Zeynep Erkunt Armağan’ı daha yakından tanıyabilir miyiz?
Sanayici bir babanın evladıyım. Kendimi bildim bileli sanayinin içinde oldum. 1978 yılında Ankara Koleji’nden, 1982 yılında da Hacet - tepe Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum. Çalışma hayatına 1982 yılında Erkunt Sanayi A .Ş. Döküm ve Makine Fabrikaları’nda başladım. 29 yıllık iş hayatımın 24 yılını Erkunt Döküm ve Makine Fabrikaları’nda çeşitli bölümlerde görev yaparak geçirdim. Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdürürken 2003 yılında Erkunt Traktör fabrikasının kuruluşunda yer aldım. Şirketin kurulmasını takiben bir dönem yarı zamanlı olarak her iki şirkette mali işlerin sorumluluğunu üstlendim. 2006 yılından itibaren de Erkunt Traktör Sanayii A.Ş.’nin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum.



Dünyada traktör alanında fabrika
yöneticiliği yapan tek kadın olduğunuzu belirtiyorsunuz. Ağırlıkla erkek egemen bir sektörde faaliyet gösteren bir kadın yönetici olarak sektörde kadın olmanın sizce ne gibi artıları ve eksileri bulunuyor?
Kadınların aktif olduğu bir sektörde çalışmıyorum ama traktör sektörü bana tekstil, gıda ya da modadan farklı gelmediği için bir kadın yönetici olarak sektörün erkek egemen olmasını önemsemiyorum. Bana göre yöneticinin cinsiyeti olmaz. Yöneticilik vasıflarına sahipseniz kadın veya erkek olmanızın önemi yok diye düşürüm. Sonuçta yaptığımız işin adı sanayicilik ve işimize bu gözle bakarak sektörümüzü büyütmeye çalışıyoruz. Ayrıca kadın yönetici olmanın ticarete ve markaya olumlu etkilerini de göz ardı edemeyiz. Erkeklerden farklı olarak işi daha detaylarına inerek yönetmek, markaya ve yaptığımız işe önemli katkılarda bulunuyor. Olumsuzluğu ise, ne yazık ki insanların traktör sektöründe bir kadın yönetici gördüklerinde şaşırmaları… Ön yargıları yıkmak zor ancak imkânsız değil. Farklı sektörlerde de kadınların yönetici pozisyonlarına gelmelerini büyük bir mutlulukla izliyorum.

Çalışanlarınız ile aranızda nasıl bir iletişim var, kadın yönetici olmanız konusunda hiç ön yargıyla karşılaştınız mı?
Biz bir aileyiz. Bugün elde ettiğimiz başarıların altında aile oluşumuzun çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. İyi günde de, kötü günde de hepimiz tek yürek oluruz. Huzurlu ve keyifli bir çalışma ortamımız var. Kapısını hiçbir zaman kapatmadan çalışan bir yöneticiyim. Güvenlik görevlisinden genel müdür yardımcısına kadar sıkıntısı olan, benimle konuşmak isteyen herkesi dinlerim. Elimden geldiğince sıkıntılarına ortak olmaya çalışırım. Kararlarımızı orta ve üst düzey yönetici arkadaşlarımla konuşarak, tartışarak alırız. Kadın olduğum için benimle çalışmak istemeyen veya iş görüşmesi sırasında beni karşısında görüp şaşıran insan hiç olmadı.

Erkunt Traktör sektörde kaç yıldır faaliyet gösteriyor?
Erkunt Traktör, sektördeki en genç firma, henüz 7 yaşında ve 6 yıldır da üretim yapıyor. Erkunt Traktör’ü 2003 yılında, tarımsal üretimi ile kendi kendine yetebilen ender ülkelerden biri olan Türkiye’de, ülkenin kendi traktör markası olması gerektiğine olan inancımızla ve tamamen yerli sermaye ile kurduk. Kuruluşumuzdan sonra prototip çalışmalarının ve üretim izinlerinin tamamlanması 1 yıl kadar sürdü ve ilk Erkunt’u 2004 yılının Eylül ayında çiftçi ile buluşturduk. Traktör üretmeye karar verdiğimiz zaman Türk çiftçisinin sıkıntılarını, beklentilerini anlamak için yaptığımız saha çalışmalarında gördük ki, çiftçimizin oldukça fazla işletme masrafları var. Bu masrafların önemli bir kısmını mazot, gübre, tohum ve zirai ilaçlar oluşturuyor. Traktör üreticisi olarak tohum, gübre ve zirai ilaç giderlerine bir fayda sağlamamız söz konusu olamazdı ancak giderlerin en önemli kısmını oluşturan mazot tüketimini azaltabilmek için, daha az yakıt ile daha çok arazi işleyebilen traktörler üretebilirdik.

Üretim merkezinin kapasitesi ve diğer özellikleri nelerdir?
Bugün yıllık 13 bin adet traktör üretme kapasitesine sahip Ankara’daki fabrikamızda, 45’e yakın farklı model traktör ile hem kendi ürünlerimiz için, hem de dünyadaki diğer önemli traktör üreticileri için hidrolik kaldırıcı üretimi yapıyoruz.

