Sanayi Genel Müdürlüğü’nün misyon ve vizyonundan kısaca bahsedebilir misiniz? Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın vizyonu;
“Girişimciliğe, yenilikçiliğe ve yüksek katma değerli teknoloji üretimine dayalı ekonomik yapısıyla, Avrasya’nın mal ve hizmet üretim üssü haline gelen ve dünyanın en gelişmiş on ülkesi içinde yer alan bir Türkiye’nin oluşumunda öncü olmaktır”.
Bu vizyon çerçevesinde Bakanlık misyonu ise “Ülkemizin küresel düzeyde rekabet gücünü artırmaya yönelik olarak; sanayi ve ticaret alanında plan, program, strateji ve politikalar geliştirmek, ekonominin itici gücünün özel girişimcilik olduğu bilinciyle ve başta KOBİ’ler olmak üzere bütün sanayici, tüccar, esnaf ve sanatkarlara, güvenli, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir iş ve rekabet ortamı tesis etmek, tüketicilerin haklarının korunmasına ve bilinçlendirilmesine yönelik tedbirler almak ve Ar-Ge çalışmalarına sunulan desteklerle, ileri teknolojiye ve yenilikçiliğe dayalı, yüksek katma değer sağlayan bir üretim kültürünün oluşmasına
hizmet etmektir.” Bakanlığımızın ana omurgasını oluşturan Sanayi Genel Müdürlüğü’nün, Bakanlığın Teşkilat ve Görevleri  Hakkında Kanunu’ndan hareketle kurumumuzun görevlerinin başında; yıllık ithalat ve ihracat rejimlerinin hazırlanmasını ve
uygulanmasını sağlamak üzere ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak ve mevcut sanayinin problemlerini takip etmek geliyor. Buna ek olarak, milli ekonomimize sağlayacağı faydaların en üst seviyede tutulabilmesi için çözüm yolları aramak ve rehberlik etmek de Sanayi Genel Müdürlüğü’nün esasları arasında sayılıyor.                                                                                                                             
Tespit edilen sanayi politikası doğrultusunda, yurt içinde imal edilen ürünlerin dış ürünlerle rekabet edebilecek uygun fiyat ve kalite seviyesine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, sanayi müesseselerinin üretimlerinin devamı ve artışı için ihtiyaç duyulacak yatırım malı, hammadde, işletme malzemesi ve yedek parçaları yurt içi kaynaklardan veya ithal yolu ile temin etme hususunda karar vermek, işletmeleri gelişen teknolojik şartlara uygun
şekilde üretimde bulunmaya yönlendirmek, bunun için sanayiciye yardımcı olmak ve üretilen malların bu yönde kontrolünü yaparak tüketiciye intikalini sağlamak da kurumun görevleri arasında başta gelen maddelerden birini oluşturuyor. Bunun yanı sıra; sanayi işletmelerine ait sicilleri tutmak, envanterlerini yapmak, istatistiki bilgi toplamak ve değerlendirmek, sanayi mamulleri ihracatının artırılması için gerekli çalışmaları yapmak ve bu konuda sanayiciye yardımcı olmak ve diğer ülkelerle sınai ve teknik konularda gerekli işbirliğini temin için ilgili kuruluşlarla yapılacak çalışmalara iştirak etmek de diğer görevler arasında sayılıyor.
