Isıtma, soğutma ve iklimlendirme sektöründe Türkiye son 10 yıl içerisinde göz kamaştırıcı bir büyüme seyri yakalamış durumda. Yabancı sermayenin yatırımları ve yerli üretimin teknolojini giderek geliştirmesi sayesinde ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü üretimini ve ihracatını Türkiye’nin genel büyüme rakamlarının kat ve kat üstüne çıkarmayı başarmış durumda. Dilerseniz önce bu gelinen noktaya nasıl gelindiğini ve ısıtma so- ğutma ve iklimlendirme sektörünün son 50 yıl içerisinde nasıl bir gelişim seyri izlediğini inceleyelim. Türkiye’de ısıtma, soğutma ve havalandırma sektörünün başlangıcı 1950’li yıllara değin uzanıyor. Ancak sektörün beklenen büyük atılımı- nı 1980’li yıllarla birlikte gerçekleştirdiği görülüyor. 90’lara gelindiğinde ise sektörün sivil örgütlenmesini ve makine yatırımlarını ciddi boyutlara taşıdığı göze çarpıyor. 2000’lerde uluslararası sertifikaları nı tamamlayan sektör, bu dönemde ihracat hamlesini başlatıyor. Yine 2000’lerle birlikte Avrupa, Amerika ve diğer kıtalardaki üreticilerin Türkiye’de temsilciliklerinin artması da ısıtma, soğutma ve havalandırma sektöründe kaliteyi ve pazar büyümesini beraberinde getiriyor. Uzun yıllardır Türkiye’de üretim yapan firmalar, milenyumla birlikte bu rüzgâra kapıldıktan sonra pazardan çok büyük paylar elde ediyorlar. Kısa bir süre sonra doğan rekabet, kaliteyle beraber fiyat rekabetini de yaratıyor. İşte bu noktada yabancı firmalarla yapılan stratejik ortaklıklar, birçok üründe imalata Türkiye’de girilmesine neden oluyor. Böylelikle Türkiye, ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektöründe Avrupa’nın üretim merkezi olmaya başlıyor. Bu noktadan sonra ithalat oranı da giderek azalıyor; ihracat ise artıyor. Isıtma, soğutma ve iklimlendirme sektöründe diğer sektörlere kı- yasla en önemli farklılıklardan biri ise bu noktada ortaya çıkıyor. Zira sektörün en önemli özelliği, ithalatının ihracatının yarısı kadar olması. Son beş altı yılda büyümesini neredeyse 10’a katladığı dikkat çeken ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü Türkiye’nin hem hammadde kaynaklarına hem de pazarlara yakın oluşu ve işçilik maliyetlerinin görece düşük olmasından kaynaklı avantajları da ihracatında lehine çevirerek dünyanın her tarafına mal satan bir ülke haline gelmiş durumda. Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörünün Avrupa bölgesindeki bu pazar içerisinde en hızlı büyümeyi kaydetmesi gerçekten de çok önemli bir gelişim olarak dikkatleri çekiyor. Üretim teknolojileri gelişen, ARGE yatırımlarına ciddi kaynaklar ayıran ve yabancı ortaklıklarla gelişen sektör büyümesini sadece iç pazarda değil ihracatta da devam ettiriyor. Böylelikle Avrupa’nın yeni üretim merkezi olmaya doğru ilerleyen Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörleri, Türkiye genel büyüme rakamları nın 4 kat üzerine çıkarak da bu hızlı yükselişini kanıtlıyor.  

SEKTÖR İNANILMAZ BİR HIZLA BÜYÜYOR
Isıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörünün ekonomik olarak gelişimine bakı ldığında Türkiye, genel büyümesinin 4 katı hızla geliştiği görülüyor. Bazı yıllar- da yüzde 20’lere ulaşan büyüme rakamları gözleniyor. Doymamış pazar ve ihracat sayesinde sektörel büyümenin, önümüzdeki yıllarda da Türkiye genel büyümesinin üzerinde devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. 2007 yılına bakıldığında ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörünün büyüme oranının yüzde 10 olarak gerçekleştiği görülüyor. İhracattaki artış da göz kamaştırıcı bir seyir izliyor. 2003 yılında 665 milyon dolar seviyesinde olan ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazlarının ihracatının 2007 yılında 1.67 milyar dolara ulaşarak neredeyse üç kat arttığı dikkatleri çekiyor. Sektörün 2008 yılının ilk üç ayındaki ihracat rakamları incelendiğinde ise ihracatın değer bazında geçen yıla kı- yasla yüzde 16,1 oranında artarak 429,7 milyon dolara ulaştığı göze çarpıyor. Türkiye’nin makine ve aksamları ihracatı ndaki en önemli kalem olma niteliğindeki ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ihracatının önümüzdeki süreçte de önemli bir artış seyri izleyeceği konusunda tüm uzmanlar hemfikir.  