Kendi alanınızda ne gibi ilklere imza attınız?
Bizi sektördeki diğer üretici firmalardan ayıran en önemli özelliklerimizden biri, Türkiye’nin iklim ve toprak yapısına, çiftçinin ihtiyaçlarını göre çok az mazot tüketen, performansı yüksek, eğimli ve engebeli arazilerde rahat sürüm imkânı verecek şekilde tasarlanmış traktör üretiyor olmamızdır. Ayrıca, sektörün mazot tüketimi noter huzurunda belgelenmiş, ilk ve tek traktör firması olma unvanını taşıyoruz. Traktörlerimizle birlikte çiftçiye verdiğimiz “Traktör kullanıcı ve eğitim CD’si” de sektör adına bir ilktir. Yine en önemli ilklerimizden birisi de, TC Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın yasa ile iki yıl olarak uygulanmasını öngördüğü garanti süresini 3 yıla çıkarmış olmamızdır. Ürünlerimize duyduğumuz güvenin neticesi olarak başlatılan bu uygulama traktör sektöründe Erkunt’u öncü yapmıştır.

Müşteri memnuniyetine bakış açınız nedir?
Biz ürettiğimiz traktörlerle, Türkiye’nin otomotivde yerli marka üretme hedefine hizmet ediyoruz. Kurulduğumuz günden bugüne sektörün en hızlı büyüyen markası olma özelliğini koruyor, ürün kalitesi, genç ve dinamik kadrosu ile gerek Türkiye’de gerek dünyada ilklere imza atmaya ve hızla büyümeye devam ediyoruz. Dolayısı ile de müşteri memnuniyeti bizler için çok önemli. 2011’in Temmuz ayında TS-ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti ve Şikâyet Yönetim Sistemi Belgesi’ni aldık ve böylece hizmet kalitemizi de belgelemiş olduk.

2011 hedefleriniz neler? Ar-Ge, Ür- Ge ve tasarıma yönelik projelere ne kadar ciro ayırdınız?
2011 yılında Euro3 motor kullanma - ya başladık. Yeni motorlar ile beraber ürün gamını tamamen yeniliyoruz. Ayrıca şu anda ürün gamımızda bu - lunmayan 3 yeni modelin daha çalış - malarına devam ediyor, bu modellere yatırım yapıyoruz. Bu yeni modellerimizle beraber kapasitemizi ikinci defa artırmak ihtiyacı doğduğu için, bu yaz tatilimiz esnasında üretim hatlarımıza da yatırım yaptık ve üretim kapasi - temizi 13 binden 17 bin 500 âdete yükselttik. 2011 yılında sıradaki proje - lerimiz arasında; kalite, Ar-Ge, Ür-Ge ve personel eğitimine yatırım yapmak bulunuyor. Bu yıl ciromuzun yüzde 2-2.5’lik kısmını ayırarak bu alanlara ve yeni ürünlere 6 milyon/7 .5 milyon TL’lik yatırım yapmayı hedefliyoruz. Ayrıca istihdamda yüzde 56’ya varan bir artış ile en az 25 yeni yerli tedarik - çi yaratmayı; ihracatımızı 2011 yılında daha da artırarak ürettiğimiz her dört traktörden birini dünya pazarına sat - mayı amaçlıyoruz.


Sektördeki pazar payınız ve 2010
ciro rakamınız nedir?
2010 yılı sonunda piyasada aktif satış yapan 25 marka içinde ilk 3’e giren tek yerli tasarım traktör markası olma gururunu yaşadık. Türkiye genelinde yüzde 8, bulunduğumuz bölgelerde ve segmentte yaklaşık yüzde 22’lik bir pazar payıyla yılı kapattık ve ciromuz da 140 milyon TL civarında oldu. 2011 yılı üretim adedi, pazar payı ve ciro hedefiniz nedir? 2011 yılı hedeflerimizi belirlerken, 2010 yılında gerçekleştirdiğimiz 3 bin 333 satış adedini 2011 yılında 6 bine taşımayı hedeflemiştik. Yılın ilk çeyreğinde yaşanan güzel gelişmeler, tier3 motorla ve 4 silindirli motorla üretilen Servet80.4’ün ürün gamımıza eklenmesi, sipariş artışlarını beraberinde getirdi ve sene başındaki hedeflerimizi revize etmemizi gerektirdi. 2011 yılında 6 bin 600 adet traktör üreterek yüzde 116 büyümeyi hedeflemiş olduk. Bu durumda pazar payımız Türkiye genelinde yüzde 15 civarına ulaşacaktır. 2011 yılında yaklaşık 300 milyon TL’lik bir ciroya ulaşmayı hedefliyoruz.

