Türkiye’de makine imalatının gelişmesine katkıda bulunarak, üreticileri daha ileri seviyelere taşımayı hedefliyoruz diyen MİB Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öksüzömer, makine imalat sektörünün, gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında karşılaştığı sorunlara çözüm aradıklarını söyledi.  Makine Sanayii Sektör Platformu (MSSP) üyesi dernek, birlik ve diğer sektörel kurumları tanıtarak yönetim kurulu başkanlarından; dernek faaliyetleri ve sektörün gelecek hedefleriyle ilgili bilgi almaya devam ediyoruz. Temmuz sayımızda Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öksüzömer ile bir araya geldik.

Makina İmalatçıları Birliği’nin (MİB) kuruluş amacı ve tarihçesiyle ilgili bilgi verir misiniz?
1989 yılına kadar genellikle küçük ölçekli sanayicilerin girişimi ile bir birlik oluşturulmaya ve dayanışma içinde makine imalat sanayisinin sorunlarına çözüm bulunmaya çalışıldı. Sanayi sektörünün ülkelerin ekonomisindeki yeri ve önceliği Devlet Planlama
Teşkilatı’nın dikkatini çekince 1989 yılı İcra Planı’na 204 numaralı “Geniş ve dağınık bir görünüm arz eden makina imalat sektörünün organize bir yapı içinde sorunlarının çözülmesini sağlamak ve gelişmesini sürdürmek üzere Makina İmalatçıları Derneği kurulması için hazırlıklar yapılacaktır” tedbiri eklendi ve ilgili çalışmalar için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görevlendirildi. 25 Mayıs 1989 tarihinde Bakanlık tarafından düzenlenen toplantı; Işık Makina, Komsan, Asmaş ve Coşkunöz firmalarından temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında benzer kuruluşların tüzüklerinin incelenmesi ve çeşitli değişiklikler sonucunda hazırlanan tüzüğün nihai metninde Makina İmalatçıları Birliği’nin kuruluş amacı: “Makine imalatı konusunda çalışan üyeleri arasında işbirliği, dayanışma ve bilgi alışverişi sağlayarak, üyelerin ekonomik, mali, hukuki, idari, teknolojik ve imalatla ilgili ortak sorunlarını çözümleyecek çalışma ile teşebbüslerde bulunmak. Türkiye’de makine imalatını geliştirmek, en ileri seviyeye çıkarmak ve ülkenin makine ihtiyacının yurt içinden sağlanması için gerekli çalışmaları yapmak” olarak belirlendi. Nisan 1989’da başlayan kuruluş çalışmaları, 19 Eylül 1989 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen toplantıda; Şükrü Er (Başkan), İlter Serim (Başkan Vekili), Ömer Nuri Beşikçioğlu, Arslan Sanır, İdris Yamantürk, Vedat Vural ve Ali Hikmet Yurt’tan oluşan geçici yönetim kurulu tarafından İçişleri Bakanlığı’na kuruluş için resmi başvuru kararı alındı.

İçişleri Bakanlığı, bildirilen Dernek Tüzüğü’nü 21 Mayıs 1990 tarihinde onayladıktan sonra ilk genel kurul toplantısı 28 Kasım 1990 tarihinde Türk Standardları Enstitüsü’nde yapıldı. 23 üye firma ile kurulan ve çalışmalarını Başkan Şükrü Er’in Işık Makina Sanayi A.Ş. ofisinde yürüten MİB’e 1 Nisan 1999 tarihinde ilk “Genel Sekreter” olarak Arslan Sanır atandı ve kiralanan ofiste çalışmalarına başladı. 1995 yılında İtalyan Takım Tezgahı İmalatçıları Birliği’nin (UCIMU) MİB’i EMO fuarına davetiyle  başlayan ve CECIMO ile tanışmasına vesile olan uluslararası faaliyetleri 1997 EMO Fuarı katılımı, CECIMO’nun Genel Sekreteri Heymans kanalıyla üyelik daveti, Ekim 1999’da CECIMO Genel Kurulu’nda oybirliği ile üyeliğe kabulü izledi. MİB, benzer bir davetle  Avrupa Kompresör ve Pnömatik Aletler İmalatçıları Birliği’ne (PNEUROP) 2005 yılında üye oldu. Birliğimiz, 1995 yılından bu yana bütün EMO ve IMTS Chicago fuarlarına tahsis edilen standı ile katılarak üyelerinin yurt dışında tanıtımına katkı sağlıyor. Aynı zamanda 1991 yılında DPT tarafından kurulan Makina ve Madeni Eşya Özel İhtisas Komisyonu’nun raportörlüğünü üstleniyor. 2006 yılında İtalya Trieste’de Sanayi Odası ve Milano’daki İtalyan Sanayiciler Birliği’nin (CONFINDUSTRIA) davetiyle 2012 yılında Bologna’da Research to Business Fuarı’nda Türk makine imalat sanayisi tanıtıldı. 2011 yılında CECIMO bünyesinde oluşturulan SHERPA Group çalışmalarına Birlik Genel Direktörü Arslan Sanır katıldı. Avrupa Takım Tezgahları Sanayisi Rekabet Gücü Araştırma Raporu’nun hazırlanmasına katkıda bulundu. Bugün çeşitli uluslararası kuruluşlar ve çeşitli sanayiciler MİB’in sektör bilgilerinden faydalanıyor. 