EN ÖNEMLİ PAZAR İNGİLTERE

Türkiye’nin ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ihracatında 2007 yılındaki en önemli pazarının İngiltere olduğu dikkat çekiyor. 2007’de İngiltere’ye toplam 235.5 milyon dolarlık ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazı satan Türkiye, bu ülkeye yaptığı ihracatı bir önceki yıla kıyasla da yüzde 28,5 oranında artı rmış bulunuyor. İngiltere’yi ise sırasıyla 148.4 milyon dolar ile Fransa, 97.4 milyon dolar ile İtalya, 96.3 milyon dolar ile Almanya ve 87.2 milyon dolar ile İspanya izliyor. Türkiye’nin ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ihracatındaki en önemli pazarlarının AB ülkelerinin olması ise sektörün teknoloji ve üretim kalitesi anlamında rüştünü ispatladığı nın en önemli göstergesi niteliğinde. AR-GE çalışmaları ile teknoloji üreten, bölgesinden en hızlı oyuncu olarak her geçen yıl büyümesini sürdüren ve Avrupa’nın yeni
üretim merkezi olmaya doğru emin adımlarla yürüyen Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörlerinin aynı zamanda AB mevzuatına en iyi uyumu sağlamış sektörlerden biri olduğu da görülüyor. Türkiye’nin 2007 yılında ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ihracatında bazı ülkelere yönelik radikal ihracat artışları ise dikkat çekici bir diğer faktör. Zira 2007’de Türkiye Danimarka’ya ihracatını yüzde 232 oranında artırarak 47.7 milyon dolar seviyesine, Fas’a ihracatı nı yüzde 245,6 oranında artırarak 21.3 milyon dolar seviyesine ve İran’a ihracatını yüzde 127 oranında artırarak 23,5 milyon dolar seviyesine ulaştırmış durumda. Isıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları söz konusu olduğunda Türkiye’nin net bir ihracatçı olduğu dikkatleri çekiyor. Zira sektörün ithalat oranı ihracatı- nın oldukça aşağısında seyrediyor. 2007 yılında 1.67 milyar dolarlık ihracat yaptığı gözlenen ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörünün aynı dönemdeki ithalatının ise 804.9 milyon dolar seviyesinde olduğu görülüyor. Türkiye’nin en fazla ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazı ithal ettiği ülke olarak ise 2007 yı- lındaki 131 milyon dolarlık rakam ile Çin dikkat çekiyor. Buradaki üzücü olan durum Çin’deki düşük verimlilikteki ancak ucuz C ve D tipi klimaların Türkiye’de rağbet görmesi olurken, sevindirici gelişme ise Çin’den yapılan ithalatın 2006 yılına kıyasla yüzde 21,6 seviyesinde düşmesi olarak gösterilebilir. Türkiye’nin bu sektördeki ithalatında diğer önemli ülkeler ise 102.4 milyon dolar ile İtalya ve 71.5 milyon dolar ile Malezya olarak sıralanabilir.  

