Tekstil makineleri üretiminde alınacak kararların, uygulanacak  stratejilerin belirlenmesinde kamu kurumları ve çeşitli sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürüttüklerini belirten TEMS AD Yönetim Kurulu Başkanı Adil Nalbant, “2023 hedeflerine ulaşabilmek için tekstil makineleri sektörünü geliştirmek zorundayız” dedi. Makine Sanayii Sektör Platformu (MSSP) üyesi dernek, birlik ve diğer sektörel kurumları tanıtarak yönetim kurulu başkanlarından, dernek faaliyetleri ve sektörün gelecek hedefleriyle ilgili bilgi almaya devam ediyoruz. Dergimizin Eylül sayısında Tekstil Makina ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Nalbant sorularımızı yanıtladı.


Tekstil Makina ve Aksesuar Sanayicileri Derneği’nin (TEMSAD) üye yapısı ve kuruluş amaçlarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

TEMSAD 1998 yılında, 11 üyenin çabalarıyla Cahit Değer başkanlığında kuruldu. Kısa süre içinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden firmaların katılımıyla üye sayısını artırdı ve tekstil makineleri sektörünün en güçlü sivil toplum yapılanması olarak hizmet vermeye başladı. Derneğimizin tekstil makineleri sektörünün farklı alanlarında çalışan 141 üyesi bulunuyor. Üyelerimizin büyük bir kısmı Marmara Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor. Ayrıca Gaziantep, İzmir, Denizli gibi tekstil sanayisinin gelişim gösterdiği şehirlerde üretim yapan önemli firmaları da temsil ediyoruz. Türkiye’nin lokomotif sektörleri arasında sayılan tekstil sanayisinde kullanılan makinelerin üretiminden, tamir ve yedek parça teminine kadar farklı alanlarda çalışmalarını sürdüren üye firmalarımızın haklarını korumak, kendilerini daha iyi ifade etmelerine yardımcı olmak derneğimizin öncelikli görevleri arasında. Sektör ve üyeleriyle ilgili bilgileri paylaşmanın yanında TEMSAD, Türk tekstil makine sanayisini dünyaya tanıtabilmek amacıyla fuar, iç ve dış ticaret heyet ziyaretleri gibi birçok organizasyonu; yurt dışında iş birliği anlaşması imzaladığı benzer teşkilatlarla birlikte gerçekleştiriyor. Türk makine sektörünün önemli bir oyuncusu olan tekstil makineleri üretiminde alınacak kararların ve uygulanması düşünülen global stratejilerin belirlenmesinde sektör paydaşlarımızla ortak çalışmalar yürütüyoruz.

Sektörünüzün üretim ve ihracat yapısıyla derneğinizin bu yöndeki çalışmalarını aktarır mısınız?
Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedeflerini yakalayabilmesi için sektörümüzün üzerine düşen sorumluluğu yerine getirebilmesi gerekiyor. Son dönemde derneğimiz, üyelerinin ihracatını artırma yönündeki çalışmalarına hız verdi. TEMSAD kurulduğunda 14-15 milyon dolar düzeyinde olan sektörümüzün ihracatı, birlikten doğan güçle 300 milyon dolara yükseldi. Tekstil sektörü 26-27 milyar dolarlık ihracatı ve yüzde 20’nin üzerinde ihracat payıyla halen Türkiye ekonomisinin itici gücüdür.  Türkiye, mevcut tekstil üretim kapasitesi, son teknolojiler ile donatılmış üretim parkuru ve yetişmiş insan gücü açısından dünyada sektör liderliğine oynayabilecek potansiyele sahiptir.Tekstil sanayisinin yapısına bağlı olarak gelişim gösteren tekstil makineleri ise üretimin olmazsa olmaz unsurudur.Tekstil sanayisinde geçmişten gelen tecrübeleriyle güçlü bir konuma sahip olan Türkiye için tekstil makineleri sektörünü geliştirmek stratejik bir zorunluluktur.Tekstil sektörünün önemini kavramış olan Osmanlı’nın ilk sanayi kuruluşları dönemin önemli tekstil fabrikalarıdır.Kuşaktan kuşağa aktarılan bir süreç olan tekstil üretimine Türkiye Cumhuriyeti döneminde de sahip çıkılmış ve Türkiye genelinde birçok tekstil fabrikası açılmıştır. Yıllara dayanan tecrübenin devlet tarafından desteklenmesiyle gelişen Türk tekstil sektörü doğru stratejilerle dünya liderliğine yükselebilir.

