Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye’nin Makinesini Büyüten Şehirler-3: İzmir” toplantısında, İzmir makine sanayisinin Türkiye ekonomisine katkıları ele alındı. Makine sanayisinin mevcut durumu ve geleceğine yönelik projeksiyonların paylaşıldığı toplantıda, katılımcı firmaların görüşleri de değerlendirildi. Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğünde düzenlenen programda, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, TİM Başkan Vekili ve MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu ile EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi değerlendirmelerde bulunurken, MAİB Ekonomi Danışmanı Can Fuat Gürlesel de “Dünya ve Türkiye Ekonomi ve Makine Sektörü Beklentileri” başlıklı sunumuyla katılımcıları bilgilendirdi.

“İZMİR, SANAYİLEŞME TARİHİMİZ İÇİN DEĞER YARATAN BİR ŞEHİR”

Toplantıda bir konuşma yapan Sanayi ve teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun yüzde 10’una Ege bölgesinin ev sahipliği yaptığını belirtirken, bu kuruluşların da yarısının bulunduğu İzmir’in ülke sanayisinde önemli bir yeri olduğunu söyledi. Çevresindeki zengin tarım alanları ve uygun ulaşım şartlarının İzmir’i canlı bir ticaret merkezi haline getirdiğini vurgulayan Büyükdede, makine sektöründe son iki yılda İzmir’de 1,7 milyar liralık yatırım yapıldığını ifade etti ve bu yatırımlarda yaklaşık 2 bin kişilik istihdam öngörüldüğünü aktardı. Büyükdede konuşmasında, “Artık bulunduğumuz döneme çeviklik dönemi deniyor. Çeviklik ise bir organizasyonun yeni koşullara uyum sağlayabilme ve yeni iş fırsatları yaratmak için yönünü değiştirme yeteneği olarak ifade ediliyor. Çevikliğin ve uyum kabiliyetinin artık küresel rekabette had safhada önemli olduğu dönemi yaşıyoruz. Dolayısıyla firma sahipleri ve yöneticiler kurumsallığı ön planda tutacak şekilde hem işletme yapılarını mevcut koşullara göre sürekli güncel tutmalı hem de çalışanların motivasyonunu en üst seviyede tutmak adına ellerinden geleni yapmalılar.” diye konuştu.

“MAKİNENİN İHRACAT İÇİNDEKİ PAYINI YÜZDE 15’E ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay ise makine sektörünün stratejik bir sektör olduğunun altını çizdiği konuşmasında, sektördeki yıllık ihracatın 21 milyar dolar olduğunu kaydetti. Buna karşılık makine sektörünün, 34 milyar dolarlık ithalatla 13 milyar dolarlık dış açığın verildiği bir kalem olduğunu ifade eden Turagay, sektörde 30 bine yakın imalatçı olduğu bilgisini verdi. Makinenin bulunduğu 84’üncü faslın dünya ticareti içindeki payının yüzde 12,3 olduğunu da vurgulayan Turagay, hâlen 2 trilyon dolar civarında olan dünya ticaretinin 2030 yılında 4,5 trilyon dolara çıkmasının öngörüldüğünü bildirdi. Bu hızlı ilerlemeden Türkiye’nin de payını alması gerektiğine dikkat çeken Turagay, “Makine bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinin ilk üç temel sektörü arasında yer alıyor. İmalat sanayisinin içinde makine sektörünün payı Çin’de yüzde 17, Almanya’da yüzde 18, ABD’de yüzde 13, Japonya’da yüzde 19, İtalya’da yüzde 18 civarında. Bizim kesinlikle yüzde 10 civarındaki payı artırmamız lazım.” dedi. Makine ihracatının genel ihracat içindeki payını yüzde 15’e çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Turagay, “Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm çok önemli. Bu trenleri kaçırmamamız lazım. Yerlileşmeye daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Kamu alımlarında yerli malı kullanmayı biraz daha teşvik etmemiz gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bazı alışkanlıklarımız var. Bunları hep birlikte ancak kırabiliriz.” diye konuştu.

“KAMU ALIMLARINDA YERLİ MAKİNEYİ ÖNCELEYEN LİSTELER DAHA KAPSAMLI HALE GETİRİLMELİ”

