POST, DERİ VE KÖSELELERİN HAZIRLANMASI, DABAKLANMASI VEYA İŞLENMESİNDEN, AYAKKABI İMALİNE VEYA TAMİRİNE KADAR PEK ÇOK ALANDA FAALİYET GÖSTEREN DERİ MAKİNELERİ SEKTÖRÜ KALİTEDEN TAVİZ VERMEDEN FİYAT AVANTAJI YAKALAYABİLİRSE REKABETÇİLİK ŞANSINI YÜKSELTECEK.

 

Piyasadan yaş, salamura veya tuzlu kuru olarak toplanan derilerin işlenmesi ve her türlü deri konfeksiyon mamüllerinin yapımında kullanılmaya hazır hale getirilmesi amacıyla kurulan tesisler deri işleme tesisleri olarak tanımlanıyor. Post, deri ve köselelerin hazırlanması, dabaklanması veya işlenmesine mahsus makina ve cihazlar, ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar sektörün iştigal alanında değerlendiriliyor. Demaksan Deri Makinaları sahibi Azem Yılmaz İşbecer ve Özdersan Deri Makinaları firması Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Özbek Moment Expo’nun sektörle ilgili sorularını yanıtladı. İşbecer, ihracatçılar için kurların düşük olmadığını söyleyerek, bu durumun firmaları yurtdışı rekabetinde zora soktuğunu söylüyor. Özbek ise kaliteden taviz vermeden maliyetleri küçültme çalışmaları yapılması gerektiğini söylüyor.

 

Hüni Makine Genel Müdürü Berki Yalınkılıç ise büyük düşünüp ona göre organize olalım diyor. 2008 yılında Türkiye’nin deri işleme ve imalat makineleri sektör ihracatı yüzde 10,1 ithalatı ise yüzde 25 oranında düşüş gösterdi. Aynı yıl sektör ürünü ihracatı, Türkiye’nin toplam makine ve aksamları ihracatı içinde çok az pay aldı. Sektörün söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 29,2 azaldı ve 17,3 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2009 yılında Türkiye’nin deri işleme ve imalat makineleri sektörü ihracatı yüzde 10,9, ithalatı ise yüzde 42,9 oranında düşüş gösterdi. Aynı yıl Türkiye makine ve aksamları sektörünün tamamının gerçekleştirdiği ihracat ve ithalat içinde çok az pay alan sektörün söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 54,4 azalarak, 7,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde dış ticaret hacmi de yüzde 36,2 azalarak 19,1 milyon da geriledi. Piyasadan yaş, salamura veya tuzlu kuru olarak toplanan derilerin işlenmesi ve her türlü deri konfeksiyon mamüllerinin yapımında kullanılmaya hazır hale getirilmesi amacıyla kurulan tesisler deri işleme tesisleri olarak tanımlanıyor. Bu sektör notunda deri işleme makineleri olarak 8453 pozisyonunda tanımlı olan; ‘Post, deri ve köselelerin hazırlanması, dabaklanması veya işlenmesine mahsus makina ve cihazlar, Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar, Diğer makina ve cihazlar, Aksam ve parçalar” değerlendiriliyor.

 

2008’DE 6,3 MİLYON DOLAR İHRACAT

Birleşmiş Milletler (BM) İstatistik Bölümü verilerine göre, 2007 yılında 848,7 milyon dolar olan sektör ihracatı yüzde 7,4 oranında düşüş göstererek 2008 yılında 785,8 milyon dolar değerine gerildi.

 

2007 yılında tüm ülkelere yapılan ihracat değeri bazında, en yakın rakibinin dört katından fazla paya sahip olan İtalya’nın 2008 yılı ihracatı yüzde 5,3 azalıp 367,8 milyon dolar seviyesine indi ancak bu düşüşe rağmen İtalya ilk sıradaki konumunu korudu. Bu ülkeyi 83,8 milyon dolar ile Tayvan ve 71,6 milyon dolar ile Çin takip ediyor. Deri işleme ve imalat makineleri ihraç eden ilk 20 ülke arasında en fazla ihracat artışını yüzde 341 ile B.A.E. gösterirken, en fazla düşüş yaşayan ülke ise Güney Kore (yüzde 64,6) oldu.

 

Türkiye 2008 yılında gerçekleştirdiği 6,3 milyon dolar ihracat ile sektörün dünya ihracatından yüzde 0,80 pay aldı ve sıralamada 15. konuma yerleşti. 2007 ve 2008 yıllarında, G.T.İ.P bazında dünya ihracatında, 8453.20 pozisyonunda tanımlı “Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar” grubunun ilk sırada yer aldığı görülüyor.

