Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği 26 Ocak 2011 tarihinde Bursa sanayicileriyle sektörün sorunlarını konuşmak için bir araya geldi. Bursa’da gerçekleşen Makine Sanayii Sektör Buluşması’nda Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serol Acarkan ve Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Durmaz konuşma yaparken; Türk Eximbank ve Halkbank yetkilileri de kredi ve destek paketleriyle ilgili Bursa sanayicilerine bilgi verdi.

 

Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği’nin 2010 yılından bu yana düzenlediği Anadolu Toplantıları’nın İzmir’den sonraki durağı Bursa oldu. Bursa ve çevresindeki sanayicilerle bir araya gelen Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu, makine sektörü hakkında Bursalı iş adamlarını bilgilendirdi. Ardından Türk Eximbank ve Halkbank’ın geçtiğimiz aylarda uygulamaya koyduğu kredi ve sanayi destek paketinin, Bursa makine sektörüne tanıtımı yapıldı. Bursalı sanayicilerin yoğun katılım gösterdiği Sanayii Sektör Buluşması’nda açılış konuşmasını Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Durmaz yaptı. Makine sanayisinin geldiği yerin çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Durmaz, finans problemini çözmek adına mühim bir aşama kaydedildiğini vurguladı. “Türk Eximbank finans kaynağı sunmak için ülke alıcı kredisi kapsamında ihracatçılara 500 milyon dolar kaynak ayırdı” diyen Hüseyin Durmaz; “Eskiden satış yapacak firmalar vadelerini kendileri ayarlamak zorundaydı. Oysa artık Halkbank da kendi destek paketini hazırladı ve sanayicilerimize kaynak sağlamaya başladı. Bu bağlamda hem hükümetimizi, hem Türk Eximbank ve Halkbank yöneticilerini, hem de bu işte emeği geçen herkesi tebrik diyorum” dedi. Hüseyin Durmaz’ın ardından konuşma yapan Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serol Acarkan ise makine sanayisi hakkında bilgi verdi. “Dünyadaki rakiplerle savaşma zamanı geldi” diyen Acarkan finansman konusunun yakın zamanda tamamen çözümleneceğine işaret etti. Makine Aksamları ve İhracatçıları Birliği olarak finansman konusunda gerekli alt yapıyı tamamladıklarını ve sanayicilere arz ettiklerini ifade eden Serol Acarkan bundan sonra yapılacak çalışmaların bunun üzerine koyarak inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Acarkan konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’nin makine ihracatı 2008 yılında 10.3 milyar dolar iken 2009 kriziyle 8.1 milyara düştü. 2010 yılında da 10.1 milyon dolar ile seneyi kapattık. Bu gelişme krizde kaybettiğimiz bazı şeyleri geri almamıza neden oldu. Türk makine sektörünün ihracat yaptığı ilk üç ülkenin teknoloji üreten ülkeler  olduğu görülmektedir. Almanya, İngiltere ve Fransa gibi dünyaya teknoloji satan ülkelere ihracat yapmak önemli bir başarıdır. Bu bizim ne kadar kaliteli ve düzgün mal yaptığımızın göstergesidir. Tabii karşımızda Çin gibi devasa ülkeler var. Bu ülkelere de mal satmaya başladık. Çin ithalatta yüzde 30 artış sağlamıştır. Dolayısıyla bizim buralara da uzanmamız gerekir. Sadece mal alan değil, oraya da mal satabilecek pozisyona gelmemiz lazım. Türkiye’nin makine ihracatı dünya pazarında 0.5 pay alıyor, konum açısından sıralamada 29. sıradayız. Bu sıralamada ilk ona girmemiz iç hedefimiz var. Dünya makine pazarı 3 trilyon dolar civarındadır. 2023 yılında 100 milyar doların üzerinde ihracat hedefimiz var.”

