“Tarım makineleri imalatımız, gerek ulaştığı çeşitlilik ve büyüklük, gerekse dış ticarette pozitif değer yaratma kabiliyeti ile sektörümüzün çok önemli segmentlerinden” diyen MAİB ve MTG Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kutlu Karavelioğlu, “25 bine yaklaşan çalışanı, 620 milyon dolara ulaşan ihracatı, 5 milyar TL’yi bulan yurt içi satış hasılatı ve fevkalade başarılı örgütlenmesi ile Türk tarım makineleri sektörünün gurur ve güven verdiğini” söyledi. 



Türk makine sektörü içerisinde tarım makineleri sektörünün önemi nedir?
Türk tarım makineleri sektörü2012’de ihracatını en çok artıran üçüncü segment oldu ve 22 alt ürüngrubu içinde altıncılığa yerleşti. Gerek sermaye yapısı gerek Ar-Ge un - surları bakımından otomotiv ve makine arasında bir yerde; çok renkli ve ilginç bir sektör. Müteharrik olanlar ve bilhassa traktörler, neredeyse otomobiller gibi tasarlanıyor,müthiş bir estetik kaygı ile, ve onlar gibi seri üretime uygun makineler. Yüksek güç ünitelerine ve neredeyse bir iş makinesi kadar hidrolik, pnömatik, elektronik donanım kumanda ve kontrol sistemlerine sahipler;komplike ve çok teknolojik. Dünyada, tarımın, son yıllarda yerel yani milli bir kimliğe kavuşması, bu makinelere stratejik bir değer kattı. Türkiye’de, 20 milyonu aşan tarımsal nüfus var; bunları temsil eden 2 milyon tarımsal işletme var; asıl kullanıcı sanayici ve kentsel nufus değil bunlardır. Bir kentli aile için otomobil ne ise, bir çiftçi ailesi için de traktör odur; bir de sosyal boyutu var meselenin. 

Yüzyılın yükselen sektörleri arasında gösterilen tarım ve gıda alanında makineleşme daha da değerli bir konuma mı çıkmıştır?
Tarımla besleniyoruz; tarıma dayalı sanayiyi bir tarafa bırakalım, en ilkel şekilde bile tarım yapılmak zorunda ve dünyanın bir çok bölgesinde de ne yazık ki bu şekilde yapılıyor. İnsan nufusu her yıl Türkiye nüfusu kadar artıyor. Ekolojik sebeplerle tarımsal arazilerin azaldığı ve su kaynaklarının giderek kullanılamaz hale geldiği düşünülünce, tarımda verimin artmasından başka çare bulunmuyor. Verim artışı demek, birim araziden daha fazla ürün almak, hasatta ve işlerken daha azını ziyan etmek demek. Makinecilerin bakış açısı budur; kimyasal veya biyolojik müdahalelerle insan neslini riske atmak değil de makinelerimizi daha verimli yapmak işimiz. Çevreyle barışık; az enerji ile çok performans gösteren makineler üretmek için sektör agresif bir yarış halindedir. Mekanizasyon ile tarımda maliyetler de düşecek, çifçi kaynak yaratacak belki de mahsulunü çeşitlendirebilecek, atıl zamanları en aza indirecektir. Bunun yanı sıra işgücü maliyetlerinin hızla yükselmesi de tarımda makineleşmenin önemini artırmıştır. Alman Makine Federasyonu VDMA’nın tahminlerine göre, sektörde, 2013 yılında yaklaşık 96 milyar euroluk bir pazar ve 45 milyar euroluk bir dış ticaret hacmi oluşacaktır. Bizim gayretimiz, bu büyük pazarda payımızı artırmaktır; ancak coğrafi yapımız ve toprak mülkiyeti yapımız çok büyük çiftliklere çok büyük makineler üretmeyi belki de hiç gerektirmeyecek; onun yerine, çok farklı iklim ve toprak yapılarından elde edilecek çok çeşitli ürünler için, makineler de çok çeşitli olacak. Sektörün gelişimi ne kadar hızlı olursa olsun, çeşitlenmeyi iç ihtiyaç belirleyecektir.

 

 