 

EN FAZLA İTHALAT ÇİN’DEN
2007 yılında 731,5 milyon dolar olan toplam sektör ithalatı yüzde 5,2 oranında küçülme göstererek 2008 yılında 693,7 milyon dolar değerine indi. 2008 yılında sektör ithalatı yüzde 10,1 küçülerek 53,6 milyon dolara inen Çin, dünya sıralamasında lider konumunu korudu. Çin’i 23,6 milyon dolar ile Türkiye ve 22,8 milyon dolar ile Brezilya izledi. 2008 yılında, dünya deri işleme ve imalat makineleri ithalatında ilk 20 ülkenin verileri incelendiğinde; yüzde 207,1 artış ile İzlanda’nın en fazla artış kaydeden ülkeler arasında ilk sırada yer aldığı ve bu ülkeyi Cibuti (yüzde 60,4) ile İsviçre’nin (yüzde 55,2) takip ettiği görülür. Bu ülkeler arasında ithalatında en fazla düşüş kaydedilen ülke Ermenistan (yüzde 83,8) oldu. 2008 yılı sektör ithalatında önemli ülkeler sıralamasında 2. konumda bulunan Türkiye, 23,6 milyon dolar değerinde ithalat gerçekleştirerek, dünya geneli ithalattan yüzde 3,4 pay aldı. Görüldüğü üzere Türkiye, sektörün global ithalatında ihracata kıyasla daha fazla paya sahip. 2007 ve 2008 yıllarında G.T.İ.P bazında dünya ithalatında 8453.20 pozisyonunda tanımlı ‘Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar’ grubunun ilk sırada yer aldığı görülür. 2008 yılında, ithalat değeri yüzde 3,4 artarak 146,2 milyon dolara ulaşan 8453.90 pozisyonunda tanımlı ‘Aksam ve parçalar’ grubu, dünya geneli ithalatında artış bazında ilk sırada yer alır.

 

SEKTÖRÜN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU
Türkiye’de, Nisan 2009 verilerine göre Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’ne kayıtlı 27 adet deri işleme makinesi üreticisi vardır. Üretim İzmir ve İstanbul başta olmak üzere batı bölgesinde yoğunlaşmıştır. 2008 yılında 6,3 milyon dolar ihracat gerçekleştiren sektör ihracatı yüzde 10,9 oranında gerilemiş ve 5,6 milyon dolar seviyesine inmiştir. Türkiye’nin 2009 yılındaki sektör ihracatı ürün bazında incelendiğinde, 3,2 milyon dolar ile birinci sırada ‘Post, deri ve köselelerin hazırlanması, dabaklanması veya işlenmesine mahsus makina ve cihazlar’ kaleminin yer aldığı, bu ürünü 1 milyon dolar ile ‘Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar’ ve 728 bin dolar ile ‘Aksam ve parçalar’ grubunun izlediği görülmektedir. 2008-2009 yıllarında ihracat artış oranı açısından, ilk sırada yüzde 165,1 ile 8453.80 G.T.İ.P. no’lu ‘Diğer makina ve cihazlar’ kalemi yer almış, bu kalemi yüzde 69,2 ile ‘Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar’ takip etmiştir. Aynı dönemde ihracatında en çok düşüş kaydedilen kalem ise ‘Aksam ve parçalar’ (yüzde 59,7) olmuştur. Deri İşleme ve İmalat Makineleri sektörü 2009 yılı ihracatımızda Çin’in 1,15 milyon dolar ile birinci konumda yer aldığı, bu ülkeyi 624 bin dolar ile İtalya ve 425 bin dolar ile İran’ın takip ettiği görülmektedir. Sektörde en büyük ithalatçı konumunda olan Çin, Türkiye’nin sektör ihracatında da 1. sırada yer almıştır. 2009’da ihracatta düşüş yaşayan sektör, 2009 yılında (serbest bölgeler dahil olmak üzere) 75 ülkeye ürün ihraç etmiştir.