ALINACAK PAY ÖNEMLİ

Klima ve soğutma makineleri, inşaat ve madencilik makineleri, pompa ve kompresör makineleriyle takım tezgâhlarının en çok ihraç edilen ürün grupları olduğunu vurgulayan Serol Acarkan; ihracatın yüzde 78’ini 1 milyon dolar üzeri hacme sahip olan firmaların oluşturduğunu açıkladı. Yüzde 78’lik oranın 793 firmaya tekabül ettiğini belirten Serol Acarkan; bu sayının az olduğuna dikkat çekerek buradan alınacak payların çok önemli olduğunu vurguladı. “Bursa, makine ihracatında 2. sırada yer alıyor” diyen Acarkan; “Bursa’nın ihracat yaptığı ülkeler arasında yüzde 15’lik dilimle ilk sırada Fransa yer alıyor. 2. sırada Almanya, 3. sırada ise Belçika var. Sonrasında İngiltere, Romanya, Rusya ve İtalya önde gelen ülkeler olarak gözükmektedir” dedi. Acarkan konuşmasında; “Genel anlamda sanayi ihracatı, Bursa ihracatının yüzde 95’ini oluşturuyor. Burada en önemli pay taşıt araçlarının ve otomobil fabrikalarının bu bölgede konumlanmasıdır. Onlar da bizim yandaş sektörümüz olduğu için, ayrıca gurur veriyor” dedi. Turqum Kalite Belgesi ile yaklaşık 3,5-4 senedir çalışma yaptıklarını ifade eden Serol Acarkan; “Türkiye’nin ihracatındaki kalite damgası olan bu belge, artık ülkemizin makine sanayindeki ‘stratejik belgesi’ olarak kabul edilmiştir. Turqum belgesi konusunda tarafınıza gönderilen evrakları çok iyi incelemenizi istirham ediyorum” dedi.

 

