Makine tasarımından NASA ’ya, CERN ’e, nükleer reaktörlere üretim yapan bir fabrikanın tepe yöneticiliğine kadar yükselmeyi başaran Metin Gerçeker, “Jenerasyon değişimi nedeniyle Alman makine imalatçıları yatırımcı arıyor; bu teknoloji transferi için çok önemli bir fırsattır” dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Denizli Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü’nden 1982 yılında mezun olan Metin Gerçeker’in yurt dışındaki iş serüveni, ürün dizayn mühendisi olarak başladı. 1996 yılında küresel iş geliştirme müdürlüğüne getirilen Metin Gerçeker, 2001 yılında ise genel müdür yardımcılığına yükselir. 2009 yılında ise İtalya’da bulunan bir şirkette iki yıl çalışan Metin Gerçeker,  aynı firmanın İsviçre’de bulunan başka bir işletmesinde yönetim kurulu başkanlığına getirilir. Halen bu görevini sürdüren Metin Gerçeker, üst yönetim tarafından 2013 yılında aynı şirketin tüm firmalarının genel müdürlüğüne atandı. Mühendislerin hedeflerine ulaşmak için belirledikleri stratejiden ayrılmaması gerektiğini düşünen Metin Gerçeker; girişimci, kendinden emin, yaratıcı, istikrarlı çalışan, dünyada olan biteni kavramaya yönelik algıları açık ve güven veren yöneticilerin her zaman başarılı olacağına inanıyor. Vana üretimi alanında uzmanlaşan Metin Gerçeker’in dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirilen önemli vana projelerinin altında imzası bulunuyor.

Metin Gerçeker kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1961 yılında Almanya’da doğdum. Dokuz Eylül Üniversitesi Denizli Mühendislik Fakültesi Makine Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldum. Evli ve bir çocuk babasıyım. Halen İsviçre’nin St Gallen kantonunun Staad bölgesinde yaşıyorum.

Şirketinizdeki görev ve sorumluluklarınız hakkında bilgi verir misiniz? 
Gaz, çelikhane ve kimya tesislerine vana üretimi yapan firmamızın Almanya’da 500’e ve Güney Afrika’da ise 50’ye yakın çalışanı bulunuyor. Bu ülkeler haricinde Çin’de 20 ve ABD’de 150’ye yakın çalışanımızla rafineri, petro-kimya tesisleri ve çelikhanelere özel vanalar üretiyoruz. Cam sanayisinde kullanılan makineler de firmamızın ürün gamında bulunuyor. Üretimimizin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz. Sorumluluklarım ve görevlerimin arasında; firmamızın gelişmesi için gerekli olan kısa, orta ve uzun vadeli yatırımların planlanması ve uygulamaya sokulması, ürün araştırma ve geliştirme sürecinin hızlandırılması, yeni pazarların geliştirilmesi bulunuyor. Firmanın gelişmesi ve küresel pazarda yerini sağlamlaştırması için insan kaynaklarımızın geliştirilmesi ise öncelikli görevlerimin arasında yer alıyor.

Yurt dışında çalışmaya ne zaman başladınız, sizi yurt dışına yönelten temel etkenler nelerdi?
Türkiye’de üniversiteyi bitirdikten sonra 1983 yılında Almanya’ya yerleştim ve Stuttgart’ta bir Ar-Ge merkezinde bir yıl araştırma görevlisi olarak çalıştım. Türkiye’de askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra İzmir’de özel bir kuruluşun üretim planlama bölümünde de altı ay görev yaptım. Ardından 1986 yılında tekrar Almanya’ya gittim ve ürün dizayn mühendisi olarak çalışmaya başladım. Aslında Almanya’da iki yıl kalıp tekrar Türkiye’ye geri dönmeyi planlıyordum. İki yılın sonunda aynı firmada proje müdürü olarak Rusya’da iki projeyi bitirdikten sonra, 1990 yılında teknik müdürlük görevine getirildim. Bu dönemde ürün geliştirme konusunda, Avrupa’da çeşitli projeler üzerinde çalıştım. Kanada da bulunan AECL’nin (Atomic Energy of Canada Limited) CANDU tipi nükleer santrallerinde kullanılmak üzere, Güney Kore’de bulunan üç tesise 500’e  yakın nükleer vana üretimi projesini yönettim. Projenin ilk aşamasında üç ay Kanada’da kaldım ve projenin ileri safhasında Güney Kore’de bulundum. 1996 yılında aynı firmanın küresel iş geliştirme müdürlüğü görevine getirildim. Firmanın New York’taki şubesinde bir yıl süresince Amerika’daki iş geliştirme stratejisini hazırlayarak uygulamaya koydum. Amerika’da kaldığım süre içinde, NASA’nın New Orleans yakınlarında bulunan uzay motor test tesislerinde kullanılmak üzere; sıvılaştırılmış hidrojen ile oksijende kullanılan özel vanaları Almanya’daki fabrikamızda imal edip NASA’ya gönderdik. 2001 yılında aynı firmanın genel müdür yardımcılığına getirildim. 2001 ile 2007 yılları arasında birçok küresel proje için vana ürettik.

