Futbol sadece futbol değildir, daha öte bir şeydir denir; makine de sadece makine değildir. Çünkü makine sektörü ülkelerin teknoloji üretimine yönelik altyapısını oluşturan birkaç alandan biridir. Bir ülkedeki makine yatırımları, o ülkenin üretim becerisi ve endüstrisinin yapısıyla ilgili fikir verir. Türkiye gibi bir ülkenin kendi üretim araçlarını kendi teknolojisi ile imal edebilmesi hayati öneme sahiptir. Dünya piyasaları 2013’ün ilk altı ayını ciddi durgunluk içinde geçirdi. Dünya ticaretinde süregelen durgunluk, Türkiye’nin makine ihracatındaki hızlı büyüme hedeflerini olumsuz etkiledi. Altı aylık ihracat artış oranları beklentimizi karşılamadı. Makine ihracatçıları yeni pazarları yakından takip ederek gerekli çalışmalarda bulunuyor. Afrika ve Ortadoğu önemini artıran pazarlar olmasına rağmen bölge ülkelerinin tamamı, yıllık 220 milyar dolarlık makine ithal eden Almanya’nın potansiyeline ulaşamıyor. Makine İhracatçıları Birliği olarak stratejimizi, Almanya’ya yönelik makine ihracatımızı artırma üzerine kurguladık.

Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne toplam ihracatında düşüş yaşanırken, makine sektörü ihracatında artış var. Türk ekonomisinin en büyük dayanağı istikrardır. Türkiye’nin büyümesi de buna bağlıdır. Ülke olarak ne yazık ki katma değerle, teknoloji üretimiyle ya da inovatif ürünlerle, dünyayı şaşırtacak şeyler yaparak gelişmiyoruz. Türkiye’nin ekonomik yapısını hala dünyanın değişen para politikalarından etkileniyor. Katma değer üreten bir ekonomiye, daha doğrusu sanayi ve üretime dayalı bir yapıya sahip değiliz. Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın ancak yüzde 15’i sanayi ya da üretimle karşılanıyor. Türkiye’nin bu rakamı yüzde 25’ler seviyesine çekmesi, üretim kapasitesi ve kabiliyetini çok daha yukarılara taşıması gerekiyor. Hizmet sektörünün gelişmesi önemli olsa da sadece hizmet sektörüyle ne global bir kuvvet olabilirsiniz ne de sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturabilirsiniz. Dolayısıyla Türk ekonomisinin, Türk sanayisinin dönüşmesi gerekiyor. Bu dönüşümle yepyeni bir model yaratmalıyız. Yoksa bu şekilde iki ileri bir geri gideriz.