GÜNÜMÜZDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN YARATTIĞI SORUNLAR KARŞISINDA MÜHENDİSLERDEN TEKNİK ÇÖZÜMLER BEKLENİYOR. ÖZELLİKLE, MAKİNE MÜHENDİSLERİ VE İSTİHDAM EDİLDİKLERİ MAKİNE SEKTÖRÜ, İKLİM NÖTR BİR ÜRETİMİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDA GERÇEKTEN YARATICI YÖNTEM VE UYGULAMALAR SUNABİLİRLER.

Yazının başlığını okuyanlar mühendisliğin insan odaklı olduğunu söyleyebilir ve “sürdürülebilirlik ve mühendislik” vurgusuna neden gerek duyulduğunu sorabilirler. Haksız da  sayılmazlar: Mühendisliğin odağında insanın refahı ve konforu için yapılan metodik çalışmalar bulunur. Bu çalışmalar sonucunda, bazen somut ürün olarak makineler ve/veya parça ve ekipmanlar; bazen de yeni süreçler, imalat  teknikleri ve iyileştirmeler karşımıza çıkar. Günümüzde, endüstrinin hızlı gelişim sürecinde ve tabii ki küreselleşmenin de etkileriyle, ham madde, enerji ve kaynak kullanımında “sınırsızlık” kurgusu sürdürülemez bir noktaya geldi. Bunun sonucu olarak, artık her konu sürdürülebilirlik perspektifinden değerlendirilmek zorunda.

Gelinen bu noktada, mühendisler tüm bilgi, birikim ve yeteneklerini; insan, çevre-doğa,  kaynak tasarrufu ve verimlilik odaklı bir perspektifte yeniden güncellemeye başladılar. İklim değişikliğinin yarattığı sorunlar karşısında mühendislerden teknik çözümler beklenirken, özellikle, makine mühendisleri ve istihdam edildikleri makine sektörü, iklim nötr bir üretimin nasıl olması gerektiği konusunda, gerçekten yaratıcı yöntem ve uygulamalar sunabilirler.  Ancak, unutulmamalı ki, bugün yaşadığımız iklim sorunları ilk elde küresel ve sosyal dönüşümle ilgili alanlarla doğrudan bağlantılıdır. 1970’lerden beri uygulanan küreselleşme modeli özellikle iklim perspektifinden irdelendiğinde, bu modelin taşınamaz hale geldiği görülecektir. Sorunu küreselleşme ile ilişkilendirdiğimizde,  buradan çıkartılacak çözüm önerisi; küreselleşme yerine daha fazla bölgeselleşme/ yöreselleşme olmamalıdır. Sorunun çözümüne katkı için, teknolojinin bize sunduğu olanakları kullanmaya çalıştığımızda; belki de bölgesel/ yöresel yeni dijital ekosistem kurgusu içerisinde ilerlemenin mümkün olabileceğini görebileceğiz. Bu yeni ekosistemde dijital öğenin küresel eğilimleri destekleyecek, ilerletecek bir unsur olduğu unutulmamalıdır.

Az önce, “teknolojinin bize sunduğu olanaklar” demiştim. Bir mühendis için bunun anlamı nedir? Günümüzde, sıklıkla, sürdürülebilirlik ve döngüsellik kavramları üzerine konuşuyor ve tartışıyoruz. Bu kavramların kapsadığı üretim süreçleri eleştirel yaklaşımla değerlendirildiğinde, ilk etapta karşımıza çıkan konu “sürdürülebilir ürün geliştirme” konusudur. Lafı fazla uzatmadan söyleyeyim; sürdürülebilir ürün geliştirme, yapay zekâ uygulamalarıyla mümkün hale gelecektir. Yapay zekâ uygulamalarını kullanabilmek içinse bilişim altyapısının bulunması, gerçek zamanlı bilgi ve veriye erişimin olması bir çerçeve standardıdır. Zira, dijital endüstrinin kalbi olarak tanımladığımız “akıllı” nesne/objeler, gerçek zamanlı olarak sadece internet üzerinden işleyebilir. Makine ve derin öğrenme sistemleri internet ortamında gerçek zamanlı verileri işleyebilir ve sonrasında bunları simule edebilirler.

Konumuzun alt başlıklarıyla ilgili birkaç temel hususu belirtmem gerekirse; özellikle makine mühendisleri, güncel olarak döngüsel katma değer modeli üzerinde çalışmalar yapıyorlar. Bu çalışmalar geleneksel PLM (Product Lifecycle Management)  ya da “End to End Life”  modellerini yadsımıyor. Söz konusu olan sıfır atık, sıfır hata ve döngüsellik ise bu konu yeniden kurgulanmak ve güncellenmek zorundadır* (VDI 2221’te tarif edilen Ürün Geliştirme ve Konsrüksiyon, VDI 2243’te tarif edilen Geri Dönüşüm Oryantasyonlu Ürün Geliştirme konuları güncellenme aşamasındadır). Ham madde ve diğer kaynakları görece az olan bizim gibi ülkeler için “Dijital İkiz” uygulaması önemlidir. Amacı ise sürdürülebilir bir operasyon süreci için katma değer zincirini destekleyen mekanizmalar yaratmak ve verimli bir yapı ortaya koymak; bu yöntemle gerçek birim ve süreçlerle tanımlanan bir kesinliğe ve dalga boyutuna sahip uyumlandırılmış mekanizmalar oluşturulabilmektedir. Bu nedenle, dijital ikiz uygulamasını başlatanlar bugünlerde dijital ikiz sisteminden söz etmeye başladılar bile... Sanal ve artırılmış gerçeklikler (VR-Virtual Reality, AR-Augmented Reality) teknolojisi sayesinde, makine/ nesneler artık bir düzlemde tek başına değildir. Bu teknolojileri veya uygulamaları kullanan mühendisler; yeteneklerini, önbilgi ve tecrübelerini harmanlayarak, kendi perspektiflerinden çok daha fazlasını görme imkânına sahip olurken, yine bu teknolojiler belki de daha fazla insan odaklı işler yapmaya aracı olabilirler.  Genelde, sürdürülebilir ürün geliştirme sürecindeki etkileşimler çevresel, ekonomik (dijital anlamda) ve sosyal (enformasyon ve bilgi toplumu) boyutta, geçmişe göre daha karışık ve karmaşıktır. Konu daha çok, disiplinler arası bir alan haline dönüşmüş durumda. Bunun sonucunda, “sistemlerin sistemi” olarak tanımlayabileceğimiz bir aşamaya geçildiğini de söylememiz mümkün.