TASİAD’IN VERİLERİNE GÖRE; ASANSÖR SANAYİİNİN PAZAR PAYI SON BEŞ YIL İÇİNDE İVME KAZANMIŞ DURUMDA. ASANSÖR AKSAMI ÜRETİMİ 1980 İLE 2000 ARASINDAKİ SÜREÇTE GELİŞTİ. BUGÜN ÖYLE BİR NOKTAYA GELİNDİ Kİ AKSAM ÜRETİMİNİN YARISI NEREDEYSE İHRAÇ EDİLİYOR. SEKTÖRÜN GELİŞİMİYLE BİRLİKTE ÜRETİCİ FİRMALAR DA ARTTI. 2000–2003 YILLARI ARASI SEKTÖRÜN YILLIK BÜYÜME HACMİ YÜZDE 40, 2003–2006 ARASINDA İSE YÜZDE 50 SEVİYELERİNE ULAŞTI.    

Türkiye’de asansör ve yürüyen merdiven sanayii, 2007 ve 2008 yılında inşaat sektöründeki gelişmelere paralel olarak hareketli bir dönem yaşadı. TOKİ’nin 2007 yılında planlamış olduğ u 250 bin konutun yılsonu itibarı ile 310 bin seviyelerine ulaşması da sektörü canlandırdı ancak 2008 yılı içinde inşaatlarda frene basılması ve mevcut TOKİ inşaatlarını yapan müteahhitlerin önceden olduğu gibi irsalâttan hak ediş alamamaları, başta demir olmak üzere inşaatta kullandıkları ana kalemlerin ortalama yüzde 80’e varan oranlarda artış göstermesi, inşaat sektörünü ve beraberindeki alt sektörleri büyük sıkıntıya düşürdü. Moment Expo’nun sorularını yanı tlayan Tasiad (Tüm Asansör Sanayici ve İş Adamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aksöz, bu artı ştan etkilenmeden alım yapmak isteyen müteahhitlerin planlarının alt üst olduğunu söyleyerek, “Hele ki daha sonrasında istikrarsız bir şekilde demir fiyatlarının tekrar gerilemesi yapılan ikinci planları da bozdu ve sektörde bir kaosa sebep oldu” diyor. İnşaat sektöründeki canlılık 2007 yılında sona erdi ve 2008 yılı satışların yapılmadığı piyasanı n neredeyse durma noktasına geldi- ği bir yıl oldu. “Hazır tüketildi veya borçlanıldı” diye konuşan Aksöz şöyle devam ediyor: “Bu durum inşaat sektörüne bağlı alt sektörleri birebir etkiledi. Bizim asansör sektörü de bundan nasibini aldı. Birçok firma finans zorluğu içinde kaldı. Bazı firmalar kapattı bazıları ise birleşerek veya borçlanarak ayakta kalma mücadelesi verdi. Yine 2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizin etkileri de eklenince firmaların hareket kabiliyetleri iyice daraldı ve borçlarını ödemek için verdikleri çeklere ‘isteğim dışında çıkmıştır’ anlamı taşıyan çek kanununun 711. maddesi uygulanmaya başlandı. Bu durum ise piyasalardaki güveni oldukça sarstı. Bankaların kredi musluklarını kapamaları da piyasaların iyice daralmasına sebep oldu. 2009 yılında 711’in kaldırılması ve bankaların kredi satma zorunlulu- ğu ile birlikte piyasalara tekrar bir güven hasıl oldu. Tabiî ki yeni yılın ilk ayları vergiler ve bir önceki yılın etkileri derken piyasaların hareketlenmesi bu yılın ikinci yarısına kaldı denildi. Fakat reel anlamda henüz taşlar yerine oturmadı ancak olumlu iyileşmeler gözlemlendi. Hükümetin bazı sektörlerde oldu- ğu gibi bizim sektöre ait bazı teşvik uygulaması yapması gerekiyor. KDV oranı nın düşürülüp devlet teşviklerini artı- rarak sektörün hareketliliği sağlanabilir.”  