Bu görevler kapsamında; ülkemiz sanayinin gelişmesine ve rekabet gücünün artırılmasına, milli gelirimizin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılmasına, ihracat, istihdam ve refah seviyesinin artırılmasına, AB ve diğer uluslararası müktesebatın ülkemiz sanayine uyarlanmasına ve takibine yönelik birçok faaliyet Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülüyor. Makine Sanayi ile ilgili yürüttüğünüz çalışmalar ve ileriye dönük projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Makine Sanayi ürünlerini kapsayan
2006/42/AT sayılı Makine Emniyeti Yönetmeliğine dair konularda ve makine ile ilgili olabilecek diğer teknik mevzuat ve uygulamalar ile sektörel hususlarda karşılaşılabilecek sorunların çözümlenmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının ve makine sanayi temsilcilerinin katılımıyla oluşturduğumuz “Makina Teknik Komitesi” bugüne kadar 19 kez toplandı. Bu komite altında dört de Alt Çalışma Grubu teşkil ettirildi. Genel Müdürlüğümüz görevleri içinde yer alan Piyasa Gözetimi ve Denetimi(PGD) çalışmalarının makine sanayiyi ilgilendiren ürünler üzerinde de yoğun bir şekilde uygulanmasına devam edilmekte olup ileride daha etkin bir PGD için gerekli çalışmalar sürdürülüyor. Makine sektörünün Türkiye’de ve dünyadaki durumunu gösteren “Makine
Sektör Raporu” 4 aylık periyotlarla hazırlanarak Bakanlığımız web sayfasında yayımlanmaya devam ediyor. Makine sektörünün önünü açacak olan Makine Strateji Belgesi’nin görüşüldüğü “Türkiye Makine Sanayi Buluşması” 14 Nisan 2010 Çarşamba günü Çırağan Sarayı’nda düzenlendi. Ana başlıkların “Küresel Krizin Makine Sektörü Üzerine Etkileri”, “Hukuki Düzenlemeler ve Yapısal Tedbirler”, “Finansal Araçların Geliştirilmesi”, “İnsan Kaynakları”, “Pazarlama – Dış Ticaret ve Tanıtım”, “AR-GE ve İnovasyon”
olarak belirlendiği çalıştayda toplam 41 eylemden oluşan Eylem Planı netleştirilmişti. Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi
ve Eylem Planı; dünyada ve ülkemizde değişen ekonomik ve sosyal koşullar, Dokuzuncu Kalkınma Planı Stratejisi
(2007–2013), Orta Vadeli Program (2010–2012), 2010 yılı programı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2010–2014 Stratejik Planı ve Türkiye Sanayi Stratejinde yer alan temel ilkeler, vizyonlar, amaçlar ve hedefler dikkate alınarak hazırlandı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na sunulmuş olan 2011–2014 yıllarını kapsayan “Makine Sektör Strateji Belgesi”nin onaylanması üzerine yürütülme sürecine geçilecek. Başta kamu olmak üzere, ‘Yerli Makine’ bilincini aşılamaya yönelik olarak “Türk Makine Sanayi ve Kamu Alıcıları Buluşması” Bakanlığımız himayesinde ve Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği’nin katkısı ile 29 Mayıs 2010 tarihinde Gaziantep’te gerçekleştirildi. Nüfusu 100 binin üzerinde olan 178belediye başkanı ile 81 il valisinin davet
edildiği toplantıya çeşitli illerin vali ve vali yardımcıları, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile makine sanayiinden çok sayıda sanayici katılım sağladı. Bakanlığımız koordinasyonunda, ilgili kurum ve kuruluşlarının katılımı ile gerçekleştirilen etkinlik  sonuçlarından hareketle 22 Temmuz 2010 tarihinde Bakanlığımızda “Kamu Alımlarında Yerli Malının Teşvik Edilmesi Toplantısı”
düzenlendi ve yapılacak olan düzenlemeler ile ilgili çalışmalar gerçekleştirildi. Makine sanayisinde ekonomiye en çok girdi  sağlayan kalemler hangileridir? Gelecekte yıldızının parlaması beklenilen sektörler nelerdir? Makine imalat sanayi, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayileşmesinin de itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin gelişiminin temel taşı olacaktır.
Türk Makine Sanayi 1990 yılından bu yana yaklaşık yüzde 20 oranında yıllık büyüme oranı gösterdi. Makine sanayinde üretilen başlıca ürün grupları: reaktör ve kazanlar; türbinler ve turbojetler; pompalar ve kompresörler; vanalar; klimalar ve soğutma
makineleri; ısıtıcılar ve fırınlar; hadde ve döküm makineleri; gıda sanayii makineleri; tarım ve ormancılık makineleri; yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri; inşaat ve madencilik makineleri; kâğıt ve matbaacılık makineleri; yıkama, kurutma ve ütüleme makineleri; tekstil ve hazır giyim makineleri; deri işleme makineleri; kauçuk ve plastik işleme makineleri; metal işleme makineleri ve takım tezgâhları; motorlar ve yedek parçaları; büro makineleri; rulmanlar, silah ve mühimmat ile ambalajlama makineleridir.