 

SEKTÖR İHRACATIMIZDA EN BÜYÜK İSVİÇRE’NİN
2009 yılında sektör ihracatımızda en büyük payı alan ilk 20 ülke arasında ihracat artışı esas alındığında; yaklaşık 120 kat artış ile İsviçre’nin ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Bu ülkeyi 41 kat artış oranı ile Ürdün ve yüzde 544,1 artış oranı ile Özbekistan takip etmiştir. Söz konusu dönemde ihracatımızda en büyük düşüş ise Sudan’da (yüzde 75,7) gerçekleşmiştir. 2008 yılında 23,6 milyon dolar değerinde deri işleme ve imalat makineleri ithal eden ülkemizin sektör ithalatı, 2009 yılında genel makine ve aksamları ithalatında kaydedilen yüzde 24,3 oranındaki daralmadan daha büyük bir oranda azalarak (yüzde 42,9) 13,5 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin 2009 yılında ithal ettiği deri işleme ve imalat makineleri, G.T.İ.P. bazında incelendiğinde; 5,8 milyon dolar ile birinci sırada ‘Post, deri ve köselelerin hazırlanması, dabaklanması veya işlenmesine mahsus makina ve cihazlar’ kaleminin yer aldığı, bu ürünü 4,8 milyon dolar ile ‘Ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar’ ve 2,1 milyon dolar ile ‘Aksam ve parçalar’ grubunun izlediği görülmektedir. 2009 yılında sektör ithalatında 6’lı G.T.İ.P. bazında tüm kalemlerde gerileme kaydedilmiştir. En büyük düşüşler sırasıyla yüzde 48,2 ile ‘post, deri ve köselelerin hazırlanması, dabaklanması ve ya işlenmesine mahsus makina ve cihazlar’ kaleminde, yüzde 47 ile ‘aksam ve parçalar’ ve yüzde 35,3 ile ‘ayakkabı imaline veya tamirine mahsus makina ve cihazlar’da kaydedilmiştir. 2009 yılında deri işleme ve imalat makineleri ithalatı mızda önemli yer tutan ülkeler arasında ilk üç sırayı İtalya (10,3 milyon dolar), Çin (1,5 milyon dolar) ve Almanya (803 bin dolar) almıştır. 2009 yılı ithalatımızda artış oranları esas alındığında; yüzde 113,4 ile Hong Kong’un ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Hong-Kong’u yüzde 70,7 artış oranı ile A.B.D. ve yüzde 32,6 ile Çin takip etmiştir. En büyük düşüş ise yüzde 94,4 ile İsviçre’de kaydedilmiştir.  2008 yılında Türkiye’nin deri işleme ve imalat makineleri sektör ihracatı yüzde 10,1 ithalatı ise yüzde 25 oranında düşmüştür. Aynı yıl sektör ürünü ihracatı, ülkemizin toplam makine ve aksamları ihracatı içinde çok az pay almıştır. Sektörün söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 29,2 azalmış ve 17,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında Türkiye’nin deri işleme ve imalat makineleri sektörü ihracatı yüzde 10,9, ithalatı ise yüzde 42,9 oranında düşüş göstermiştir. Aynı yıl ülkemizin makine ve aksamları sektörünün tamamının gerçekleştirdiği ihracat ve ithalat içinde çok az pay alan sektörün söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 54,4 azalmış ve 7,9 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde dış ticaret hacmi de yüzde 36,2 azalarak 19,1 milyon dolara gerilemiştir.

 

