır. Dengeli ve istikrarlı bir ekonomi için güçlü bir makine sektörü şarttır. Türkiye’nin kalkınmasında önemli bir katkısı olan makine sektörünün gücü ve üretim kapasitesi ne kadar yukarıda olursa, ülkemizin küresel ekonomiden alacağı pay da aynı oranda artacaktır. Ülkemiz küresel rekabet ortamında ilk sıralarda makine sektörünün toplam ihracat içerisindeki payı yüksek olduğu takdirde yer alabilir.” sözleriyle değerlendiriyor.

ÜRETİMDE YERLİLİK ORANI HER YIL ARTIYOR

Sağladığı iş imkânları, iş gücü sayısı ve ekonomide yarattığı katma değer göz önüne alındığında iş ve inşaat makineleri sektörü sanayinin diğer dalları arasında öne çıkan sektörlerin başında geliyor. Sektör, yatırım malı üretmesi nedeniyle diğer tüm sanayi kollarıyla etkileşim içerisindeyken, üretilen makineler ve mekanik ekipmanların performansı, diğer tüm sektörlerin üretim verimliliğini doğrudan etkiliyor; ekonominin gelişmesine ve sanayi kollarının rekabet gücünün artmasına katkı sağlıyor. Bu çerçevede, tüm makine imalat sanayisi içerisinde iş ve inşaat makineleri sektörü, küresel ölçekte sektörde söz sahibi olan ve dünyanın önemli ihracatçıları arasında bulunan Almanya, İngiltere, Fransa gibi gelişmiş ülkelere yönelik ihracatını da her yıl artırıyor ve uluslararası pazarlardaki payını giderek yükseltiyor. Sektörün, 2000’li yılların başında 1.500 ila 2.000 adet olarak gerçekleşen iç pazar satış rakamları zamanla hacmini artırmış ve 13.000 adetleri geçen seviyelere ulaşmış durumda. Bu büyüme oranıyla Türk iş ve inşaat makineleri sektörü, Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüme oranına sahip ülke konumunda bulunuyor. Halen pazar büyüklüğü olarak Avrupa’da 7’nci, dünyada 11’inci sırada yer alan Türk iş ve inşaat makineleri sektörü ihracatı, geçtiğimiz yıl salgın koşullarına rağmen yüzde 1,5 artışla 1,4 milyar dolara yaklaşmıştı. Diğer yandan, sektör üretiminde yerlilik oranlarının giderek yükselmesi ise önemli bir rekabet avantajı olarak değerlendirilebilir. İş ve inşaat makineleri sektöründe imalat yapan firmaların yerli girdi kullanma oranı ortalama olarak yüzde 55 seviyesindeyken, kırma eleme, beton makine ve ekipmanları gibi alt segmentlerde bu oran yüzde 75 bandına kadar çıkabiliyor. Bununla birlikte, Türkiye’de üretilen iş ve inşaat makinelerinin yüzde 45’i ihraç edilirken Türkiye iç pazar talebinin büyük bölümü halen ithal ürünler tarafından karşılandığını da söylemeliyiz.

SALGIN DÖNEMİNDE BÜYÜMEYİ BAŞARDI

İş ve inşaat makineleri sektörünün son altı yılı incelendiğinde, 2015-2018 yılları arasında ithalatın ihracattan daha fazla gerçekleştiği görülüyor. Bu yıllar arasında iç pazardaki hareketlilik ve ihtiyaç duyulan makine sayısının fazla olması sektörün ithalatını artırırken, 2018’de yüzde 40 daralan iç pazar, sektördeki firmaların ihracata odaklanmalarını sağlamıştı. Firmaların bu gayretiyle sektörün ihracatı 2018’de ithalatına yaklaşmış ve 1 milyar 126 milyon dolar olarak gerçekleşmiş; 2019’da ise ithalatını geçerek 1 milyar 365 milyon dolar olmuştu. Yine 2019’da sektörün ithalatı da tarihi bir düşüş yaşmış ve yüzde 42 oranında azalmış, ihracatı ise yüzde 21,2 oranında artış göstermişti. Küresel bir salgına ve ekonomik krize dönüşen Covid-19 virüsüyle mücadele edilen 2020 yılında ise sektörün ihracatı 2019 yılına göre yüzde 1,5 oranında artarak 1 milyar 385 milyon dolar oldu. Bu dönemde ithalat ise yüzde 3,7 oranında artarak 812 milyon dolar olarak kaydedildi. Günümüzde, Türk iş ve inşaat makinaları sektörü, AB üyesi ülkeler de dâhil olmak üzere 133 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Sektörün ana ihracat bölgeleri ise Avrupa, Kuzey Afrika başta olmak üzere Afrika, Rusya, Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetler olarak öne çıkıyor. Diğer yandan, 2018 ve 2019’da yurt içi satışlarda yaşanan keskin düşüşler de 2020’de telafi edilmiş gözüküyor. 2017-2019 döneminde kurlardan kaynaklı maliyet artışı, faizlerin artması nedeniyle işletme sermayesi bulmada yaşanan sıkıntılar ve iç pazardaki talep daralması nedeniyle düşen iç satışlar, salgın dönemi olan 2020’de tahminlerin ötesinde bir artışla (yılın ilk 10 ayında 3.862 adet iş makinesi satışı gerçekleştirerek) 2019’un aynı dönemine göre yüzde 80,7 büyüme gösterdi. Ancak, bu büyüme oranı çok iyi görünse de, 2020 yılı satış rakamları sektörün en hareketli yılları olan 2015-2017 yılları arasındaki satış rakamlarının oldukça gerisinde kalmaya devam ediyor. Küresel ölçekteki dış ticaret verilerine baktığımızda ise 2021 yılından sonra güçlü bir büyüme trendi beklentisiyle karşılaşıyoruz. Uluslararası iş ve inşaat makineleri pazarlarının araştırma ve analizinde uzmanlaşmış bir yönetim danışmanlığı olan Off-Highway Research’ün araştırmalarına göre sektör, 2012-2016 yılları arasında yaşanan ciddi düşüşün ardından 2017 yılında yüzde 27’lik bir büyüme sergileyerek toparlama sürecine girmişti. Bu dönemde Çin iş ve inşaat makineleri pazarında yaşanan gerileme, diğer büyük pazarlarda yaşanan büyümeyi dengelemekten çok uzak kaldı. 2017 ve 2018 yılları boyunca küresel iş ve inşaat makineleri pazarı; Çin, Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistan dâhil olmak üzere dünyadaki hemen hemen tüm büyük pazarlarda artan taleple senkronize bir toparlanma sürecine girmiş oldu.

