Türkiye’de 70’li yılların ortaları ndan bu yana faaliyette olan Hidromode, genç bir makine mühendisinin rüyası olarak başladı. Bugün de aynı dinamizmini koruyan firma tam anlamı yla bir mühendislik merkezi halinde çalışıyor. 1972 yılında İTÜ Makine Fakültesini bitiren Hidromode Hidrolik Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Yö- netim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede o yıllar okuldaki hocasının İMBAT Makine Sanayi Yönetimi ile anlaşarak bu fabrikada çalışmasını sağlamasıyla sektöre ilk adımını atmış. O dönemde İMBAT’ın Türkiye’de plastik enjeksiyon makineleri ve hidrolik presler konusunda Alman firmaları lisansı ile üretim yapan en büyük özel makine tesislerinden biri olduğunu anlatan Hasan Büyükdere, burada 1977 yılına kadar çeşitli kademelerde görev almış. Ekim 1977’de ayrılarak kendi makine imalat atölyesini Bayrampaşa’da kuran Büyükdede, 1995’te Beylikdüzü’nde, 2003’te de Hadı mköy’de yaptığı yeni tesislerle Hidromode’nin 32 yıllık macerasının yolunu açmış.

BİRİKEREK İLERLEYEN SEKTOR:
MAKİNE Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerine bakılınca hepsinin, yüksek teknolojide yer alan makine sektöründe gelişmiş olduklarının ve ihracatlarının yüksek olduğunun görülebileceğini söyleyen Hidromode Hidrolik Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede, “Makine sektöründe iyi seviyede bulunmayan ülkeler gayri safi hâsılaları ne kadar iyi olursa olsun dünya politikalarında etkin olamamaktadırlar” diyor. Birçok sektörün maliyetleri düşürmek adına kolayca tüm ekipleri ile birlikte başka ülkelere geçmesinin mümkün olduğunu ancak makine gibi sektörlerin yıllarla, birikimle ilerlediği için yerleştiği bölgeden çıkması nın zor olduğunun aktaran Büyükdede, “Bazı sektörler daha ucuz üretebildiğ i ülkelere kolayca gidebiliyor. Makine sektörü bir birikimin sonucu oldu- ğu için, nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğundan dolayı ve stratejik yapısı ile yer değiştirmeyen, katma değeri hızla yükselebilen GSMH içinde yüksek pay ve ihracatla ülkeleri saygın hale getiren en önemli sektörlerden biridir” şeklinde konuştu.

TURKİYE AB’NİN MAKİNE URETİM MERKEZİ OLABİLİR
Türkiye makine sektörünün geleceğinin alınacak önlemler ve stratejik adımlarla sıkı bir üretici haline gelebileceğini aktaran Büyükdede, Türkiye’nin AB ülkelerinin üretim üssü olacağını ve bunun bir hayal olmadığını vurguladı. Gelecekte makine üreticilerinin işyeri alanları nı büyüteceklerini, ellerindeki ikinci el tezgâh parklarını yenileyerek daha hassas üretimler yapabileceklerini ve ürettikleri makinelerin prezisyonlarının artacağı na inandıklarını söyleyen Büyükdede sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemiz insanının da makine imalatına, yeni projeler geliştirmeye istidadı ve isteği bulunması da ayrıca bir avantajdır. Bugün İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Ankara, Eskişehir, İzmir, Bursa, Konya, Denizli, Afyon, Uşak, Adana, Gaziantep, Çorum, Kayseri, Kastamonu ve daha sayamadığım birçok merkezde makine imalatı yapılmakta ve gün geçtikçe de birçok ilimizde yeni kurulan OSB’lerde yeni üretim merkezleri eklenmektedir. Halen 20 binden fazla üreticisi olan bu sektör yakın gelecekte özellikle AB ülkelerinin üretim merkezi olmaya adaydır.