YURT DIŞI ALICILARA KREDİ İMKÂNI

Türk makine imalat sektörüne yönelik ülke alıcı kredileri hakkında Bursalı sanayicilere bilgi veren Türk Eximbank Ülke Kredileri Müdürü Cem Karakurt, 2010 yılındaki yeni vizyonlarında sektörlerle yakın ilişkiler kurarak uygun kredi programı hazırladıklarını söyledi. Bunun ilk ürününün de makine imalat sanayinde ülke alıcı kredileri konusunda yaşandığına dikkat çekti. Bu kapsamda Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği ile toplantılar gerçekleştirdiklerini ve imza attıklarını belirten Karakurt; “Bu programın amacı özellikle makine imalat sanayisine ihtiyaç duyduğu orta vadeli finansman imkânı sağlamaktır. Kredinin en önemli özelliği satıcının ana para ve faiz geri ödemesinden mesul olmamasıdır. Dolayısıyla siz ihracatınızı  aptığınız takdirde arkanızı dönüp gidiyorsunuz; alıcının ödeme yapmaması ya da karşı bankanın teminat mektubunun geçersiz olması gibi durumlarla biz ilgileniyoruz” dedi. Kullanacak kredilerin ihracatçıların mali durumuyla ilgili olmadığına dikkatleri çeken Cem Karakurt; “Biz İhracat Kredi Kurumu olarak OECD’nin bir takım kurallarına uymak zorundayız. OECD’nin ülke risk kategori sistemi var. En iyisi Amerika, İngiltere, Almanya ve bir takım Avrupa ülkeleridir. Hemen hemen birçok Avrupa ülkesi, Kuzey Afrika, Balkan ülkeleri ve bazı Türkiye Cumhuriyetleri orta risk grubunu kapsıyor. Türkiye’de ihracatın yüzde 60 gibi bir bölümünün Avrupa’ya ve gelişmiş ülkelere yapıldığı görülüyor. Bu ülkelerde biz doğrudan alıcıya kredi açabiliyoruz. Bize yalnızca kendi ülkesinden bir banka teminat mektubu getirmesi gerekiyor. Çok riskli ülkeler kategorisinde ise (Suriye gibi ülkeler) hükümetler arası protokol, devlet garantisi altında belirli hatların açılmasıyla işlem yapılabiliyor. Eğer o ülkelerde herhangi bir kredi hattı açılmış ise sizin de kredinizi o hat üzerinden açabiliyoruz” dedi. Kredi oranının yapılmış işin yüzde 85’i olduğunun altını çizen Cem Karakurt, kalan yüzde 15’lik kısımdaki meblağ için alıcının ya peşin ödeme yapması ya da kredi kullandırımı sırasında ödemesi gerektiğini söyledi. İkinci kıstasın Türkiye’den gidecek makine ve ekipmanın en az yüzde 50’sinin yerli katkı payı içermesi olduğunu ifade eden Karakurt; “Bu anlamda da para ve zaman kaybı yaşanmaması için ekspertiz yönteminden ziyade, Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği’nden verilecek sertifikayı kabul ediyoruz. 250 bin dolara kadar 6 ay ile 1 yıl ödemesiz dönem 3 yıl, 250 bin ve bir milyon dolar arası 6 ay ile 1 yıl ödemesiz dönem 4 yıl, bir milyon doların üzerine ise 5 yıl vade tanıyoruz. Tek makine sevkiyatı yaptığınız zaman 6 ay ile 1 yıl arasında ödemesiz dönem klasmanına giriyorsunuz, eğer birkaç makine sevkiyatı gerçekleşirse sevkiyatların ağırlıklı ortalaması alınıyor. Bu ortalamanın üzerine 6 ay konuluyor. İlk kullanımdan itibaren bu süreç 8-9 ayı bulabiliyor. Bir tesis ya da hat sattığınız takdirde ise ilk makineyi sevk ettiğiniz tarihten işlemin bitiş tarihinin üzerine altı ay ekleniyor. O zaman bu süreç ilk kredi kullandırdığımız tarihten itibaren bir yıla uzamış oluyor. Ülke alıcı kredilerine ilişkin bilgi içeren