“REKABETTE ZORLANIYORUZ”
Demaksan Deri Makinaları sahibi Azem Yılmaz İşbecer sektörün öne çıkan sorunlarını şöyle açıklıyor: “İhracatçılar için kurların düşük olmaması yurtdışı ile rekabet gücünü zora sokmaktadır. Ayrıca Türkiye’de firmalar her türlü imalatı hiç bir denetim mekanizması olmadan kolayca yapabilmektedir böylece ciddi çalışan firmaların önü kesilmektedir. Rekabet, geliştirici bir etken olmaktan çıkıp, gelişmenin önündeki engel halini almaktadır. Örneklemek gerekirse, standartlara uygun imalat yapan bir firma, öteki tarafta teknolojiden uzak düşük fiyatlarla imalat yapan bir firma ve bilinçsiz tüketiciler.” Sektörün bugün yaşadığı en büyük sorunlardan birinin de denetimden uzak bir şekilde dileyenin dilediği üretim yapabilmesi olduğuna değinen İşbecer, “Örneğin, yüksek risk taşıyan inşaat makinaları bile hiçbir kurumca denetlenmemektedir. Ayrıca Kobi’ler ekonomiye çok ciddi pay sağlamakta olup, ekonomiden yeterli payı almaktan çok uzaktadır” diyor. Türkiye’nin en büyük sorunu işletmelerdeki finans yetersizliği olduğuna da değinen İşbecer, gelişmeye açık firmaların desteklenmeleri ve teminat sorunlarının çözülerek, firmaların teknik kapasitelerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini söylüyor. İşbecer şöyle devam ediyor: “Zaten biz bunu geçmişte yaptığımız için, ahilik sistemi deneyiminden gelen bir ilke, bugün bu deneyimle yola çıkmalı, bu deneyimin üzerinden devam etmeli. Üreticiler belli kurumların bir parçası olmalı ve bu aidatlık sadece bugün olduğu gibi isim cetvelinde bir numara olarak kalmamalı, mesleki kurumlar aktif hale getirilmeli tüketicinin sorunlarıyla gerçekten ilgilenen, çözümler üreten, birlikte karar verebilen etkili bir yapıya dönüşmelidir.” “Bizim en büyük sorunumuz yabancı firmalarla rekabet etmek değil, maalesef kendi yerli firmalarımızın yurtdışındaki olumsuz izleri olmaktadır” diye sözlerine devam eden İşbecer, bunun sayısız örnekleri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “İnsanlar hiç bilmedikleri halde yurtdışında tesisler kurmaya kalkmakta, sırf para kazanmak uğruna tüm ülkenin itibarı ayaklar altına alınmaktadır. Unutulmamalıdır ki, Avrupa’daki firmalar kendi isimleriyle Türkiye’deki firmalar Türk ismiyle anılmaktadır. Yani olumsuzluk tüm Türkiye’ye mal edilmektedir.” İşbecer bir başka sorunun da, yurtdışında yapılan milli katılımlarda verilen desteklerin zamanında ödenmemesi olduğunu söyleyerek, “Özellikle devlet destekli olan fuarların stand bedellerinin çok yüksek olması sebebiyle bu durumun fuarı düzenleyen kurumlara destek haline dönüşüyor olmasıdır. Devletin bunu çok ciddi bir şekilde denetlemesi gerekmektedir” diyor. Özdersan Deri Makinaları firması Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Özbek, pazar ve teknolojinin sektörün en büyük sorunlarından bazıları olduğunu söyleyerek, “Pazar araştırmalarının çok yüksek düzeyde önem kazanması gerekmektedir. Ayrıca aranan kaliteli ürünü pazarda sunabilmek için yüksek teknolojinin de imalat hattında uygulanması gerekmektedir” diyor. Kaliteden taviz vermeden maliyetleri küçültme çalışmaları yapılması gerektiğine de değinen Özbek, “Alınan sonuçlar olumlu ise pazar paylarını arttırmak için uğraşlar verilmelidir” diye konuşuyor.

“DERİ SEKTÖRÜ SON 2 YILDIR KRİZDE”
Deri sektörünün son iki yıldır tüm dünyada bir kriz yaşamakta olduğunu söyleyen Hüni Makine Genel Müdürü Berki Yalınkılıç, bunun en büyük nedeninin ise dünyada daha önceki yıllarda arz talep dengesini dikkate almadan yapılan yatırımlar olduğunu söylüyor. Yalınkılıç, “İklimsel değişimler, ABD’den başlayıp diğer ülkeleri derinden etkileyen ekonomik kriz, Çin kaynaklı hammadde talebi gibi nedenler de bahsettiğimiz sıkıntıları tetikledi. Deri sektörünü sarsan durum, dolayısı ile Deri Makineleri üreticilerini de derinden yaraladı” diye konuşuyor. Deri işleyen firmaların ayakta kalmanın planlarını yaparken yeni yatırım yapmayı veya makine yenilemeyi gerçekleştiremediklerine de değinen Yalınkılıç, “Bu arada iflas durumuna gelmiş firmaların makineleri ise yok pahasına el değiştirerek canlı bir ikinci el makine pazarı yarattı” diyor. Bu makinelerin düzgünlerinin Avrupalı firmalar tarafından kapışılırken, elde kalanların Türkiye’ye gerekli revizyonları yapılmadan pazarlandığını ekleyen Yalınkılıç, “Bir başka anlamda Türkiye, işlevsiz, güncelliğini yitirmiş, güzel bir boyama ile yenilenmiş (!) makinelerin en büyük adresi oldu” diyor. Gerek yatırımların azalması, gerekse ikinci el makinelerin rağbet görmesi nedeniyle deri işleme makinesi üreticilerinin büyük bir sıkıntı içine girdiklerini aktaran Yalınkılıç, “Bugüne kadar sadece İtalyan makinelerini kopyalayarak ayakta kalmış ve sermayesi yeterli olmayan, uluslararası pazarda kendine yer edinememiş deri işleme makineleri üreticilerinin ayakta kalması neredeyse mucizelere kalmış oldu” diye konuşuyor.