Makine ve Aksamları Sektörünün bünyesinde yer alan en önemli sektörler “İş Makineleri Alt Sektörü”, “Takım Tezgahları Alt Sektörü” ve “Tarım Makineleri Alt Sektörü”dür. AB Komisyonu’nca hazırlanan raporda diğer sektörlerle ilişkiler konusunda
şu bilgiler yer alıyor: “Makine sektörü, yatırım malı ekipmanları temin etmesi bakımından bütün önemli sanayi kolları ile stratejik bir işbirliği içindedir. Makinelerin ve diğer mekanik ekipmanların performansı, tarım, balıkçılık, madencilik, inşaat, nakliye, proses endüstrileri ve diğerlerinin verimliliğinin artmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle de ekonominin gelişmesi, tüm sanayi
kollarının rekabet gücünün artmasına katkı sağlamaktadır. Birliğin sanayi geleceği ve sanayi gelişmiş ülkeler gurubunda Birlik sanayinin geleceği, büyük ölçüde makine sektörü ile ilişkilidir.” 2008 ve 2009 yılı Türkiye ihracat rakamlarının toplamına  bakıldığında takım tezgâhları ihracat rakamının 1 milyar 210 milyon ABD doları civarında, iş ve madencilik makineleri sektörüyle ilgili ihracat rakamının 1 milyar 950 milyon ABD doları civarında olduğu görülmekte olup ilerdeki yıllarda da bu sektörlerin önde olacağı düşünülüyor. Gelecek dönemde hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeler hakkında bilgi verir misiniz? Bakanlık olarak amacımız, ülkemizin 2023 yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer alma vizyonu doğrultusunda, Türk sanayisinin
rekabet gücünü ve verimliliğini artırarak, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri  teknolojili ürünlerin üretildiği, istihdam sorununu çözmüş, nitelikli işgücüne sahip, ürün ve hizmet kalitesini geliştirmiş ve aynı zamanda topluma ve çevreye duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmaktır. Bu çerçevede Türkiye Sanayi Stratejisi
Belgesi 2010–2013 (AB Üyeliğine Doğru) adlı dokümanın hazırlık çalışmaları tamamlanmış olup, dokümanın resmi onay prosedürünün ardından kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor. Türkiye’nin yeni sanayi stratejisi; dünyadaki, AB’deki ve Türkiye’deki gelişmelerin analizlerine dayanan katılımcı bir yaklaşımla tasarlandı. Bu stratejinin ilgili kurumların uyumlu çalışmasıyla hayata geçirilmesi sağlanacak. Ayrıca, strateji belgesinin, bir diyalog ve iletişim belgesi olmasına önem verilecek, ilgili kurumlarda ve taraflarda sanayi stratejisiyle ilgili farkındalık ve politika sahipliği sağlanacak, ayrıca eylem planındaki tedbirlere dair gelişmeler ve
gerçekleşmeler sürekli olarak izlenmesiplanlanıyor. Aynı şekilde; önümüzdeki dönemde sektörel stratejilerin uygulamaya konulmasıyla birlikte sektörlerin rekabet güçlerinin artırılmasına yönelik çalışmalara hız verilecek. Ulusal çapta piyasa gözetimi ve denetimi konusunda en büyük sorumluluk Bakanlığımıza düşüyor. Bakanlığımız bugüne kadar edinilen bilgi birikimi ışığında, denetim sisteminin daha da etkinleştirilmesi için çalışmalarına devam ediyor. Ülkemizin ihtiyacı olan sanayi ürünlerinin yerli üretimle karşılanması öncelikli hedeflerimizden birisidir. Ülke ekonomisi açısından son derece önemli olan bu hedefin korunması ve geliştirilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı büyük bir çaba sarf ediyor. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde de kamu alımlarında yerli malının özendirilmesine yönelik faaliyetlere yoğunluk verilmesi düşünülüyor. Uzak Doğu ekonomileri üzerine yaptığınız araştırmalara dayanarak, Türkiye makine sektörünün başta Çin olmak üzere diğer ülkelerle ilişkileri hakkındaki yorumunuz nedir? İhracat ilişkilerinin artırılması için yapılması gerekenler nelerdir? Ülkemiz 2009 yılı ihracat rakamının 102,1  milyar ABD doları olduğu göz önünde tutulduğunda 8,1 milyar ABD doları düzeyindeki makine ve aksamları ihracatı yüzde 7,9’luk bir dilime sahiptir. 84. fasıl itibariyle Türkiye’nin 2009 yılında en fazla makine ve aksamları ihraç ettiği ülke Almanya olup, Almanya’yı Fransa, İngiltere, İtalya ve İran takip etmiştir. 2010 yılı TÜİK verilerine göre ilk 9 aylık dönemde makine ihracatımız 6.742 milyar dolar olarak gerçekleşti. Çin, en fazla makine ihraç ettiğimiz ilk 10 ülke arasında bulunmuyor. Çin’e yaptığımız makine ihracatı 2009 yılında sadece 67 milyon civarındadır. Ülkemiz makine ve aksamları ithalatı, 2009 yılı için 17,1 milyar ABD doları bir büyüklüğe sahip ve 140,9 Milyar ABD Doları olan toplam ithalatımızın yüzde 12,1’sini oluşturuyor. Türkiye’nin 2009 yılı itibariyle en fazla makine ve aksamları ithal ettiği ülke 84. fasıl itibariyle Çin Halk Cumhuriyeti olup, bu ülkeyi sırayla Almanya, İtalya, Fransa ve ABD takip etti. ÇHC, Almanya, İtalya ve Fransa’dan gerçekleştirilen ithalat, makine ve aksamları ithalatımızın
