“Türkiye’de yerli vinç sanayisinin hak ettiği yere gelebilmesi için çalışıyoruz” diyen Elektrikli Vinç İmalatçıları Birliği Derneği (TEVİD) Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Çelikbilek, “Anayasa ve kanunlar çerçevesinde; ulusal ekonominin gelişmesine, kalkınmasına, verimliliğinin artırılmasına, sosyal, kültürel ve eğitsel yaşam seviyesinin yükseltilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” dedi.

Makine Sanayii Sektör Platformu (MSSP) üyesi dernek, birlik ve diğer sektörel kurumları tanıtarak yönetim kurulu başkanlarından, dernek faaliyetleri ve sektörün gelecek hedefleriyle ilgili bilgi almaya devam ediyoruz. Dergimizin nisan sayısında Elektrikli Vinç İmalatçıları Birliği Derneği (TEVİD) Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Çelikbilek sorularımızı yanıtladı.

TEVİD’in kuruluş amaçları, yapısı ve son dönem çalışmalarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Türkiye’de kaldırma makineleri sektöründe merdiven altı üretimi düzenlemek, denetimsiz üretimi önlemek ve yerli vinç alımını teşvik etmek amacıyla 2010 yılında Elektrikli Vinç İmalatçıları Derneğini kurmaya karar verdik. Derneğimiz sektörün yüzde 65’ini temsil ediyor. Türkiye elektrikli vinç sektöründe bin dolayında kişi istihdam ediliyor. Elektrikli vinç sektöründe üretim yapan sekiz firmanın (Özarar, Vinçsan, Kümsan, Çakmakvinç, Bülbüloğlu, Güralp, Temomakine ve Elektro-Mak) bir araya gelerek kurduğu derneğimize üye firmaların toplam cirosu 100 milyon dolara yaklaşıyor. TEVİD, üyelerinin görüş ve önerileri doğrultusunda, düşünce ve hareket birliği oluşturarak ortak sorunlar karşısında dayanışmayı koordine etmeye çalışıyor. Dernek olarak anayasa ve kanunlar çerçevesinde; ulusal ekonominin gelişmesine, kalkınmasına, verimliliğinin artırılmasına, sosyal, kültürel ve eğitsel yaşam seviyesinin yükseltilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Kaldırma makineleri sektöründe, vinç üretimi, kullanımı ve satışına ilişkin; sermaye kuruluş- teknoloji işbirliği oluşturmak da amaçlarımız arasında yer alıyor. Son dönemde sektörümüze uluslararası imalat standartları getirmenin yanı sıra üyeler arasında teknolojik işbirliği, Ar-Ge, yeniden yapılanma ve sektör çalışanlarına yönelik hayat boyu eğitim programlarıyla mesleki eğitim faaliyetlerine katkı sağlamaya da çalışıyoruz.

Sivil toplum kuruluşu olarak üyelerinize ne tür katkılarda bulunuyorsunuz? Derneğiniz sektörün gelişmesi için hangi adımları atıyor?

TEVİD’de bir yandan üye şirketlerin tüm deneyim ve tecrübelerinin paylaşılmasının avantajları pekiştirilirken; diğer yandan kurumsallaşma çalışmaları, verimlilik analizleri, Ar-Ge çalışmaları, yönetimde yeniden yapılanma ve özellikle hayat boyu eğitim programları ile her düzeydeki çalışanımızın kişisel gelişimine de özel bir önem vermekteyiz. Başarı büyümeyi getirir ve büyüme değişim demektir. Bilgi akışının çok hızlı olduğu bilişim çağında imal edilen ürünlerin kaliteli olması tek başına yeterli değildir. Vinçlerimizin kalite standardının yanında, teknik sorunlara zamanında müdahale edebilmek ve vinçlerimizin uzun yıllar sorunsuz hizmet verebilmesi için gerekli hizmetleri sağlayabilmek de oldukça önemlidir. TEVİD olarak hedefimiz, Türkiye’de yerli vinç sanayisinin daha iyi bir yere gelebilmesi için çalışmak ve ülkemizin gelişiminin sürmesi için üstümüze düşen görevi yapmaktır. Değişen ve gelişen yeni dünya pazarlarına anında uyum sağlayacak stratejilerin oluşturulmasını, bir dünya markası haline gelen ürünlerimize yenilerini ekleyerek; daha da önemlisi yeni alanlara yatırım yaparak gelişmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de vinç imalat sektörünü yasa ve kanunlarla denetim altına alacak, uluslararası standartlara uygun üretim koşullarını sağlayacak girişimlerde bulunuyoruz. Türkiye’nin bu iş kolunda uluslararası platformda önünü açmak, sektörümüzdeki kalitesiz ve denetimsiz üretimi önlemek istiyoruz. Ülke pazarına giren kalitesiz ithal ürünlerin ve haksız rekabet şartları altında güç birliğinden, örgütlenmeden uzak denetimsiz yerli imalatın, bilinçsiz imalatçı ve alıcılar yarattığını düşünüyoruz. Bu amaçla yerli vinç imalatçılarının sesi olmayı amaçlıyoruz. 300’e yakın sanayicimize yerli vinç imalatçılarını destekleme çağrısında bulunduk. Sektörümüzü AB normları konusunda bilgilendirmek amacıyla“Vinç Üretiminde CE İşaretlemesi ve AB Normları” başlıklı çeşitli seminerler düzenledik. Vinçlerde test ve kontrol yönetmelikleri ile ilgili çalışmamızı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerine sunarak, mevcut uygulamanın güncellenmesini talep ettik. Bakanlığın derneğimize vereceği yetki ve yaptırım olanaklarıyla, sektörde standartlara uygun imalat yapmayan firmaları denetleyerek, imalat koşullarını iyileştirme ya da men cezası ile karşı karşıya kalmalarını sağlayacak süreçte görev almak istiyoruz. TEVİD’e imalat denetim yetkisinin verilmesinin, sektörün standartlarını yükseltilmesi açısından önemli bir adım olacağı kanaatindeyiz. Derneğimizin, sektörümüzün uluslararası standartları yakalamasında imalatçılara ve kullanıcılara rehber olacağına inandığımız “Vinç El Kitabı”nı hazırladık.

