YENİ YILA GİRERKEN ANALİSTLERİN 2023’E YÖNELİK BEKLENTİLERİ YAVAŞ YAVAŞ ŞEKİLLENMEYE BAŞLIYOR. 2022, NE YAZIK Kİ BEKLENTİLERİN KARŞILANAMADIĞI BİR YIL OLDU. HAM MADDE VE ENERJİ TEDARİKİNDEKİ SORUNLARIN YANI SIRA SALGINDA GEVŞETİLEN MALİ POLİTİKALARIN SONUCU OLAN ENFLASYON, KÜRESEL BİR TEHDİT OLMAYI SÜRDÜRDÜ. BU YILDA BİRİKEN SORUNLARIN 2023’ÜN EN AZINDAN İLK İKİ ÇEYREĞİNDE GÜÇLÜ BİR DURGUNLUĞU BERABERİNDE GETİRECEĞİ ANLAŞILIYOR. YILIN KALANI İÇİNSE BEKLENTİLER MAALESEF PEK İYİMSER GÖZÜKMÜYOR.

Geride bırakmaya hazırlandığımız yıl bütün dünya için kötü bir yıl oldu:  Enflasyon küresel ölçekli bir tehdit olmaya başlarken, kimi ülkelerde bütçe açığı kimilerinde cari açık yükseliş gösterdi. Enflasyonu düşürmenin bedeli büyümenin düşmesi; büyümeyi yüksek tutmaya çalışmaksa yüksek enflasyon olarak karşımıza çıktı. Yılın başından beri devam eden RusyaUkrayna çatışması  ise bir yandan ham madde tedarikindeki sorunları körüklerken, diğer yandan giderek ciddileşen bir enerji krizini de beraberinde getirdi. Sadece Avrupa’daki sanayi sektörlerini değil sosyal hayatı da endişelendiren seviyelere ulaşan enerji krizinin etkilerinin önümüzdeki kış aylarında iyice hissedilir olacağı öngörülüyor.  Benzer koşullar elbette Türkiye için de geçerliydi. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde de özellikle yılın son iki çeyreğinde gözle görülür şekilde hissedilmeye başlanılan sorunlar, 2023’e dair öngörüleri de şimdiden sislendiriyor. Üstelik 2023’te gerçekleşecek seçimler nedeniyle piyasalardaki belirsizlik, seçim sonrası için de pek iyimser beklentiler içermiyor.

KÜRESEL BÜYÜMEDE YAVAŞLAMA YILINA GİRİYORUZ

Ekim ayı ortasında “Geçim Kriziyle Mücadele” temasıyla yayımlanan IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’na göre 2023’te küresel ticaret hacminin ciddi biçimde hız kesmesi, ortalama büyümenin daha da düşmesi ve buna paralel olarak enflasyonun da gerileyeceği öngörülüyor.  Küresel ekonominin bir dizi çalkantılı zorluk yaşadığı vurgulanan raporda, yüksek enflasyonun, çoğu bölgede  sıkılaşan mali koşulların, RusyaUkrayna çatışmasının ve özellikle Çin’de etkili olmaya devam eden salgın kısıtlamalarının ekonomik görünüm üzerinde ağır bir baskı oluşturduğu kaydediliyor. Enflasyonun hedefe düşürülmesi amacıyla salgın sırasında benzeri görülmemiş bir destek sağlayan para ve maliye politikalarının normalleşmesinin talebi soğuttuğunun  altı çizilen raporda, ekonomilerin büyüyen bir kısmının büyümede yavaşlama veya tam bir daralma içinde olduğu da vurgulanıyor.  Özetle, “Küresel ekonominin gelecekteki sağlığı, kritik olarak para politikasının başarılı bir şekilde ayarlanmasına, Ukrayna’daki savaşın seyrine ve Çin’deki gibi salgınla ilgili arz yönlü daha fazla aksama olasılığına bağlı.”  değerlendirmesini yapan raporda, 2021’de yüzde 6 olan küresel büyümenin bu yıl yüzde 3,2 ve gelecek yıl yüzde 2,7 olarak gerçekleşeceği öngörüsünde bulunuluyor. IMF’nin, temmuz ayında yayımladığı bir önceki raporda ise küresel ekonominin 2022’de yüzde 3,2 ve 2023’te yüzde 2,9 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmişti.  Ekim ayı ortasında  yayımlanan son raporda, “Bu, küresel mali kriz ve salgınının akut aşaması dışında 2001’den bu yana en zayıf büyüme profili ve en büyük ekonomiler için önemli yavaşlamaları yansıtıyor.” ifadesinin kullanılmış olması ise 2023 beklentilerindeki zayıflığı da ortaya koyuyor.  Dünya ekonomisinin yaklaşık üçte birinin art arda iki çeyrek negatif büyümeyle karşı  karşıya olduğu uyarısında da bulunan raporda, küresel enflasyonun 2021’deki yüzde 4,7 seviyesinden 2022’de yüzde 8,8’e yükseleceği; 2023’te yüzde 6,5’e ve 2024’te ise yüzde 4,1’e gerileyeceği tahmininde bulunuluyor. Diğer yandan raporda, ekonomik görünüme yönelik risklerin alışılmadık derecede büyük ve aşağı yönlü olmaya devam ettiğinin de altı çiziliyor.