Pompaların ve vanaların tarım makineleri alanındaki kullanımı ve önemi hakkında bilgi verir misiniz?
Pompalar ve vanalar akışkan olan her yerdedir. Bu akışkan, sıvı olabilir, gaz olabilir,bunların karışımı olabilir; su olabilir,kanalizasyon olabilir, petrol veya kimyasal olabilir, kağıt hamuru, çamur veya çikolata olabilir. Pnömatik ve hidrolik de esasen pompa ve vana işidir; dolayısı ile pompa ve vanalar bütün makinelerin kalbidir. Yani, pompalar ve vanalar tarım sektöründe iki türlü kullanılırlar; ilki sulama ve drenaj ve yıkama/arıtma amaçlı; ikincisi tarım makinelerinin dahili sistemlerinde. Tarım sektöründe kullanılan pompa ve vanaları, su temini, sulama, bahçe ürünleri başlığı altında izleriz ve toplam içindeki payları yüzde 11 olarak bilinmektedir. Diyebiliriz ki, pompa ve vanaların en büyük müşterileri petrol/ gaz, sonra tarım sektörüdür. Bu büyük müşteri olmak, elbette değer bakımındandır. Sayısal olarak en yaygın kullanım tarımdadır. Ülkemizin kullanılabilir su kaynaklarının yüzde 70’inin tarımda kullanıldığı ve bunun yüzde 60’ının da yeraltından çıkarıldığı düşünüldüğünde, pompa ve vanaların esasen tarım makineleriymiş gibi algılanmalarını hiç yadırgamıyoruz. Burada söylenebilecek olan, suyun ve enerjinin kıymetidir; ve elbette mahsulün. En az enerji ile, en çok suyu çıkarmak, ve bunu da en az bakım onarım gerektiren, en güvenilir pompa ve vanalarla yapmalısınız. Yatırım değil işletme maliyetlerine önem veren çiftçilerin sayısı giderek artıyor; ve Türk imalatçıları zirai alanda ithal malın önünü kesmişlerdir. Sulama sistemleri ve pompa alımına, yenilenmesine devlet tarafından da büyük önem verilmektedir. Bu kapsamda hibe desteklerin yanı sıra, sıfır faizli yatırım kredileri söz konusudur. 


Agritechnica Fuarı hakkındaki gözlemlerinizi aktarır mısınız?
 
Rakamlar aslında her şeyi anlatıyor. 47 ülkeden 2 bin 900 firmanın stant açtığı, 115 bini ülke dışından yaklaşık 450 bin kişinin ziyaret ettiği Agritechnica, gerçekten de klasik bir fuardan  öte bir şova dönüşmüş durumdadır. Fuarda 90’dan fazla imalatçımız yer almıştır. 2013 yılının resmi istatistiklerine göre katılımcı ülke sıralamasında 2011 yılında 6. sırada yer alan Türkiye, bu sene 5. sırada yer almıştır; bu fevkalade önemli bir göstergedir. Bu sene 1, 2 ve 3 numaralı salonlar “Sistemler ve Komponentler”e ayrılmış ve buralarda tarımsal mekanizasyona dair her türlü aksam ve parçayı bulmak mümkün olmuştur. Türk firmalarının yarıya yakınının bu holde yer almaları, esasen sektörün yan sanayi bakımından ne kadar şanslı olduğunun ifadesidir. 

Makine Tanıtım Grubu Agritechnica Fuarı’nda stant  açarak ne hedeflemiştir? Fuardaki görüşmelerin sağladığı faydalar nelerdir?
Makine fuarlarında, sektörel örgütler mutlaka yer alırlar; dernekler, federasyonlar, üyelerinin iş imkanlarını artırmak üzere tanıtım faaliyeti yapar, eşzamanlı kongre ve toplantılarda ülkemizi temsil ederler. MTG, üç yıldır, genel makine fuarlarından daha fazla, alt segmentlerin ihtisas fuarlarında bayrak gösteriyor; ilgili örgütlerimize destek sağlıyor. Bu fuarda TARMAKBİR’le birlikte görev yaptık. Bizden başka, ev sahibi Almanya’nın sektörel birliği VDMA, İtalya’dan FEDERUNACOMA ve Rusya’dan ROSAGROMASH var idi. AB ve dünya tepe örgütleri AGRIEVOLUTION, CEMA, AEM, FEDERUNACOMA da mevcut idi. Örgütleri kanalıyla alt sektörlerimizi desteklemek bizim çok severek yaptığımız işlerimizden biridir ve çok lüzumludur. 

Eklemek istedikleriniz? 
Çok sevindirici bir gelişmeyi eklemek isterim, TARMAKBİR’in hakkını teslim etmek üzere. AGRIEVOLUTION, Küresel Tarım Makinaları İmalatçıları Birlikleri İttifakı’nın kurucusu ve yönetim kurulu üyesi idik; başkan yardımcılığını aldığımız gibi, başkanlığın yolu da açıldı. 5. AGRIEVOLUTION Tarım Makineleri Forumu’nun Ocak 2016’da İstanbul’da yapılması resmiyet kazandı. Ben dernek başkanı Sayın Şenol Önal ve Genel Sekreteri Sayın Selami İleri nezdinde yönetim kurulunu ve üyesiyle, çalışanıyla bütün TARMAKBİR ailesini kutluyorum; bu sürecin sonunda AB üst derneklerine 5. başkanımızı yerleştirmiş olacağız; çok büyük bir başarıdır, çünkü başkanlık ülkenin, sektörün başarısından gelir.