DÜNYA GENELİNDE 11 DİLDE HİZMET VEREN BAŞBAKANLIK YATIRIM DESTEK VE TANITIM AJANSI BAŞKANI ALPARSLAN KORKMAZ, “HENÜZ ÇOK YENİ BİR AJANS OLMAMIZA VE İLK DEFA ‘GLOBAL INVESTMENT PROMOTION BENCHMARKING’ ADLI BİR DEĞERLENDİRMEDE YER ALMAMIZA RAĞMEN GELEN TALEPLERİN YÖNETİLMESİ KONUSUNDA DÜNYA SIRALAMASINDA 5., AVRUPA’DA 2. EN İYİ AJANS OLARAK GÖSTERİLDİK” DİYOR.

 

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı tüm dünyada 11 dilde hizmet veriyor. Sektörlere, ülkelere ve stratejik önceliklere göre matrisyel bir yapıyla takımlar halinde yapılandırdıkları takımlarıyla yatırımcıdan gelen talepleri en hızlı ve etkin biçimde ce-vaplandırmaya çalıştıklarını söyleyen Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz, “Bu özelliklerimiz neticesinde, Dünya Bankası kuruluşlarından IFC tarafından 2009 yılı için yapılan ve dünyadaki 181 yatırım ajansının karşılaştırıldığı bir değerlendir-mede Ajansımız dünya genelinde 15. en iyi Ajans olarak yer aldı” diyor. Alparslan şöyle devam ediyor: “Henüz çok yeni bir Ajans olmamıza ve ilk defa ‘Global Investment Promotion Benchmarking’ adlı bu değerlendirmede yer almamıza rağmen  gelen taleplerin yönetilmesi konusunda dünya sıralamasında 5., Avrupa’da  2. en iyi Ajans olarak gösterildik.”

 

Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın kuruluş amacından ve faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?
T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA), Türkiye’nin sunduğu yatırım olanaklarını küresel iş dünyasına tanıtma ve yatırımcılara Türkiye’ye yapacakları yatırımların her safhasında destek verme görevini üstlenmiş tek resmi kuruluştur. TYDTA, ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte yatırım fırsatlarını tanıtma ve değerlendirme süreçlerinde ilgili tüm resmi kurumları koordine ederek Türk ya da uluslararası tüm yatırımcılara yönelik bir refe-rans noktası olarak hizmet vermektedir. ABD, Almanya, Çin, Fransa, Hindistan, İngiltere, İspanya, İsrail, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, Körfez ülkeleri (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman), Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan olmak üzere toplam 21 ayrı ülkede 15 temsilciliğiyle faaliyet gösteren Ajansımız, yabancı yatırımcıları ‘tek-durak- hizmet’ anlayışı ile karşılamakta, geniş hizmet çerçevesi içinde yatırımcıların Türkiye’deki ticari faaliyetlerinden en yüksek düzeyde yarar sağlamalarını kolaylaştırmaktadır. Türkçe’nin yanı sıra, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Japonca, Rusça, Arapça, Korece ve Çince iletişim kurabileceğiniz uzman kadrosu ile Ajansımız Türkiye’nin sağladığı imkânlardan faydalanmak isteyen yatırımcıların ilk adresi konumundadır. Türkiye’nin kalkınmasında gereksinim duyulan doğrudan yabancı ve yerli ya- tırımları teşvik eden Ajansımızın temel amacı ülkemize katma değer katacak, istihdam yaratacak ve vizyon katacak yatırımları Türkiye’ye kazandırmaktır. Bu amaca yönelik stratejileri belirlemek, bu strateji dahilinde ön plana çıkan sektörleri belirleyerek özellikle bu sektörlerde gerçekleşecek yatırımları ülkemize çekmek için çalışmalar yapıyoruz. Bütün bunların yanında özellikle yatırımcılardan edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak ülkemiz yöneticilerine yatırımcıların beklentileri ve Türkiye’de karşılaştıkları zorluklara ilişkin geri bildirim yapıyoruz. Bu bağlamda Türkiye’nin yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik adımların atılması için Ajans olarak yoğun gayret gösteriyor, özel sektörün ya da sivil toplum örgütlerinin bu amaca yönelik yaptığı çalışmalara, devletin yatırımcı gözüyle bakabilen bir organı olarak, mümkün olduğunca destek vermeye çalışıyoruz.