BÜYÜME REVİZYONUNDAN TÜRKİYE DE NASİBİNİ ALIYOR

IMF’nin raporunda, ülkelerin güncellenen büyüme tahminlerine göre Türkiye ekonomisinin 2022’de yüzde 5 ve 2023’te yüzde 3 büyüyeceği tahmini paylaşılırken, temmuz ayında yayımlanan bir önceki raporda Türkiye ekonomisinin 2022’de yüzde  4 ve 2023’te yüzde 3,5 büyüyeceği öngörülmüştü. Yine son rapordaki öngörülere göre Türkiye için 2022 yıllık enflasyon beklentisi yüzde 73,1 olurken, enflasyonun 2023’te yüzde 51,2’ye gerileyeceği tahmininde bulunuluyor.  Enflasyonist bir dönemde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde para arzının artacağı da değerlendirildiğinde, Türkiye’deki büyüme rakamlarının olumlu anlamda yüksek bir reel etki yaratmaktan uzak kalacak olması şaşırtıcı olmayacaktır. Bu çerçevede, 2023 yılında ekonomik büyüme beklentisinin düşürülmesi, bu durumu doğrular bir nitelik taşıyor.

GELİŞMİŞ EKONOMİLERDE DURGUNLUK RİSKİ YÜKSELİYOR

Bu yılın ilk yarısında daralma gösteren ABD ekonomisinin 2022’deki büyüme beklentisi yüzde 2,3’ten yüzde 1,6’ya indirilmiş durumda. Ülke ekonomisinin 2023 yılı büyüme tahmini ise yüzde 1 olarak önceki tahminlerle uyumunu koruyor.  Benzer şekilde, Euro Bölgesi ekonomisinin 2022’deki büyüme tahmini yüzde 2,6’dan yüzde 3,1’e yükseltilirken, 2023 yılı tahmini de yüzde 1,2’den yüzde 0,5’e düşürülmüş. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın 2022 yılı büyüme tahmini yüzde 1,2’den yüzde 1,5’e, Fransa’nın yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e, İtalya’nın yüzde 3’ten yüzde 3,2’ye ve İspanya’nın yüzde 4’ten yüzde 4,3’e yükseltilmiş durumda.  Almanya ve İtalya ekonomilerinin gelecek yıl ise sırasıyla yüzde 0,3 ve yüzde 0,2 daralacağını tahmin eden IMF raporu, gelecek yıla ilişkin büyüme beklentilerinde  de Fransa için yüzde 1’den yüzde 0,7’ye ve İspanya için yüzde 2’den 1,2’ye düşüşler öngörüyor. Yine, İngiltere’nin  2022 yılı büyüme tahminini yüzde 3,2’den yüzde 3,6’ya yükselten rapora göre 2023 beklentisi yüzde  0,5’ten yüzde 0,3’e çekilmiş durumda. Söz konusu revizyonlarla gelişmiş ülkeler grubuna yönelik  büyüme beklentisi 2022 için yüzde 2,5’ten yüzde 2,4’e, 2023 için de yüzde 1,4’ten yüzde 1,1’e düşürülmüş.