yaklaşık yarısına karşılık geliyor. 2010 yılı TÜİK verilerine göre ilk 9 aylık dönemde makine ihracatımız 14,861 milyar dolar olarak gerçekleşti. Çin Halk Cumhuriyeti’nden 2009 yılında yaptığımız ithalat yaklaşık 3 milyar 305 milyon dolar olarak 2008 yılına göre
yüzde 1,7 oranında arttı. Diğer pek çok sektörde olduğu gibi makine sektörü de başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinden yapılan kalitesiz ve standart dışı mamullerin ve ara malların çok miktarda ülkemize girişinden olumsuz olarak etkilendi ve bu ülkelerle ticari dengelerimiz ülkemiz aleyhine gelişim gösterdi. Ancak söz konusu ülkelerden özellikle Çin örneğine bakıldığında bu ülkenin çok büyük bir ihracatçı olmasının yanı sıra aynı zamanda çok büyük bir ithalatçı da olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, bu pazarlara girebilme üzerine strateji geliştirilmesi yönünde çalışmalar yürütülüyor. Bu anlamda Uzak Doğu ülkeleri makine sektörünün hedef pazarları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye’nin yeni ihracat stratejisinin temeli 13 yıllık bir projeksiyona dayanmakta olup, 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat olarak hedefleniyor. Bu hedef içerisinde makine sektörü için
öngörülen pay ise 100 milyar dolardır. Biz, ülkemizin makine sanayi ihracatını 13 yılda 10 kat arttıracağını çok açık olarak görüyoruz ve bütün amacımız bu öngörüyü gerçeğe dönüştürmeyi hedefliyoruz.Özellikle sektörde ağırlıklı olan ve büyük bölümünün Uzak Doğu ülkelerinden karşılanan ara malı ithalatının azaltılmasına yönelik olarak, ihracatçılarımızın ihtiyaç duydukları girdilere daha etkin ve düşük maliyetlerle erişimlerini temin etmek üzere sektör bazında girdi tedarik stratejileri hazırlanmakta olup, bunlardan biri de makine sektörüne ilişkin olanıdır. Tüm bu stratejiler ile makine sektöründe katma
değeri yüksek, ileri teknoloji ve düşük maliyetli bir üretim modeli sağlayarak Çin ve benzeri ülkelere mal satabilme
ve rekabet edebilme gücünün artırılması amaçlanıyor. Bunların yanı sıra, Uzak Doğu ülkelerinde makine sektöründe  düzenlenecek fuarlara katılım sağlanması bu ülkelere ürün pazarlanabilmesi yönünden önem arz ediyor. Sanayi Genel Müdürü olarak, Türkiye’deki Makine Sanayi’nin artıları ve eksileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Türk Makine Sektörü, hâlihazırda yaşanan küreselleşme sürecinde üretim, pazarlama, ihracat, ticaret alanlarında dünya ile entegrasyonunu büyük ölçüde  tamamlamış bir sektördür. Sektör bu alanlardaki yeterliliğini gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların tamamına yakınına yaptığı
ihracat ile kanıtlandı. Sektör gayri safi yurtiçi hâsıla, imalat sanayi üretimindeki payı, ihracat, istihdam, rekabet edebilirlik, yatırımlar, dışa açıklılık ve makro ekonomik büyüklükler açısından ülkemizdeki en önemli sektörlerden biridir. Makine imalat sanayi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayileşmesinin de itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin gelişiminin temel taşı olacaktır. Birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de makine imalatçılarının büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) niteliğinde olup, bu yapı değişen ekonomik koşullara ve teknolojik gelişmelere karşı daha esnek ve hızlı cevap verme imkânı  sağlıyor. Sektörde faaliyet gösteren KOBİ’lerin sahip olduğu ucuz işgücü avantajı ve gelişmiş mühendislik becerileri, makine imalatçılarının uluslararası pazarlarda rekabet şansını arttıran unsurlardır.