Derneğinizin üye yapısından ve son dönem çalışmalarından bahseder misiniz?
Üyelerimiz, makine imalatı alanında 35 alt sektörde faaliyet gösteriyor. Takım tezgahları yanında kesici takım ve kalıp imalatçıları, hidrolik-pnömatik, makine ve komponentleri, kaldırma-yükleme, inşaat-kazı makineleri, maden, metalürji, mermer işleme ve sondaj makineleri, gıda, ambalaj ve plastik işleme makineleri ile deri işleme, tekstil makineleri gibi, her tür makine imalatı yapan kuruluş birliğimize üye olabilir. Sanayi tipi makine, donanım ve aksesuar imalatı yapmaları üyelerimizin ortak özelliğidir. Firmalarımız imalatın doğal sonucu olarak çeşitli ülkelere ihracat gerçekleştirirler. Son dönemde dünyanın önemli pazarlarında yaşanan negatif gelişmeler, üyelerimizin dünyanın farklı bölgelerine yönelmelerine ve çalışmalarını bu bölgelerdeki ülkelere kaydırmalarına neden oldu. 


Üyelerinizin katıldığı ihtisas fuarları hangileridir? Derneğinizin fuarlara bakışını ve desteklediğiniz fuarları öğrenebilir miyiz?Derneğimiz resmi olarak iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın en büyük takım tezgahı fuarı olan EMO’yu destekliyor. Fuara Türkiye’den ortalama 40-50 yerli imalatçı firma katılıyor. Üyelerimiz ayrıca Hindistan’da iki yılda bir düzenlenen IMTEX Forming Fuarı’nda yerini alıyor. Fuar şirketleriyle işbirliğine, şartlar üyelerimizin yararına olduğu sürece, sıcak bakıyoruz. Türkiye’de fuarcılığın, yeterince kurumsallaşamadığını gözlemliyoruz. Fuar şirketlerinin üç aydan daha kısa tarih aralıklarında aynı konu ve kapsamda fuar düzenlenmesine izin verilmemelidir. Türkiye’de fuar alanları plansız yapıldığı için kısa sürede katılımcıların beklentilere cevap vermenin çok uzağında kalıyor. Çoğu fuar alanı yeterli alt ve üst yapıya sahip değil. Organizatörlerin de insan kaynakları yönetimi konusunda
tecrübeleri 
yetersiz. Kurulum ve toplanma sürelerinin kısalması katılımcıları sıkıntıya sokuyor. Kurulum, fuar ve toplanma süreleri açısından, yani fuar alanının bir fuar için toplam tahsis süresine baktığınızda ülkemizde fuarlar oldukça maliyetlidir.

Türkiye’de sergi 
mamullerinin indirme-yerleştirme-bindirme ücretlerinde standart oluşturulamıyor ve bu maliyetler fuar stant alanı fiyatına eklendiğinde fuara katılım bedelleri çok yükseliyor. Hatta gelişmiş ülkelerdeki uluslararası nitelik taşıyan organizasyonların dahi üzerine çıkıyor. Fuar firmalarının yeterliliği ilk lisanstan sonra düzenli kontrol edilmelidir. Özellikle fuar alanı işletmecilerinin disiplini için fuar alanları düzenli kontrolden geçirilmeli, alt-üst yapılarının yeterliliği denetlenmeli ve cezai şartlar uygulanmalıdır. Çatısı akan fuar alanında, çadırlarda, spor salonlarında, jeneratörü olmayan kısaca fuar alanı olarak inşa edilmemiş bina ve alanlarda fuar düzenlenmemelidir. Fuar alanı işletmecisine tek başına fuar düzenleme yetkisi verilmemelidir. Mutlaka sektörde tecrübeli bir sektörel bir sivil toplum kuruluşu desteği ile fuar yap maya yönlendirilmelidir. Katılımcılara uygulanan şartların eşit olması için denetlenmeli, büyük firmalara çok düşük, küçük firmalara yüksek fiyata stant kiralanması engellenmelidir. Fuar alanları ticaret odalarının veya benzer kuruluşların kar edeceği değil zarar etmeden kar amaçsız çalıştıracağı fakat bölge, şehir ekonomisine katkı sağlayacak kuruluşlar olarak işletilmelidir. Uluslararası fuar düzenlenecek fuar alanlarında mutlaka ‘Serbest Bölge’ özelliği olmalı ve yabancı katılımcılara geçici ithalatta kolaylık sağlanmalıdır.

