Türkiye makine sektörünün gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Türk makine sanayiinin başlangıcı 1950’liyıllara dayanır. 1950 yılında makine sektöründe ilk büyük ölçekli sanayi yatırımı yüzde 100 devlet eliyle gerçekleştirilmiş olup, özel sermayeli firmalar ise 1960’lı yıllarda oluşmaya başladı. Türkiye’de makine imalat sanayii devlet teşebbüsüyle kurulmasına rağmen bugün itibariyle kamu iştirakleri yerini özel sektör firmalarına bırakıyor.

Makine sanayii ülkemizin diğer sektörlerine göre son yıllarda büyük gelişim gösteren,katma değer performansı diğer imalat sanayii sektörlerine göre daha başarılı olan bir sektör. Bunun yanı sıra, ihracatını sürekli olarak Türk sanayii ortalamasından daha hızlı geliştiren önemli bir sektör.

Makine sanayisinde faaliyette bulunan çoğu firma KOBİ (küçük ve orta ölçekliişletme) niteliğinde olmakla birlikte,ülkemizdeki ucuz iş gücü ve gelişmiş mühendislik becerileri, makine imalatçılarının uluslararası pazarlarda rekabet şansını artıran unsurlardır.

Türk makine sanayisinde her türlü parça ve aksamın yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi yapılır. Özellikle sipariş üzerine imal edilen makine ve komple tesislerde rekabet gücümüz oldukça yüksek.

Birçok alt sektörde yurt içi talebi kendi üretimi ile karşılama kapasitesine sahip olan makine imalat sanayiimiz  Ar-Ge ve yenili kçalışmalarına büyük önem veriyor.

Makine imalat sanayii ihracatı son yıllarda sürekli artan bir trend içerisinde. Ülkemizdeki makine ve aksam imalatçılarının önemli bir kısmı iç pazardaki daralma sonrasında 1995 yılından itibaren başta AB ülkeleri olmak üzere ihracata yönelmiş olup,

bunuda AB direktiflerine ve diğer teknik düzenlemelere uyumlu bir şekilde gerçekleştirdi.Diğer taraftan, ihracatçılarımızın önemli bir bölümü “CE” işaretine sahip konumda.

Son yıllarda dünyada müşteri istekleri doğrultusunda makine imalatına yönelme eğilimi söz konusu. Ek bir mühendislik çalışması gerektiren bu talepler, Batı ülkelerinde fiyatların artmasına sebep oluyor.

Müşteri istekleri doğrultusunda imalat,mühendislik ve işçilik ücretleri düşük. Emek yoğun olan bu üretim konularında,Türk firmalarının teknolojik birikimleri,rekabete imkân verecek düzeyde. Bu olumlu yapı, ülkemizdeki makine imalatçılarının,bazı Batılı firmalarla gerektiğinde işbirliği yaparak üçüncü ülkelerde, özellikle Rusya Federasyonu ve Türk Cumhuriyetleri’ndeki tesislerin yenilenmesi veya yeni yatırımların gerçekleştirilmesi imkanını artırıyor.

Türk makine imalatçıları artık sadece “makine” üretmeyip, komple tesis ve mühendislik hizmetleri de veriyor.

Makine sektörü ihracatımız hangi boyuttadır?

Makine sanayii ihracatımızın, toplam ihracat içindeki payı son yıllarda sürekli olarak artıyor. Sektörün toplam ihracatımız içinde 2003 yılındaki yüzde 3,4’lük payı; 2006 yılında 3,7 milyar dolar ile yüzde 4,4 oldu. 2007 yılında 5,3 milyar dolar ile yüzde 5 seviyesine, 2008 yılında 6,6 milyar dolar ile 2009 yılında 5,1 milyar dolar ile yine yüzde 5 seviyesine geldi.

2010 yılında 5,8 milyar dolar ile yüzde 5,1 seviyesine ulaştı.

Makine sektörü ihracatında 2003 yılında yakalanan yüzde 39,1, 2004 yılında yüzde 28,4, 2005 yılında yüzde 22,9 ve 2006 yılında yüzde 21,4, 2007 yılında 30,1’lik ve 2008 yılında yüzde 18,9’luk artışlar, makine sektörünün son yıllarda yaşadığı artış trendini gösteriyor.

