Makine üreticileri bankalardan tüketim, araba ya da ev kredisi gibi krediler talep etmiyorlar. Bizler alın terimizin gücü için kredi talep ediyoruz. Bu gücün her kesim tarafından özümsenmesi ve desteklenmesi ülkemiz geleceğinin daha parlak olmasını sağlayacaktır. İşte bu günlerde bankacılık sektörü de bu ışığı gördü ve Türk makine sanayisinin gelişimi için finans olanaklarını ortaya koydu.

Bundan 10 sene öncesine kadar Türkiye’de makine sektörü hakkında pek konuşulmuyordu. Ancak Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği, Makine Tanıtım Grubu ve Makine Sanayii Sektör Platformu’nun çalışmaları sayesinde, bugün Türk Makine sektörü dendiğinde her kesimin aklında bir ışık yanıyor. Bu ışık kiminde güçlü, kiminde zayıf… İşte biz bu ışığı zihinlerde en parlak hale getirmek için çabalıyoruz. Çünkü makine sektörünü tanımak, anlamak ve özümsemek demek; ülkemizin gitmesi gerektiği yöne ilişkin güçlü fikirlere sahip olmak demektir. Bu nedenle “Tıkır Tıkır” isimli reklam kampanyasını yaptık, “Anadolu Toplantıları”nı organize ettik, yoğun lobi faaliyetlerini her alanda sürdürdük ve de sürdürmeye devam ediyoruz. Son aylarda Türk Eximbank ve Halkbank ile imzaladığımız kredi anlaşmaları da bu dev tablonun bir parçasıdır aslında. Almanya ve İtalya gibi ülkelerin uzun yıllardır uyguladığı “Ülke Alıcı Kredisi Programı”nın, bir örneği olan bu anlaşmalar ile Türkiye’de ilk defa makine sektörü uzun vadelerle makinelerini yurt dışı pazarlarda satma imkanı buldu. Ayrıca yurt içi pazarlar için de Halkbank ile imzaladığımız “Makine İmalat Sanayii Destek Paketi” de uzun vadeli krediler kullanma imkanı veriyor. Bizler makine imalatçılarımız için şehir şehir gezerek bu kredilerin önemi anlatıyoruz. Yukarı da belirttiğim bankalar da makine sektöründeki ışığı görmüş olacaklar ki finans olanaklarını makinecilerin önüne seriyorlar. Şimdi bize düşen görev; bu kredi olanaklarınını makine sektörünün gelişimi açısından en iyi şekilde kullanmaktır.