Eğitim müfredatlarını sanayinin beklentilerini dikkate alarak şekillendirdiklerini belirten İstanbul Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Timuçin İnce, mühendis adaylarına Kariyer Planlama, Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ARELKAM) desteğiyle sanayi kuruluşlarında çalışma imkanı sağladıklarını söyledi.

Uluslararası düzeyde etkin görev alabilecek, kendini ve projelerini sözlü ve yazılı olarak ifade edebilme yetkinliğine sahip makine mühendisleri yetiştirmeyi amaçladıklarını aktaran Yrd. Doç. Dr. Timuçin İnce; 2012 yılından itibaren Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nün Bologna Süreci çalışmaları kapsamında, Avrupa ile entegrasyonu sağlayacak şekilde eğitim programını düzenlediğini söyledi. 2011 yılında kurulan Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nün yapısıyla ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Timuçin İnce bölümün kuruluş amaçlarını ve hedeflerini anlattı.


İstanbul Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdir?
İstanbul Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü, 2011 yılında hazırlık sınıfına öğrenci kabul ederek eğitime başladı. 2011 yılında İngilizce yeterlilik sınavında başarılı olan öğrencilerimiz 3’üncü sınıf derslerini alıyor. 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren ise yabancı dil eğitimini isteğe bağlı hale getirdik. Öğrencilerimizin temel mühendislik alanındaki gelişmeleri takip edebilecek düzeyde bilgi sahibi olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Temel amacımız, makine mühendisliği alanındaki araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerini  planlayarak yürütebilecek kuramsal ve uygulamalı bilgilerle donatılmış öğrenciler yetiştirmek. Öğrencilerin termal, mekanik sistem ve süreçlerin analizi ile geliştirilmesi için teknik bilgiye sahip olması gerekiyor. Mühendis adaylarını mesleki ve etik sorumlulukları özümsemiş bireyler olarak makine ve imalat süreçlerinde gerek ulusal, gerekse de uluslararası rekabet koşullarında tasarım, geliştirme ve imalat aşamalarında özgün çalışmalar yürütebilecek seviyeye yükseltmeliyiz. Bölümümüzde öğrencilere mesleki açıdan gelişimlerini devam ettirebilmeleri için bilgiye ulaşma ve yaşam boyu öğrenme becerisi kazandırmaya çalışıyoruz. Diğer mühendislik alanlarını da kapsayan çok disiplinli çalışmalara katılarak ulusal ve uluslararası düzeyde etkin görev alabilecek, kendini ve projelerini sözlü ve yazılı olarak ifade edebilme yetkinliğine sahip makine mühendisleri yetiştirmek istiyoruz.

 


Kuruluşundan bu yana geçen üç yıllık dönemde bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?
Prof. Dr. Uğur Çeltekligil: Bölümümüzün kurulduğu 2011 yılından bu yana gerek akademik kadromuzda ve gerekse eğitim programlarımızda olumlu yönde gelişmeler ve ilerlemeler kaydedildi. 2012 yılından itibaren Arel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde eğitime başlayan öğrenciler için Bologna Süreci çalışmaları kapsamında eğitim programımız, Avrupa ile entegrasyonu sağlayacak şekilde düzenlendi ve halen bu çalışmalara devam ediliyor. Bologna Süreci, Avrupa’daki yüksek öğretim kurumlarının, öğretim kalifikasyonlarının standart ve kalitesinin mukayese edilebilmesini garanti altına almak amacıyla tasarlandı. Yüksek öğretim kurumlarını Avrupa’daki yüksek öğretimin AKTS gibi şeffaf araçlar kullanarak ortak bir kalite algısını muhafaza etmesi için kendi öğretim programlarını değerlendirmelerini teşvik ediyor. AKTS (ECTS) bütün Avrupa’da yüksek öğretimde öğretim ve öğrenimin daha şeffaf olmasını amaçlar ve bütün öğretim çalışmalarının tanınmasına imkan sağlar. Ayrıca, yüksek öğrenim kurumlarının müfredat belirlemelerine destek olduğu gibi, yüksek öğrenim kurumlarına kalite güvencesi hedeflerini uygulamaya koymalarına yardım eder. İstanbul Arel Üniversitesi AKTS bilgi paketi de, Avrupa komisyonu tarafından yayınlanan AKTS kullanım kılavuzuna göre hazırlandı. Öğrenci merkezli öğrenim çıktılarını temel alan yaklaşım, uygun öğrenme, öğretme ve değerlendirme faaliyetleri ve öğrenci iş yükü gibi bütün anahtar AKTS hususlarını içerir. Eğitim programlarımız, tanımlanan bu süreçlere göre hazırlandı. Öğrencilerimize, diplomalarının yanında bir de diploma eki vereceğiz. Bu diploma eki sayesinde aldıkları eğitim Avrupa’da kabul görecek. Mezun olmadan önce öğrencilerimiz bir yarı yıllık eğitimlerini Avrupa’da seçecekleri başka bir üniversitede tamamlayabilecek. Böylece tamamen denk bir eğitim modeli ortaya çıkacak. Aynı şekilde, bölümümüz de Erasmus programı çerçevesinde Avrupa’dan öğrenci kabul edecek. İstanbul Arel Üniversitesi Kariyer Planlama, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ARELKAM), faaliyetlerini kariyer danışmanlığı, staj danışmanlığı ve öğrencilerimizin kişisel gelişimine yönelik etkinlikler olmak üzere üç ana başlık altında sürdürüyor. Kariyer danışmanlığı, öğrencilerin kariyer planı oluşturabilmeleri ve gerekli yetkinlikleri  kazanabilmeleri için yapmaları gerekenlerin anlatıldığı birebir görüşmeleri kapsıyor. Öğrenciler bu hizmet kanalıyla; kendi potansiyellerini analiz edebilmeyi, alternatif kariyer yolları belirleyebilmeyi ve doğru işle eşleşebilmek için gerekli zihin haritaları oluşturabilmeyi öğrenirken ayrıca, özgeçmiş yazma, iş arama ve mülakat teknikleri gibi temel konularda da danışmanlık hizmeti alabiliyor. Staj danışmanlığı, “Zorunlu Yaz Stajı ve İşyerinde Eğitim Uygulamaları” olmak üzere iki başlık altında toplandı. Yaklaşık bin 500 çözüm ortağı bulunan ARELKAM, yıl içinde bu sayıyı artırmaya yönelik çalışmalar yapıyor ve öğrencilerini bu firmalara yerleştiriyor. 2012-2013 akademik yılı içinde, yaklaşık 4 bin öğrencinin yaz stajı işlemleri ARELKAM tarafından organize edildi ve iş hayatı ile ilgili bilgilendirme toplantıları düzenlendi. ARELKAM, çözüm ortaklarının ve çeşitli sektörlerdeki firmaların iş ilanlarını öğrencilerine duyurarak firmalara doğrudan başvuru yapılabilmesine olanak sağlıyor. Ayrıca İstanbul Arel Üniversitesi öğrenci ve mezunlarının kolay iş bulabilmeleri amacıyla hayata geçirilen AREL İş Web Portalı, iş arayan öğrenci ve mezunlarımız ile işverenleri internet ortamında, herhangi bir ücret ödemeden bir araya getirerek öğrencilerimizin iş fırsatlarına erişimini kolaylaştırıyor.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?
Eğitim konularını oluşturma aşamasında, öğretim kadromuzdaki sanayi tecrübesi olan öğretim üyelerimiz ile ARELKAM aracılığıyla okulumuza gelen sanayici ve sanayi kuruluşu yöneticilerinin yönlendirmeleri en önemli veri toplama kaynaklarımızı oluşturdu. Üniversitemizin konum olarak Çorlu, Hadımköy, Beylikdüzü ve Silivri sanayi bölgelerine yakın olması, sanayinin taleplerini de doğru tespit etmemize yardımcı oldu. Makine mühendisliğinde ilk iki yıl teorik ağırlıklı eğitimleri kapsıyor. Öğrenciler genellikle 3’üncü sınıf bahar döneminden itibaren seçmeli derslerle birlikte uygulamaya yöneliyor. Şu ana kadar yoğun teorik eğitim alan öğrencilerimizin eğitimini teknik gezilerle desteklemeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemden itibaren laboratuvar ve incelenen konunun uygulandığı sanayi kuruluşuna bizzat gidilerek uygulamaların nasıl yapıldığı ve ne yapmaları gerektiği konusunda eğitimler verilmeye de başlanacak.


Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar nelerdir?

Bologna Süreci’ne dahil olmayan öğrencilerimiz, ARELKAM’ın organize ettiği çözüm ortağımız olan sanayi kuruluşlarında her yılın sonunda en az 20 gün staj yaptı. Böylece derste teorisini gördükleri konuların bizzat sanayide uygulamalarını yaparak bilgi seviyelerini ve araştırma-geliştirme yeteneklerini geliştirdi. Bologna Süreci’ne dahil olan ğrencilerimiz için ise 4’üncü sınıf güz yarı yılında tüm dönemi kapsayan iş yerinde uygulama sürecini başlatacağız. 2015-2016 eğitim öğretim döneminde devreye girecek olan bu uygulamadan çok umutluyuz. Böylece öğrencilerimizin o döneme kadar teorik veya uygulamalı öğrendikleri konuları bizzat sanayide görev alarak kullanma fırsatını yakalayacağını ve mezun olduklarında karşılaşacakları ortamlara hazır hale geleceğini düşünüyoruz. 2013-2014 eğitim dönemi içinde faaliyete geçecek “Malzeme Bilimi, Termodinamik ve Isı Transferi, Mekanik ve Bütünleşik İmalat (CIM)” laboratuvarlarımız da öğrencilerimizin sanayiye hızlı bir şekilde entegre olabilmelerini sağlayacak.


 

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? 
Makine mühendisliği öğrencilerinin özellikle “İş Yerinde Uygulama” süreci içinde sanayiye çok iyi entegre olacağını tahmin ediyoruz. Öğretim üyeleri olarak nasıl bir durumla karşılaşabilecekleri konusunda öğrencilerimizi hazırlama gayreti içindeyiz. Yeni laboratuvarların faaliyete geçmesinden sonra TÜBİTAK, SAN-TEZ, KOSGEB gibi kurumlarla ortak projeler yürütmek için girişimlerde bulunacağız.

 

 

 



Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Avrupa ya da ABD ile kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?
Türkiye’deki sanayi kuruluşları ticari kaygılar nedeniyle uzun yıllar akademik eğitim veren kurumlarla yakın ilişkiler kurmaktan uzak durdu. Ancak son yıllarda teknolojik gelişmelere paralel olarak ve üniversite-sanayi işbirliğini destekleyici adımlarla bu ilişkilerin daha iyi
noktalara taşındığını düşünüyorum. Üniversitelerin sorunların çözümüne cevap verme süreci kısaldıkça sanayi kuruluşları üniversitelere daha da yakınlaşacaktır. Avrupa ve ABD merkezli sanayi kuruluşları özellikle çalışmaların sonuçlanması noktasında Türk şirketlerine göre daha sabırlı ve destekleyici bir tavır sergiliyor. Sanayicimiz daha sabırlı davranır, akademisyenlerimiz de sonuç odaklı çalışmayı başarabilirse ilişkilerin daha da gelişeceğini tahmin ediyorum.