Küresel çapta talebin yüzde 24 artmasıyla, yaklaşık 1,1 milyon iş ve inşaat makinesi satış adedi ile sektör, 2018 yılında tarihi bir büyümeye tanık oldu. Bu yeni büyümeyle birlikte tarihte yalnızca ikinci kez yıllık satışlar 1 milyon makineyi aşmış oldu. Satışı gerçekleşen iş ve inşaat makinelerinin toplam değeri ise 110 milyar dolar değerine ulaştı. Bununla birlikte yine Off- Highway Research’ün araştırmaları, 2020’de salgın kaynaklı nedenlerle dünya iş makineleri sektörünün yüzde 16 civarı düşüş yaşadığını ortaya koyuyor. İş makineleri sektörü talepteki dalgalanmalara alışık olsa da bu düşüş normal zamanlarda beklenenden çok daha şiddetli bir gerilemeyi temsil ediyor. Uzmanlar, dünya genelinde ana sorunun salgının pazarlara getirdiği belirsizlik olduğunu söylerken, salgında yeni kapanma risklerinin 2021’de dünya genelinde beklenen yüzde 3’lük büyümeye şüphe düşürebileceğini de ifade ediyor. “İnşaat, Madencilik ve Makine Sektörleri Etkileşimi Raporu” da bu kapsamda, iş ve inşaat makineleri sektörünün ayakta kalabilmek için güçlü kamu yatırımları ve önlemlerine ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor ve “Türkiye’nin kalkınmasında çok önemli bir yeri olan iş ve inşaat makineleri sektörü; salgın, doğal afet gibi zamanlar başta olmak üzere hiçbir suret ile kesintiye uğramaması gereken altyapı hizmetlerinin (enerji, su, kanalizasyon, gaz, internet gibi) sürdürülebilmesine destek olmaktadır. İhtiyaç olması durumunda yeni hastanelerin, sağlık kurum ve kuruluşlarının inşasında da iş ve inşaat makineleri sektörü görev alacaktır. Bu nedenle, iş ve inşaat makineleri sektörünün verimli bir şekilde üretime devam edip hizmet içinde kalması ulusal bir güvenlik meselesidir.” değerlendirmesinde bulunuyor.

RAPOR, SEKTÖRÜN BUGÜNÜ VE GELECEĞİNE IŞIK TUTUYOR

İMDER’in katkılarıyla hazırlanan rapor, temelde sektörlerin mevcut yapıları, rekabet unsurları, üretim ve ticareti etkileyen faktörlere odaklanırken, madencilik ve inşaat sektörlerinin yerel ve küresel ekonomideki önemlerinden hareketle iş ve inşaat makineleri sektörünün yerel ve küresel ölçekteki pozisyonunu inceliyor; sektörün önemli bir bileşeni olan kiralama sektörünü de ele alarak kapsamlı bir bakış açısıyla iş ve inşaat makineleri sektörünün bugünü ve geleceğine ışık tutuyor. Bu kapsamda, “İnşaat, Madencilik ve Makine Sektörleri Etkileşimi Raporu”nun Türk makine sektörü için ufuk açıcı, politika belirleyiciler için referans kaynak olacağına inanıyoruz. Raporun, tam metnini, kapak konumuzun ilk sayfasında göreceğiniz karekodu mobil telefonunuz ya da tabletinize okutarak inceleyebilirsiniz.