Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2015-2018 yıllarını kapsayacak Makine Sektörü Strateji Belgesinin hazırlıklarına hız verdi. Ankara’da düzenlenen çalıştayda sektör paydaşlarını biraraya getiren Bakanlık, yeni strateji belgesi ve eylem planı üzerindeki çalışmalarını paylaştı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 24 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi (2015-2018) Hazırlık Çalıştayında ilgili kamu kurumlarının yöneticileriyle bir araya gelen sektör temsilcileri, yeni planda yer almasında fayda gördükleri hususları dile getirdi.

Çalıştay, Kamu ve Özel Sektör Temsilcilerini Buluşturdu

Uygulama dönemi 2014 yılı itibariyle sona erecek olan mevcut strateji belgesinin yenilenmesi çalışmalarına, hazırlık çalıştayı ile devam edildi. Toplantıya Makine İhracatçıları Birliğini (MAİB) temsilen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kutlu Karavelioğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Ferdi Murat Gül, Mehmet Ağrikli ve Zeynep Erkunt Armağan katıldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan’ın başkanlığında, sektörel dernek temsilcileriyle çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerinin de hazır bulunduğu çalıştay, geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

“Hedeflerimize Ulaşmak için Farklı Stratejiler Geliştirmeliyiz”

Çalıştayın açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan makine sektörünün önemine vurgu yaparak, “Bakanlığımızın sorumluluk alanına giren 34 sektör içinde makine özel bir yere sahiptir” dedi. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda makine sektörüne önemli görevler düştüğünü belirten Kılıçaslan, mevcut stratejilerle sektörün beklentilere cevap veremeyeceğini söyledi. Sektörün 100 milyar dolarlık ihracat rakamına ürünlerdeki katma değeri artırarak ulaşabileceğini ifade eden İbrahim Kılıçaslan, inovasyon ve bilgi ekonomisini üretime dahil ederek arzu edilen sıçramanın yapılabileceğini aktardı. Kılıçaslan sözlerini şöyle noktaladı: “Makine Sektörü Strateji Belgesini hazırlarken, makine sektöründe faaliyet gösteren üreticilerimizin devletimizden beklentilerini öğrenmek istiyoruz. Kişisel olarak Türk makine sektörünün her türlü makineyi üretebilecek kapasitesi olduğuna inanıyorum. Fakat sektörümüzün dağınık yapısından kaynaklanan sorunlarına çözüm üretmeliyiz. Bu konuda neler yapılabileceğinin, markalaşma, kümelenme ve Ar-Ge konularında hangi adımlar atılması gerektiğinin toplantıda tartışılmasını, alınan kararların da strateji belgesinde yer bulmasını arzu ediyoruz. Hedeflerimize ulaşmak için farklı stratejiler geliştirmeli, sonuç odaklı bir çalışmaya imza atmalıyız. Kamu ve özel sektörü bir araya getiren bu çalıştayın önemli bir sinerji yaratacağını umuyorum.”

Strateji Belgesi Makine Sektör Temsilcilerinin Fikirleriyle Şekillenecek

Moderatörlüğünü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sektörler Daire Başkanı Zühtü Bakır’ın üstlendiği çalıştayda 2011-2014 dönemini kapsayan belge sayesinde sağlanan gelişmeler, belgenin AB’deki örneği ve iki belge arasındaki farkları içeren bir sunum gerçekleştirildi. Ardından yeni strateji belgesinde yapılacak kurgusal değişiklikler, GZFT Analizi, belgeye ışık tutacak yeni vizyon ve altı başlıkta değerlendirilmesi öngörülen stratejik hedefler katılımcılar ile paylaşıldı. Sektör temsilcileri özellikle Ar-Ge ve inovasyon, dış ticaret ve yabancı yatırımlar, finansman, kamu alımları, yatırım yeri temini ve kümelenme konularında görüşlerini paylaşma fırsatı buldu.

