Hayatın her alanında büyük öneme sahip olan vida, cıvata ve somun gibi bağlantı elemanları makine sektörü açısından da büyük önem arz ediyor. Bağlantı elemanları sektörünün dünyadaki durumu, Türkiye’nin dünya sektöründeki konumu, ürün çeşitliliği, ihracat ve gelecek planlarını, Bağlantı Elemanları Sanayici ve İşadamları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tecdelioğlu, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Uğur Karaduman ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Ulaşan ile konuştuk.

Bağlantı elemanları dediğimizde ne anlamamız gerekiyor?
Mustafa Tecdelioğlu: Bağlantı elemanları, bugün piyasada bilinen en kısa ismi ile vida, civata ve somundur. Ancak bağlantı elemanları bunlarla sınırlı değil. Bir şeyi ya da bir yeri bağlamak için, iki farklı parçayı birleştiren elemana bağlantı elemanı denir. Bağlantı elemanlarını yük taşıması ve güçlü olması gerekiyor bu yüzden Türkiye’de ve dünyada bağlantı elemanları genellikle metal üzerine üretiliyor.

Türkiye’de bağlantı elemanlarının tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?
Mustafa Tecdelioğlu:
Bağlantı elemanlarının çok eski bir geçmişi var, tarihi milattan önceye kadar gider ve eskiden mıh adı verilen bir çivi yaparlarmış örneğin, çivi de bir bağlantı elemanıdır. Bağlantı elemanları; imalatın, sanayinin ve tüketim olduğu her yerde olmak zorundadır. Türkiye’de 1920’li ve 30’lu yıllarda sadece cıvata ve somundan bir kısım bağlantı elemanları üretiliyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan kıtlıktan dolayı birçok şey gibi cıvata ve somun da bulunamıyor ve yurt dışından geliyordu. 1970’li yıllarda Türkiye’de sanayileşmenin başlamasıyla otomotiv, beyaz eşya, elektronik, mobilya sanayilerinin iç piyasaya ve ihracata yönelik imalatları başlıyor. Bu sanayi kollarının Türkiye’de gelişimiyle bağlantı elemanlarına olan ihtiyaç da artıyor ve bir sektör haline geliyor. Bu sektörün gelişimiyle bağlantı elemanları sektörü de gelişiyor. Günümüzde bağlantı elemanları sanayinin olmazsa olmazları arasında yerini aldı. Bağlantı elemanları sanayinin en büyük yan parçalarından biri, bağlantı elemanı üretimi üç gün veya bir hafta yapılmasa tüm sanayi durur. Bizim ürün sayımız çok fazla, yüz binlerce ürün var ama hepsi ticari olarak kullanılmıyor. İnsanların ihtiyaçlarına göre üretim yapılıyor. Sonuç olarak bağlantı elemanları hayli mesleki bilgi, eleman ve insan gücü gerektiren bir sektör.

Bu kadar çok ürün çeşitliliği zorluk yaratıyor mu?
Mustafa Tecdelioğlu:
Bizim sektörümüzde kurumsallaşma yok ve bu sektörde genellikle aile şirketleri var. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil dünyada da bu şekilde. Dünyada başarılı olmuş tüm şirketlere baktığımız zaman, kurumsallaşmamış bir yapıgörüyoruz. Aile şirketleri var ve aileler işi bilmek zorunda. Bu sektörde başarılı olabilmek için bir metalürji mühendisi kadar metali, bir endüstri mühendisi kadar işletmeyi, bir makine mühendisi kadar mekanizmayı, bir dış ticaret uzmanı kadar dış ticareti ve bir iktisatçı kadar ekonomiyi bilmek gerekiyor. Bu kadar çok ürün çeşitliliği olunca, birçok alanda bilgi sahibi olmak zorundayız. Bizim mesleğimiz çok kolay bir meslek değil, bir anda bağlantı elemanı olunmuyor, bir anda da bırakılamıyor.