” KAMUDAN OZEL SEKTORE UZANAN SERUVEN
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında makine sektörü Makine Kimya Enstitüsü gibi, Türkiye Şeker Fabrikaları’na ait Makine fabrikaları gibi, ordunun atölyeleri gibi devlet kurumlarında daha büyük ebat- larda iken sivillerde daha ziyade küçük atölyelerde imalat yapılıyordu. Özellikle 1952’lerde verilen teşvikler ile sivil makine sektöründe hızlı bir gelişme kaydedildi. Bu gelişmeler ile mühendislik ve makine üretim hayatının aynı zamanda makine sektörünün gelişim hayatı ile örtüştüğünün altını çizen Büyükdede, küçücük imalathanelerden şu an dünyada söz sahibi bir makine sektörü haline geliş sürecini ise kısaca şöyle anlattı: “Önceleri, 50 – 100 metrekarelik küçük atölyelerdeki döküm parça imalatları, ziraat aleti imalatları marangoz makineleri, elle tahrikli plastik makineleri, kolla şekilenen tencere imalat makineleri, dokuma ve tekstil makineleri, değirmen makineleri, traktör römorku, basit bisikletli araba imalatları, usta çırak ilişkisi içinde mühendisliğin çok girmediği yapı da imal edildi”. Büyükdede, mühendisler ve teknikerlerin genelde devlet fabrikalarında bulunduğunu söylüyor. 1970’ten sonra devlet fabrikalarında tecrübe kazanmış usta ve mühendislerin piyasada daha nitelikli atölyelerde kurmaları eski küçük atölyedeki ustaların ikinci nesillerindeki mühendis çocukları nın Türkiye’nin yeni makine sektörünü doğurduklarını aktaran Büyükdede, “Bugünlere gelince üçüncü jenerasyonlar devreye girmeye başladı ve zamanımızın gelişmiş dünyasındaki açık makine tesislerini kurdular” dedi

YENİ FİKİRLER YENİ MAKİNELER
Hidromode hidrolik derin çekme metal form verme presler, kompozit malzeme içim özel presler, komple pul kesme hatları, plastik presleri, Lastik vulkanizasyon presleri , montaj – demontaj presleri ve özel hidrolik- pnomatik tahrikli makineler ve bu ürünlerin yazılımları konusunda uzmanlaşmış bir firma. 1977 yıllarında daha basit hidrolik devreli, kontaktör kumandalı elektrik panolu presler yaparken, bu gün variabl pompalar proportional valflerle donatılmı ş, PLC kumanda panolu, dokunmatik ekranlarla programlanabilen CE güvenlik sistemleri ile teçhiz edilmiş, rakabetçi bir firma olan Hidromode’nin teknolojik gelişmeleri de yakından takip ettiğini vurgulayan Büyükdede, “Hidrolik pres teknolojisinde çok büyük bir gelişme bulunmaktadır. Yeni proportional ve Servo valf kontrol sistemleri ve hızlar o kadar arttı ki buna cevap verecek hızda PLC, yazılım ve donanım kullanmak onları programlayabilmek gerekmektedir. Artık mekanik pres hızında işlev gören hidrolik presler üretebilmekteyiz. Her gün yeni gelişimi takip etmek ve Ar-Ge imkanlarımızı geliştirmek zorundayız” dedi. Hidromode’nin sadece bir makine fabrikası değil bir mühendislik merkezi niteliğinde olduğunu dile getiren Büyükdede, “Her gün müşteri grupları yapmayı hedefledikleri yeni bir ürünü getiriyor. Ve bu ürünü kendisine uygun hale getirmemizi veya tasarlamamızı istiyor. Biz de bu talepler doğrultusunda sürekli fikirler ve yeni makinelerle tanışıyoruz” dedi.