EV TİPİ KLİMADA DÜNYA BİRİNCİSİYİZ
Isıtma soğutma ve iklimlendirme sektörü içerisindeki en önemli ürünlerin başı nda tabiî ki klimalar geliyor. Klimalar ise, ev ve benzeri yerlerde, küçük iş yerlerinde kullanılan bireysel klimalar, ticari ve endüstriyel kullanım için gerekli büyük klima sistemleri ile gıda ve pro ses endüstrisine hitap eden ticari soğutma uygulamaları gibi üç ana bölüme ayrılıyorlar. 10 yıl önce ülkemizde çok az sayıda bireysel klima satışı gerçekleşirken, 2000’li yıllarda bireysel klima pazarı oluşmuş ve katlanarak gelişmiş durumda. Bunun çok büyük bir oranı, split klima olarak gerçekleşmiş bulunuyor. Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazlarının en önemli alt ürün grubu olan ev tipi klimaların üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor. Bu konuda Türkiye’nin en önemli takipçisi Çek Cumhuriyeti ise her ne kadar kendi markasıyla üretim yapmasa da dünyanı n önde gelen ev tipi klima üreticilerinden birisi sayılıyor. Türkiye ise bundan 15 yıl öncesinde bu konuda hiçbir yatı- rımı olmamasına rağmen, bu pazardaki ışığı görerek üretim biçimini değiştirme ve yapancı firmalar ile ortak çalışmalar yapma yöntemini benimseyerek bugün itibariyle split klima konusunda dünya lideri olmuş bulunuyor. Diğer yandan yeni ofis, alışveriş merkezi, hastane, sinema gibi iklimlendirme yapılması mutlaka gerekli olan binaların yaygınlaşması ve otomobillerde klimanı n standart donanım haline gelmesiyle de Türkiye’de klima pazarı 10 binlerle ifade edilen rakamlardan 1 ila 1.5 milyon adet seviyelerine ulaşmış bulunuyor. Merkezi ve endüstriyel klima sistemleri ise ülkemizde 1980’lerin ikinci yarısında atılım yapmış ve günümüzde de hızla büyümesine devam ediyor. Bu ürünler inşaat sektörü ile yakından bağlantılı olduğ undan alışveriş merkezi, hastane, ofis, sinema, süpermarket gibi yapıların artması bu ürünlere olan talebi de yükseltiyor. Günümüzde bir yılda 20’nin üzerinde alışveriş merkezi açıldığı düşünülecek olursa, merkezi ve endüstriyel klimalardaki artışın nedeni da daha iyi anlaşılıyor. Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektöründe bazı yıllarda yüzde 20’lere ulaşan büyüme rakamları gözleniyor. Doymamış pazar ve ihracat sayesinde sektörün büyümesinin, Türkiye genel büyümesinin üzerinde seyretmesine devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. 2007 yılına bakıldığında ise büyüme oranın yüzde 10 olarak gerçekleştiği görülüyor. Bireysel klimalarda iç pazarın aynı kaldığı, ihracatın ise arttığı gözleniyor. Merkezi ve ticari sistemlerde ise ürün bazında yüzde 20 ila 55 arasıda büyüme kaydediliyor. Ancak gelinen noktada sektör, bir yol ayrımda bulunuyor. Çünkü teknoloji üreten Avrupa ülkeleri ve ABD bir yanda, ucuz işçiliğin bir avantaj niteliğinde olduğu Çin bir yanda yer alıyor. Türkiye ise bu iki durumun tam ortasında, ne ucuz işçilik cenneti bir ülke ne de tam anlamıyla teknoloji üretebilen bir ülke olarak duruyor. Ama kendi bilgisini ve teknolojisini kendisinin üretebileceği potansiyele de sahip olan ülkemiz, ısıtma soğutma ve iklimlendirme konusunda üretimin yanı sıra teknoloji ve tasarı mda da gelişebilir.  

SEKTÖRÜN SORUNLARI DA VAR
Isıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörü her ne kadar üretim ve ihracattaki başarısını her geçen yıl artırsa da bu, sektörün çok önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Isıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörünün ana sorunlarından birisi nitelikli iş gücündeki azlık olarak dikkat çekiyor. Sektörün hızlı gelişmesi nedeniyle aynı nitelikte ve gereken nicelikte iş gücünün tedariğinde sektörün zorlandığı uzmanlar tarafından vurgulanı yor. Bu nedenle sivil toplum örgütleri meslek içi eğitimler düzenliyor ve özellikle ara kademe eleman yetiştirmek için devletin meslek lisesi ve yüksek okulları artırması için çalışıyor. Uzakdoğu rekabeti de sektörün baş etmek zorunda kaldığı sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle fiyat konusunda, Çin ile rekabette zorlanan firmalar, günümüzde bu rekabeti başarı ile sürdürseler de fiyatların ötesinde rekabeti kalite, servis, hız gibi alanlara çekmek için çaba sarf ediyorlar. Ayrıca endüstriyel klima ürünlerindeki ÖTV de yatırımcı için ağır bir yük oluşturduğu için bu vergi sistemi lüks malzeme niteliğinde olmayan klima santralı ve Fan-Coil cihazları sektörünün gelişimini engelleyen bir durum oluşturuyor. Ancak bu köklü ve çözümü gerçekten çaba isteyen sorunlara karşın ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörünün üretim ve ihracatının 2008 yılında da hız kesmeden gelişeceğine kesin gözüyle bakılıyor.  