Dünyada öncü olan ülkeler mutlaka vardır, Türkiye bunların neresinde yer alıyor?
Uğur Karaduman:
Dünyada öncülük meselesine baktığımızda tabii ki gelişmiş ülkeler başat konumda, sanayileşme sürecini tamamlamış ülkeleri görüyoruz. Bu ülkeler arasında, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya olmak üzere Doğu Blok’undan Avrupa Birliği’ne giren Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan ve Slovenya yer alıyor. Tabii ki Amerika’da bu ülkeler arasında ancak kuşkusuz en büyük üreticisi Çin, Japonya ve Kore. Türkiye’de bağlantı elemanları sektörünü anlatmak gerekirse, Türkiye Avrupa’da üçüncü üretici konumunda. Almanya ve İtalya’nın ardından geliyor. Şu anda Türkiye gelişen pazar açısından İtalya’yı zorluyor. Üretim ve teknoloji anlamında Almanya ve İtalya’dan çok da geride değiliz . Avrupa dünyanın neresinde diye sorarsanız Avrupa çok iyi bir tüketici, çok fazla bağlantı elemanı alıcısı ve kullanıcısı ancak çok iyi bir üretici değil. Eğer Türkiye bu şekilde giderse 10 yıl içinde Avrupa’da birinci olur çünkü sektör hızla gelişiyor. Bunun sebebi de, tesisler çoğalıyor, tesislerin çoğalmasıyla bir sektör oluşuyor ve sektörün yan sanayisi de beraberinde gelişiyor. Türkiye’de bu gelişmenin olması gerekiyor çünkü Türkiye’de otomotiv sektörü, beyaz eşya ve yan sanayisi, mobilya ve yan sanayisi de hızla gelişiyor . Bu sektörler 10 yılda üretimlerini ve ihracatlarını 10 katına çıkardı. Onların büyümesiyle birlikte kuşkusuz biz de büyüyoruz . Bağlantı elemanları sektöründe istenilen hedefler yakalandı mı? Uğur Karaduman: Kalitede biz Avrupa’dan geri değiliz, dünyadan da geri değiliz. Fiyat olarak da Avrupa’dan ucuzuz ama Uzak Doğu’dan pahalıyız. Uzak Doğu’dan pahalı olmamızın bir numaralı sebebi ham maddede Türkiye’nin çok hızlı inişler ve çıkışlar yaşaması. İkinci olarak, Uzak Doğu’ya göre iş gücümüz pahalı. Çalışma saatlerimiz de Uzak Doğu’ya göre daha az ancak bana göre en önemli etken “verimlilik”. Bizler daha verimliliği yakalayamadık.

Bağlantı elemanları sektörü açısından Çin’i rakip görüyor musunuz?
Mustafa Tecdelioğlu:
Türkiye, Çin’e rakip olabilir ve Çin ile yarışabilir, yeter kiverimli üretim sağlanabilsin. Ham maddeye sahibiz, ham maddenin yüzde 90’nını Türkiye’den sağlıyoruz. Sadece kimyasalda yurt dışına bağlıyız, o da yüzde 5 civarında. Bağlantı elemanlarının yüzde 95’i Türkiye’nin kaynakları ile üretiliyor. Bu yüzden bizim Uzak Doğu ile mücadele etme şansımız var ama verimlilik yüzünden mücadele edemiyoruz.

