Ortak Satın Alma Organizasyonu (OSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Merih Eskin, OSO’nun satın alma alanı nda çatı bir organizasyon olma sürecini anlattı.

Her şeyden önce birlikte hareket etme Şkrini temeli neydi?

Herkesin yapmak istediği bir eylemdi bu. Birlikte hareket ederek, kaliteyi uygun fiyatlarda satın alma. Biz bunu önce kendi sektörümüzde denedik. Biliyorsunuz ki üretimdeki en büyük gider enerji ve hammadde. Enerjiye dokunamıyorsunuz o halde hammadde üzerine çalışmak gerekiyor. Türkiye şartlarından da

bunun en iyi yolu birlikte hareket etmek. Özellikle de imalatçıların yüzde 70’i KOBİ olan bir ülkede ölçek ekonomisiyle baş etmenin tek yolu bu. İhracatta pazarlı k payımızı yükseltmek için oldukça yüksek olan girdi maliyetlerimizi minimize etmemiz gerekiyordu. İhtiyaçları konsolide ederek pazarlık gücü oluşturmak ve tedarikçilerden anlamlı ıskontolar elde edebilmek için 2005 yılında çalışmalara başladık. Önce sistemi kurduk, sonra ortak alımları ve ihaleler yapıldı. Ve 5 yıldır devam ediyor… Tam olarak değil aslında. Kuruluş aşaması nda açık eksiltme yöntemi ile başladı k. Ancak makine sektörü için pek de uygun bir sistem olamadığını gördük çok kısa zamanda. 2006’da alınan yeniş bir kararla tüm alt yapıyı sil baştan değiştirerek katalog sistemine geçtik.

 

Gerek diğer birliklerde gerekse bazı sektörlerde uygulanan bir yöntem bu. Peki OSO’nun onlardan farkı ne?

Her şeyden önce OSO, devletinde de desteklediği ilk ticari kişilik. Bir pilot proje. 13 ağustos’taki son çalıştayın 3 ana konusundan biri de OSO’nun tabana yayılmak için nasıl bir yol izleyeceği idi. Bizim ortaya koyduklarımızdan bahsedecek olursak; bugüne kadar hiçbir organizasyonun teknik alımlar ve hizmet kalemleriyle ilgili aksaklıklar yaşamadan OSO’nun geldiği noktaya gelemediğini net bir şekilde söyleyebilirim. Bizde tamamen profesyonel bir yönetim söz konusu. Operasyonel anlamda bugüne ortakları mızın teknik alım anlaşmalarından elde ettiğimiz tecrübeler, hukuki ve teknik alt yapımızla her problemin altından kalkabilecek bir yapıya sahibiz. Bugün bu birikimlerimizi diğer sektörlerde de kullanmak istiyoruz. Artık onları da kapsayacak bir noktaya geldik çünkü.

 

Yani OSO sınırlarını genişletiyor. Peki, hangi sektörlerde nasıl çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

OSO sınırlarını zaten üyelik sistemi ile genişletmeye başlamıştı. Teknik alımlar dışında hizmet anlaşmaları da yaparak sadece bu anlaşmalardan yararlanabilecek firmaları üye olarak bünyemize kattı k. Bu şekilde ciddi bir potansiyel oluşturduk ama büyümeyi, taban yayılmayı da kontrol etmek gerekiyor. Sistemin güvenliği için üyelerin daha dikkatli incelenmesini sağlayacak farklı mekanizmalar lazım. Bu mekanizmayı da dernekler ve birlikler olarak düşündük. Aksi halde her şeyi biz yapalım dersek, hantal bir yapıya dönüşürüz.

 

Tek tek firmalar yerine derneklerimi üye alacaksınız?

Hayır, onlar ortağımız olacak. Artık sadece stratejik ortaklıkları kabul ediyoruz. Dernekler, birlikler, kümelenmeler bizim için stratejik ortaklıklar. Bu şekilde sistemin bir parçası olacakları gibi,söz sahibi de olacaklar. Kendi bünyelerindeki üyeler de yine kendilerinin denetimindeki bir filtreden geçerek OSO’ya dahil olabilecekler. Burada kurmak istediğimiz bir çatı var. Ortak satın alma yapmak isteyen tüm grupların OSO çatısı altında, kendi kurumsal kimliklerini koruyarak ama OSO içinde biraz da geri durarak kendi projelerini gerçekleştirmelerini sağlayacağız. Bunun için Ekim ayı içinde OSO bünyesine katılacak derneklerle birlikte ortak imza töreni organize edildi. Az önce de dediğim gibi, gerek IT yapısı, gerek hukuksal yapısı, gerekse sahip olduğu tecrübelerle hepsini kapsayabilecek gücümüz var. Ama tabii ki savurganlık yapma lüksümüz de yok. Besleyebileceğimiz kadar firmaya sahip olmak zorundayız. Yeni sisteme katılmanın 2 yolu var. Ya ortak olacaksınız ya da üye.

 

Bunun ayrımı neye göre yapılıyor kriterleriniz ne?