“BU SURECİ DAHA ONCE YAYDIK”
Makine sektörünün Türkiye’de hala devlet tarafından stratejik sektör kabul edilmediğini dile getiren Hasan Büyükdede, buna rağmen sektörün iyi bir noktaya geldiği belirtti. Ancak gelinen bu noktanın çok iyi olmadığını ifade eden Büyükdede, “O yüzden de otomotiv gibi, Tekstil gibi, Turizm gibi sektör olarak dünyada bizde varız bunun arkası nda durmak ve desteklemeliyiz diyen bir bürokrasiye kavuşamadık, bu değişmeli ve yerli üretim teşvik ve destek görmelidir” dedi. Ancak, 1974 Kıbrıs harekâtında Amerikan ambargosu döneminde devletin ithal etmek yerine içe dönme gereğini duyduğunu ve bu oluşumun makine sektörünün gelişmesinin yolunu açtığını vurgulayan Büyükdede, “Zaman zaman içimize dönerek imkânları mızı ele almamız ve onları geliştirmeye çalışmamız, yerli ürün kullanımı- na özen ve teşvik göstermemiz makine sektörünün gelişimini sağlayacaktır” şeklinde konuştu. Ekonomik göstergeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Büyükdede, “2008 yılı Ekim ayına kadar iyi bir performans gösterildi. Ancak 2009 yılı başından itibaren ciddi bir talep daralması ile karşılaşıldı. Otomotiv, beyaz eşya sektörlerine hitap etmemiz dolayısıyla ve AB ülkelerine ihracat ağırlığımızın olması dolayısıyla bu daralmayı 2010 başına kadar hissedeceğimizi öngörüyoruz. Makine ihracatçının toplam ihracattaki payını artırabilmesi, ürettiğimiz makine ürün tipi çeşitlemesini çok artırmamaya bağlı olduğuna inanıyorum” dedi.

“DUNYANIN HERYERİNDE TESİSLERİ KURUYORUZ”
Almanya, Rusya, Fransa ve Kuzey Afrika’daki Fransız kökenli firmalar, Mısır, İran, Suriye gibi ülkeler ile ihracat ilişkileri olan Hidromode, birlikte çalıştığı yabancı firmalardan da övgü alan bir yapı- ya sahip. Özellikle Almanya’da bir partner ile üç yıldır aralıksız, kamyon makas yay tesisi makineleri sektöründe, birlikte çeşitli ülkelerde tesisler kurduklarını anlatan Büyükdede, “Karşılıklı projelerin geliştirilmesinde normlara uygunlukta iyi bir işbirliği yaşamaya devam ediyoruz” dedi. Büyükdede sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bir süredir elimizde tuttu- ğumuz sadece sac işleme makineleri gibi makine grupları yanı sıra matbaa ve ambalaj makineleri gibi daha yazılımı ve hassas fonksiyon özellikleri olan, pahalı, geliştirme gerektiren makinelere yönelmemiz Kore, Tayvan, Almanya ve İspanya’nın geliştirdikleri özel fonksiyonlu makinelere ağırlık vermemiz gerekecektir. Özellikle Almanya’nın üretimden çıkmaya çalıştığı gelişmiş makine sektörlerinde üretim üssü haline gelmeyi mümkün görmekteyim. Bugün Almanya 110 milyon dolar makine ithalatı, 240 milyar dolar makine ihracatı yapmaktadı r. Almanya’ya bizim makine bazında ihracatımız hala 3 ila 4 milyar dolar civarı ndadır. Büyük bir potansiyelden yeterince faydalanmadığımız inancındayım.” SPOT: “ Bu gün Almanya 110 milyon dolar makine ithalatı, 240 milyar dolar makine ihracatı yapmaktadır. Almanya ya bizim makine bazında ihracatımız hala 3 ila 4 milyar dolar civarındadır. Büyük bir potansiyelden yeterince faydalanmadığımız inancındayım.

Hasan Büyükdede Hidromode Hidrolik Makina Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye AB ülkelerinin üretim üssü olabilir. Bu bir hayal değil.