dokümantasyonun 6 dile çevrilmiş versiyonu www.makinebirlik.com uzantılı web sayfasında yayınlanmaya başladı. En kategorisinde ise (Suriye gibi ülkeler) hükümetler arası protokol, devlet garantisi altında belirli hatların açılmasıyla işlem yapılabiliyor. Eğer o ülkelerde herhangi bir kredi hattı açılmış ise sizin de kredinizi o hat üzerinden açabiliyoruz” dedi. Kredi oranının yapılmış işin yüzde 85’i olduğunun altını çizen Cem Karakurt, kalan yüzde 15’lik kısımdaki meblağ için alıcının ya peşin ödeme yapması ya da kredi kullandırımı sırasında ödemesi gerektiğini söyledi. İkinci kıstasın Türkiye’den gidecek makine ve ekipmanın en az yüzde 50’sinin yerli katkı payı içermesi olduğunu ifade eden Karakurt; “Bu anlamda da para ve zaman kaybı yaşanmaması için ekspertiz yönteminden ziyade, Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği’nden verilecek sertifikayı kabul ediyoruz. 250 bin dolara kadar 6 ay ile 1 yıl ödemesiz dönem 3 yıl, 250 bin ve bir milyon dolar arası 6 ay ile 1 yıl ödemesiz dönem 4 yıl, bir milyon doların üzerine ise 5 yıl vade tanıyoruz. Tek makine sevkiyatı yaptığınız zaman 6 ay ile 1 yıl arasında ödemesiz dönem klasmanına giriyorsunuz, eğer birkaç makine sevkiyatı gerçekleşirse sevkiyatların ağırlıklı ortalaması alınıyor. Bu ortalamanın üzerine 6 ay konuluyor. İlk kullanımdan itibaren bu süreç 8-9 ayı bulabiliyor. Bir tesis ya da hat sattığınız takdirde ise ilk makineyi sevk ettiğiniz tarihten işlemin bitiş tarihinin üzerine altı ay ekleniyor. O zaman bu süreç ilk kredi kullandırdığımız tarihten itibaren bir yıla uzamış oluyor. Ülke alıcı kredilerine ilişkin bilgi içeren dokümantasyonun 6 dile çevrilmiş versiyonu www.makinebirlik.com uzantılı web sayfasında yayınlanmaya başladı. En ülkesi içerisinde oluşan savaş hali, ihtilal, iç savaş, isyan, ayaklanma, transfer güçlükleri ve alıcı ülkenin ithal yasağı koyması kaynaklı mal bedelinin size ulaşamaması ve alıcının kamu alıcısı olması) risk kapsamında korunmaktadır. Sigorta kapsamında poliçe süresi içerisinde gerçekleştirilen bütün sevkiyatlar sigortaya konu edilmektedir. Poliçe süremiz bir yıldır; ancak talep neticesinde yenilenebilir. Eğer alıcıya tanıdığınız vade bir yılı geçiyorsa bu durum orta uzun vade program kapsamına giriyor. Zararın kesinleşme süresi dediğimiz süre herhangi bir şekilde vadeden sonra 4 ay içerisinde malınızın bedelinin ödenmemesidir. Bu durum dahilinde alıcı firmaya tazminat hakkınız doğar ve ülke ayrıca bu tazminatı da ödemekle yükümlüdür. Şu andaki kapsam dahilinde ülke sayımız 204’tür. Çok riskli olan ülkeler de dahil olmak üzere bütün işlemlere şu anda açığız. İran’da bu kapsama girmektedir; ancak çok riskli ülkelerdeki işlem süremiz kısa vadede gerçekleşmektedir. Prim oranımız binde 0,2 ile yüzde 4 aralığında değişmektedir. Kısa vadeli programımız çerçevesinde bütün ödeme şekilleriyle yapılan sevkiyatlar kapsanmaktadır. Şu anda veri tabanımızda 204 ülke içerisinden 155 bin firma kayıtlıdır. 2010 yılı itibariyle ihracat kredi sigorta rakamlarımızın sigortalı sevkiyat tutarı 5 milyarı aşmış ve poliçeli firmalarımızdan 13 bin dolarlık ihracat ödemesi gerçekleştirilmiş durumdadır“ dedi.