2009 yılında ise sektör, krizin de etkisiyle bir önceki yıla kıyasla daralma yaşamışsa da 2010 yılında yüzde13’lük artış ile iyileşmeye başladı. 2010 yılında başlayan artış trendinin 2011 yılında da hızlı bir şekilde devam edeceği öngörülüyor.

Nitekim 2011 yılı ilk sekiz aylık ihracat rakamı 2010 yılı aynı dönemine göre yüzde19,4 oranında bir artış ile 5,46 milyar dolar olarak gerçekleşti.

İhracatçı Birlikleri kayıt rakamlarına göre 1Ocak- 30 Eylül 2011 tarihi itibariyle makine ve aksamları ihracat rakamı yaklaşık 6,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

2010 yılı aynı dönemine göre yaşanan artış yüzde 33,2 olarak hesaplandı.

2010 yılı itibariyle sektör ihracatındaki ilk beş kalem sırasıyla; endüstriyel klimalar ve soğutma makineleri, diğer makineler,pompalar ve kompresörler, takım tezgahları ile inşaat makineleridir.

2010 yılı ihracat verileri incelendiğinde ilk sırada Almanya yer alırken ABD, İran, Irak,Rusya Federasyonu ve İngiltere listenin ilk sıralarındaki ülkeleri oluşturdu. 2010 yılında, bir önceki yıla göre sektör ihracatının en fazla artış gerçekleştirdiği ülkeler sırasıyla İran (yüzde 45), Irak (yüzde40,7) ve Belçika (yüzde 32,0)’dır.

İhracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler arasında Almanya, ABD, İngiltere gibi sanayileşmiş batı ülkeleri ile Irak, İran, Libya gibi komşu ve çevre ülkelerde bulunuyor.

Bu durum ülkemizin farklı pazarlara ihracat yapabilme kabiliyetini ve ürün farklılaştırmasının gerçekleştiğini gösteriyor. Ayrıca teknolojik düzey ve kalite açısından rekabet gücümüzün yüksek olduğunu kanıtlıyor.

Diğer yandan; 1999 yılında 150 ülkeye ihracat gerçekleştirilirken bu rakamın son yıllarda 200’ü aşması sektörün pazar bağımlılığını azaltmaya başladığı ve yeni pazarlara yönlendiği şeklinde yorumlanabilir.

Makine sektörü ithalatımız için neler söyleyebilirsiniz?

Makine sektörü ithalatımız 2003 yılında 7,5 milyar, 2004 yılında 9,2 milyar, 2005yılında 10,7 milyar, 2006 yılında 12,4 milyar, 2007 yılında 15,4 milyar dolar,2008 yılında 15,1 milyar dolar, 2009 yılında 11,5 milyar dolar ve 2010 yılında ise 14,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

2011 yılı ilk sekiz aylık ithalat rakamı da 2010 yılı aynı dönemine göre yüzde 21,7 oranında bir artış ile yaklaşık 11milyar dolar olarak gerçekleşti. 2010 yılı ithalatı incelendiğinde; “Diğer makineler”,“Pompalar ve Kompresörler” ile “Türbin ve Turbojetler”in makine ithalatımızda ilk üç kalem olduğu görülür.

Ülkeler itibariyle 2010 yılı makine sanayii ithalatımız incelendiğinde Almanya ihracatta olduğu gibi ithalatta da ilk sırada yeraldı. Sonra sırasıyla İtalya, ÇHC ve ABD geldi.

Ayrıca ithalatımızda ilk 10 ülkenin payı yüzde 77,1 seviyesinde olup ihracatakıyasla, ithalatta belirli satıcıların ağırlığının çok daha yüksek olduğu görülür.

AB ülkelerinin toplam makine ithalatımız içerisindeki payı 2010 yılı itibariyle yüzde59,24’tür. 2010 yılı ile 2009 yılı verileri

kıyaslandığında, en yüksek ithalat artışoranı Romanya (yüzde 122,3) ile aynı dönemler itibarıyla yüksek bir ihracat artış oranı gerçekleştirdiğimiz Belçika (yüzde57,2)’da kaydedildi.