ÇİN’E YÖNELİK BEKLENTİLERDE REKOR DÜŞÜŞLER HÂKİM

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin’in bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisi yüzde 3,3’ten yüzde 3,2’ye indirildi. Çin ekonomisinin 2023 yılı büyüme tahmini de yüzde 4,6’dan yüzde 4,4’e çekilmiş durumda. Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 7,4’ten yüzde 6,8’e düşürülürken, gelecek yıla ilişkin büyüme tahmininin yüzde 6,1 olarak sabit bırakılması dikkat çekiyor.  Rusya ekonomisinin de bu yıl yüzde 3,4 ve gelecek yıl yüzde 2,3 küçüleceği tahmininde bulunan rapor, bir önceki çalışmasında Rusya’nın 2022’de yüzde 6 ve 2023’te yüzde 3,5 daralacağını öngörmüştü.  Bu revizyonlarla yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke  ekonomilerine yönelik büyüme beklentisi 2022 için yüzde 3,6’dan yüzde 3,7’ye çıkarılırken, 2023 için yüzde 3,9’dan yüzde 3,7’ye çekilmiş oluyor.

ÖNÜMÜZDEKİ YIL BU YILDAN DAHA ZORLU GEÇECEK

IMF raporu ışığında değerlendirildiğinde, küresel ekonominin 2023’te günümüze oranla daha zorlu bir süreçten geçeceği öngörülebilir. Özellikle 2022’de, ABD başta olmak üzere gelişmiş ülke ekonomilerinin parasal sıkılaşma politikalarına yönelmeleriyle birlikte, finansal istikrara yönelik riskler de artış yaşamıştı. Bu durum, 2023 yılında “Küresel iktisadi durgunluk” yaşanması ihtimalini de güçlendiriyor. Ayrıca 2023’e yönelik olarak, ülkelerin ekonomik büyü me beklentilerinin düşmesi ve neredeyse son 21 yılın en düşük büyüme profiline  ulaşılması da bu ihtimali destekliyor. Parasal sıkılaşmanın öncelikli aracı faiz oranlarının yükseltilmesidir ve küresel açıdan gelişmiş ekonomilerde faiz oranlarının yükseltilmesi, dünya genelinde yatırımları baskılayıcı ve üretimi daraltıcı negatif etkilere de neden olabilir. Dolayısıyla ABD ve gelişmiş ülke ekonomilerinin 2022’deki sıkılaşma politikalarına 2023’te de devam etmeleri, gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından üretim ve yatırım faktörlerinde olumsuz etkileyebilir.  IMF raporundan çıkarılabilecek bir başka sonuç ise gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından, 2022’de olduğu gibi 2023’te de enflasyonist eğilimlerin devam edeceği veya yükseleceği beklentisidir. Küresel ekonomi bu dönemde yükselen enflasyon eğiliminden olumsuz yönde etkilenmişti. Enflasyonun  ülkelere göre değişkenlik gösteren farklı düzeyde etkileri olsa da hemen hemen bütün ülke ekonomilerinde ciddi bir sorun yaratmaya devam ettiği somut biçimde gözlenmeye devam ediliyor. Diğer yandan, özellikle RusyaUkrayna çatışmasının sürmesi ve bağlı biçimde Avrupa’da yükselen elektrik ve doğal gaz krizi de güncel sorunlar arasında yer almaya devam edecektir. Ayrıca uluslararası anlamda jeopolitik risklerin artmasının ve uluslararası ilişkilerde ülkelerin genel anlamda birbirlerine yönelik gergin tutumlarının, küresel ekonominin önündeki ciddi sınavlar arasında olduğu da ifade edilebilir.  Bu açıdan küresel ekonominin 2023 görünümünde, dünya çapındaki jeopolitik risklerin en aza indirilmesi ve dış politik sorunların çözümlenmesi belirleyici bir rol üstlenecektir.