KÜÇÜK İŞLETME ve KOBİ’LERİN HER

ZAMAN YANINDAYIZ

Eximbank’ın ülke alıcı kredisi programının sunumunun ardından Halkbank Bursa Bölge Koordinatörü Ali İhsan Türkmen konuşma yaptı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu yana küçük işletmeler ve KOBİ’leri destekleyerek Türkiye’nin ayağa kalkmasında, kalkınmasında ve gelişmesinde yükselen birkaç kurumdan birisi olduklarını söyleyen Ali İhsan Türkmen; “Bankamız kurulduğu yıldan bu yana KOBİ bankacılığı misyonunu gönülden sahiplenen, her boyuttaki işletmeye finansal destek sağlayan, yalnız bırakmayan bir kurumdur. Halkbank, Bursa’da topladığı kaynakların yüzde 12’sinden fazlasına kredi kullandırmaktadır. Devletin resmi raporlarına göre; Bursa’da Halkbank 1 milyar 400 bin TL. mevduat toplarken, 1 milyar 600 bin TL. nakit kredi kullandırmaktadır. Bu da Halkbank’ın KOBİ bankacılığına verdiği önemin bir kanıtıdır” dedi. Makine üreticilerinin her bakımdan çok stratejik bir sanayi kolu olan makine sektörünü temsil ettiğini belirten Türkmen; “Türk makine sektörü tüm sektörler içerisinde kilit öneme sahiptir. Sizin sektörünüzdeki teknolojik gelişmelerin bütün sektörlere olumlu yansıdığı artık herkes tarafından biliniyor. Bu bağlamda Sanayi Bakanlığı’nın makine sanayinin kendi kendine yeten, rekabet gücü olan bir sektör olması ve dışa bağımlılığının azaltılması için makine sektörü strateji belgesi açıklamasını yakından izliyoruz. Halkbank olarak yeni yönümüz ‘Makine İmalat Sanayii Destek Paketi’ ile sizlere destek olmak. Sektörün ihracat payını arttırmak için geçtiğimiz günlerde Genel Müdürümüz Hüseyin Aydın ve Makine Aksamları ve İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran’ın katılımıyla bir kredi protokolü imzalanmıştır. Destek paketi ve kredilerimiz; imalatçıların makine, ham madde ve ara mal alımları için ayrıca ihtiyaç duyduğunda Ar-Ge, inovasyon ve paket içinde kredi kullanım olanağı sunmaktadır. Amacımız siz değerli üreticilerimizin iç ve dış ticaretteki payını arttırırken hem ülkemizdeki alıcıları yerli makine kullanımına yönlendirmek ve teşvik etmek, hem de cari açığa katkı sağlayarak ülkemiz adına bir sosyal sorumluluğu da yerine getirmektir” dedi.