SORUNLAR ÜNİVERSİTE ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ İLE ÇÖZÜLEBİLİR
2000’li yıllarla teknoloji üretmesi gerek tiğinin farkına varan ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü, üniversitelerin bilgisinden faydalanmak için bir takım projeler de önermeye başlamış durumdalar. Bu noktadan sonra özellikle teknik sorunların giderilmesine ilişkin pek çok projeye üniversiteler ve özel sektör işbirliği ile imza atılmış durumda. Ayrı- ca üniversitelerin geleceğin mühendislerini ve bilim adamlarını yetiştiren bir kurum olarak sektörle birlikte teknoloji ve tasarıma yönelik öğrenci proje yarışmaları düzenlemeleri ve projelendirme ve tasarım çalışmalarını sektörle birlikte yürütmeleri bu işbirliğini kuvvetlendirdi. Ancak bu işbirliği adına hala kat edilmesi gereken çok yol olduğu görülüyor.  

ENERJİ TASARRUFU ÖNEMLİ
Bugün itibariyle enerji tüketiminin yo- ğun olduğu her alanda küresel ısınma birinci gündem maddesi olarak dikkatleri çekiyor. Dünyada üretilen enerjinin yüzde 30’undan fazlasının konutlarda tüketildiğini düşündüğümüzde ise ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları nda da enerji tasarrufu ve küresel ısınma önemli bir konu başlığı olarak varlı- ğını hissettiriyor. İşte tam da bu yüzden son yıllarda ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektörünün üzerinde en fazla yoğunlaştığı konuların başında enerji tasarruşu ve yüksek verimli cihazların geliştirilmesi yer alıyor. Sektörde bu sürecin yıllar içerisinde adım adım geliştiği dikkat çekiyor. Öncelikle enerji savurganlığına karşı bazı önlemler alınmış, daha sonra da çevreyi daha az kirleten ve verimlili- ğin ön planda olduğu ürünler geliştirilmeye çalışılarak ciddi başarılara imza atılmış. Son yıllarda gelinen noktada ise sürdürülebilir kavramına uyumlu teknolojiler üzerine yoğunlaşılmış durumda. Bu yönde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çalışmalar sürdürülüyor. Ancak daha verimli cihazlar üretmek için daha gelişmiş bir ekonomiye sahip olmak gerektiği de bir gerçek. Zaten bu nedenle Avrupa ve ABD, dünyanın teknolojisini üretiyor. Ekonominin yanı sıra enerji verimliliğinin sağlanabilmesi için toplumun da bu konuda bilinçli olması gerekiyor. İşte sektörün dernekleri de bu yönde yaptıkları çalışmalarla tüketicileri bilinçlendiriyorlar. Çünkü enerji verimliliğini ve tasarrufunu sağlamak için sadece cihazlar üretmek değil, bütün bir sistem geliştirilmesi gerekiyor. Bir binanın ancak tümü ele alındığında enerji verimliliği sağlanabilir. Bu noktada izolasyon da tabiî ki büyük önem arz ediyor. Bu noktada aslında teknoloji, işin kolay tarafı denebilir. Bu sistemlerin toplum tarafından yaygınlaşması daha zor gibi gözüküyor. Ancak yine de dünyadaki gelişmelere baktığımızda en fazla 50 yıllık bir süreçte tüm enerji kaynaklarının ve buna bağlı olarak ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazlarının değişeceğini söyleyebilmek mümkün. Bu noktada yine teknoloji ve tasarım üretimini elinde bulunduran ülkelerin kârlı çıkacakları söylenebilir. Türkiye’nin bu nedenle yakın bir gelecekte kendi bilgisini kendisi üreten, özgün tasarımlar ve teknolojiler geliştiren bir ülke olması gerekiyor. Ancak bu şekilde sektör büyümesini dünya çapı na yayabilir.  

