BİR ÖNCEKİ SAYIDA KARBON PİYASASI VE EMİSYON TİCARETİ SİSTEMİ’NE KAPSAMLI BİR GİRİŞ YAPMIŞ VE ANA BAŞLIKLAR HALİNDE BU DÜZENLEMELERİN AYRINTILARINA ODAKLANMIŞTIK. BU SAYIDA İSE EMİSYON TİCARETİ SİSTEMİ’NİN UYGULAMA YÖNTEMLERİNE DEĞİNECEĞİZ.

Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) iki yöntemle uygulanır: Emisyon Üst Sınırı  ve Ticareti (CapandTrade SystemCTS) ve Taban ve Kredi Sistemi (Baseline and Credit SchemeBCS).  CTS yönteminde; genelde, bir emisyon üst sınırı belirlenir  ve sera gazı emisyon hakkı bu sınıra göre verilir. Yaygın olarak uygulanan ve AB’de de geçerli olan yöntem CTS’dir. İşletmeler, dönem başında yetkili kurum tarafından kendilerine verilen tahsisatın, dönem sonunda emisyonlarına denk gelen kadar kısmını söz konusu  otoriteye teslim etmek zorundadır. Emisyonlarını azaltmayı başaran bir işletme, elinde kalan tahsisatları bunu başaramayan işletmelere satabilir. Tahsisat fiyatları, genelde emisyon üst sınırına ve emisyon azaltım önlemlerinin maliyetlerine bağlı olarak belirlenir

1 .  BCS yöntemi ise işletmelerin kendileri için önceden belirlenmiş bir tabanın altına düşürdüğü emisyon yoğunluğu için tahsisat aldıkları bir sistemdir. Emisyon yoğunluklarını azaltamayan işletmeler, tahsisat satın almak zorundadır. Uygulamada, toplam emisyonlar bakımından bir  üst sınır bulunmaz; işletmelerin emisyon tabanı, geçmiş emisyonları göz önüne alınarak belirlenebileceği gibi her bir işletme için oluşturulmuş performans standartlarına göre de saptama yapılabilir. CTS’de bütün tahsisatlar başlangıçta dağıtılır ve tamamı ticaret  konu olur. BCS’de  ise belirli bir referans veya hedefe göre yapılan emisyon azaltımları sonucu tahsisat alınabilir ve bunlar ticarete konu edilebilir.  AB’de ETS, emisyon üst sınırı ve ticareti olarak tasarlanmıştır. Uygulamanın kapsamına pek çok emisyon türü girerken, sistem AB’nin tüm üyeleriyle birlikte Norveç, Lihtenştayn ve İzlanda tarafından da uygulanmaktadır. “Kirleten öder” ilkesine dayanan ETS sistemine dâhil olan tesislere AB tahsisatları (EU Allowance) ücretsiz olarak veya ihale yoluyla verilir; tesisler yaptıkları her ton emisyon başına bir EUA’yı teslim etmek zorundadır. Diğer yandan tahsisatların ikincil piyasalarda gördüğü işlemler KDV’ye tabi olabilir, tahsisatların alım satımından elde edilen gelirlerse kurumlar vergisi yönünden vergilendirilebilir. Emisyon tahsisatları AB’nde finansal bir araç olarak tanımlanırken; tahsisatların spot işlemleri de finansal piyasa kurallarına tabidir.  Tüm bunlara rağmen, ETS takdim edildiği gibi kusursuz bir sistem de değildir. Örneğin ETS sisteminin, halen işletmeleri düşük karbonlu yatırımlara yönlendiremediğini görebiliyoruz. İşletmeler bol ve ücretsiz aldıkları tahsisatları karbon piyasalarında satarken, bir ücret ödemeden elde ettikleri tahsisat için tüketicilere maliyet de yansıtabiliyorlar.  Çoğu kez, kamu bütçesi de potansiyel bir gelirden mahrum kalıyor. Yine, ETS sistemi, fiyatların aşırı dalgalanmasına da neden olabiliyor ve izleme/performans değerlendirme sorunlarına da neden olabiliyor.  AB’nin emisyon azaltılması konusundaki hedefini destekleyen, uluslararası ticaret kurallarını dikkate alan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ise AB üyesi olmayan ülkelerdeki üreticileri, üretim süreçlerini çevre dostu yapmaya teşvik ederek karbon kaçağı riskini azaltmayı hedefleyen bir önlem olarak öne çıkıyor. Buna göre; iklim değişikliği ve çevre koruyucu düzenlemeleri olmayan AB dışı ülkelerden gelen bazı mallara, karbon içerik ve yüklerine göre AB’de karbon fiyatlandırma uygulaması öngörülüyor. Bu nedenle, Türkiye’de de etkin uygulanan bir ETS’ye ihtiyaç duyulacağını söylemek mümkün. Türkiye’de ulusal ETS ile ilgili düzenlemeleri de içeren İklim Değişikliği Kanunu’nun kısa sürede yasalaşması bekleniyor. 20232025 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program’da2; “SKDM geçiş dönemi iyi değerlendirilerek, SKDM’den hızlı etkilenecek sektörler için en düşük maliyetle emisyon azaltımına yönelik politikalar hayata geçirilecektir.” ve “SKDM’ye uyum kapsamında etkin işleyen Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi geliştirilecek, mevcut vergilerin karbon vergisine dönüştürülmesi konusunda Türk Vergi Sistemi gözden geçirilecek ve karbon fiyatlandırma araçlarının kalkınma ve yatırım ortamı üzerinde yol açacağı ekonomik ve sosyal  etkiler analiz edilecektir.” ifadelerine de yer verilmişti. 20232025 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program 4 Eylül 2022’de Resmi Gazete’de yayımlanırken, programda yeşil dönüşüm konusuna ilk kez ayrı bir başlıkta yer verilmiş; 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele için orta vadede izlenecek politika ve hedefler açıklanmıştı3. Sonuç olarak; bütün bu gelişmeler makine imalatı ve ihracatı kapsamında önemli ve öncelikli sonuçlar ortaya koyacaktır. İmalat sanayisi enerji ve kaynak yoğun bir yapıda çalışır. Ancak AB’deki gelişmeler; Türkiye’deki sanayi işletmelerinin 2023 başında ESG (çevresel, sosyal ve kurumsa  yönetişim) ile emisyon raporlama yükümlülüğüyle karşılaşacağını, sınırda karbon düzenleme mekanizmasının 2026’da gündeme geleceğini gösteriyor. Dolayısıyla imalat sanayisinde üretim ve ihracat yapan firmaların;

