Teknoloji üretimi dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde yapılıyor. Gelişen ülkeler rekabette öne çıkmak istiyorlarsa, bu konuda destek ve teşvikler veriyor. Makine sektörü konusunda bir ayrımcılık da yapıyorlar. Türkiye’de, bu konuda sektörler arasında eşitlikçi bakışın dışına çıkmamız gerekiyor. Türkiye ana omurgasını iki-üç sektöre oturtmak zorundadır. Yoksa zaten kıt kaynakları dağıttığınızda sıkıntı oluyor.

Türk makine sektörü beş ilde konumlanmış ve gelişmiş bölgeler dışında faaliyet göstermesi mümkün değil. Bu bölgelerdeki yatırım arazilerinin fiyatları dünyada eşi görülmemiş rakamlara ulaşmış durumda. Organize sanayi bölgesi mantığı, 21. yüzyıldaki gelişmiş sanayi mantığını karşılamıyor. Dolayısıyla organize sanayi bölgelerini rant alanı mantığından çıkaracak, makine yatırımcısının kıt kaynaklarının tamamını araziye yatırmasını engelleyecek yeni nesil organize sanayi bölgeleri kavramı geliştirmeliyiz. Katma değeri özendirmekten bahsederken, bu noktada yatırım arazilerinde kolaylıklar sağlanabilir. Sanayi arsasından kimse para kazanamamalı. Kazanacaksa, onun üzerine yatırım yapıp öyle kazanmalı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yetkileri altında, uygulamaların tek elden yapılması sağlanmalı. Yatırımcı tek bir yerde bütün işini çözmeli. ÇED raporu için Çevre Bakanlığı ile diyalog da bu şekilde sağlanmalı. Ulaşım ve benzeri sorunların çözümü için ulaşım projeleri, yatırımlar göz önüne alınarak yapılmalı. Beş özel bölgede, 10 milyon metrekarenin üzerinde alan verilip bu noktalarda makine, yazılım ve elektronik alanlarını bir araya getirerek özel üretim alanları oluşturulmalıdır.

Kamu yatırımlarıyla yeterli makine kullanımının önünün açılması da gerekiyor. Kamuda alım yapanların güçlükleri de giderilmeli ve bu noktada bilinçlendirilmeliler. Kamu ihalelerinde, ihale şartnameleri hazırlanırken en büyük yerel firmalarla bir araya gelinip konuşulması lazım. Makine sektöründe kayıt dışılığın muhakkak önlenmesi gerekiyor. Gerçek serbest rekabet ortamının kurulması ve sürdürülmesi de önemli bir noktadır. Baştan sona yeni bir teşvik anlayışı gerekiyor.