2023’E YÖNELİK BELİRSİZLİKLER ÇOK GÜÇLÜ

2023’e dair beklentiler konusunda medyada çokça analiz ve haber yayımlanmaya devam ediyor. Uluslararası araştırma kuruluşlarının yaptığı analizler ortak görüş olarak 2023’te durgunluğu işaret ederken, ekonomi yazarları da benzer görüşler bildiriyorlar.  Örneğin, MAİB Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, yakın tarihli makalelerinde küresel ekonomide 2023’e farklı beklentilerle girildiğinin altını çizerken, “Yaşanan salgının şoku henüz yeni atlatılmadan başlayan RusyaUkrayna çatışması  küresel ekonomiyi önemli ölçüde etkiledi ve bu etkiler 2023’e de sarkacak. Tam da bu noktada 2023’e ilişkin tüm konularda beklentiler farklılaşıyor. Küresel enflasyon, para politikaları, küresel büyüme, enerji ve gıda krizi, Çin’in salgınla mücadele politikaları, emtia fiyatları ve paritele re ilişkin olarak çok farklı beklentiler bulunuyor. Bu da 2023 yılına ilişkin belirsizlikleri artırıyor.” diyor.  Küresel ekonomide enflasyonun uzun yıllardır en yüksek seviyesine çıktığını söyleyen Gürlesel, enflasyonla mücadele için başlatılan sıkı para politikalarının ise ekonomilerde hızlı yavaşlamalara yol açtığının altını çiziyor. Sıkı  para politikalarının süresi enflasyonla mücadeledeki başarıya bağlıyken, bu süreçte ekonomik büyümelerin geriye çekilmesi de kaçınılmaz oluyor. Benzer şekilde mal ticaretinde de 2023’ün ilk ve ikinci çeyreğinde daralma yaşanması beklentisine işaret eden Gürlesel, ekonomilerdeki küçülmelerin Avrupa Birliği ve İngiltere pazarı için geçerli olduğunu; ABD’de oldukça yavaş büyüme beklenirken, Asya’da da yavaşlama öngörüldüğünü ifade ediyor. Gürlesel, enerji ve emtia ihraç eden ülkelerde ise göreceli olarak daha yüksek büyüme hızları olacağı tahminini paylaşırken, bu genel beklentiye karşın ekonomide daha derin,  genele yayılan ve uzun sürecek durgunluk beklentilerinin güçlendiğini de anımsatıyor.

ENERJİ VE GIDA KRİZİ OLASILIKLARI

2023’ün ilk çeyreğine ilişkin bir başka beklenti ise kış aylarında enerji ve gıda krizi yaşanması olasılığının güçleniyor olması. “Daha zorlu kış koşulları yaşanması hâlinde özellikle Avrupa’da enerji krizi kaçınılmaz olacaktır.” diyen Gürlesel, bu öngörü gerçekleşirse Avrupa’nın daha kuvvetli bir daralma yaşayacağını  ve Türkiye’nin ihracatının da bundan olumsuz etkilenebileceğini söylüyor. Gıda alanında ise özellikle kuraklık ve savaş etkisiyle 2023’ün  ikinci yarısında kriz yaşanması olasılığı tüm kesimlerce dile getiriliyor.

ÇİN’İN PERFORMANSI HERKESİ İLGİLENDİRİYOR

“Çin ekonomisi, dünyanın büyüme motorlarından birisi. Bu nedenle Çin ekonomisinin performansı dünya ekonomisi için de belirleyici olacaktır.” diyen Gürlesel, 2022’nin hemen tamamında salgına karşı sıfır taviz politikasını sürdüren Çin’in, bu politikalar nedeniyle ekonomisinde önemli bir yavaşlamayla karşılaştığını da hatırlatıyor ve “2023’e girilirken Çin, salgına karşı önlemlerini yumuşatıyor. Buna bağlı olarak 2023’te Çin’den daha iyi bir  performans beklenebilir.” yorumunda bulunuyor. Diğer yandan Gürlesel, küresel ticaretteki yavaşlamanın ardından beklenen küçülme varsayımının, fiilen sahaya yansımaya başladığının da altını çiziyor. Büyük ihracatçı ülkelerin son çeyrekteki ihracatlarının fiilen azaldığına, en büyük ihracatçı Çin’in ihracatının Ekim ayında yılın ilk gerilemesini yaşadığına dikkat çeken Gürlesel, Euro Bölgesi’nin ihracatının da son aylardaki yavaşlamanın ardından daralmaya geçtiğini anımsatıyor. ABD’nin ihracatı henüz yavaşlama eğilimindeyken, Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ın ihracatlarının da Ekim ayında küçüldüğünü hatırlatalım.  Benzer şekilde, gelecek döneme ilişkin ihracatın seyrini gösteren en iyi veri, alınan ihracat siparişlerindeki gelişmelerdir. Satın Alma Yöneticileri Endeksi içinde yer alan ihracatta alınan siparişler verisi dünya ticaretinde daralmaya işaret ederken, paylaşılan son verilere göre, dünya ticaretinin yüzde 90’ını yapan 42 ülkenin alınan ihracat siparişleri 39 ülkede düşüş gösteriyor.