Kutlu Karavelioğlu da konuşmasında, makine üretim ve ihracatını son yıllarda hızla artıran Türkiye’de, İzmir’deki üreticilerin de bu gelişmelere büyük katkı sağladığını bildirdi. Son birkaç yılda, makine imalatında, yani üretim teknolojilerinde yerlileşmenin önemine, hatta mecburiyetine dair bilinçlenmenin hızlandığını ve yayıldığını söyleyen Karavelioğlu, bunun belirtilerinin bütün dünyada görüldüğünü kaydetti. Dış ticarette gelişmekte olan ülkelerin payının artmasının bunun güzel bir ifadesi olduğunun altını çizen Karavelioğlu, “Dış ticaretteki bu kaymayı, makine dış ticaretinden başlayarak net biçimde gözlemliyoruz. Yani makine üretimi ve ihracatını artıran ülkelerin teknoloji geliştirmekteki başarısı, hemen diğer sanayi ve hizmet dallarında meyvelerini veriyor. Yani bütün sektörler daha rekabetçi oluyor.” diye konuştu. Makine sektörünün performansına ilişkin verileri de paylaşan Karavelioğlu, “Makine üretimi geçen yıl yüzde 9 artmıştı; bu yıl ilk sekiz ayda yüzde 38 arttı. Makine ihracatı ise geçen yıl dünyadaki kayıpların yarısı oranında düşmüştü; bu yıl 2019’a göre yüzde 20, geçen yıla göre yüzde 25 civarında artarak 23 milyar doları bulacak.” dedi. Bununla birlikte, Türkiye’nin son 20 yılda 460 milyar dolarlık makine ithalatı yaptığı bilgisini veren Karavelioğlu, “İlk hedef; bu kan kaybına son verecek yetkinliğe ulaşmak olmalıdır. Kamu alımlarında yerli makine ekipmanı önceleyen listelerin daha kapsamlı hale getirilmesini de önemsiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“İZMİR’İN YEŞİL DÖNÜŞÜM SÜRECİNE KATKISI BÜYÜK OLACAK”

Kutlu Karavelioğlu, konuşmasında, İzmir’in makine üretimi ve ihracatı için çok uygun bir ekosisteme sahip olduğunu da vurgulayarak, “Burası, üç büyük kullanıcının; yani sanayi, tarım ve hizmet (özellikle de enerji) sektörünün iç içe olduğu nadir, hatta tek bölgemiz. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından çok zengin. Yeşil dönüşüm sürecine katkısı da büyük olacaktır.” dedi. Rüzgâr enerjisi kurulu gücünde birinci olan İzmir’in, tek başına jeotermal enerjide beşinci sırada olduğuna işaret eden Karavelioğlu, şunları söyledi: “Hem rezerv hem de rezervden yararlanma becerisine sahip olan İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri de ihtisaslaşmıştır. Malum; ikiz dönüşüm süreci iş modellerinin yeniden tasarlanmasını gerektiriyor; nitelikli iş gücü ihtiyacı artıyor. Uzman istihdamının İzmir’de çok yoğun olması bölgenin gücünü artırıyor.” İhracatçıların yüzde 7’sinin yer aldığı İzmir’in; İstanbul, Ankara ve Konya’nın ardından en çok makine ihracatçısına sahip dördüncü il olduğunu söyleyen Karavelioğlu, “20 yılda İzmir’in genel ihracatı üç katına çıkarken, makine ihracatı 11’e katlandı. İzmir’in sektörde ne kadar hızlı yol aldığını en açık buradan görüyoruz.” diye konuştu.

‘’ÜRETİMDE İNSAN OLMASA DA MAKİNELER MUTLAKA OLACAK”

EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de konuşmasında, İzmir’in makine ve aksamları ihracatı verilerini paylaştı ve “İzmir’den geçen yılın tamamında 534 milyon dolarlık makine ve aksamları ihracat gerçekleştirilirken, bu yıl daha Kasım ayının başında makine ihracatı 570 milyon doları geçti. Yılın sonunda makine ihracatının 700 milyon dolar seviyesine ulaşacağını öngörüyoruz. Yani İzmirli makinecilerimiz tıkır tıkır çalışarak ihracatlarını artırmaya devam ediyorlar.” dedi. Son birkaç yılda dünyanın önemli makine tedarikçilerinde üretim ve ihracatın azalmasına rağmen Türkiye’de ivme kazandığını dile getiren Eskinazi, “Ülkemizde zor koşullarda bile sektöre yapılan yeni yatırımlarla bu ivmenin uzun süre süreceğini ümit ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Makinelerin, insanlığın gelişiminin en önemli göstergesi olduğunu ve insanlık var olduğu sürece makinelerin de insanoğlunun hayatının önemli bir parçası olarak kalacağını söyleyen Eskinazi, “Bir fabrika karanlık da olsa, içinde insan olmasa da bir makine mutlaka olacak. Bize düşen, hızlı değişen ihtiyaçlara yanıt verebilecek tasarım ve teknolojiye dayalı ürünler üretip ihraç etmek. Dijitalleşme de bizim bu konudaki temel dayanaklarımızdan biri olmak zorunda. Gerek üretim bantlarımız gerekse ürettiğimiz makinelerin yazılımlarla en üst seviyeye çıkmasını sağlamalıyız.” dedi. Çevrim içi düzenlenen toplantı, MAİB Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel’in sunumunun ardından soru-cevap oturumuyla devam etti

. “Türkiye’nin Makinesini Büyüten Şehirler-3: İzmir” toplantısını, sayfada göreceğiniz karekodu mobil telefonunuz ya da tabletinize okutarak ulaşacağınız Türkiye’nin Makinecileri’nin resmi YouTube hesabından izleyebilirsiniz

.