Önceleri insan, hayvan ya da su gücüyle çalışan asansörler; tekniktekigelişmeye paralel olarak buharla sonra da elektrikle çalışmaya başlar.Gökdelenlerin olmazsa olmaz unsurlarından biri olan asansörler bugün saniyede 10 metrenin üzerinde hızlarla inip çıkmaya devam ediyor.

İnsanları, yükleri bir yapının bir katındanötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç’TDK Türkçe sözlüğü asansörü buşekilde tanımlar. Bu ‘basit’ tanımı birkez de bugünün onlarca katlı binalarındamerdivenleri yürüyerek çıkarken yapmayı denersek sanırım ortaya dahafazlası çıkacaktır…

Yukarıdaki tanımdan ‘elektrikle işleyen’bölümünü çıkarırsak, geriye kalantürde bir araç ya da mekanizma içininsanoğlunun epey eskilerden buyana düşünmekte olduğunu tahminetmek güç değil.

Ancak, elimizdekalan belgelerle konuştuğumuzda, eneski noktada Romalı ünlü mimar vemühendis Vitruvius’a ulaşırız. Vitruvius,özellikle inşaatlarda kullanılmaküzere çeşitli vinç ve kaldırma araçlarıgeliştirmiştir.

Bu tarz araçlar, yüzyıllar boyunca insan, hayvan ya da su gücüyleçalışan türleriyle insana yardımcı olur.Bu mekanizmalar, zaman zaman insanya da hayvanları bir kattan diğerine taşımak amacıyla da kullanılır.

Sanayi Devrimi’yle birlikte, bu mekanizmalarabuharla çalışanları da eklenir. 19.yüzyılın başlarında geliştirilen hidrolik asansör, asansör boşluğunun altında toprağa gömülü olan bir silindirin dalma pistonuna bağlı bir platformdan oluşmaktadır.19. yüzyılın ortalarına doğru asansörkullanımı artmıştır; ancak kenevirdenyapılan halatlar kullanıldığı için güvenli olmayan asansörler daha çok yük taşımada kullanılmaktadır.

Bu soruna çözüm, bugün ismi neredeyse asansörle özdeşleşmiş olan Amerikalı mucit Elisha Graves Otis’ten gelecektir.1811’de Halifax, Vermont’ta doğan Otis,1838-1845 yılları arasında Vermont’taaraba yapımcısı olarak çalışır. Daha sonra bir karyola fabrikasında makine ustası olarak çalışan Otis, burada emek tasarrufu sağlayacak çeşitli makineler geliştirir.


1851’de NewJersey’de bulunan bir başka karyolafabrikasına geçer ve yeni şirketi onuyeni bir fabrika kurmakla görevlendirir.İşte Otis, halatın kopması durumunda düşmeyecek ‘güvenli asansör’ününtasarımını ve üretimini bu sırada gerçekleştirir.Otis güvenli asansörü geliştirirken bir yandan da demir çelik endüstrisininçağın gereksinimlerine cevap vermesiylebirlikte, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gökdelenler yükselmeye başlamaktadır.

Kuşkusuz bu binalar,asansör olmadan hiçbir işe yaramayacaktır.Otis, ‘güvenli asansör’ olarakadlandırdığı sistemini 1853 yılında NewYork’taki Crystal Palace Sergisi’ndetanıtır. Otis’in tasarımında, askıhalatlarındaki gerginliğin boşalmasıdurumunda kabinin üzerinde hareketettiği rayları kavrayabilecek mengeneleri bulunmaktadır.Tasarımının tanıtım gösterisi sırasında Otis, asansörünebiner ve belli bir yüksekliğe çıkar.Kalabalığın meraklı bakışları arasında,asistanından asansörün ipini kesmesini ister. Mengeneler Otis’in içinde bulunduğu kabini tutar ve beklenildiğinin aksine Otis yere çakılmaz.Otis’in ‘gösterisi’nden dört yıl sonra,ilk ‘yolcu’ asansörü New York’takibeş katlı bir mağazada hizmete girer.Buhar gücüyle çalışan bu asansör birdakikadan kısa bir sürede beşinci kataçıkabilmektedir. Bu asansör o zamaniçin başarılı olsa da gökdelenler için çok yetersiz kalacaktır.

Bayrak özellikleelektrik alanında yaşanan gelişmelerle,elektrikli asansörlere devredilecektir.Bu döneme kadar buharlıve hidrolik asansörler epeyce kullanılacaktır.Otis’in 1861’deki ölümünden sonra işin başına geçen oğullarınınkurduğu şirket, 1873’e kadar ABD’nindört bir yanındaki ofis katları, oteller,alışveriş merkezleri gibi binalarda kullanılmak üzere 2 binin üzerindeasansör sistemi satacaktır. Asansörler sadece ABD’de kullanılmamaktadır elbette. Londra’da bulunan beş katlı Grosvenor Hotel ve Paris’te bulunanaltı katlı Grand Hotel’de bu örneklerdenbir kaçıdır.1800’lerin son yirmi yılında sayılarıartmaya başlayan gökdelenler içinbuharlı ve hidrolik asansörler yetersiz kalacaktır.