KLİMALAR KÜRESEL ISINMAYI TETİKLİYOR MU?
Yukarıdaki soru ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörünün yanıt aradığı sorulardan birisi niteliğinde. Küresel ısınmanın asıl sebebi her ne kadar fosil yakıtların kullanımı ve atmosfere salı- nan sera gazlarının artması olarak gösterilse de değişen iklim koşullarıyla beraber insanların klimaya yönelik taleplerinin artması ve klima kullanımının da küresel ısınmanın artmasındaki minör etkenlerden birisi olarak gösterilmesi bu sorunun sorulmasına sebebiyet veriyor. Isıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazı üreticileri ise bu konuda bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Uzmanlar daha verimli klima kullanımının hem ülkemiz, hem tüketicimiz, hem de çevremiz için faydalı ve gerekli bir uygulama olduğu görüşünde. Türkiye açısından da yukarıdaki soru özellikle iç piyasada son 5 yılda 7 kat artan klima cihazı satışları dikkate alındı- ğından daha sık bir şekilde sorulur hale gelmiş bulunuyor. Esasında bu sorunun yanıtı oldukça basit. Tüm dünyada ev tipi klimalar A, B, C, ve D grupları olarak sınışandırılıyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak yüksek verimli ve enerji tüketimi oldukça düşük olan A ve B grupları üretiliyor. C ve D gruplarına ait olan ve düşük verimli klimalar ise başta Çin ve Uzak Doğu olmak üzere genelde yurtdı- şından geliyor. Dolayısıyla içerideki üretimin daha yüksek kalitede olduğu ve ev tipi klima üretiminde ülkemizde bir sorun yaşanmadığını rahatlıkla söylenebilir. Ancak ucuz olması nedeniyle tüketicilerin Uzak Doğu’dan gelen ürünleri tercih etmesi ülkemiz açısından küresel ısınmayı tetikleyen bir etmen olarak nitelendiriliyor. Ancak, büyük, sanayi tipi diye tarif edilen klimaların imalatında Türkiye’de önemli sıkıntılar yaşanıyor. Zira bu tip klimalarda çevreye duyarlı ve yüksek verimli üretim yapmanı n maliyeti bir hayli yüksek. Dolayı- sıyla Türk ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü burada yüksek verimli üretime geçiş için bir sürece ihtiyaç duyuyor. Bu süreç tamamlandığında sanayi tipi klimalarda da A ve B grubu üretimleri başlayacak. Ancak olaya ev tipi klimaların tüketicileri açısından bakıldı- ğında tüketiciyi verimli klimalara yönlendirmek adına, düşük verimli klimalara vergi artırımı getirmek gibi uygulamalar hayata geçirildiği taktirde bu sorun da çözülebilir. Bu çalışmaların sonuçları da yavaş yavaş alınıyor denilebilir. Zira yaz sezonuna girdiğimiz şu günlerde üretici firmaların ürün kampanyaları nda ön plana çıkardıkları faktörlerden birisinin de yüksek verimlilik olduğunu görmek bu bilincin yavaş yavaş oturduğunu ispatlar nitelikte.  


TEKNOLOJİ GELİŞİYOR AMA…
Türkiye ısıtma soğutma ve iklimlendirme sektörünün teknolojik gelişimi, aslı nda sanayinin gelişmesiyle doğru orantılı bir seyir izliyor. Geçmiş dönemlerde teknolojik anlamda tamamen dışa bağımlı olan sektör, son 10 yıl içerisinde çok yoğun olmamakla birlikte teknoloji de üretmeye başladı. Bu üretimse tabiî ki büyük firmalar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu firmaların bünyesinde kurulan AR-GE departmanları her ne kadar bazı projelere imza atsa da dünya ölçe- ğinde rekabet yaratabilecek özgün bir teknolojiye ulaşabilecek alt yapıya sahip değil. Ancak teknolojide gelinen nokta 2000’li yıllarla kıyaslandığında oldukça ileri bir seviyede. Zira o yıllarda neredeyse sadece yurtdışından gelen bilgiyi paylaşan sektör bu tarihlerde çıkan ekonomik krizin ardından dünyada rekabet edebilir bir seviyeye ulaşmak için mutlaka teknoloji üretmesi gerektiğinin farkı na vardı. Çünkü sektörün kurtuluşunun tek yolu, çevre ülkelere ihracat yapmaktan geçiyordu. Ancak Türkiye’nin ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ndaki üretim teknolojisinin Avrupa ve ABD ile karşılaştırıldığında sistem ve tasarım üretebilecek bir boyuta ulaşamadığı da dikkat çekiyor. Uzmanlar böylesi bir gelişim için tüm dünyada olduğ u gibi Türkiye’de de üniversitelerin ve sektörün yoğun bir işbirliği sürecine girmesi gerektiğini vurguluyorlar.  