 


Alpaslan Korkmaz            
Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı
Türkiye’nin sahip olduğu değerler ve bizim ülkemize olan inancımız bir araya gelince ülke olarak tüm hedeflerimize ulaşılabileceğimizi düşünüyorum.

 

Yurt dışında da bu konu ile ilgilenen biri olarak, göreve getirilmenizdeki temel neden nedir sizce? Yurt dışındaki deneyimleriniz ışığında yatırım destek ajanlarının işleyişini Türkiye ile karşılaştırabilir misiniz? Türkiye’de sistem nasıl işliyor, yurt dışında nasıl?
Türkiye’de böyle bir Ajansın kurulması her zaman için bir ihtiyaçtı. Bugün dünyanın diğer bir çok ülkesine baktığımızda, hatta küresel ekonomiye entegrasyon ve ekonomik büyüklük açı-sından bizden çok daha geride olan ülkelerin bile ulusal yatırım ajanslarını bizden çok daha önce kurduklarını görüyoruz. Fakat Türkiye’nin özellikle son on yılda kaydettiği gelişmeler ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik attığı adımlar bir ulusal yatırım ajansı kurulması fikrini de beraberinde getirdi. 2006 yılında bu konuya ilişkin çalışmalar yapılırken de yatırım tanıtım konusunda hâlihazırda çalışmakta olan, bu konuda en 15 yıllık tecrübeye sahip olan ve akademik çalışmalarını da bu yönde gerçekleştiren bir Türk olarak bana ulaşıldı. O sırada, doğup büyüdüğüm ülke olan İsviçre’de, Batı İsviçre bölgesinin yatırım tanıtım ajansında yöneticilik yapmaktaydım. İlk etapta katkı sağlamak üzere bu çalışmalara fikri bazda destek verirken daha sonra bu Ajansın kurucusu olarak ülkeme hizmet etme fırsatı sunulunca büyük gurur duydum ve hayatımda büyük bir değişiklik yapma pahasına bu teklifi kabul ettim. Türkiye’nin potansiyeline olan inancım bu görevi kabul etmemde önemli bir etkendi, zaten ekibimin önemli bir kısmı da bu inanca sahip olan bu yüzden yurtdışındaki kariyerlerini bırakarak ülkesine dönmeyi göze alabilen uzmanlardan seçtim. Uluslararası tecrübeye sahip bu arkadaşlarımızla Türkiye’nin bu potansiyelini gerçekleştirmesine katkıda bulunma heyecanıyla çalışıyoruz. Yapısal olarak Ajansımızı pek çok ulusal yatırım Ajansından farklı kılan en önemli özellik yürütmenin en üst noktasına ki bizim ülkemizde bu nokta Başbakanlık makamıdır, doğrudan bağlı olmasıdır. Ayrıca dünyada 11 dilde hizmet verebilen başka bir yatırım Ajansı yoktur. Sektörlere, ülkelere ve stratejik önceliklere göre matrisyel bir yapıyla takımlar halinde yapılandırdığımız takımızla yatırımcıdan gelen talepleri en hızlı ve etkin biçimde cevaplandırmaya çalışıyoruz. Bu özelliklerimiz neticesinde, Dünya Bankası kuru-luşlarından IFC tarafından 2009 yılı için yapılan ve dünyadaki 181 yatırım ajansının karşılaştırıldığı bir değerlendirmede değerlendirmeye Ajansımız dünya genelinde 15. En iyi Ajans olarak yer aldı. Henüz çok yeni bir Ajans olmamıza ve ilk defa ‘Global Investment Promotion Benchmarking’ adlı bu değerlendirmede yer almamıza rağmen gelen taleplerin yönetilmesi konusunda dünya sıralamasında 5., Avrupa’da 2. en iyi Ajans olarak gösterildik. Elbette ki Türkiye’deki sistemin Ajansımızın çalışma alanları açısından diğer ülkelere göre daha avantajlı ya da daha dezavantajlı yönleri vardır. Fakat özellikle uluslararası yatırımcılar devleti ve yatırım ortamını bir bütün olarak görme eğilimde oldukları için Ajansımız da çalışmalarını bütüncül bir bakış açısıyla yürütmekte, yatırım süreçlerinde yaptığımız katkıların yanı sıra yapısal geniş kapsamlı çözümler de sunabilmek için gayret etmekteyiz.