İhracat ve ithalatımızda aynı ülke ve ürünlerin yer alması, ülkemizin aynı endüstri grubuna giren; fakat dış görünüş, kalite,kullanış özellikleri ve marka açısından bazı farklılıklar gösteren malları eşzamanlı ihraç ve ithal ettiği anlamına geliyor.

Bu durum ülkemizin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi endüstri içi ticaret gerçekleştirdiğini gösterir.

Makine sektöründe,ihracatı artırmak için daha fazlasını yapacak gücümüz ve isteğimiz mevcut. Ancak en az bunun kadar önemli olan bir diğer husus daha var. Sektörde ihracatın ithalata olan bağımlılığı da dikkate alındığında sektörün kullandığı ara mal,girdilerin ucuzlatılması olarak karşımıza çıkıyor. Bu itibarla,Türkiye’de üretilebilecek olanların üretimine ağırlık verilmeli,üretilemeyecek olan ara mallar için ise alternatif malzemeler ,ürünler kullanılabilir mi araştırılmalıdır.

Makine sektörü 2023 yılında 100 de 100 ihracat hedefine ulaşabilecek mi?

Nasıl?

Türkiye’nin taşıdığı potansiyel ve kritik başarı faktörleri dikkate alındığında 100 milyar dolar hedefinin,

makine sektörü için ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum.Türk makine sektörünün 20 bini aşkın firması, her türlü parça ve aksamın yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi, müşteri istekleri doğrultusunda imalat kapasitesi, yüksek mühendislik kalitesi, ucuz ve kalifiye işgücü ve teknolojik birikimi ve arkasındaki güçlü devlet desteği ile 2023 toplam hedefinin beşte birini tek başına omuzlayabilecek güçte olduğuna inanıyorum.

Bu kapsamda ihracatçı firmalarımızın; dış pazarlara açılmasını, global rekabet ortamına hazırlanmasını, uluslararası piyasa koşullarına uygun pozisyon alabilmesini,müşteri beklentilerini karşılayacak şekilde üretim yapmasını istiyoruz.

Firmalarımız uluslararası piyasadaki rakiplerini tanımalı,uluslararası trend ve beklentileri yakından takip edebilmeli, uluslararası standartlara sahip olmadır. İlgili pazar ve sektöre ilişkin gelişmeler hakkında bilgilenme, ülke ve sektörler itibariyle pazar paylarını artırma,gidilen ülkelerdeki ithalatçı firmalarla ortak işbirliği imkanları geliştirme, kalite ve potansiyellerini bire bir sergiledikleri ürünler ile profesyonel ziyaretçilere yansıtma ve tüm bunların sonucunda da firmaların ihracat performanslarını artırmalarını amaçlıyoruz.

Bu amaçla, Ekonomi Bakanlığı olarak firmalarımızı ihracata hazırlamak, başarılıbirer ihracatçı haline getirmek ve sözkonusu 2023 hedefine uzanan zincirin güçlü birer halkaları olarak görmek için oldukça etkili politika araçlarına sahibiz.

Bu çerçevede, Bakanlar Kurulu’nun 27/12/1994 tarih ve 94/6401 sayılı İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kararı’nın 4’üncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden hazırlanan ve belirli bir faaliyetin yapılması esasına dayanan çeşitli ihracat destekleri Bakanlığımız uhdesinde yürütülüyor.

100’de 100 hedefi için belirlenen strateji ve yol haritası nedir?

DTÖ ve AB normlarına uygun söz konusu yardımlarda, bölge, il, sektörel ayrım uygulanmayarak ihracat performansı aranıyor.

Büyük oranda küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, o andaki ihtiyaçlarına göre desteklerden yararlanıyor.

Makine sektöründeki firmalarımıza ürettikleri Ar-Ge projelerinden, uluslararası standartlarda, çevreye duyarlı üretimle gerçekleştirdiğini doğrulayan belge masraflarına, yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ile yurtdışında açılan birimleriyle ilgili giderlerine destek sağlanıyor.