SEKTÖRÜN GELİŞİMİ FİRMA
SAYISINI ARTTIRDI
Tasiad’ın verilerine göre; asansör sanayinin pazar payı son beş yıl içinde ivme kazanmış durumda. Asansör aksamı üretimi 1980 ile 2000 arasındaki süreçte gelişti. Bugün öyle bir noktaya gelindi ki aksam üretiminin yarısı neredeyse ihraç ediliyor. Sektörün gelişimiyle birlikte üretici firmalar da arttı. 2000–2003 arsı sektörün yıllık büyüme hacmi yüzde 40, 2003–2006 yılları arasında ise yüzde 50 seviyelerine ulaştı. 2006 yılında Türkiye’de piyasaya 17 bin civarı asansör arz edildi. Bu sayının içinde ithalat yok denecek kadar az olması na karşın rakamsal boyutu küçümsenemeyecek düzeyde. Ancak çok nitelikli, gökdelenlerde kullanılan hızlı asansörler ithal ediliyor. Yedek parça veya aksam olarak baktığımızda ise yaklaşık yüzde 60’lık bir civarı Türkiye’de üretiliyor. Çünkü dünyada da asansör pazarı yılda 260–300 bin adedi buluyor. Toplam ciro bazlı bakıldığında ise sektör yılda yaklaşık 700 milyon Euro’ya ulaşı- yor. Aksamların ihracatını ele aldığımızda ise bu 80 milyon Euro’luk ihracata denk geliyor. İthalatımız ise 110 milyon Euro seviyelerinde. Türkiye sayılı üreticilerden biri olmakla beraber dünyadaki pazar payı açısından henüz yüzde 10’un altında görülüyor Türkiye’de yaklaşık 150 bin civarında asansör hizmet veriyor. Asansör freni, ray veya kabin imal eden firmaların yurt içi satışları üzerinden yapılan bir değerlendirmede toplam asansör kurulum sayısı 2006 yılı için 17 bin, 2007 yılı için17 bin 500 adet olarak tahmini sonuç alındı. 2008 yılında küresel finansal kriz nedeniyle inşaat sektöründeki daralmanın yüzde 25 civarı nda olduğu var sayılırsa, 2008’de kurulan toplam asansör sayısı 13 bin 300 olarak tahmin edilebilir. Bu rakam 2009 yılının ilk yarısında ise 9 bin adet civarı ndadır. Bu asansörlerin yaklaşık yüzde 13’ünün Hidrolik Asansör olarak gerçekleştiğ ini gözlemlemekteyiz. Türkiye’de asansör sektöründe faaliyet gösteren firmaların sayısı (taahhüt, imalat, montaj) yaklaşık 2 bin 500’dür. Sanayi Bakanlığı’nın elinde bulunan verilere göre 422 adet asansör firması var. Onaylanmış kuruluşların elindeki verilerden bakıldığında ise montaj ve taahhüt firması sayısı 800 civarında bunun yüzde 8’ini emniyet aksamı üreticileri alıyor. Ayrıca asansörün diğer aksamları nı üreten firma sayısı ise 250 civarında. Sektörde istihdam edilen kişi sayısı ise 13 bin. Bu rakam aile bireyleri ile birlikte düşünüldüğünde 55 bin kişilik bir büyüklüğe ulaşıyor. Yabancı menşeli firmaların sayısı toplam firma sayımızın yüzde 1 gibi az olmasına rağmen toplamdaki iş hacimleri bakımından sektörde önemli bir yerdedirler. firmalarımı- zın kurumsallaşmaları ve sonrasında güç birliği yapmak için şirket evlilikleri yaparak büyümeleri gerekmektedir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre 2005–2008 yıllarında farklı bölgelerde yapılan denetimlerde 780 adet ürün denetlendiği ve 185 adetinin uygunsuz olduğu 25 adet asansörün 95/16/AT Asansör Yönetmeliğine uygun olmadığı için 295.676 TL İdari para cezası kesilmiştir. Piyasa gözetimi ve denetimlerinin sayısı artmadığı ve tüketici kaliteyi satın alma yönünde seçici olmadığı sürece yapılan yanlış imalatların önüne geçmek mümkün değildir.  