Bunlar arasında: Amerika, Japonya, Katar için LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz), 164°C derecede kullanılan özel vanalar, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki desanilasyon tesislerinde kullanılan vanalar, İsviçre ve Fransa sınırındaki CERN Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde kullanılan sıvılaştırılmış helyum için özel vanalar ve Meksika’da bulunan dünyanın en büyük nitrojen tesisi için vanalar sayılabilir. Firmamızın cirosunu altı yıl içinde üç katına çıkardık. Bu süre içinde bir yıl kadar Çin’in Hangzhou şehrinde kalarak buradaki satış büromuzu faaliyete geçirdim. Yine, Hindistan’ın Vadodara şehrinde bulunan büromuzda üç ay süreyle görev yaptım. İş hayatım boyunca daima değişik ülkelerdeki farklı projelerde çalışarak kendimi daha iyi geliştirebileceğimi ve küresel pazarların isteklerine daha iyi yanıt verebileceğimi düşünerek bana bu platformu sağlayabilen firmalarda çalışmayı seçtim. 2009 yılında İtalya’da iki yıl çalıştıktan sonra İsviçre’de yine aynı firmanın yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendim ve halen bu görevi sürdürüyorum. Aynı zamanda 2013 yılında firmanın bünyesinde yer alan tüm işletmelerin genel müdürlüğü görevine getirildim.

Türk makine sektörünün genel yapısıyla ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Türk yönetici profilinin dünya ölçeğinde artıları ya da eksileri nelerdir?
Türk makine sektörü ile Almanya’ya ilk geldiğim yıllarda sıkı ilişkiler içindeydim. Hatta 1990 ve 2000 yılları arasında Türkiye’de üretimini yaptırdığımız birçok vanayı dünyanın değişik ülkelerindeki projelere gönderdik. 2000 yılından itibaren ise Türkiye’de zeminini iyi hazırladığımız bir firmada çeşitli vanalar üretip dünyanın değişik ülkelerine gönderdik. Bu çalışma bugün hala devam ediyor. Bana göre Türkiye’de imal edilebilecek çok çeşitli ürünler olduğu gibi, bunların gerekli kalitedeki ana maddelerini de temin edebiliriz. Zemini iyi hazırlanan ve detayları belirlenen her ürünün Türkiye’de üretilebileceğini düşünüyorum.
Türkiye’de beraber çalıştığımız firmalarda edindiğim tecrübeler ışığında; girişimci, kendinden emin, yaratıcı, istikrarlı çalışan, dünyada olan biteni kavramaya yönelik algıları açık, güven veren yöneticilerin her zaman başarılı olacağını söyleyebilirim.

Son yıllarda Türkiye’nin makine ihracatındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk makine sanayisinin güçlenen imajı ihracat rakamlarının artmasında önemli bir rol oynuyor. Bunun ötesinde Türkiye’nin coğrafi konumuyla Avrupa’nın önde gelen ülkelerine lojistik yakınlığının, makine ihracatının artışında etkili olduğunu düşünüyorum. Bu noktada işgücü de önemli bir faktör ancak gittikçe karmaşıklaşan ürünleri imal etmek için kalifiye iş gücüne ihtiyaç duyuluyor. 

Türkiye’nin makine sektöründe kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri neler olmalıdır?
Kısa vadeli hedefler arasında öncelik yurt dışında yatırım yapmaya verilmelidir. Bugün Almanya’da jenerasyon değişimi sebebiyle makine sektöründe faaliyet gösteren birçok firma yatırımcı arıyor. Uygun yatırımlardan sonra orta vadede, Türkiye’nin teknoloji transferini gerçekleştirmesi gerekiyor. Uzun vadede ise bu teknolojinin Türkiye’de geliştirilmesi gerekiyor. Bu sayede Türkiye’nin ihracattan aldığı pay artabilir.

Makine Tanıtım Grubu’nun Türk üreticilerin yurt dışı bilinirliğini artırmaya yönelik faaliyetlerini başarılı buluyor musunuz? Tanıtımda hangi tür çalışmaların daha etkili olabileceğini düşünüyorsunuz?
MTG’nin makine sektörünün yurt dışındaki bilinirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını başarılı buluyorum. Özellikle yurt dışında fuarlara katılımın, seminerlerde yapılacak teknik sunumların, teknik dergilerde ve uygun internet platformlarında reklam verilmesinin ve yurt dışında aynı konularda faaliyet gösteren firmalarla işbirliğine gidilmesinin; Türk üreticilerin bilinirliğinin artırılmasında önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. 

Kariyer hedeflerini belirlemek isteyen genç mühendis adaylarına hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Atılgan, kendinden emin, girişimci, meraklı, dünyada olan biteni kavramaya yönelik algılarının daima açık olmasını ve hedeflerine ulaşmak için belirledikleri stratejiden ayrılmamalarını tavsiye edebilirim.