Bunun yanı sıra hiç bilinmeyen pazarlar hakkında pazar araştırması yapılması, potansiyel arz ve hedef kabul edilen pazarlara girilmesi,yoğunlaşılan pazarlarda daha etkili olmak adına bu ülkelere yönelik ticaret heyetleri düzenlenmesi, önem arz eden ülkelerden ilgili sektör temsilcilerinin ülkemize davet edilmesinden, bu pazarlarda veya sektörün buluştuğu fuarlara katılımın desteklenmesine kadar belirli bir üretim aşamasını tamamlamış ve ihracat yapmak

isteyen tüm firmalarımıza yurt dışı pazarlarda tecrübeli, rekabet edebilir seviyeye ulaşmalarını teminen her aşamada önemli destekler sunuyoruz.

Bu desteklere biraz daha yakından bakmakgerekirse;

- 97/5 sayılı Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında makine sektöründe faaliyet göstere nfirmalarımızın, ISO 9000 serisi kalite güvence sistemi ve ISO 14000 çevre yönetim sistemi belgelerini, CE işaretini,uluslararası nitelikteki diğer kaliteve çevre belgelerini alma masrafları karşılanıyor.

- 98/10 sayılı Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) Yardımına İlişkin Tebliğ kapsamında,makine sektöründe faaliyet gösteren firmaların, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) işbirliği ile yeni bir ürün üretilmesi veya üretimle ilgili yeni bir teknik geliştirilmesi amacıyla ve desteklenmeye değer görülen Ar-Geproje giderlerinin en fazla yüzde 50’sine kadarlık kısmına  TTGV aracılığıyla sermaye desteği (kredi) sağlanıyor.

- 2009/5 sayılı Yurt Dışında Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ kapsamında, makine sektöründe iştigal eden şirketlerin yurtdışı fuarlara iştiraklerine ve sektörel nitelikteki uluslararası fuarlara bireysel katılımlarına ilişkin harcamaları belirli oran ve miktarlarda destekleniyor.

- 2010/6 sayılı Yurtdışı Birim, Marka veTanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında, makine sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızca yurtdışında gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ile yurtdışında mal ticareti yapmak amacıyla açılan birimleriyle ilgili giderleri belirli miktar ve oranlarda destekleniyor.

- 2006/4 Sayılı Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY®’nin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında firmaların;patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve marka tesciline ilişkin harcamaları, kalite belgesi alımın ailişkin giderleri, moda/endüstriyel ürün tasarımcı istihdamına ilişkin giderleri,tanıtım, reklam ve pazarlama faaliyetleri,yurtdışı birimlere ilişkin kira ve temel kurulum giderleri, danışmanlık

(strateji,operasyon, organizasyon, teknoloji) giderleri, bilişim ve bilgi yönetimi alanına yönelik harcamaları yüzde 50 oranında beş yıl süreyle desteklenmekte olup; üretimden pazarlamaya, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar bütün süreçleri kapsayacak şekilde yönetsel bilgi birikimi ve kurumsallaşma konularında destek sağlanıyor.

- 2011/1 sayılı Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Desteği Hakkında Tebliğkapsamında, firmalarımızın yurtdışıpazarlara girmelerini teminen, YurtdışıPazar Araştırması Desteği, Pazara GirişDesteği ve Sektörel Ticaret Heyeti ve AlımHeyeti Programları Desteği ile E-TicaretSitelerine Üyelik Desteği sağlanıyor.

- 2010/ 8 sayılı Uluslararası RekabetçiliğinGeliştirilmesinin DesteklenmesiHakkında Tebliğ kapsamında makine veaksamları sektöründe faaliyet gösterenfirmalar personelinin eğitimine ilişkinolarak destek alabiliyor.