“NİTELİKLİ PERSONELE İHTİYAÇ VAR”
Türkiye’de son yıllardaki hızlı kentleşme ve buna bağlı olarak gelişen dikey yapı- laşma, asansör ve yürüyen merdiven sektörünü de doğrudan etkiliyor. Bu gelişmelere bağlı olarak güvenlik başta olmak üzere, kalite, konfor ve ekonomiklik gibi faktörler ön plana çıkıyor. Asansör ve yürüyen merdiven sektörünün, hızla gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından izlemek ve uygulamak zorunda olduğuna değinen Tasiad Yönetim Kurulu Başkanı Aksöz, “Sektörde üretim yapan ve hizmet veren taahhüt firmalarımızın kalitesinin arttırılması için eğitilmiş, nitelikli personele ihtiyaç duyulmakta. Verimliliğin arttırılması ve teknolojilerin uygulanması bakı mından bu tür girişimler büyük önem taşımaktadır” diyor. Aksöz bu tespitlerden hareketle, sektörü oluşturan firmaları n, ilgili bakanlıklar, sektörel dernekler, akademisyenler, meslek odaları, onaylanmış kuruluşlar, belediyeler, müteahhit firmalar ve bu alanda görev yapan tüm teknik elemanlarla uyum içinde hareket edebilmesi ile sektörün sorunları nın üstesinden gelinebileceğini söylüyor. Aksöz şöyle devam ediyor: “Sektörün ihtiyacı olan nitelikli eleman ihtiyacının giderilmesi için 2008 yılının ikinci yarı- sında uygulamaya girmesi beklenen projenin start alması ile hem Türkiye genelinde kazanacağımız nitelikli elemanlar sektöre bir ivme kazandıracak hem de Avrupa birliğine üye olmaya aday ülkeler arasında yerimizi bulmaya yardımcı olacaktır.” Derneklerin, İstan- bul Ticaret Odası, Mili Eğitim Bakanlı- ğı ve İşkur ile ortaklaşa yaptıkları çalışmalar sayesinde Avrupa Birliği’nde de geçerliliği olan bir belge verilerek nitelikli eleman ihtiyacının giderilmesinin beklendiğinin altını çizen Aksöz, “Ayrı- ca Endüstri meslek Liselerindeki açılan ve açılmaya devam eden Elektro Mekanik Taşıyıcılar adı altındaki Asansör bölümünün ve yine aynı bölümün Ankara’da bir Meslek Yüksek Okulu açılması na karar verilmiş ve alt yapı hazırlı kları tamamlanmıştır. Sektör tarafından bu bölüm öğrencilerine bu bölümü sevmeleri sağlanmalı ve bu bölümden mezun olan öğrencilerin piyasada istihdam edilmelerine yardımcı olunmalı dır” diyor.  