MAKİNE SEKTÖRÜNÜ NASIL BİR YIL BEKLİYOR?

Peki, 2023’te makine sektörünü neler bekliyor? Yatırım iştahı ve ihracatta nasıl bir yıla giriyoruz? Küresel ticarette beklentiler hangi yönde ilerleyecek?  Bu soruların yanıtlarını, geçtiğimiz ekim ayında yayımlanan “Makine İmalat Sektörü Türkiye ve Dünya Değerlendirme Raporu” başlıklı çalışmadan elde etmemiz mümkün. Türkiye Makina Federasyonu’nun (MAKFED) hazırladığı raporda “2022 Yılı Gelişmeleri ve  2023 Yılı Öngörüleri” başlıklı bölümde vurgulandığı gibi,  2023 yılında makine ve teçhizat yatırımları ve talebine iki yönlü etki yaşanabilir: Genişletici ve destekleyici politikalar doğrudan ve dolaylı olarak makine sektörünü olumlu etkileyebilir ancak yüksek riskler ve belirsizlikler yatırımların ötelenmesine, Türkiye özelinde seçime kadar bir beklegör dönemine girilmesine yol açabilir. Bununla birlikte, yakın ve orta vadede makine sanayisini yakından ilgilen eğilimler de bulunuyor. Tedarik zincirlerinde yeniden yapılanma ve yakından tedarik bu eğilimlerin başında geliyor. Yine tedarik güvenliği birçok alanda yeni kapasitelerin oluşmasına neden olurken, ülkeler arasında yaşanan yoğun teknoloji savaşı da özellikli makine yatırımlarını gündeme getiriyor.  Yine, iklim değişimi karşısında yeşil dönüşüm ve sektörlerde döngüsel sistemlerin kurulması da makine yatırımlarında önemli büyümeler sağlayabilir. Enerji dönüşüm bir diğer önemli yatırım alanı olmaya devam edecektir. Nadir elementler ve mineraller temelli yeni ürünler de yeni yatırım ihtiyaçları yaratabilir. Dijitalleşme ve otomasyon ise üretim sistemlerinde ve tüm iş süreçlerinde makine parklarının yenilenmesini gerektiriyor. Akıllı makineler çağı artık başladı. Jeopolitik kırılmalar sonucu savunma sanayisi yeniden öncelik kazanırken, bu alanda da  yeni nesil savunma silahları yatırımları artış gösteriyor. Benzer şekilde, enerji arz ve tedarikinde de hızlı bir kaynak değişimi yaşanıyor. Mevcut tedarikçilerin yerini yenileri alırken bu durum yüksek yatırım ihtiyacı yaratıyor. Kuraklık sonucu ortaya çıkan göçler ise gıda güvenliği ihtiyacı ve artan gıda milliyetçiliği sonucunda yeni yatırım ihtiyacını güçlendiriyor.

 

YAPAY ZEKÂNIN GÖZÜNDEN 2023’E BAKIŞ

Geliştirilen en “akıllı” yapay zekâlardan biri olan GPT3, çevreden gıdaya, enerjiden jeopolitik gerginliklere kadar pek çok alanda 2023’ün olası gelişmelerini şöyle değerlendiriyor:

  • Su kıtlığı
  • Gıda tedarikindeki zorluklar
  • Enerji krizi
  • Artan atıklar
  • Jeopolitik gücün batıdan doğuya kayması
  • Çatışmalar ve iç savaşlar
  • Siber güvenlik
  • Milliyetçilik
  • Ortak çalışma kültürünün yükselişi. 

    GPT3’ün “yazdığı” ve Futurist.com internet sitesinde yayınlanan “İnsanlığın Geleceği 2023: Öngörüler, Çıkarımlar ve Çözümler” başlıklı makalenin orijinal metnine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.