 

“BÜYÜK DÜŞÜNÜP ORGANİZE OLALIM”
Yalınkılıç’ın sektörü yaşadığı sorunlarla ilgili çözüm önerileri ise şöyle: “Türkiye Deri Sanayisini ikinci el makine çöplüğü olmaktan kurtarabilecek bilincin yerleşmesi için çalışmak en başta geliyor. Ayrıca makine üreticilerimizin de kendilerinden bir şeyler katarak ve kopyacılığı terk ederek ürünlerine çekicilik vermeleri gerekli. Sadece Türkiye pazarına değil; değişen ama sıkıntılı da olsa yaşamaya devam edecek dünya deri ülkelerine pazarlama yapacak sermaye ve mantalite yapısına kavuşmalarını salık veriyorum.” Yalınkılıç, sektörün yaşadığı sorunların çözümü için bürokratik ve muhasebesel değişiklikler yapılması gerektiğine de değinerek, “Ürettiğimiz makinelerin bir bölümü Türkiye dışından tedarik edilmekte. Mevcut bürokrasi yapımız, gerek geçici ithalat işlemlerini; gerekse ihracat/teşvik KDV geri ödemelerini üreticinin sırtına ilave yük getirecek şekilde yapılanmış durumda. Bir an önce değiştirilmeli ve KKDF gibi ne amaca hizmet ettiği belli olmayan uygulamadan da vazgeçilecek değişikliklerin yapılması gerekli” diyor. Türkiye’de ürettikleri Ahşap Deri Dolaplarını dünyadaki tüm deri işleyen ülkelere ihraç ettiklerinin altını çizen Yalınkılıç, şöyle devam ediyor: “Üretimimizin sadece yüzde 15’i Türkiye’de satılıyor. Geniş bir pazar bandına hitap etmek bu kriz dönemlerinde bizim ayakta kalmamızı sağlıyor. Sürekli en yüksek kaliteyi hedefleyerek yaptığımız yenilikler sayesinde makinelerimizi kullananlar daha ekonomik yatırımla büyük kapasitede üretimi, hem de aynı standartları tutturarak sağlıyorlar. Böylece uluslararası piyasada Türkiyeli bir firma olarak küçümseyici yaklaşımların da önüne geçmiş oluyoruz. Tavsiyem büyük düşünüp ona göre organize olmaktan yana.”

 

Kaynaklar:

-Türkiye İstatistik Kurumu

-International Trade Center (ITC) www.trademap.org

-Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD)

www.tdkd.org.tr

-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) www.tobb.org.tr

 

 

SPOT:

“Türkiye’de firmalar her türlü imalatı hiç bir denetim mekanizması olmadan kolayca yapabilmektedir böylece ciddi çalışan firmaların önü kesilmektedir. Rekabet, geliştirici bir etken olmaktan çıkıp, gelişmenin önündeki engel halini almaktadır. Örneklemek gerekirse, standartlara uygun imalat yapan bir firma, öteki tarafta teknolojiden uzak düşük fiyatlarla imalat yapan bir firma ve bilinçsiz tüketiciler.”

 

KUTU:

İTALYA İHRACATTA İLK SIRADA

2007 yılında tüm ülkelere yapılan ihracat değeri bazında, en yakın rakibinin dört katından fazla paya sahip olan İtalya’nın 2008 yılı ihracatı yüzde 5,3 azalıp 367,8 milyon dolar seviyesine indi ancak bu düşüşe rağmen İtalya ilk sıradaki konumunu korudu. Bu ülkeyi 83,8 milyon dolar ile Tayvan ve 71,6 milyon dolar ile Çin takip ediyor. Deri işleme ve imalat makineleri ihraç eden ilk 20 ülke arasında en fazla ihracat artışını yüzde 341 ile B.A.E. gösterirken, en fazla düşüş yaşayan ülke ise Güney Kore (yüzde 64,6) oldu.

 

 

KUTU:

EN FAZLA İTHALAT İZLANDA’DAN

2008 yılında, dünya deri işleme ve imalat makineleri ithalatında ilk 20 ülkenin verileri incelendiğinde; yüzde 207,1 artış ile İzlanda’nın en fazla artış kaydeden ülkeler arasında ilk sırada yer aldığı ve bu ülkeyi Cibuti (yüzde 60,4) ile İsviçre’nin (yüzde 55,2) takip ettiği görülür. Bu ülkeler arasında ithalatında en fazla düşüş kaydedilen ülke Ermenistan (yüzde 83,8) oldu.

 

SPOT:

“Sürekli en yüksek kaliteyi hedefleyerek yaptığımız yenilikler sayesinde makinelerimizi kullananlar daha ekonomik yatırımla büyük kapasitede üretimi, hem de aynı standartları tutturarak sağlıyorlar. Böylece uluslararası piyasada Türkiyeli bir firma olarak küçümseyici yaklaşımların da önüne geçmiş oluyoruz. Tavsiyem büyük düşünüp ona göre organize olmaktan yana.”