“PİYASA GÖZETİMİ VE
DENETİMİNİ SIKLAŞTIRILMALI”
Bakım ve İşletme Yönetmeliği’nin 18 Kasım 2008 tarih itibarı ile yayınlandığı- na da değinen Aksöz, “Yönetmelik 18 Mayıs 2009’da yürürlüğe girdi. Bu süreci tamamlamamıza rağmen firmaların bu yönetmeliği iyi idrak edip uyum çalışmalarını bir an önce yapmaları gerekmektedir” diyor. Bina sorumluları veya yöneticilerin bu yönetmeliğin ilgili maddelerinde açık bir şekilde belirtildiği gibi asansörlerin yıllık fenni muayenelerini yaptırmaktan ve bakım hizmetini ise yetkili bir asansör firmasına veya onun yetkili servislerine yaptırmak zorunda olduklarını da belirten Aksöz, “Aksi takdirde tüm sorumluluk kendilerinde olup Sanayi Bakanlığı tarafından ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırılıktan kullanıcı- ların can ve mal güvenliğini sağlayamadı kları için ilgili maddeler gereğince ceza alacaklardır” diyor. Bu konunun asansör firmaları yetkilileri tarafından bina sorumlularına yazılı olarak bildirileceğ ini aktaran Aksöz, “Gerekli kontroller yapılıp güvenli bir işletim sağlanacaktı r” diye konuşuyor. Haksız rekabeti önlemek için piyasa gözetimi ve denetimini sıklaştırmanın gerekliliğine de- ğinen Aksöz şöyle devam ediyor: “Usulsüzlük cezalarının kesilmesi ile kaliteli ve güvenli asansörler yapılabilir. Kaliteli ve güvenli asansörler yapılarak son kullanı cı hak etmiş olduğu güvenli asansörlere binmenin huzurunu yaşatacaktı r. Kazalar minimize edilecek ve bu mesleği icra eden sektör çalışanları hak etmiş oldukları kazancı sağlayarak motive olacaklar. Bu durum sektörün dış piyasalara göre rekabet gücünü artırarak ihracatın artıp ithalatının azalmasına sebep olacaktır.” Aksöz standardizasyon çalışmaları ile ilgili ise şunları söylüyor: “TSE tarafından kurulan Başkanlığını şahsımın yaptığı sektörlerle ilgili Ayna Komite üyelerinin artırılarak ilgili standartları n sektörde uygulamasında sorun yaşanmayan standartlar haline getirilmeleri gerekmektedir. Bu konuda Platform üyelerinin hassasiyetleri gerekmektedir. Sektör bizim sektörümüz olduğ undan bu durum kaçınılmazdır.”  

“MEVCUT ASANSÖRLER MODERNİZE EDİLMELİ”
Türkiye’deki mevcut asansörlerin en az yarısının modernizasyona ihtiyacı oldu- ğuna vurgu yapan Aksöz, belirli bir yaşı aşmış her asansörün modernizasyonun şart olduğunu söylüyor. Özellikle Avrupa’da yeni inşaatlar yapılmadığından sektörün hemen hemen modernizasyonla ayakta durduğuna da değinen Aksöz, Türkiye’deki durumun henüz bu safhada olmadığını ancak asansörlerin yaşı ilerledikçe modernizasyonun kaçı- nılmaz olduğunu söylüyor. Aksöz şöyle devam ediyor: “Mevcut standartların mecburiyeti, son kullanıcılara ve bina yöneticilerine doğru anlatılabilmesi, sorumlulukları n artması, eski asansörlerin modernizasyonunu bir ihtiyaç haline dönüştürmektedir. Modernizasyon iki şekilde yapılabilir. Eğer asansör her parçasıyla güvenli kullanımdan uzak bir duruş sergiliyorsa, komple yenilenebilir. İkincisi de yapılan tespitler doğrultusunda önceliği emniyeti sağlayacak komponentlerin değiştirilmesi suretiyle yapılabilecek kısmi modernizasyondur.” Günümüzde pek çok asansörde kabin içi kapısı bulunmadığını söyleyen Aksöz, “Kabin içi kapısı olmayan asansör çalışmaz mı? Elbette çalışır. Ancak günümüzün temel emniyet gereklerine göre her asansörde mutlaka kabin içi kapısı bulunmak zorundadır. Özetle modernizasyon olması gereken bir durum olup, son kullanıcıların ve bina yöneticilerinin konuyla ilgili ciddi bilgilendirilmesi zorunlu hale gelmiştir” diyor ve ekliyor: “Bir montaj firmasının servis ve bakım ayağı yoksa o firmanın ayakta kalabilmesinin de zor olduğu görüşündeyim.”    


Abdurrahman Aksöz - Tasiad Yönetim Kurulu Başkanı
“Bir montaj firmasının servis ve bakım ayağı yoksa o firmanın ayakta kalabilmesi zordur.”