Özel sektör yatırımlarında devam eden küçülme, makine üreticilerini  olumsuz etkiliyor. Makine ve ekipman yatırımlarındaki küçülme, sektörün iç piyasadaki satışlarının azalmasına, buna bağlı olarak da üretim ölçeğinin düşmesine neden oluyor. Bu eğilim ihracat içinde ölçek maliyetlerinin artması anlamına geliyor.

Dünya ekonomisi 2009 yılındaki 
daralmanın ardından 2010 ve 2011 yıllarında beklentilerin üzerinde büyüme gösterdi. Ancak 2011 yılının ikinci yarısında AB’de borç sorunu, Japonya’da durgunluk ve ABD’nin kredi notunun düşürülmesi gibi unsurlar ile birlikte küresel kriz sonrası yaşanan toparlanma ivme kaybetmeye başladı. Buna bağlı olarak 2012 yılında dünya ekonomisinde büyüme yüzde 2,4 olarak gerçekleşti. 2013 yılına ise daha yüksek bir büyüme beklentisi ile girilmesine karşın yılın ilk yarısında iktisadi faaliyetlerin ve büyümenin ivme kaybı devam etti. 2013 yılı için büyüme beklentileri de aşağı yönlü revize edildi ve en son Temmuz ayı itibariyle dünya ekonomisi için yüzde 2,4 büyüme beklentisi açıklandı. Büyümenin yavaşlamasında özellikle euro bölgesindeki küçülme ile birlikte gelişen ülkelerin büyüme temposundaki yavaşlama da etkili oluyor. Gelişen ülkeler için büyüme beklentisi 2013 yılı için yüzde 5,0’dir. Gelişen ülkelerdeki yavaşlama yatırım malı ve makine talebini de olumsuz etkiliyor. Dünya ekonomisindeki yavaşlama ve büyümenin zayıflaması, dünya ticaretindeki gelişmeyi olumsuz etkiledi. Nitekim 2010 ve 2011 yıllarında dünya mal ticaretinde yaşanan hızlı genişlemenin ardından 2012 yılında büyüme sadece yüzde 0,2 düzeyinde kaldı. Dünya mal ticareti 2012 yılında 17,85 trilyon dolar ile 2011 yılı ile aynı gerçekleşti. 2013 yılında dünya mal ticaretinde değer olarak yüzde 3 ile yine oldukça zayıf bir büyüme bekleniyor. Bu büyüme, ticarete konu olan malların fiyatlarındaki durağanlık ve gerileme ile birlikte büyük ölçüde miktar bazındaki artıştan kaynaklanacak.

Dünya ticaretindeki yavaşlama hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerde hissediliyor. Gelişmiş ülkelerde zayıf büyüme, gelişen ülkelerin ihracatını da olumsuz etkiliyor. Gelişen ülkeler arasındaki ticaret ise gelişmiş ülke pazarlarındaki kayıpları artık telafi edemiyor. Yatırım malları ile makine ticaretinde esas belirleyici olan ise ülkelerin ve şirketlerin yeni yatırım iştahıdır. Yatırımlar içinde özel kesim ve kamu kesiminin konumu farklı olabiliyor. Kamu kesimleri altyapı odaklı, ihtiyaçların belirlediği ve kamu bütçesi ile finansman olanaklarının sınırladığı ölçüde yatırımlarını sürdürüyor. Özel sektör ise daha çok yenileme ve kapasite artışı odaklı yeni yatırımlar yapıyor. Kapasite artışları ise iç ve dış pazardaki talebin büyümesi ile şekilleniyor. Ekonomik büyümede görülen küresel ölçekteki yavaşlama özel sektörlerin “talep artışı itişli” yatırımlarını da sınırlandırıyor. Küresel ölçekte özel sektör şirketlerinin sermaye yatırımı harcamalarının 2013 yılında yüzde 2, 2014 yılında ise yüzde 5 daralacağı (reel olarak) öngörülüyor (Standart&Poors, Global Capital Expenditure Trends, 2013- 2014). Küresel ölçekte yatırım harcamalarındaki bu küçülme öngörüsü yatırım malı ve makine üreticileriyle ticareti  için de yavaşlama ve hatta küçülme riskini kuvvetlendiriyor. Dünya ekonomisi ve ticareti için sınırlı büyümeler, özel sektör yatırımları için ise daralmaların beklendiği bu dönem içinde ABD Merkez Bankası FED’in parasal genişlemenin sona erdirilmesine ilişkin açıkladığı takvim de yeni bir dönemi başlattı. FED’in bu kararı ile birlikte dünyada faiz oranlarının yükselmesi ve dolar likiditesinin azalacak olması dünya ekonomisindeki toparlanma üzerinde sınırlayıcı etkiler yaratabilir.