• Ürettikleri/tedarik zinciri yoluyla üstlendikleri karbon yükünü hesaplatmaları,

• Dijital altyapılarını geliştirmeleri ve yeşil dönüşümü gerçekleştirmeleri,

• Karbon piyasası düzenlemelerine uyum sağlamaları,

• Sürdürülebilir ürün ve sorumlu üretici kurallarına uymaları,

• Sürdürülebilir finansmana erişim ve küresel rekabet gücünün sağlanması için, AB Taksonomisi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı sistemlerinin gerektirdiği önlemleri almaları,

• Türkiye’de Ulusal Emisyon Ticareti Sistemi kurulmasına ilişkin yasal ve idari düzenlemeleri yakından takip etmeleri büyük önem arz ediyor.

 

1- Emisyon tahsisatları işletmelere ücretsiz olarak dağıtılabileceği gibi ihale yoluyla da satılabilir. CTS’de tahsisatların sınırlandırılmış olması piyasada bir karbon fiyatının oluşmasını sağlar. Azaltım maliyetleri tahsisatların fiyatından düşük olduğu takdirde, bu durum işletmeleri emisyonlarını azaltma yönünde teşvik eder. Maliyetlerine karbon fiyatları katılan ürünlerin fiyatı da yükseleceğinden, tüketiciler daha az ödemek için daha düşük karbon emisyonu içeren ürünleri satın almak isteyecek ve ekonomi genelinde karbon düzeyi azalacaktır.

2- https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2022/09/Orta-Vadeli-Program-2023-2025.pdf
3- 4 Eylül 2022 Sayılı Resmi Gazete, OVP 2023-2025, Makroekonomik Hedefler ve Politikalar Bölümü, “Yeşil  Dönüşüm” başlığı.