Bağlantı elemanları sektörünün yaşadığı sorunlar nelerdir?
Mustafa Tecdelioğlu:
Öncelikle insan kaynakları sorunumuz var. Ara eleman sıkıntısı çekiyoruz. Teknik liselerin ve meslek yüksekokullarının sayısının artması gerekiyor. Bunun yanı sıra Türkiye’de yeni endüstri bölgeleri açılmıyor. Büyük ölçekli fabrikaların kurulması gerekiyor ancak arazi çok pahalı. Organize Sanayi bölgelerinde arazilerin metrekaresi 300 dolar - 500 dolar. Beş bin metrekare bina yapmak için 10 bin metrekare arsa almak gerekiyor. İlk etapta, üç-dört milyon dolar arsaya veriliyor, üç-dört milyon dolara bina kuruluyor. Fabrika kurmak için, 10 milyon dolar harcamak gerekiyor. Bağlantı elemanları sektörünün yeni çıkacak ekonomik programlarla desteklenmesi gerekiyor. Bunlar; elektrik, makine, finansman, sermaye ve yabancı ortaklık. Örneğin alacak garantisi verilse, yüzde 99 oranında ödeme geliyor çünkü gelmezse mahkemeye verme hakkın var. Türkiye’ye birçok komşu ülke var ve bu ülkelerin hiçbirinde cıvata fabrikası yok. Komşu ülkelere ihracat yaparken alacak garantisi verilse bu ülkelere çok iyi bir şekilde mal verebiliriz. Yerli malı ve yerli malı kullanımı desteklenmeli. Direkt olarak bağlantı elemanlarının sanayisi yok, biz diğer sanayi kollarının yan sanayisiyiz. Onlar desteklenirse bağlantı elemanları sektörü de desteklenir. Bağlantı elemanlarının desteklenmesi önemli çünkü bağlantı elemanları Türkiye’ye büyük bir katma değer bırakıyor. Sektörümüz, çubuk bir demiri en son haline getiriyor. Bu sektör, 600 milyon dolarlık ithalatı 700 milyon dolarlık ihracata çevirebilir. BESİAD olarak hedefimiz 2023’te 1.5 milyar dolarlık ihracat yapmak.
Uğur Karaduman:
Bağlantı elemanları sektörünün bir diğer sorunu, üretim yaptığımız makineleri yurt dışından ithal ediyor olmamız. Bu durum bizim teknolojik olarak gelişmemizi engelliyor hem de büyük bir katma değer yurt dışına çıkıyor. Sektörün gelişememe sebeplerinin başında bu geliyor. Temelde makine almak çok kolay değil. Şu anda Türkiye ikinci el makine çöplüğü olma yolunda ilerliyor. 73 model makineler gelmeye başladı. Böylece makine gelişimi engelleniyor. İkinci el gelen makinelere yaş sınırlaması getirilmelidir. Yaşlı makine ithalatı bizi dünya ile girdiğimiz rekabette geride bırakıyor. Türkiye’de istenirse kaliteli makineler üretilir.

Bağlantı elemanları sektöründe ham madde temini ne şekilde avantaj ve dezavantajlar sağlıyor?
Gökhan Ulaşan:
Türkiye ham madde konusunda iyi bir yolda. Ham madde üretimi aşamasında hayli yol kat etti . Türkiye tamamen dışa bağımlıydı ancak şu anda durum iyi . Kaliteli teli iç pazara vererek kendilerini geliştir - meye çalışıyorlar, dünya piyasasına da çıkartırlarsa Türkiye’de hammadde sorunu aşılmış olur. Tabii Türkiye’de hurdaya bağımlıyız, inanıyorum ki Türkiye gelecekte cevherini çıkartacak. Bunun olmasıyla bir iki tane demir çelik fabrikasının da cevherden çalışması gerekir diye düşünüyorum çünkü, dünyada hurda piyasası çok dalgalı, arz talep çok etkiliyor . Birçok demir çelik alanında gelişmiş ülkele - rin bazı fabrikaları cevher ile çalışı - yor. Sektör iyi yolda ve biz dünyada dokuzuncu sıradayız. Kullandığımız ham maddenin yüzde 90’ını ken - dimiz üretiyoruz. Türkiye’de katma değer olarak çok değerliyiz. Bundan on yıl önce ham maddenin yüzde 80’ini yurt dışından alıyorduk. Bugün yüzde 90’ını Türkiye’den alıyoruz. Bu durum çok büyük bir avantaj sağlıyor . Ülkeye katma değer getiriyor ve dün - ya ile rekabet yapabiliyoruz. Makine konusunda da, Türkiye’nin makine yapabilecek ve üzerine koyabilecek teknolojiye sahip olduğunu biliyorum.

