Batının teknolojik üstünlüğünün temellerinin atıldığı Orta Çağ’da,teknolojinin gelişiminde önemli bir rolü olan madencilik ve metalurji alanlarında ‘De Re Metallica’, önemli bilgiler veriyordu...

Başlığa bakıp yanılmayın;ünlü heavy-metal grubu Metallica’dan söz etmeyeceğiz!Ancak, başka anlamda da olsa, konunun metalle yakın bir ilgisi olacak.

Çünkü Georg Bauer’den yani namı diğer Agricola’dan ve onun ünlü kitabından, batının teknolojik üstünlüğünün temellerinin atıldığı OrtaÇağ’da, teknolojinin gelişiminde önemli bir rolü olan madencilik ve metalurji alanlarında önemli bilgiler veren “DeRe Metallica”dan (Metaller Üzerine)söz edeceğiz... Ancak önce biraz geriye gidelim…İnsanoğlunun metalleri kullanımı taşçağına kadar uzanır.

Bu dönemde kullanılan ilk metaller, doğada taşlararasında bulunan doğal altın, gümüş,bakır ve meteorik demir parçalarıdır.Ancak bu metal malzemeler, hiçbirmetalurjik işlem uygulanmadan, tıpkı diğer taşlar gibi kullanılmaktadır.

Bu durum MÖ 4000 dolaylarında değişir ve muhtemelen tesadüfen, bir çömlekçifırınında, malahit taşından bakır elde edilir. Doğal bakırın dışında, bakır ilk kez ergitilerek elde edilmiştir.

Bakıra yüzde 10 oranında kalay katılınca onun daha kolay işlendiği fark edilir ve bu yeni malzeme, MÖ 2400 ile MÖ 2000 yılları arasındaki zaman dilimine adını verir: Bronz Çağı. Biraz daha konumuza yaklaşalım...Jean Gimpel, günümüzün teknolojiye bağımlı toplum yapısının temellerinin Rönesans ya da Sanayi Devrimi sırasında değil, Orta Çağ’da atıldığı; 10. ve 13.yüzyıllar arasında Avrupa’nın teknolojik bir patlamaya tanık olduğu belirtir.

Makineler, klasik dönemlerde olduğu gibi, ‘oyuncak’ ya da kendi kendineçalışan muhtelif amaçlı düzenekler yerine çeşitli iş kollarına, insan gücünün yerine kullanılmaya başlar. Su yada rüzgar gücüyle çalışan değirmenler ilk fabrikalar olurlar ve buralarda tahıl öğütmenin yanında bitkisel yağ çıkarma,deri işleme, kumaş çırpma ve kağıt çekme gibi işler yapılır.“Birçok yönden demir insana altındançok yarar sağlar. Her ne kadar aç gözlükimselerin demirden fazla altınları varsada, demir olmaksızın, halk düşmanakarşı güvenlik içinde olamaz. Demir korkusu olmadan adalet sağlanamaz;masum insanlar demirle savunulur.

Kötülerin çığlığı demir korkusuyla önlenir.Demir olmadan hemen hiçbir elişi yapılamaz; ne toprak işlenebilir nede inşaat yapılabilir.” Gimpel’in aktardığı,Fransisken keşişi Bartholomew’in1260 yılında yazdığı bu satırlar, o dönemde demirin ne denli önemli olduğunadair bir fikir verebilir.

Tarımda,askeri uygulamalarda, inşaatlarda ve başka alanlarda demir, giderek artanbir öneme sahip olmaktadır.Bu alanda yaşanan gelişmelerde, sugücüyle işleyen mekanik çekiçlercedövme işleminin çok daha etkin yapılabilmesi,daha da önemlisi, yine su gücüyle işleyen körüklerce fırınların sıcaklığının,demirin ergime derecesine kadar çıkabilmesidir. Tarih, 14. yüzyılınilk yarısıdır...

Bu teknikler Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yayılmakla birlikte, madencilik alanında Almanlar’ın öncü olduğu görülür.Aralarında Türkçe’nin de bulunduğupek çok dile Almanca madencilik terimleri girer. Ayrıca, Alman madencilerçeşitli ülkelerce çalıştırılmak üzere ülkelerine davet edilirler.16. yüzyıla gelindiğinde ise yaşanan gelişmeler sonucunda çiftçilerin ve zanaatkarların metal araçlara olan gereksinimi artar. Öte yandan, ateşli silahsiparişleri de artmaktadır. Bu gelişmeler sonucunda, madencilik ve metalurjialanında gözle görülür bir gelişme yaşanır.

Başlıca merkezler ise Almanya,Macaristan ve Avusturya’dadır.Madencilik ve metalurji konularında oluşan bu birikim, 16. yüzyılda ardıardına yayımlanan üç önemli kitapta toplanır. Bunlardan ilki, usta zanaatkarVannoccio Biringuccio’ya (1480-1540)aittir. Bir mimarın oğlu olan Biringuccio,İtalya ve Almanya’yı dolaşıp buralardakimetalurji atölyelerini inceler.Demir madeni, darphane ve dökümhane işletmecilikleri yapar. Derin bilgi ve tecrübesini topladığı ‘Pirotechnia’ adlı kitabı ölümünden bir yıl sonra yayımlanır.