Türk Makine İmalat Sanayi’nde, her türlü parça ve aksamın yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi yapılıyor. Üretim sürecinde yerli girdi oranı yüzde 80–85 civarındadır. Ekonomik gelişmelerin makine sektörüne olumlu yansıması, sektörün örgütlenme düzeyi yüksekliği, OSB gibi tesisleşmelerin yurt çapında yaygınlaşması, firmalarımızın gün geçtikçe daha fazla uluslar arası fuarlara katılarak küresel pazarlara girme isteği sektörün geleceği açısından umut vericidir. Ayrıca takım tezgahlarında üretim değerlerinin göreceli olarak yüksek olması ve metal şekillendirme imalat makinelerindeki uluslararası uzmanlaşmanın sağlanması da sektörün geleceğe umutla bakmasını sağlayan faktörler arasında geliyor. Sektörün en büyük eksiklikleri arasında ise kayıt dışı ve merdiven altı üretim, Türk malı imajının yeterince güçlü olmaması, ara eleman sıkıntısı, genel vergi yükü yüksekliği, üniversite-sanayi işbirliği yetersizliği, firmalar arası işbirliği zaafı, yan sanayinin gelişememesi ve ileri teknolojide ara ürüne dış bağımlılık, tasarım geliştirme ve AR-GE’ ye önem verilmemesi, markalaşma ve tasarım yetersizliği sayılabilir. İmalat sanayinde istihdamın, özellikle de kalifiye istihdamın artırılması için yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Türkiye genelinde işsiz sayısı 2010 yılı Temmuz  döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre 485 bin kişi azalarak 2 milyon 782 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 2,2 puanlık azalış ile yüzde 10,6 seviyesinde gerçekleşti. Temmuz 2010 döneminde, istihdam edilenlerin yüzde 26,6’sı tarım, yüzde 19,5’i sanayi, yüzde 7’si inşaat, yüzde 46,8’i ise hizmetler sektöründedir. Avrupa Birliği üyelik sürecinde ülkemizin hem toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilmesi, hem de uluslar arası alanda rekabet edebilmesi işgücünün niteliğine bağlıdır. Ekonomisi çeşitlenmiş, güçlenmiş ve küreselleşmeye entegre olmuş bir ekonominin sürdürülebilir bir büyüme için vasıflı işgücüne
ihtiyacı vardır. Hükümet Programı, Orta Vadeli Program, 9. Kalkınma Planı, Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi, On yedinci Milli Eğitim Şurası gibi ulusal belgelerin büyük kısmında bu hususlara yer veriliyor. İlgili Bakanlıklar YÖK ve DPT istihdam sorununun çözümü konusunu birlikte ele alarak bu konuda yürütülen ortak çalışmalar sonucunda “İstihdam ve Mesleki Eğitim ilişkisinin güçlendirilmesi Eylem Planı” hazırlandı. İlgili tarafların katılımı ile hazırlanan İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı 15 Temmuz 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu eylem planının amacı; mesleki ve teknik eğitimin iş piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda verilmesi, eğitimistihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, hayat boyu öğrenme anlayışı içinde aktif iş gücü piyasası politikalarının etkin olarak uygulanması, mesleksizlik sorununun giderilerek  işgücünün istihdam edilebilirliğinin artırılması için bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör arasında işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi olarak belirlendi. Ayrıca, bu konuya ilişkin olarak “Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri
(UMEM) Projesi” başlatıldı. Bu projenin paydaşları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı - Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’dir. Bu projenin amacı,  özellikle sanayiye  dönük alanlardaki mesleki eğitimin etkinlik ve verimliliğinin artırılması, disipline edilmesi ve işgücü piyasanın
ihtiyaçları ile uyumlu, işverenlerin katılımına imkân veren bir hale getirilmesine yönelik bir sistemin ortaya konulması ile bu  sistemde eğitilen işsizlerin tümüne staj, büyük çoğunluğuna istihdam imkânlarının sağlanması olarak belirlendi. Bu projenin ilk adımı olan meslek liselerinin tamamı ülkemizde üretilen teknolojinin bugünkü seviyesini yansıtan CNC takım tezgahları ve gerekli olan diğer ekipmanlarla donatılıyor.