AR- GE GELİŞMEK ZORUNDA
Isıtma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinin iyi oluşturulması ve son teknolojiyle donatılması ülke ekonomisine ve doğaya pek çok yararlar sağlıyor. İyi üretilen verimli klimalar, aynı görevi daha az enerji harcayarak, enerjiyi tasarruşu kullanarak gerçekleştiriyor. Klima son yıllarda neredeyse bir günah keçisi ilan edilse de aslında yeni teknolojilere sahip klimalar küresel ısınmaya karşı bir silah olarak kullanılabilecek düzeye ulaşmış durumda. Günümüzde pek çok insanın yaşamının önemli bir bölümü kapalı mekânlarda geçtiği ve bu bölgelerde ısıtma soğutma ve havalandı rma birimlerinin mutlaka kullanılması gerekliği düşünülecek olursa, bu sektördeki AR-GE çalışmaları ile enerji verimliliği yüksek ürünlerin tasarlanması nın da ne denli önemli olduğu ortaya çıkıyor. Sektör büyümesini devam ettirirken oluşan büyük ölçekli firmalar AR-GE yatırımlarına ve teknoloji üretimine de ciddi kaynaklar ayırıyorlar. Bu AR-GE çalışmaları kimi zaman sadece yerli firmalarca gerçekleştirilebildiği gibi yabancı ortaklıklardan gelen teknoloji transferleri de sektörün bölgesel bir güç olma yolunda önemli adımlar atması nı sağlıyor. Özellikle klima sektöründe AR-GE çalışmaları nın daha da önemli olduğu göze çarpıyor. Çünkü çağımızın en önemli sorunlarından biri olan küresel ısınma konusunda adeta günah keçisi ilan edilen klimaların enerji tasarrufu sağlayan ve verimliliği yüksek olarak üretilmesinin sağlanması üzerine çok ciddi çalışmalar yürütülüyor. Böylelikle ısıtma, so- ğutma ve havalandırma sistemlerinin iyi oluşturulması ve son teknolojiyle donatı lması ülke ekonomisine ve doğaya da pek çok yararlar sağlıyor. AR-GE çalışmaları sonucu üretilen yeni nesil verimli klimalar aynı görevi daha az enerji harcayarak, enerji tasarrufu sağlıyor. Türkiye’deki yüksek rakamlarda üretim yapan yerli firmalar da belli büyüklüğe ulaştıklarından beri araştırma geliştirme faaliyetlerine ciddi kaynaklar ayırıyorlar. Ayrıca yabancı firmalarla ortaklıları olan Türk firmaları, yurt dışından teknoloji transferi yapma imkânına da sahip olduğu için son teknoloji ürünler de tüketici ile buluşuyor. Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü her yıl istikrarlı büyümesini sürdürürken yerli üretim ve yabancı ortaklı klarla dünyanın sayılı üretici ülkeleri arasına giriyor. Günümüzde Avrupa’nı n üretim merkezi olmaya doğru giden Türkiye’de sektörün sorunlarına çözüm üretildiği takdirde, iç piyasadaki yükseliş ihracat ile de perçinlenebilir. Ancak sanayinin diğer tüm kollarında olduğu gibi ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları sektöründe de Ar- Ge teşvikleri istenilen düzeyde değil. Uzmanlar bu konuda atılan kimi olumlu adımlar olduğunu ancak bu adımlar atılırken beraberinde yoğun da bir prosedür yürütüldüğünü vurguluyorlar. Teşviklere ulaşmak için çok fazla kural koyulması, firmaların zaman ve para kaybetmesine sebep oluyor. Bu durum da teşvikleri biraz anlamsızlaştı- rıyor. Türk ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörü cirosunun yüzde 3 ile 5’ini Ar-Ge çalışmalarına ayırmaya karar vermiş durumda. Bu, diğer sanayi kolları ile kıyaslandığında oldukça büyük bir rakam. Ancak sektör bunu yaparken, devletten istediği oranda teşvik alamadığı taktirde firmaların mali yapıları bozulma riski ile karşı karşıya. Bu konuda zaman içinde bir kolaylaştı rma ve güven ortamının yaratılması gerekiyor. Ayrıca ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sektörünü oluşturan firmaları n önemli bir kısmını KOBİ’lerin oluşturduğu düşünüldüğünde ve devletin teşviklerden yararlanabilmek için firmalardan çok sayıda AR-GE çalışanı istemeleri zorunluluğu göz önünde bulundurulduğ unda, sektörün çok önemli bir kısmının devlet teşviklerinden bu yüzden yararlanamadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla KOBİ’lere yönelik AR-GE teşviklerinin Türk ısıtma, so- ğutma ve iklimlendirme sektörünün gelişimi için mutlaka kolaylaştırılması gerekiyor.  