Sistemdeki ortaklarımız hem hammadde hem de hizmet anlaşmalarımızdan yararlanabiliyor. Bunun içinde imalatçı ve ihracatçı olmanız gerekiyor. Ancak az önce de belirttiğim gibi ortak alımlarımız durduruldu. Artık sadece bir ölçeğe katkı sağlayacak büyük montanlı alımlar yapan stratejik firmalar ve bazı dernekler kabul edilebiliyor. Üyeler ise yakıt, kargo, gümrük gibi pek çok kalemde yapılmış olan hizmet anlaşmalarını kullanabiliyorlar. Ama üyelik içinde ölçeğe katkı sağlama durumu söz konusu. Peki, üyeleriniz içerisinde hammadde temin etmek isteyen firmalar olursa…

Önceden bu durum hiçbir üye için söz konusu değildi. Şimdi ise, ortağımız olan derneğin üzerinden gelmesi aranan ilk şart. Sonrasında derneğin ve OSO’nun birlikte vereceği karar ile karşılıklı menfaat sağlanan firmalar için yine belirli kriterler altında teknik alımların yapılması mümkün.

 

Peki, sistem nasıl işliyor? İhtiyacı neye göre belirliyorsunuz?

Öncelikle, anlaşma yapılacak kalemin alım hacminin olması gerekiyor. Sonra bu talepler konsolide ediliyor ve ortaya çıkan sonuçlara göre ihaleye gidiliyor. İhale sonucuna göre anlaşma yapılacak tedarikçiler belirleniyor. Ürünler kategoriye ayrılarak fiyat belirleniyor. Sisteme girişleri yapıldıktan sonra da firmalara duyurusu gerçekleşiyor ve sistem üzerinden alımlar başlıyor.

 

Peki, tedarikçi malını istediği fiyata satabilecekken, neden yüksek ıskontolarla satış yapmayı tercih etsin. Bugünün şartlarında krizi daha az zararla atlatabilmek için mi?

Bu durumun krizle bir ilgisi yok. Her şeyden önce onlara hazır bir Pazar sunuyoruz. Bu pazarın satın alam alışkanlı kları aşağı yukarı belli. Böylece tedarikçi de depomla ve stok maliyeti için öngörüde bulunup maliyetlerini düşürüyor. Öte yandan bu kadar geniş bir portföye sahip olarak reklam ve pazarlama maliyetlerini de minimize ediyor. Yani bir taraftan da kendi maliyetini düşürüyor. Yatırımları her geçen gün biraz daha azaldığı bir dönemde uygun fiyattan hammadde temin etmek büyük bir avantaj. Ama finansal sorunlar nedeniyle imalatına devam edemeyen üreticilerde mevcut.

Onlar için herhangi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Bu çalışmaların temelleri zaten atıldı. Biliyorsunuz ki özellikle kriz döneminde bankalar piyasaya tüketici kredileri ile fonladı. Ama bu kredilerin üreticiye bir faydası yok. Yaptığımız görüşmelerde finansal açıların OSO üzerinden pilot proje olara denemesini istedik. Böylece krizden etkilenen tedarikçi ve üretici açısından üretime devam edebilmeleri için malzeme alımlarının duraksamaması kararı alındı. firmalar, hem ödemelerinde hem de çekecekleri krediye gösterecekleri teminatta sorun yaşıyorlar. Üzerinde çalıştığımız çözüm, banka kısmının OSO ayağında devlet garantörlüğü ile üretime destek olmak. İSO, TOBB ve DTM kanalıyla KGF’nin önü açılacak. Özellikle devlet bankaları bu sisteme çok uygun. Ayrıca hazineden KGF’ye verilecek desteğin belirli bir süre havuzdan çekilmemesiyle büyük bir kredi hacmi yaratılacak. Böylece yanlış yatırımlar veya mevcut krediyi uygun kullanmama yüzünden üretimde yaşanan aksaklıklara da destek gelecek. Bütün bunların yanında İGEME ile devam eden görüşmelerimizde farklı açılımlar da yapmak istiyoruz.

 

Bu kadar emek ve çabanın sonunda OSO’nun maddi anlamda bir karı oldu mu? Ya da böyle bir amacı var mı?

OSO bir A.Ş dolayısıyla kar amacımız tabii ki var ve olacak da. Zaten kuruluş aşamasında 5 yıllık bir planımız vardı. Ancak sistemin 2006’da yeniden kurulması yla bu süreç uzadı. Sonuçta el edeceğimizi karı da yine yatırıma dönüştürmeyi istiyoruz.

 

Son olarak OSO’nun gelecek ile ilgili planları ne, nerede olması düşünülüyor?

İlk etapta anlaşma yaptığımız kalemleri çoğaltmak istiyoruz. Bunun yanında yurt dışında yapılması planlanan spot alımlar da var. Tabii bunlar detaylı bir çalışma istiyor, bu yüzden de zamana ihtiyacımız var. Ama asıl hedefimiz OSO’yu bir cazibe merkezi haline getirmek ve referans kurum olmak. Bir firma eğer OSO bünyesindeyse ticari ve etik açıdan güvenilir bir firmadır dedirtmek istiyoruz.

 

Merih Eskin

OSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

“OSO’yu bir cazibe merkezi haline

getirmek ve referans kurum olmak. Bir

firma eğer OSO bünyesindeyse ticari

ve etik açıdan güvenilir bir firmadır

dedirtmek istiyoruz.”