Neyse ki elektrik alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır.1875 ve 1879 yıllarında sırasıyla Parisve Londra’da gar ve tiyatrolar elektrikark lambalarıyla aydınlatılmaya başlanır.1879’da ise o dönemde elektrikalanındaki en meşhur gelişme yaşanır;Edison akkor flamanlı ampulü geliştirir.Bundan sonra, elektrik alanında önemli gelişmeler birbiri ardına gelecektir.

Bu akıma asansör de erkenden katılır. Alman elektrik mühendisi William Siemens, 1878’de elektrikli asansörü geliştirir ve buna patent alır. Buyeniliğe Otis firması da kısa zamandaadapte olur ve ticari amaçlı ilk elektrikliasansörü, New York’ta bulunan Demarest binasına kurar. Burada, 675kg kapasiteli bir yolcu ve bin 125 kg kapasiteli bir yük asansörü kurulur.Elektrikli asansörün ardından, bazı yeniliklerde asansörlere eklenmeye başlar.1894’te düğmeli kumanda sistemi geliştirilir.

Bir sonraki yıl ise taşımakuvvetini asansör boşluğunun tepesineyerleştirilen bir makaraya aktaran yeni bir kaldırma aygıtı geliştirilir. Bu sistem ile daha yükseğe daha çabuk çıkanasansörler geliştirilir. 1915’te ‘otomatik kat ayarı’ kullanılmaya başlanır.

Bu sayede, asansörü kullanan kişininbir katın hizasına yaklaşıldığında elle kumandayı kesmesi zahmetinden kurtulunur.Kısa süre sonra artık kapılarda elektrikle çalışmaya başlar…20. yüzyılın başlarında gökdelenlergöğe hızla yaklaşmaktadır. 1909yılında, Manhattan’da bulunan 41 katlıSinger binasında asansörlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için bir asansör şefi görev alır.

Asansör operatörleri,motor çalıştırıcıları gibi görevliler,1950’de kullanılmaya başlayan otomatiksistemler geliştirilinceye kadar asansörlerin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için çalışmalarını sürdürürler.

Elektronik teknolojisinin geldiği noktadagünümüzde asansörler de oldukçagelişmiş durumdadır. Bugün, saniyede10 metreden daha fazla hızda hareketeden asansörler bulunuyor.

Yapıları karmaşıklaşmala birlikte asansörler,girişteki tanımda belirtilen görevleriniyapmak üzere yukarı aşağı inip çıkmayadevam ediyor…

TÜRKİYE’DEKİ MEŞHUR ASANSÖRLER

Türkiye’deki ilk buharlı asansör HıdivKasrı’nda yapılmıştır. Bilindiği gibi‘hıdiv’, Osmanlı’da Mısır valilerine verilenunvandır ve 19. yüzyılın sonlarında, gençyaşta Mısır Valisi olan Abbas Hilmi Paşa,Osmanlı devletinden Mısır’daki İngiliznüfuzununa karşı çalışmak amacıylauzun süre İstanbul’da kalması gerekince1907 senesinde İtalyan mimar DelfoSeminati’ye, İstanbul Çubuklu’da, odevrin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındaki bu yapıyı yaptırır.

Yapıda, tek bir buhar kazanından tahrikedilen ve tümüyle mekanik olan üç asansörbulunmaktadır. Augusto Stigler tarafından1860’da Milano’da kurulan Stiglerfirmasının ürettiği bu özgün asansörlerne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.Türkiye’deki ilk elektrikli asansör deİstanbul’da yapılır. Bu asansör HıdivKasrı’ndakinden farklı olarak, günümüzeulaşabilmiştir. Hatta bunun da ötesinde,hala tıkır tıkır çalışmaktadır. Elbette kiPera Palas’taki ünlü Schindler marka asansörden söz ediyoruz.

Paris’ten İstanbul’a Orient Express treniyle gelenyolcular için Fransız mimar Vallaury’nintasarımına göre 1881–1891 yılları arasında inşa edilen Pera Palas, aynı zamandaTürkiye’de elektrik kullanan ilk binalardan biridir. Pera Palas’taki asansör,çeşitli edebiyat ve sanat eserlerinde,büyüklü küçüklü roller de almıştır.

Sondönem örneklerinden ilk akla gelenleri,‘başrolünü’ üstlendiği MustafaAltıoklar’ın 1999 yılı yapımı ‘Asansör’ve en önemli ‘yardımcı’ rollerden birini üstlendiği, Ali Özgentürk’ün 2004 yılı yapı ‘Kalbin Zamanı’ filmleridir.Türkiye’deki bir diğer meşhur asansöryukarıdakilerden epeyce farklı… Birkere, bu asansör İstanbul’da değil,İzmir’de. Ama asıl önemlisi, bir binanıniçine kurulmamış olması…

İşadamıNesim Levi tarafından 1907’de aşağıdakiMithatpaşa Caddesiyle yukarıdakiHalil Rıfat Paşa Caddesi’ni birbirinebağlamak amacıyla inşa edilen bu yapı,bugün İzmir’in en önemli simgelerindendir.1928’de yapılan düzenlemelerin ardından bu yapı, tiyatro sahnesi,sinema salonu, gazinosu ve fotoğrafçısı bulunan bir kültür merkezi haline gelir.Tarihi asansörün bulunduğu sokakta ayrıca ünlü şarkıcı Dario Moreno’nunda yaşamış olması asansöre olan ilgiyidaha da artırmaktadır.