TÜRKİYE’DE ÖZEL SEKTÖR  YATIRIMLARI GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR
Türkiye ekonomisinde ise Merkez Bankası’nın ve ekonomi yönetiminin uyguladığı ekonomiyi soğutma ve dengelenme politikaları son iki yıldır belirleyici oluyor. Bu politikalar sonucu büyüme 2012 yılında yüzde 2,2’ye indi. Ekonomide yaşanan bu soğumadan en çok etkilenen ise özel sektör yatırımları oldu. 2011 yılında yüzde 22,3 artan özel sektör yatırım harcamaları 2012 yılında yüzde 4,5 geriledi. Özel sektör yatırımlarında gerileme, 2013 yılı ilk çeyrek döneminde de yüzde 9,1 ile devam etti.. Kamu yatırım harcamalarının ise son iki çeyrekte önemli ölçüde artığı görüldü. Ancak esas belirleyici olan özel  sektör yatırımlarında beş çeyrek dönemdir süren küçülme yatırım malı makine üreticilerini olumsuz etkiliyor. Yatırım harcamaları içinde en önemli kalemi oluşturan makine ve ekipman harcamaları ile özel sektör makine yatırımları son altı çeyrektir küçülüyor. Özellikle 2012 yılında özel sektör makine yatırımlarında önemli bir küçülme yaşandı. Küçülme yüzde 7,1 ile yeni yılın ilk çeyrek döneminde de sürdü. Kamu sektöründeki makine yatırımlarında görülen artış ise özel sektördeki küçülmeyi telafi edecek büyüklükte değildir. Özel sektörün makine ve ekipman yatırımlarındaki küçülme, sektörün iç piyasadaki satışlarının azalmasına, buna bağlı olarak da üretim ölçeğinin düşmesine neden oluyor. Bu eğilim ihracat içinde ölçek maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Türkiye’de yatırım iştahındaki zayıflık ve yatırımlardaki gerilemenin bir başka göstergesi yatırım malı ithalatında görülen düşük artış hızıdır. İlk beş ayda Türkiye’nin toplam ithalatı yüzde 8,1, tüketim malı ithalatı yüzde 14,1 ve ara malları ithalatı yüzde 7,9 artmışken yatırım malları ithalatı sadece yüzde 4,2 artış gösterdi.

MAKİNE SEKTÖRÜ İHRACATI ORTALAMANIN ÜZERİNDE ARTIŞ GÖSTERİYOR
Türkiye’nin ihracat artış temposunda 2012 yılı başından bu yana yavaşlama yaşanıyor. Bu yavaşlamanın temel nedeni dünya ticaretindeki büyüme hızının gerilemesidir. Bu kapsamda Türkiye’nin ana pazarları olan AB ile yakın ve komşu ülkelerin ithalat büyümelerinin sınırlanması belirleyici oluyor. 2012 yılında Türkiye’nin sektörel ihracat performansındaki zayıflama altın ihracatı ile sağlanan artışın gölgesinde kaldı. Geçen yıl sektörel ihracat sadece yüzde 4 oranında artış gösterdi. Ancak altın ihracatı ile toplam ihracat artışı yüzde 11’e ulaşınca sektörel ihracat artışındaki zayıflama göz ardı edildi. 2013 yılının ilk yarısı itibariyle Türkiye’nin hem toplam hem de sektörel ihracat artış hızı yine beklentilerin altında kaldı. Ancak aynı dönemde dünya mal ihracatındaki büyümenin de neredeyse sıfıra yakın olduğu dikkate alınmalıdır.

İlk 6 ayda toplam ihracat artışı yüzde 2,5 oldu. Bu yıl altın ihracatı düşüyor ve geçen yılın altında kalması bekleniyor. Yıllık olarak toplam ihracat artışı negatife dönecek. İmalat sanayi ihracat artışı ise ilk ayda yüzde 1,9 oldu. İmalat sanayi içinde ihracat performansları sektörler arasında önemli farklılıklar gösterdi. Makine sektörü ise ilk 6 ayda ihracatını yüzde 7,3 artırdı ve daha büyük ölçekli ihracat gerçekleştiren sektörler arasında ilk sırada yer aldı. Tekstil sektörü ihracatı yüzde 6,6 hazır giyim konfeksiyon sektörü ihracatı yüzde 6,7 ve taşıt araçları ile yan sanayi ihracatı yüzde 5,4 artış gösterdi. Kimyevi maddeler, elektronik ve demir çelik sektörü ihracatları ise geriledi. Bu çerçevede değerlendirildiğinde makine sanayinin ihracat artış oranı önemli bir başarı olarak görülmelidir. Dünya ticareti içinde en zayıf performansı ve en önemli yavaşlamayı yatırım malları ticareti gösteriyor. Küresel ölçekte yatırım iştahının gerilediği bir ortamda makine sanayi ihracat artışının ilk sırada yer alması son derece önemlidir.