Sektörünüzün üretim ve ihracat yapısı ile üyeniz olan sanayi kuruluşlarının bu yöndeki çalışmalarını aktarır mısınız?
Sektörümüzün ihracatı 2012 yılında yüzde 8,5 artarak 11,5 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Firmalarımızda imalat, orta ve üst-orta teknoloji seviyesinde yapılıyor. İleri teknoloji içeren makine imalatı için gerekli temel bilimsel araştırmaların sayısı yetersizdir. İmalat konularında yapılan Ar-Ge çalışmaları daha çok mamul geliştirmeye yöneliktir. İhracatta AB ve çevre ülkeler öncelikli pazarlar arasında yer almasına karşın son yıllarda Brezilya, Hindistan ve Çin gibi hızla gelişen ekonomilerin önemi de anlaşılmaya başlandı. Fakat bu Uzakdoğu ülkelerindeki pazarlara gidebilmek, sektörün sayısal olarak büyük çoğunluğunu oluşturan KOBİ düzeyindeki firmalar için oldukça zordur. 





Sektörün sorunlarının çözümü noktasında ne tür adımlar atılmalı? Kimlere ne tür görevler düşüyor?
Makine imalat sektöründe kayıt ve disiplin sağlanmalıdır. Mevzuat, hedeflere göre güncel şartlar dikkate alınarak hazırlanmalı ve uygulamaya geçiş tarihleri ertelenmemelidir. Makine imalat sektöründeki yoğun rekabet sektörümüzü zorlamaktadır. Üretim ve ihracatın artıyor olmasına karşın kar marjları giderek daralmaktadır. Hammadde, enerji ve işçilikten kaynaklanan maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtamayan  sektörümüz rekabet gücünü kaybediyor. Ülke kalkınmasının stratejik unsuru olan sektörümüz teşvik edilmelidir. KDV düzenlemeleri ve gümrük muafiyeti gibi indirimler yatırımı teşvik açısından yeterli değildir. Sanayinin gelişme potansiyeli olan bölgelerde arsa fiyatları çok yüksektir. Kısa sürede yatırımı gerçekleştirmek şartı ile düşük bedelli arsa tahsisi yapılmalı, yatırımların finansmanı için de uzun vadeli düşük faizli kredi imkanı sağlanmalıdır.


Yeni teşvik sistemi ve üniversitesanayi işbirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar konusunda değerlendirmeleriniz nelerdir?

Teşvik oranları çok yüksek tutulsa dahi, 5 ve 6’ncı derece teşvik bölgelerinde makine imalatında çalıştıracak nitelikte eleman bulunamazsa veya o bölgeye eleman transfer edilemezse teşviğin yararı olmaz. Doğal olarak, insan kaynaklarının niteliği açısından yetersiz teşvik bölgelerinde makine imalatına verilen teşvikler ile başarı sağlanması beklenemez. Ayrıca, bu kadar yüksek teşvik verilerek kalkındırılmaya çalışılan bu bölgelerde çalışmaya niyetli niteliksiz eleman bile bulmanın zorluğu yaşanıyor. Teşvik sistemimizin bir eksikliği de ithal kullanılmış makineyi teşvik verilirken, yerli kullanılmış makineye teşvik verilmesidir. 20-30 yaşında ithal makineye verilen teşviklerle yapılan yatırımdan başarı beklenmesi yanlıştır. Bu yapılan yerli makineye karşı da ciddi bir haksızlıktır. Bu uygulama yerli imalatçıları ciddi bir haksız rekabete de maruz bırakmaktadır.

Makine Tanıtım Grubu’nun gerek yurt içi gerekse de yurt dışı çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Makine Tanıtım Grubu’nun Türk makinesinin imajının güçlendirilmesi, ihraç pazarlarının artırılması ve bölgesel işbirliklerinin geliştirilmesi için gösterdiği çabanın sektörümüze katkı sağladığını düşünüyorum. Bu tip tanıtım çalışmalarından her zaman beklenen sonuçlar alınmaz. Fakat zaman içinde elde edilen tecrübe ile bu faaliyetlerde başarı oranı artar. Bu tür tanıtım ve pazarlama çalışmalarında, sektörün durumu da belirleyici kriterler arasındadır. Makine imalatçılarının sektörlerindeki olgunluğu,teknik ve idari yetkinliği başarı oranını ciddi şekilde yükseltir. Yetersiz ve yetkin olmayan bir sektörün tanıtımı ise ne kadar başarılı yapılırsa yapılsın beklenen sonuca ulaşılamaz.