Damıtma, barut üretimi, metalurjive her türlü cismin dökümü hakkında bilgi veren bu eser, üretimde ateşi kullanan zanaatlar ve üretim hakkında batıda yayımlanan ilk kitap olduğu için büyük ilgi görür. Bu dönemdeki diğer ünlü eser, Lazarus Ercker’in, 1574’te yayımlanan ‘Başlıca Cevher İşleme ve Madencilik Yöntemleri’ adlı kitabıdır.Ancak ondan önce yayımlanan ‘De Re Metallica’, bu iki kitabı da geride bırakacak seviyededir...

Mineraloji biliminin kurucusu ve madenler üzerine sistematik çalışma yapan ilk bilim insanı olarak gösterilen Georgius Agricola 1493’te, Almanya’nın doğusunda, Glachau’da dünyaya gelir.Gerçek adı Georg Bauer’dir. Ancak Almanca’da ‘çiftçi’ anlamına gelen ‘bauer’sözcüğünün Latince’deki karşılığıolan ‘Agricola’ adını kullanır.

Öğretmen olmak için Leipzig Üniversitesi’ndefelsefe ve klasik diller öğrenimi görür.Mezun olduktan sonra aynı okulda Yunanca’ya giriş dersleri verir.

1519’da,Leipzig yakınlarındaki Zwickau’da yeni bir Yunan dili okulu kurar. Birkaç yıl sonra ise tıp okumaya karar verir.İtalya’ya gider ve Aldina Matbaası’nda,Antik Yunan’ın büyük tıp bilginleriHipokrat ve Galenos’un eserlerinin basımında çalışır. Yine İtalya’da büyük hümanist filozof Erasmus’la tanışır.Politika ve ekonomiye ilgi duymaya başlar.

Agricola, Carinthia, Styria ve Tirol’dekimaden bölgelerine geziler yapar.1527’de, Avrupa’nın en önemli madencilikve maden işleme bölgelerindenbiri olan Joachimsthal’a (şimdiki ÇekCumhuriyeti’ndeki Jachymov) şehireczacısı ve doktor olarak atanır. Burada,ilaçlara yararlı mineraller bulmak amacıyla madenlere gide gele, madenlerin çıkarılışı, kayaların ve cevherlerin sınıflandırılması ve metalurji konularıyla ilgilenmeye başlar.

Bununla da kalmaz,madenlerde çalışan işçilerle ilişki kurar, onların iş koşullarıyla ilgilenir.Yazmaya daha fazla zaman ayırabilmekiçin Almanya’nın sakin bir şehri olan Chemnitz’e gider. Ne var ki, ve basalgını Saksonya’yı kırıp geçirmektedir.Agricola, bir hekim olarak vebaya karşıvar gücüyle çalışır ve bu onu yorgun düşürür. Yaşamının sonlarına doğru,Saksonya Sarayı’na tarihçi olarakatanır. Kasım 1555’te yaşamını yitirene kadar bu görevini sürdürür...

Edindiği bilgileri ve gözlemlerini,Erasmus’un da yüreklendirmesiyle yayımlamaya başlayan Agricola’nın ilk önemli çalışması, mineraloji üzerine yazılmış ilk kitap olan ‘De NaturaFossilium’dur (Fosillerin Doğası Üzerine).Burada kullanılan ‘fosil’ sözcüğü,bugün bildiğimiz anlamında değildir;o zamanlar, topraktan çıkarılan tüm nesneler için bu sözcük kullanılmaktadır.Kitapta, fiziksel özelliklerine göre minerallerin bir sınıflandırması verilir ve pek çok yeni mineral açıklanır.

Agricola’nın kuşkusuz en büyük yapıtı,ölümünden bir yıl sonra yayımlanan‘De Re Metallica’dır. ‘Metaller Üzerine’olarak Türkçe’ye çevrilebilecek bu eserde, ‘metal’ sözcüğü, bugünkullanılan anlamından daha geniş biranlamda, metallerin yanı sıra mineralleride kapsayacak bir anlamda kullanılmıştır.Kitabın ilk baskısı Latince olarak yapılır.

Bir sonraki yıl ise kitabın Almanca baskısı yayımlanır. Madencilik, mineralojive metalurji üzerine pek çok konuyu,bunların yanında madensel ilaçlarve jeoloji gibi konuları kolay kavranabilirbir dille ve ağaç baskısı yaklaşık 300 resimle aktaran kitap büyük birilgi görür ve çok sayıda baskısı yapılır.Kitap, yaklaşık iki yüzyıl boyunca birbaşvuru kaynağı olarak kullanılır.‘De Re Metallica’ sadece madencilik,mineraloji ve metalurji gibi konularda,klasik çağlardan gelen bilgi birikimini ve bu alanda yeni gelişmeleri sunmakla kalmaz.

Bunların yanında madenin yer aldığı toprakların sahipliği, bu konuyla ilgili yasalar, çalışma düzeni,işletmecilik, işçi ve işveren ilişkilerigibi Agricola’nın kişisel deneyimleriyleaktardığı çeşitli konularda da bilgiler verir.Erasmus, Agricola için “Bir gün gelecek,Agricola bilimin prenslerinin başındayer alacaktır” demişti. Erasmus bu sözleri söylerken belki de arkadaşı için biraz fazla cömert davranmıştı.Ancak Avrupa’da, Orta Çağ boyunca gelişen ve Sanayi Devrimi’ne miras kalacakteknolojik gelişimde madencilik ve metalurjinin payı düşünüldüğünde,Agricola’nın ne derece önemli işler yaptığı görülecektir...

1493 yılında doğan Georgius Agricola,mineraloji bilimininkurucusu ve madenlerüzerine sistematik çalışma yapan ilk bilim insanı olarakgösterilmektedir.