 

ÖNCÜLÜK FİNANSAL İSTİKRAR

Makine imalatçıları ve makine alıcılarına kullandırılacak kredi hakkında bilgi vermek üzere konuşma yapan Halkbank Ticari Pazarlama Daire Başkanı Hüseyin Kuru; Halkbank’ın 2002 yılında 17 milyar TL. olan bilanço büyüklüğünün üç kat artarak 70 milyar TL.’ye ulaştığını ifade etti. Halkbank’ın yapısının önemli ölçüde reel sektöre dönük olarak değiştiğini açıklayan Kuru; “Bankamız 2002 yılında toplam bazda aktifinin yüzde 7’sini krediye çevirirken, kaynaklarının yüzde 77’sini menkul kıymetlere yatırdı. Yıllar itibariyle bunun yüzde 57 krediye dönüştüğünü, yüzde 29 menkul değerlerde olduğu açıklamıştır. Kredilerimizin hızlı bir şekilde büyüdüğünü görebiliyoruz. Bu süreç içerisinde 25 kat artış yaşandı. Türk bankacılık tarihinde böyle bir trendi hiçbir banka yaşamadı. Her yıl sektör üzerinde büyüme ile toplam kredi pazar payımız hızla yükselmektedir. Sektörün lider KOBİ bankası konumundayız. Halkbank’ta KOBİ kredilerinin toplam kaynak payında, bütün toplam kredilerinin yüzde 36’sını ayırdığını görüyoruz. Sektörün toplam kredilerinin de yüzde 22’sini KOBİ firmalarına ayırıyor” dedi. Türk ekonomisinin 2011 yılında da avantajlı konumunu sürdüreceğini tahmin ettiklerini belirten Hüseyin Kuru; “Önümüzdeki dönemde kısa vadeli sermaye akımlarındaki hızlanmanın yanı sıra kredi talebinin güçlü bir şekilde devam etmesi ve cari işlem açığının seyri, finansal istikrar açısından takip edilecektir. Bu çerçevede makro ilişkileri azaltıcı işlemler dünyada olduğu gibi ülkemizin de gündeminde olacaktır. Fiyat istikrarı önceliğinden, finansal istikrar önceliğine geçilmiş durumdadır. Bu da Türk reel sektörü açısından önemli bir gelişmedir” dedi. Makine imalat sanayisinin genel durumuyla ilgili açıklamada bulunan Hüseyin Kuru şu şekilde devam etti: “2010 yılı sonu makine ithalatımız 23 milyar dolar, ihracatımız ise 9 milyar dolar. Genel farka baktığımız zaman 14 milyar dolarlık eksi bakiye görmekteyiz. Türkiye’de ithal edilen 23 milyar dolarlık makinenin yüzde 75’i, yani en az 17.25 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de üretilecek durumdadır. Bu istatistiklere bakıldığı zaman Türkiye’den alınabilecek aynı değerde hatta daha düşük değerde makineler
olmasına rağmen, daha çok finansman ve tanıtım eksikliği kaynaklı yurt dışından ithalat yapıldığı görülmektedir. Türk makine imalat sektöründe 6 bin ana üretici, yan sanayinde ise yaklaşık 20 bin üretici yer almaktadır. Sektörün gelişmesindeki en büyük engel hem alıcı, hem satıcı tarafından uzun vadeli uygun faizli finansman imkânının olmayışıdır. Bu çerçevede bakıldığında Halkbank’ın, 2011 yılında önem verdiği sektörlerin başında makine imalat sanayisi geldiği aşikârdır. Cari açık sorunu 50 milyar dolara dayanan ülkemizde makine sektörünün ithalattan negatif etkisi 17 milyar dolar, ihracata olan olumlu etkisi 9 milyar dolardır. Makine sektörü, her ülke için önemli bir sektör olup stratejik değer taşımaktadır. Bu destek paketini çıkarırken sektörde yer alan firmaların finansman ihtiyaçları karşılanarak, yerli makine sanayilerinin desteklenmesi ve yerli makinelerin ithal ikame fonksiyonunun yerine getirilmesi bizim asıl amacımız oldu.” Makine alım kredisinde hem alıcılara, hem de imalatçılara yönelik 10 yıla kadar vade imkânı tanıdıklarını ifade eden Hüseyin Kuru paket hakkında şu bilgileri verdi: “Yatırım dışında da biz imalatçı ve alıcı firmalara işletme kredisi imkânı sağlayacağız. Herhangi bir alıma bağlı kalmaksızın makine sanayi destek paketinde, makinecilere dönük işletme kredisinde 4 yıllık bir vade söz konusu. Aynı şekilde imalatçılara yönelik Ar-Ge, know-how inovasyon ve patent destek kredisi de çıkarılmış durumda. Bunda da 4 yıla kadar ödemesiz dönemlerde vade yapılmaktadır. Aynı şekilde diğer bankacılık hizmetleri paralelinde eğer biz bir firmanın yatırımına aracılık yapmış isek verdiğimiz limitlerin firmanın genel ihtiyaçları da baz alınarak veriliyor.”

 

Makine sanayii desteği kapsamında yapılan anlaşmaların Türkiye tarihinde bir ilki teşkil ettiğini ifade eden Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran; “Üretim araçlarını Türkiye’de üretip, kendi ürettiğimiz teknolojiyle üretim yapan bir ülke haline gelirsek ülkemizde ‘cari açık’ diye bir problem kalmaz” dedi.