İhracat yaptığınız ülkeler ve ihracattaki son durumunuz nedir?
İhracata, 2007 yılında ArmaTrac markamızla başladık. Bugün üretimimizin 38 yüzde 15’ini ihraç ediyoruz. İhracat yaptığımız ülkeler arasında Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Romanya, Hırvatistan, Cezayir, Polonya, KKTC, Irak, Sudan, Yemen, Tanzanya, Angola, Senegal, Mali, Karayipler, Avustralya, Malta, Gürcistan, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Moritanya ve Burkina Faso’yu sayabilirim. Erkunt Traktör olarak ürettiğimiz her dört traktörden birini ihraç etmeyi hedefliyoruz.

TS - ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti ve Şikâyet Yönetimi Sistem belgesi dışında almak istediğiniz belgeler var mı?
Hizmette kalite ya da başka bir de - yişle satış sonrasında da çiftçimizin yanında durduğumuzu gösterebilmek Erkunt Traktör için yaşamsal bir mesele. Bizce, bir firmanın başarı ölçüsü, müşterisine verdiği satış son - rası hizmetin kalitesidir. Ürünü satıp çekilmek ya da her koşulda ürünün arkasında durmak… İşte bu iki yoldan hangisini seçeceğiniz firma olarak pazardaki konumuzdan, tüketicideki algınıza kadar her şeyi belirler . Biz ürünü de aşarak, çiftçinin tarımla ilgili her meselesine destek olmaya çabalıyoruz. TS - ISO 10002 Müşteri Mem - nuniyeti ve Şikâyet Yönetim Sistemi Belgesi bunun tescilidir. Bu belgeden sonra yine en az bunun kadar önemli iki kalite belgesini daha almak için çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki bir sene içinde bunları da sizlerle paylaşacağımı düşünüyorum.

Dünya markası olma yolunda olduğunuzu sık sık belirtiyorsunuz. Niye yola bir dünya markası ile değil de yalnız çıktınız? Türkiye’de 54 yıldan beri dünya markalarının lisansı ile traktör üretilmektedir. Aslında Türk çiftçisinin 54 yıl önce traktör ile tanışmış olması Türkiye için, Türk çiftçisi için bir şanstır. Bu üretimi Türkiye’de yapmaya başlayan ve Türk tarımına teknolojiyi getiren bu firmalara, bir Türk vatandaşı olarak şükran borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Ancak, tarımsal üretimi ile kendi kendini besleyebilen ender ülkelerden biri olan Türkiye’nin çok uzun yıllar önce kendi markasını yaratabilmesi gerekiyordu. Nasıl ki Almanya’da, İtalya’da, Fransa’da çiftçilerin neredeyse tamamına yakını kendi ülkesinde yaratılan ve üretilen traktörü kullanmaktan büyük keyif alıyor ise, bizim çiftçimizin de bunu yaşaması gerekiyordu. Dünya markaları zaten verimli Türk topraklarında yapılan tarımdan bir pay alabilmek üzere, ithalatçı/ distribütör firmaları vasıtası ile Türkiye pazarında yer alıyorlar. Bizim hedefimiz, lisans bedeli ya da ithalat, her ne isim altında olursa olsun ülke dışına kaynak çıkışını azaltmak ve Türkiye’nin kendi traktörünü yaratarak, zaten kısıtlı olan tarımsal kaynakların ülke içinde kalmasını sağlamak oldu. Bu sebeple tüm bilgi birikimimizi ortaya koyarak, bu yola yalnız çıktık.

Sizce dünya çiftçilerinde Türk markalarına bir ön yargı var mı?
Elbette ki çiftçilerin bakışı bulundukları ülkeye, Türkiye’ye bakışlarına ve köklerinde Türklük olup olmadığına göre çok farklılık gösterse de genel olarak traktörün teknolojisine baktıklarında orijinini tamamen unutuyorlar. Örneğin Balkan ülkelerinde traktörümüze gösterilen ilgi ve sempati çok büyük. Müslüman Afrika ülkelerinde de büyük bir gurur yaratıyor bu ilk Türk markası traktör. Avrupa’da hangi ülke çiftçisi olursa olsun, traktörümüzün teknolojisini ve kapasitesini görünce, çok büyük ilgi gösteriyor.

Türk çiftçilerinin yerli üretime bakış açısı nasıl?
Türkiye’de ise, her şeyden önce yerli traktörlerin yedek parça ve servisi, yabancı markalara göre daha ucuz. Daha da önemlisi ithalat yolu ile gelen markaların, pazarda ne kadar kalacaklarının garantisi yok, her an Türkiye pazarından çıkma kararı alabilirler. Peki, o zaman, bu markalara ait traktörleri almış Türk çiftçisi ne yapacak? Yedek parça bulması zorlaştı ya da pahalandı diye atacak mı traktörünü? Servislerin devamlılığı sağlanamazsa nerede tamir ettirecek traktörünü? Kim verecek o zaman garanti kapsamındaki bakımını, yedek parçasını? Bu nedenle Türk çiftçisi de yerli tasarım traktörü yedek parça ve servis garantisi, kalitesi, performansı için tercih ediyor.