 

Küresel ekonomide bütün ülkeler birbirine bağlı durumda. Bu anlamda Türkiye’nin genel olarak ve özel olarak da makine sektörünün yabancı sermayeyi çekmesi düşünülen ülkeler hangileri olmalıdır? Hangi ülkelere daha fazla önem verilmelidir? Bununla ilgili bir stratejiniz var mı, varsa bizimle paylaşabilir misiniz?
Ajans olarak belli başlı alanlarda çeşitli çalışmalar yapıyoruz ve buna göre her sektör ve ülke için özel stratejiler belirledik. Makine sektörü de üzerinde önemle durduğumuz alanlardan biridir. Bu bağlamda oldukça kapsamlı bir sektör raporu hazırlayarak sektörün güçlü ve zayıf yanlarını, potansiyelini ortaya koyduk. Dolayısıyla önce Türkiye'de ve dünyada sektörün durumunu ortaya çıkarttık ve daha sonra bu alanda doğrudan yatırım çekme stratejimizi belirledik. Bildiğiniz gibi ithalatımızda en büyük ikinci fasıl makine ürünlerinden oluşmaktadır, bu da bizim için konunun ehemmiyetini gösteren bir başka unsur. Belirlemiş olduğumuz strateji de makine sektöründeki öncü ülkeler üzerine yoğunlaşmakla beraber, daha  çok bu alanda faaliyet gösteren şirketleri hedef almaktayız, zira küreselleşen bir dünyada artık çok uluslu şirketler belli bir ülkede faaliyet göstermiyorlar ve dünyaya yayılmış bulunmakta-dırlar. Dolayısıyla biz de ona göre stratejimizi belirleyip potansiyel yatırımcıları hedeflemekteyiz. 

 

Makine sektörüne yatırım yapılmasına yönelik özendirici özel teşviklerinizden bahsedebilir misiniz?
Bildiğiniz gibi hükümet geniş kapsamlı yeni bir teşvik yasası çıkarttı. Yeni teşvik sistemi sektörel ve bölgesel olarak yatırımcılara farklı derecelerde destekler sunmaktadır. Makine sektörü de hükümetin yeni teşvik sistemi kapsamında desteklediği sektörlerin başında gelmektedir. Söz konusu teşvikler vergi muafiyetinden tutun, işveren sigorta pirimi, faiz desteği ve arazi tahsisine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Teşvik sistemini daha detaylı incelediğimizde oldukça avantajlı bir teşvik paketinin yatırımcılara sunulduğunu göreceğiz. Bu bağlamda makine sektörüne yatırım yapmak isteyen yatırımcılar Ajansımızın desteğini de yanına alarak bu teşviklerden sonuna kadar yararlanabilirler.

 

Şimdiye kadar hayata geçirdiğiniz projelerden örnekler verebilir misiniz?
Öncelikle söylemem gerekir ki Ulusal Yatırım Ajanslarının stratejileri, kapsamları ve bu Ajanslarca yürütülen yatırım promosyon ve destek çalışmaları; ülkelerin makroekonomik politikaları içerisinde tanımlanan ve tıpkı bu politikalar gibi getirileri uzun vadede hesaplanan; yine bu makro-ekonomik politikalar gibi birbirinden bağımsız uluslararası ve yerel pek çok faktöre göre sonuçları şekillenen çalışmalardır. Bu bağlamda Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın tüm dünyada yaptığı medya kampanyalarının, yaptığı sunumların, yatı-rımcılarla yaptığı birebir görüşmelerin sonuçlarının Türkiye’ye giren uluslararası yatırım projelerinin ne kadarına ne kadar etkisi olduğunu tam olarak ölçmek pek mümkün değildir. Fakat ölçülebilir kısıma, yani Ajansımızın doğrudan dâhil olduğu yatırım projelerine baktığımızda şunu görüyoruz: 2007 yılında kuruluş ve organizasyon çalışmaları tamamlanan Ajansımız bugüne kadar doğrudan 1500’ü aşkın projeye müdahil olmuştur. Ajansın ‘destek’ çalışmaları kapsamına; bir yatırımın Türkiye’ye kazandırılması aşamasındaki tüm süreçlerin yönetilmesinden yatırımcıların Türkiye’de yatırımlarını gerçekleştirirken ya da gerçekleştirdikten sonra yatırımlarına devam ederken karşılaştıkları sorunların çözümüne kadar pek çok faaliyet girmektedir. Dolayısıyla Ajansın, sadece Türkiye’ye yeni yatırımların kazandırılması anlamında değil, Türkiye’de hâlihazırda bulunan yatırımların devam edebilmesi ve büyütülmesi anlamında da yadsınamaz katkıları olduğu muhakkaktır.