Sektörünüzde üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanmasına yönelik girişimleriniz var mı?

Nitelikli iş gücü eksikliği Türk sanayisinin temel problemleri arasında yer almaktadır. Sektöre nitelikli işgücü sağlamak amacıyla sanayi-üniversite işbirliğine örnek teşkil edecek nitelikte bir çalışmaya daha öncülük ederek; İTÜ Transportasyon Bölümü’nde eğitim gören öğrencilere TEVİD üyesi şirketlerde iş garantili staj imkanı sunuyoruz. Bu projeyle TEVİD üyesi firmalar olarak üçüncü-dördüncü sınıf öğrencilerine işi mutfağında öğrenme ve sonrasında da bunu sürekli bir iş olarak sürdürme imkanı veriyoruz. Böylece öğrenciler iş sahibi olurken, firmalarımız da nitelikteki elemana ulaşabiliyor. Yaptığımız bu çalışmalara yönelik sektörden aldığımız olumlu yorumlar ve devlet kademelerinden gördüğümüz ilgi doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Ülkemizde yüksek teknolojiye sahip kaliteli vinç imalatı yapan çok sayıda firma var. Ancak sektörün ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olarak sektörün üretimde dünya standartlarını yakalaması gerektiğine inanıyoruz. Dernek olarak bu inançla çok etkili çalışmalara imza atacağız. Derneğimiz kısa sürede sektörde referans alınacak bir kurum haline gelecek. Vinç almak isteyenlerin ihtiyaçlarına doğru cevap verebilmek için “Elektrikli Vinç Danışma Merkezi”ni hayata geçireceğiz. Böylece müşterilerimiz ihtiyaçlarının dışında bir vinç almak zorunda kalmayacak. TEVİD olarak vinç kullanıcılarına da önemli sorumluluklar düştüğü inancındayız. Bu nedenle her türlü çalışmada ve alacağımız her kararda imalatçı ve kullanıcıyla birlikte hareket ediyoruz.

Türk vinç sektörünün genel yapısıyla ilgili neler paylaşmak istersiniz? Yeni teşvik sistemiyle birlikte firmalarımızın uluslararası rekabetçiliğinin artacağına inanıyor musunuz?