Çalıştayın bitiminde sektörün temel sorunları şu şekilde şekilde sıralandı: “Türkiye genelinde, mevcutta kullanılan 750-800 bin hurda traktörün ekonomik ömrü dolmuştur, kullanılanların da maliyetleri yüksektir. Motorların yenilenmesi de bir başka sorunu teşkil etmektedir. Traktör sektöründeki KDV ve iadesi problemi de sektöre zarar vermektedir. Kamu İhale Etiği Yönetmeliğine eklenmiş olan ‘Başbakanlığın ve Bakanlıkların kamu ihaleleri için yerli malzeme tedarikinde, yetkililerin bu kaidelere uymama halinde etiksizlik ilan edileceği’ hususunun etkinleştirilmesi gerekmektedir. TEYDEB desteklerinin incelendiği komisyonlarda sanayici lehine davranacak mekanizmalara ihtiyaç vardır. Mesleki yeterlilik konusunun çözüme kavuşması, meslek liselerinde yetişen öğrencilerin sanayiye kazandırılması gerekmektedir. Yabancı ülkelerdeki teknik kolejlerin Türkiye ile partner olma talebi vardır ve bu sağlanmalıdır. Çalışan mühendis sayısı 30’un altında olan firmalar Teknoparklar’dan istifade edememektedir. Ayrıca Ar-Ge merkezlerinin işletme içinde olmaması da sorun teşkil etmektedir. Ar-Ge merkezleri yetersizdir ve Ar-Ge merkezlerinin fabrika içinde kurulması gerekmektedir. Şile bölgesinde çıkarılan yüksek kalitedeki silis kumu ocaklarının kapatılması, üretici için sıkıntıya neden olmaktadır. İhale teknik şartnamelerinde yerli üreticinin önünü kesen tanımlamalara yer verilmesi ve kamuda yerli makine techizatı kullanımının az olması önemli bir sorundur. Kırsal Kalkınma Programı çerçevesinde 2015 yılında makine alım hibe destekleri sona erecektir. Bu konu yeninden değerlendirilmelidir. Termik santrallerin ithal makine ve ekipmanlar ile kurulması sektör adına bir kayıptır. Unlu mamül makinelerinin sahip olduğu TSE belgesinin yurt dışında geçerliliğinin olmaması ve GAZMER’in gaz bağlantısı için ürünlerde TSE değil CE belgesi araması sektörü zora sokmaktadır. Unlu bir mamülün, örneğin ekmeğin yüzde 1 KDV ile satılması, unlu mamül makine ekipmanının ise yüzde 18 KDV ile alınmasıdır. Tekstil makinesi ihracatı 2008’den beri durgun bir seyir izlemektedir. Türkiye’nin ekonomik kalkınmışlık seviyesinin yükselmemesi ve verilen teşviklerle aynı sektörde üretim yapan firmaların çoğalması önemli bir sorundur. Endüstriyel otomasyon sisteminin tanınmaması ve yazılım ile elektronik konusunda Türkiye’nin fırsatları yakalayamaması nedenleri incelenmelidir. OSB’ler, garanti belgeleri ve standardizasyonlardaki eksiklikler diğer önemli problemlerdir. Fabrikalarda eleman istihdamı sorunu yaşanmaktadır. Türkiye’de ortalama yaşın 30 olması sosyo-ekonomik sıkıntılara yol açmaktadır. Türkiye, raylı sistemlerde yatırım açısından geri kalmıştır. İş makinelerinin yeni yatırımlara ihtiyacı vardır. Makine sektörüyle ilgili özellikle Almanya’da bütün faaliyetler, VDMA gibi dernekler tarafından yürütülüyor. Türkiye’de de bu tür bir ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bir asansör markası yaratması gerekmektedir.Tekstil ve otomotiv sektörlerindeki furya sırasında makine için fırsatlar kaçmıştır. Şimdi de inşaat sektöründe fırsatlar göze çarpmaktadır. Kaliteli üretim yapan firmaları, ortak bir marka altında buluşturacak bir markaya ihtiyaç vardır. Devlet tarafından verilen fuar desteklerine bakıldığında iş yapan ve yapmayan firmaların tamamına destek sağlanıyor. Bu durum bir eşitsizlik yaratmaktadır. Makine sektörünün konumlandığı gelişmiş bölgelerde yatırım arazilerinin fiyatlarının çok yüksek olması önemli bir sorunlara yol açmaktadır.”