Bağlantı elemanları sektörü için Türkiye’ye yabancı yatırımlar geliyor mu?
Gökhan Ulaşan:
Sektöre yabancı yatırımcılar gelmeye başladı. Bizim sektörde yabancı yatırımcı olarak üç firma var. Yabancı sermayeden pazarlama sektöründe dört firma daha var . Üç tane üretici, dört tane de yabancı mal satan firma var. Yabancı firma lar her geçen gün daha çok geliyor ve yabancı ortaklıklar da artıyor . Bu durum bağlantı elemanları sektörünü iyi etkiler ve geliştirir.

BESİAD olarak Makine Tanıtım
Grubu ile ilişki ve işbirliğiniz hakkında bilgi verir misiniz?
Mustafa Tecdelioğlu:
BESİAD, Makine tanıtım Grubu’nun içinde yer alıyor ve kurucu derneklerden birisi. Bütün faaliyetlerine katılmaya çalışıyoruz. Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki makine Türkiye’nin olmazsa olmazı. Makine gelişecek ki bağlantı elemanları sektörü de gelişecek ve Türkiye gelişecek. Kurulma aşamasında olan Makine Federasyonu’na (MAKFED) başvuran üç dernekten biriyiz. BESİAD olarak böyle bir federasyona tam destek veriyoruz.


BESİAD’ın kuruluşundan günümüze
kat etmiş olduğu yol hakkında bilgi verir misiniz?
Uğur Karaduman: 2000’li yıllarda Çin’den gelen düşük kaliteli ve düşük faturalı mallar piyasada haksız rekabete neden oldu. Sektördeki üreticilerle birlikte yapılan toplantılar sonucunda Dış Ticaret Müsteşarlığı’nı ziyaret ettik. Ziyaretimiz sonucunda karar verdik ki tek başına bir firma olarak değil tüm sektörü bünyesinde barındıran bir dernek olarak başvurmamız daha doğru olacaktı ve böylece BESİAD kuruldu. Dernek kurulduktan sonra Çin’den gelen mallar hakkında Ankara’ya müracaat ettik ve 2004 yılında Gözetim Uygulaması’nı çıkarttırdık. Dernek ilk girişimine böyle başladı. Sonrasında mesleki eğitimler vermeye başladık ve kendi aramızdaki dayanışmayı sağladık, sosyal sorumluluk projeleri hazırladık. Birçok üretici hatta birbiri ile rekabet halinde olan üreticileri bir araya getirmeye çalışıyoruz. BESİAD olarak, Küçükköy Anadolu Meslek Lisesi’ne bir laboratuar kurduk, eğitim notları hazırladık. 200 bin TL’den fazla para harcadık, bilgisayar ve cıvata laboratuvarları yaptık. Okula eğitim notlarını hazırladık, müfredat hazırlandı.

Mustafa Tecdelioğlu kimdir?
10 Ağustos1961 Malatya doğumlu olan Mustafa Tecdelioğlu, 1984 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1985’ten günümüze bağlantı elemanları sektöründe profesyonel olarak çalışan Tecdelioğlu, bağlantı elemanlarına ilişkin dört şirkete sahip. Baba mesleği olarak bağlantı elemanları sektöründe çalışmaya başlayan Tecdelioğlu, 1905 yılında bağlantı elemanı ticareti ve 1976 yılından günümüze imalat yapan şirketin üçüncü kuşak temsilcisi.





Uğur
Karaduman kimdir?
1964 İstanbul doğumlu olan Uğur Karaduman, 1979 yılında çalışma hayatına başladı. Karaduman, iki kardeşiyle birlikte aile şirketini işletmeye devam ediyor.








Gökhan
Ulaşan kimdir?
1959 yılında İzmir’de dünyaya gelen Gökhan Ulaşan Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi. 30 yıldır cıvata ve vida üzerine ham madde üreticiliği yapan Ulaşan, somun imalatı yapan bir de fabrika sahibi.