 

Doğrudan dâhil olduğunuz projelere örnek verebilir misiniz?
Mesela 2008 yılı için 210 Milyon Euro’luk rüzgâr enerjisi yatırımı yapacak olan Perfect Wind, dünya devlerinden General Electric Company’nin sağlık hizmetleri şirketi GE Healthcare’in merkez ofisini İstanbul’a taşıması, ülkemize 800 kişilik istihdam kazandıran Fransız Areva; yine 200 istihdam rakamıyla Hintli TAFE, Gates Corporation, Alman otomotiv yan sanayi kuruluşu Oschtaz ve Çinli Huawei’in Ar-Ge ve Eğitim merkezi yatırımlarını sayabiliriz. Krizin etkilerinin tüm dünyada yoğun olarak hissedildiği 2009 yı-lında yine Alman otomotiv şirketi CRH yatırımı, dünya devleri HP ve FoxConn’un 60 milyon dolar tutarında bir yatırım ile kuracağı 2000 istihdamlı bilgisayar üretim tesisi ile 1200 istihdamlı Siirt Pervari Barajı ve HES projelerini sayabiliriz. Dikkat ederseniz ilgilendiğimiz projelerin istihdam, teknoloji ve katma değer boyutlarına çok önem veriyoruz.Mesela Nisan 2009’da Microsoft CEO’su Steve Balmer ile gerçekleşen ortak basın toplantısında Microsoft’un Türkiye’ye yönelik ‘yazılım üssü’ planlarının açıklanmasında şahsen bulundum. Yine 2009 yılında gerçekleşen Çin’in 3. büyük otomotiv üreticisi DFM’in yatırım duyurusu, yenilenebilir enerjide dünyanın önde gelen kuruluşlarından RES’in toplamda 750 Milyon Avroluk yatırım projeleri için düğmeye basması da ilgilendiğimiz projelere örnek olarak gösterilebilir. 2010 yılı için de Alcatel Lucent, MbTech ve Intel’in Ar-Ge merkezi yatırımlarını örnek verebiliriz. Daha önce de belirttiğim üzere Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın ülkemize yaptığı ve yapacağı katkıları tam anlamıyla ölçmek hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Burada sadece doğrudan müdahil olduğumuz projelerden örnekler verdik. İnanıyoruz ki Türkiye’nin sahip olduğu değerler ve bizim ülkemize olan inancımız bir araya gelince ülke olarak tüm hedeflerimize ulaşılabileceğimizi düşünüyorum. Bu bağlamda ülkemizin kalkınma hedeflerine inancı tam olan devlet ya da özel tüm kurumlarımızla birlikte Ajansımızın da bu ülkeye olan katkıları daha da artarak devam edecek ve Türkiye güçlü ve büyük bir ülke olarak dünyada ülkeleri arasında elde ettiği yeri daha da iyi noktalara taşıyacaktır. 

 

SPOT:
“ Makine sektörü üzerinde önemle durduğumuz alanlardan biridir. Bu bağlamda oldukça kapsamlı bir sektör raporu hazırlayarak sektörün güçlü ve zayıf yanlarını, potansiyelini ortaya koyduk. Dolayısıyla önce Türkiye'de ve dünyada sektörün durumunu ortaya çıkarttık ve daha sonra bu alanda doğrudan yatırım çekme stratejimizi belirledik.”