Türkiye’nin tekstil makineleri üretimi ise tekstil sektöründeki gelişmelere paralel olarak 1950’li yıllarda başladı. Ancak tekstil sanayisinin beklentileri doğrultusunda şekillenen makine üretimi arzu edilen sıçramayı gerçekleştiremedi. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren gümrüklerin serbestticaret anlaşmalarıyla açılması, tekstil makineleri sektöründe yerli üretime zarar vererek, tekstil sanayisinin makine ihtiyacını yurt dışından gidermesine neden oldu. Gerekli koruyucu önemler alınmadan ithalata imkan tanınması, 1970’li yıllardan itibaren gelişim gösteren  yerli tekstil makine sanayisine darbe vurdu. Tekstil makineleri sektörü zaman içinde toparlanmaya çalışsa da hala ciddi sıkıntılarla karşı karşıyadır.Aslında tekstil sektöründe dünyada söz sahibi olan Türkiye’nin mevcut makine ihtiyacının yerli üretimlerle karşılanmasını sağlamak, ülke ekonomisi için makine ihracatı artırmak kadar önemlidir. Yerli makine kullanmanın teşvik edilmesiyle hem makine ithalatının önü kesilebilir hem de Türk tekstil makinesi sektörü geliştirilebilir. Türkiye’nin iç pazarı mevcut potansiyeli nedeniyle tekstil makinesi üreticisi için vazgeçilmezdir. 25 milyar dolarlık dünya tekstil makineleri pazarında Türk tekstil makineleri sektörü ihracatının büyük bölümünü Asya ülkelerine yönelik gerçekleştiriyor. İran, Pakistan, Hindistan, Endonezya başlıca ihracat pazarlarımızdır. Bölgesel koşullar gereği Suriye ve Mısır’a ihracatımız çok azaldı. Üreticilerimiz Peru, Arjantin ve Brezilya gibi Güney Amerika’nın önemli pazarlarına yönelik iş potansiyellerini artırıyor. Türk tekstil makineleri dünyanın 130’a yakın ülkesinde satılıyor.

Sektörünüzün temel sorunları nelerdir? Sorunların çözümü noktasında kimlere, ne tür görevler düşüyor?
Tekstil makineleri üreticilerinin sorunları,Türk makine sektörünün temel sorunlarıyla birebir örtüşmektedir. Sonuçta üyelerimiz tekstil üretmiyor, makine üretiyor. Sektörümüzün mevcut sorunlarını; kontrolsüz ithalat, ikinci el ürünlerde yaş sınırının kaldırılması,aşırı finans yükleri, kalifiye eleman ve organize bölgelerdeki fiziki altyapı yetersizlikleri, Ar-Ge teşviklerin beklentileri karşılayamaması olarak sıralayabiliriz. Güçlü tekstil makine imalat sanayisine sahip olunması Türkiye gibi tekstil üretiminde liderliğe oynayan bir  ülke için son derece önemlidir. Özellikle taleplere cevap verebilen makinelerin üretilmesi ithalatta yurt dışına bağımlılığı azaltacağı gibi ortaya çıkacak fiyat rekabeti nedeniyle müşterilerin dolayısıyla da ülkenin ekonomik yönden zarar görmesinin önüne geçecektir. Türk tekstil makineleri üreticileri tekstil imalatçısının elinin güçlendirilmesinde önemli roller üstleniyor.

Üyelerinizin katıldığı ulusal ve uluslararası ihtisas fuarları hangileridir? Derneğinizin desteklediği etkinlikleri öğrenebilir miyiz?
Sektörümüzün yurt içindeki en önemli tanıtım etkinliği, her yıl düzenlenen ve bizim de dernek olarak desteklediğimiz Tekstil Makine ve Aksesuarları Fuarı’dır. Ayrıca iki yıl arayla gerçekleştirilen ITM Texpo Eurasia Fuarı’na da üyelerimiz ilgi gösteriyor. Çeşitli satın alma organizasyonlarıyla sektörümüz ile müşterileri bir araya getirmeye çalışıyor ve sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Yurt dışında ise sektörümüzün en önemli tanıtım etkinliği ITMA Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Makineleri Fuarı’dır. Dört yılda bir Avrupa’nın çeşitli kentlerinde düzenlenen organizasyon son olarak Barselona’da gerçekleştirildi. TEMSAD olarak üyelerimizin ürünlerini satabilecekleri Hindistan, Endonezya, Bangladeş, Pakistan ve Arjantin gibi hedef pazarlardaki fuarlara katılmalarına aracılık ediyoruz. Avrupa ülkelerinden birçok dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla ikili anlaşmalar imzalamamıza rağmen, Avrupalı tekstil makineleri üreticilerinin oluşturduğu uluslararası yapıya güçlü bir rakip olarak görülmemiz nedeniyle kabul edilmedik.