Bu bağlamda,eğitim ve/veya danışmanlık ihtiyacınınanalizi, iş planı ve ihracat stratejilerininhazırlanması ve izlenmesi, ihracatpotansiyelinin belirlenmesi ve ihracatyapmaya hazır hale getirilmesi, süreçiyileştirme ve yönetimi, bilgi ve iletişimteknolojileri danışmanlığı, aynı değerzincirinde yer alan, birbirleriyle ilişkiiçinde olan ve coğrafi yakınlık içindebulunan şirketlerin uluslararasırekabetçilik yönünde yol haritalarınınhazırlanması konularındaki programgiderleri ile Bakanlığımızca uygungörülen diğer konulardaki programgiderleri destekleniyor.

Diğer taraftan, ülkemizin uluslararası vebölgesel anlaşmalar yoluyla da ihracatartışını sağlayacak çeşitli önlemler alınıyor.İzlenen pazara giriş stratejisine sinerji sağlayacakşekilde imzalanan Serbest TicaretAnlaşmaları (STA) bu kapsamda değerlendiriliyor.

STA’ların, ihracatın önündeki tarife ve tarife dışı engellerin kaldırılarak sürdürülebilir bir ihracat artışına neden oldukları, ihracatın ülke ve madde bazında çeşitlendirilmesi ve Batı Avrupa pazarlarına bağımlılığın azaltılmasını sağladıkları,üçüncü ülke pazarlarına girişte AB ve tercihli giriş imkânlarına sahip diğer ülkeler ile eşit rekabet şartlarının teminine yol açtıkları, ikili ve çapraz menşe kümülasyonunun işletilmesi suretiyle rekabet gücünün ve taraflar arasındaki karşılıklı ticaret hacminin artırılmasına neden oldukları gözlemleniyor.

Bu çerçevede, bu anlaşmalardan da istifade ederek, makine sektörümüzdeki firmalarımızın, daha fazla pazara dahaavantajlı şartlarla girmesini sağlamak suretiyle2023 hedefine yaklaşacağız.

Makine sektöründe, ihracatı artırmak için yukarıda belirtilenleri ve daha fazlasını yapacak gücümüz ve isteğimiz mevcut. Anca ken az bunun kadar önemli olan bir diğer husus daha var. Sektörde ihracatın ithalata olan bağımlılığı da dikkate alındığında sektörün kullandığı ara mal, girdilerin ucuzlatılması olarak karşımıza çıkıyor.

Bu itibarla,Türkiye’de üretilebilecek olanların üretimine ağırlık verilmeli, üretilemeyecek olan ara mallar için ise alternatif malzemeler, ürünler kullanılabilir mi araştırılmalıdır.

Bu bağlamda, İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu’muzun çalışmaları kapsamında yürütülen Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) ile makine sektörümüzde ele alındı.

Birçok alt sektör ve ürün grubuyla dağınık yapı sergileyen sektör, dış ticaret dengesi açısından en zayıf olan ürünler ve en güçlü olan ürünler bakımından ayrı ayrı incelenmiş; ayrıca tüm alt sektörler bazında küçük işletme perspektifinden ayrı bir değerlendirme yapıldı.

Bu kapsamda makine sektörüne yönelik çalışmalarda son aşamaya gelinmiş olup, sektöre ilişkin kapsamlı değerlendirmeler ile GİTES tespitlerinden hareketle oluşturulan eylem planlarının yer alacağı rapor, tamamlanmasını müteakip kamuoyuyla paylaşılacak.

Türkiye coğrafi konumu (4 saatlik uçuş mesafesinde 56 ülke bulunuyor) ve genç iş gücü ile (yaş ortalaması 28, AB’de ise bu sayı 42) ekonomik gelişme potansiyeli yüksek bir ülkedir. 2009 krizinden sonra dünya ekonomisi batıdan doğuya,gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaydı. Türkiye de bu rüzgârı yakalamalı ve fırsatı iyi kullanmalı.

Aslına bakılırsa, 2023 ihracat hedefi de bu fırsatın kullanılıp kullanılmadığının en somut göstergesi olacak. Bu bağlamda,2023 ihracat hedefine ulaşılması içinen önemli mihenk taşlarından olduğunu düşündüğüm makine sektörünün 100’de100 ihracat hedefine, ilgili tüm paydaşların özverili çalışması ve üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi suretiyle ulaşacağına olan inancım tamdır.