Türkiye’de vinç sektörünün 50 yıllık geçmişi var. 2010 yılına kadar yerli üreticiler arasında birliktelik sağlanamadı. Türkiye hala yabancı vinç imalatçıları için önemli bir pazar durumunda. Sektöre doğru zamanda girdikleri için çok güzel bir marka değeri yarattılar. Bu marka değerinden bizim fiyatlarımızın yüzde 40-50 üzerinde pirimle Türkiye piyasasında iyi bir isim elde ettiler. Pazarda rekabet ettiğimiz yabancı markaların çoğu köklü bir geçmişe sahip. Yarattıkları marka değeri üzerinden ve marka bilinirliğinin avantajını kullanarak ciddi satış rakamlarına ulaşıyorlar. 50-60 yıllık bir geçmişi olan Türk firmaları hem iç piyasanın taleplerini karşılama hem de ihracat konusunda gelişimlerini sürdürmelerine karşın sektörümüzde ithalat oranı çok yüksek. Dünya genelinde Türkiye’deki kadar vinç üretimi yapan firma yok. Türkiye’de küçük ölçekli üretim yapan ve sektörümüze zarar veren çok sayıda merdiven altı olarak nitelendirilecek işletme faaliyet gösteriyor. Gelişmiş sanayi ülkelerindeki gibi bir araya gelmiş, sektöre hakim markalar ortaya çıkaramadık. TEVİD üyesi olan vinç üreticilerinin müşterilerine sunduğu kalite Avrupa kökenli vinç firmalarının kalitesinden aşağı değildir. Zaten standardımızı FEM ve DIN normlarına uygun olarak belirliyoruz. Üyelerimiz bu normlara uygun üretim yapıyor. Bu nedenle kalite açısından hiçbir dezavantajımız olduğunu düşünmüyorum. Dünya devi kabul edilen firmanın yıllık cirosu 5 milyar dolar civarındadır. Hem devlet üretimi teşvik ediyor hem de finansman açısından çok büyük imkanlar sunuyor. Yerli üreticimizin en büyük sıkıntısı ise finansmanın Türkiye’de çok pahalı ve çok kısa vadeli olmasıdır. İşimiz fabrikasyon değil, butik tarzı çalışıyoruz. Her binanın her bir fabrikanın ayrı özellik ve ölçülerde işlere ihtiyacı var. Butik imalatın süresi çok uzun. Bu nedenle finansmanı da bu eksende düzenlemeliyiz. Eximbank kredileri üreticinin beklentilerine cevap veremiyor. Eximbank’ın sunduğu kredilerin vadesi 540 gün ama rakiplerimizin beş yıl hatta 10 yıl vadeli finansman bulma imkanına sahipler.

Vinç sektörünün temel sorunları nelerdir, bu sorunların çözümünde kimlere ne tür görevler düşüyor?

Merdiven altı üretimin yaygınlığı, kalifiye iş gücüne ulaşmada firmaların yaşadığı sıkıntılar dışında sektörümüzün en temel sorunu; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 40 yıl önce uygulamaya koyduğu iş güvenliği ve iş prosedürleriyle ilgili yönetmeliktir. Dünyada bir örneği daha bulunmayan bu yönetmelik hem imalatçılar, hem de tüketiciler açısından ciddi sıkıntılar doğuruyor. Vinçlerde test yükü denetimi dünyanın hiçbir yerinde uygulanmazken, Türk üreticiler bu teste yüzde 150 gibi bir oranla tabi tutuluyor. Mevcut yasalarımız sektörümüzdeki denetim sorununa da çözüm bulmuyor. Dernek olarak hem üreticilerin hem de kullanıcıların denetlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Denetimsizlikle paralel yürüyen bir diğer önemli konu ise bakımdır. İki yıllık garanti demek, bu garanti süresinin sonunda bakım yapılacağı anlamına gelmez. Vinçler büyük ve devamlı çalışan makinelerdir. Bu makinelerin bakımları da üç aylık periyotlarda yapılmalıdır. Vinçlerde meydana gelebilecek herhangi bir arıza büyük sorunlara neden olabilir. Bakım konusu ciddi bir öneme sahip olmasına rağmen bizler bunu anlatmakta güçlük çekiyoruz. Türkiye’de firmaların sadece yüzde 5’i vinci yaptırdığı üreticiden periyodik bakım alıyor. Asansörler için periyodik bakım yaptırmamanın bir yaptırımı mevcut. Çünkü bir anlamda asansöre canınızı emanet ediyorsunuz. Vinçler konusunda da aynı durum geçerliyken, bugün için ne yazık ki asansörlerde de olduğu gibi bir yaptırımdan bahsedemiyoruz.

Makine Tanıtım Grubunun (MTG) gerek yurt içi, gerekse yurt dışında gerçekleştirdiği reklam ve tanıtım çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? Tanıtım çalışmalarının Türkiye’nin imajına neler kattığını düşüyorsunuz?

Makine Tanıtım Grubu’nun çalışmalarını oldukça yararlı buluyor ve destekliyoruz. MTG’nin makine sektörünün gelişimine önemli katkılar sağladığını düşünüyoruz. Türkiye’de faal makine sektörünün yetenekleri ve bilgi birikimi, küresel boyutta sahip olduğu imajın önündedir. Bu nedenle tanıtım faaliyetlerinin önemi artıyor. İmaj, yeteneklerinizin değere dönüşmesinde çok önemli bir unsur. Firma boyutunda yapılacak çalışmalar, ülke imajıyla sınırlı. Dolayısıyla ortak hareket ederek, Türk malı makinenin yarattığı algıyı yükseltmek şart. Yapılan çalışmaların paylaşılması, iyi uygulama örneklerinin bilinir kılınması, sektörel gelişimin sağlanması yolunda oldukça yararlı. Bu çerçevede üstlenilen misyonu önemsiyor, bu yöndeki çalışmaların başarıyla sürmesini diliyoruz.