Yeni teşvik sistemi ve üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

Yeni teşvik sistemi sektörümüze katkı sağlamıyor. Aslında yeni teşvik kanunun temel amacı, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’ne yapılacak yatırımları desteklemektir. Makro açıdan Türkiye ekonomisine katkı sağlaması beklenen min, başta tekstil makinecileri olmak üzere makine sektöründe hizmet veren alt sektörlere çok önemli bir ivme kazandıracağını düşünmüyorum. Çünkü tekstil makineleri üreticileri de dahil olmak üzere Türk makine imalat sektörünün yüzde 90’ı KOBİ ölçeğinde işletmelerden oluşuyor. Sağlanan destek KOBİ’lerin faydalanmasından uzak bir yapıda. Ayrıca sektörümüzün bırakın teşvik kapsamına alınan bölgelere gitmesini, üretimlerini metropollerin uzağına taşıma şansı bile yoktur. Fakat bu kanun ülkenin büyük stratejik hedefleri açısından olmazsa olmaz olarak nitelendirilebilir. Devletin sunduğu desteklerin sadece üreticilerle sınırlı kalmaması gerektiği kanaatindeyiz. Özellikle makine alımı yapacak müşterilere finansman açısından kolaylık sağlanması son derece önemlidir.  Yerli makine kullanımını özendirici ve çeşitli kanunlarla avantajlı hale getiren çalışmalar sektörümüze daha fazla  katkı sağlayacaktır. Devletlerin makine sektörüne sundukları maddi destek asla ölü yatırım değildir. 2008 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrası gelişmiş ülkeler, milli sanayilerine sahip çıkan ve dünya üzerinde rekabet şansını yükselten çok ciddi tedbirler aldı ve sanayi sektörlerindeki üretimi koruyucu önlemleri hayata geçirdi. Aynı şekilde Türkiye’nin de yerli üreticilerinin elini güçlendirecek çalışmalarda bulunması gerekiyor. Tanıtıma yönelik KOSGEB destekleriyle Ar-Ge projeleri için sağlanan TÜBİTAK ve TEYDEB’in katkılarını ise olumlu buluyoruz. Üniversiteler ile sanayi kuruluşlarını gerçekleştirdiği ortak projelerin daha fazla desteklenmesi gerekiyor. Sektörümüz açısından üniversite-sanayi işbirliği istenilen noktaya taşınamadı. Türkiye’de hala tekstil makine mühendisi yetiştiren bir eğitim  kurumumuz bulunmuyor.


Makine Tanıtım Grubu’nun gerek yurt içi, gerekse de yurt dışında gerçekleştirdiği reklam ve tanıtım çalışmalarının Türkiye’nin imajına neler kattığını düşüyorsunuz?

Tekstil makine sektörü son 10 yıl içinde yüzde 20’lik bir büyüme rakamı yakaladı. Türk makine sektörünün artan ihracatında MTG’nin özellikle yurt dışındaki tanıtım çalışmalarının etkili olduğunu düşünüyorum. Gerek MSSP gerekse de MTG’nin sektörümüzün gereksinimlerine cevap veren çalışmalarından son derece memnunuz. Barselona’da düzenlenen ITMA Fuarı’nda Tekstil İşverenleri Sendikası, İstanbul Ticaret Odası, TEMSAD ve Makine Tanıtım Grubu’nun ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmalar hayranlık uyandırdı. MTG’nin Türk makine sektörünün tanıtımına yönelik hazırlattığı reklam çalışmaları son derece başarılıydı. Türk makinecilerini temsil eden kurumlar olarak yerli malı kullanımını teşvik eden reklam çalışmalarına hız vermeliyiz. MTG’nin “Tıkır, Tıkır” sloganından hareketle farklı mecralarda yayınlanacak kamu spotları hazırlamalıyız. Hedeflere ulaşmanın yolu her alanda birlikte çalışmaktan geçiyor. MSSP yapılanmasının kısa süre içinde federasyon halini almasını istiyoruz. Bu yöndeki çalışmaları dernek olarak destekliyoruz. Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.