EKSİ DEĞERLER ARTIYA DÖNÜŞMELİ

Makine Sanayii Sektör Buluşması’nda kapanış konuşması yapan Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, 2023 yılında 100 milyar dolar makine hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlenildiğini vurguladı. Türkiye makine sektörünün arkasında finansman desteği sağladıklarını ifade eden Dalgakıran; uzun bir çalışmanın ardından Eximbank ve Halkbank ile anlaşma yaptıklarını söyledi. Adnan Dalgakıran şu şekilde devam etti: “Makine sanayi desteği kapsamında yapılan bu anlaşmalar Türkiye tarihinde bir ilki teşkil etmektedir. Önemli eşik, bu çalışmaların başlamış olmasıdır. Çin bugün sadece makine sektörüyle ilgili dünyaya ihracatını geliştirmek için 100 milyar doların üzerinde kaynak ayırdı. Eğer Türkiye’de bir dönüşüm gerçekleşip sanayimiz katma değer üreten bir sanayi olma yoluna gidecekse; burada başrolü oynayacak olanlar makine sanayicileridir. Bütün dünyada başrolü oynayan firmalar, kendi devletleri tarafından desteklenmektedir. Bir endüstrinin, bir sanayinin lokomotifi olacaksınız; sanayici olarak ciddi şekilde desteklenmeye ihtiyaç duyarsınız. Japonya’dan Çin’e, Kore’den Tayvan’a kadar teknoloji üretimi, ülkelerin milli politikalarıdır ve hükümetleri tarafından desteklenir. Çin’in rakamlarına göre bu ülkenin 1992 yılında makine ihracatı 3 milyar dolardır. Bu değer Türkiye’nin şu an ki rakamının 1/3’üdür. Ancak Çin 2008 yılında 270 milyar dolarlık bir hacme kavuşarak dünyanın bir numaralı ihracat yapan ülkesi konumuna gelmiştir.” Türkiye’nin cari ve dış ticaret açığında iki büyük kalemin olduğuna dikkat çeken Adnan Dalgakıran; “Bunlardan biri enerji (petrol, doğal gaz), diğeri ise yatırım mallarıdır. Yaklaşık 14 milyar dolarlık açık veriyoruz. Biz makine sektörünü güçlendirirsek eksi yerine artı değer haline getirip; üretim araçlarını Türkiye’de üretip, kendi ürettiğimiz teknolojiyle üretim yapan bir ülke haline gelirsek ülkemizde ‘cari açık’ diye bir problem kalmaz” dedi. Dünyada çok yeni paradigmaların olduğunu vurgulayan Makine ve Aksamları Yönetim Kurulu Başkanı; “Büyük bir fırsatın üzerinde oturuyoruz, bilgi her yere açık. Makine sektörü bilgi, yapım ve üretim açısından çok iyi bir konumdadır. Ancak ölçek ekonomisine geçmek konusunda problemimiz var. Bugün bütün Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık 850 milyar dolarlık makine üretimi söz konusudur. Bu ülkelerin toplamında da bunu gerçekleştiren firma sayısı 20 bin adettir. Türkiye’de ise toplam üretim yaklaşık 20 milyar dolar seviyesindedir. Ortalama 40’ta biri kadar üretim gerçekleştiriyor; ancak biz bunu 20 bin firmayla yapıyoruz. Ana problemimiz de aslında burada başlıyor. Almanya’da x makinesini üreten firma, yalnızca 4 tane; ama 4’ü de uluslararası firmalar ve dünyaya mal satıyorlar. Ülkemizde ise aynı konuda en 50 tane firma var. Bu noktada dünya platformunda yarışabilecek potansiyele sahip olmak için firmalarımızın bir araya gelmesi ve organize olması gerekmektedir” dedi. Türkiye’nin emek yoğun sektörden katma değerli sektöre yükselmesinin önem arz ettiğini açıklayan Adnan Dalgakıran, Bursalı sanayicilere hedefin 2023 yılında 100 milyar dolarlık makine ihracatı yapmak olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin ihracatta birinci ülke olması için çalışmalara yoğun bir şekilde devam ettiklerini sözlerine ekleyen Dalgakıran konuşmasını şu cümlelerle bitirdi: “2011 yılında ülkemizdeki ihracat oranının Avrupa ekonomisinin biraz daha toparlanmasıyla beraber yüzde 15 seviyesinde olacağını, 2013’ten sonrada bunun yüzde 20’lik bir tabana yayılacağını düşünüyoruz. Ancak bunları hedeflerken organizasyon konusunda yetersiz kalıyoruz. Bir araya gelerek iş birliği yapma gücümüz yok.Eğer organize olmayıp iş birliği yapmazsak, bu kadar küçük yapılarla global bir pazar yaratamayız. Türk makine sanayisinin potansiyeli bunun çok üzerindedir.”