“ 2003 yılında 665 milyon dolar seviyesinde olan ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazlarının ihracatının 2007 yılında 1.67 milyar dolara ulaşarak neredeyse üç kat arttığı dikkatleri çekiyor.”  

“ Sektörün 2008 yılının ilk üç ayındaki ihracat rakamları incelendiğinde ihracatın değer bazında geçen yıla kıyasla yüzde 16,1 oranında artarak 429,7 milyon dolara ulaştığı göze çarpıyor.”   

“ Türkiye’nin ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları ihracatında 2007 yılındaki en önemli ülkenin İngiltere olduğu dikkat çekiyor. 2007’de İngiltere’ye toplam 235.5 milyon dolarlık ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazı satan Türkiye, bu ülkeye yaptığı ihracatı bir önceki yıla kıyasla da yüzde 28,5 oranında artırmış bulunuyor.”  

“ Türkiye ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazlarının en önemli alt ürün grubu olan ev tipi klimaların üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor. Bu konuda Türkiye’nin en önemli takipçisi Çek Cumhuriyeti ise her ne kadar kendi markasıyla üretim yapmasa da dünyanın önde gelen ev tipi klima üreticilerinden birisi sayılıyor.”      

2010’DA DÜNYANIN TÜM KLİMACILARI TÜRKİYE’DE OLACAK
2010 yılında, REHVA Dünya Klima Kongresi Antalya’da gerçekleşecek. Türkiye bin 500 katılımcıyla gerçekleşmesi beklenen bu dev organizasyona ev sahipliği yapacak. Yine 2010’da bu kez İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Avrupa Konfederasyon Toplantıları da ısıtma, soğutma ve iklimlendirme cihazları konusunda tüm dünyanın dikkatini Türkiye’ye çekecek. Bu toplantıları yönelik dersini iyi çalışmış bir Türk iklimlendirme cihazları sektörünün ve sektörü yönlendiren derneklerin bu dönemde bir fon oluşturarak büyük çaplı ortak bir AR-GE birimi kurmaları durumunda, Türkiye teknoloji üreten bir ülke olma yolunda çok önemli bir adımı atabilir.     

KLİMA SEKTÖRÜNDEKİ ÖNEMLİ BİRLİK VE DERNEKLER
İSKİD: İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD) iklimlendirme, soğutma ve klima cihazları imalatçısı ve ithalatçısı tüm üyeleri arasında işbirliği sağlayarak, üyelerinin sorunlarını çözmek için gerekli çalışmaları yapıyor ve Türk klima tüketicilerinin ve firmalarının haklarını ulusal ve uluslararası düzeyde korumak için gayret gösteriyor.
TTMD: Türkiye'de binalardaki ısıtma, soğutma, iklimlendirme sistemleri ve sanayi tesislerindeki enerji üretim ve da- ğıtımı ile ilgili sistemlere ilişkin hizmetleri veren tesisat mühendislerini tek bir çatı altında toplayan ve binlerce üyesi bulunan Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD), önemli bir dernek olarak karşımıza çıkıyor. Sektördeki mühendislerin kaynaştığı bir platform durumuna da gelen TTMD, yürüttüğü eğitim çalışmaları, sempozyumlar, yayınladığı dergi ve kitaplar ile sektörün gelişiminde önemli bir rol oynarken, sağladığı yurtdışı ilişkileriyle de bilgi transferi oluşmasına öncülük ediyor.
ISKAV: Sektörün önemli vakışarından olan Isıtma Soğutma Klima Araştırma ve Eğitim Vakfı (ISKAV) ise üniversiteler, vakışar, dernekler, sektör şirketleri, özel kuruluşlar ve çalı- şanlarının aralarındaki dayanışmayı kolaylaştırmak, haklarını korumak, mesleki bilgi ve gelişmelerini sağlamak doğrultusunda faaliyetler yürütüyor.