MTG sponsorluğunda, Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) tarafından organize edilen Uluslararası İleri Endüstriyel Otomasyon Kongre ve Sergisi 4-5 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi.

Uluslararası ölçekte yoğun bir ilgiye sahne olan etkinliğe; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) ve Makine Tanıtım Grubu (MTG) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, MAİB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ağrikli, sektörel dernek temsilcileri, iş adamları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteği ile Makine Tanıtım Grubunun (MTG) ana sponsorluğunda İki gün süren kongre boyunca üç panel, altı mesleki eğitim kursu ve 76 oturum düzenledi. Kongrenin açılışında konuşan ENOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Sami Ömeroğlu, ENOSAD’ın Türkiye’deki en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu belirterek, “Aslında biz teknolojiyle uğraşan, geleceği düşünen, şekillendirme ye çalışan bir platformuz. Problemlerimizin farkında olur ve bunları halledebilirsek teknoloji konusunda dünyaya lider olabiliriz. Özellikle bu konuda en büyük desteğin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından geleceğini umuyor, düşünüyor ve diliyoruz.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yanımızda olacağına inancımız tamdır” dedi. Kongreye yerel ve küresel anlamda birçok firmanın katıldığını söyleyen Ömeroğlu, “Bütün bunlara baktığımızda aslında teknoloji gücüyüz, teknoloji deviyiz. Ama kendi gücümüzün farkında değiliz gibi gözüküyor. O nedenle bu platform, aslında kimin ne yaptığını, neler yapabileceğini göstermesi açısından önemli bir veri olacaktır. Birlikteliği ön plana çıkaran çalışmalarımızla, geçmişte olduğu gibi gelecekte de ciddi şekilde var olacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

Enosad, Büyük Özveriyle Ortaya Çıkmış Bir Kurumdur”

ENOSAD Kurucu Üyesi ve İlk Başkanı Dr. Emin Olcay ise yaptığı konuşmada kongreye katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Olcay, “Uzun, zor bir dönemden sonra aranızdayım. Buraya özellikle ENOSAD’ın herhangi bir üyesi olarak, beyaz bayrak sallanmayacağını göstermek için geldim. Hayatım boyunca bir şeyler ortaya çıkarmak üzere gayret ettim. Ama geçmişe baktığım zaman, zamanı istediğim verimlilikte kullanamadığımın üzüntüsü içerisindeyim. Bunu özellikle vurguluyorum ki genç arkadaşlarımız zamanı verimli kullanmayı öğrensinler. Gerçekten teknoloji olarak katma değeri yüksek ürünler ortaya çıkarsınlar. ENOSAD, her üyesinin ortaya koyduğu büyük özveriyle ortaya çıkmış bir kurumdur. Türkiye için bir kazançtır. Derneği kurduğumuz yıllarda şöyle bir düşüm vardı: ENOSAD, bu memlekete teknolojik değeri olan, katma değeri yüksek bir takım ürünleri üretmekte, teknolojinin ileri safhalarına geçmekte mutlak surette katkıda bulunacaktır. ENOSAD bir sinerjidir ve bu sinerjide temel olarak üç kaynak vardır. Sanayi, üniversite ve siyasi erk. Şu ana kadar siyasi erkin yapması gereken hamleleri henüz yapmadığı düşüncesindeyim. Bugünden itibaren umudum, bu sinerjiyi yaratmak üzere siyasi erkin katkı yapmasıdır” dedi.

“Otomasyonu Bilmeyen Bir Sektör Büyüyemez”

MAİB ve MTG Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran ise yaptığı konuşmada, Türkiye’de gerçek manada bir sanayi olmadığına ve ihracatın tamamen ucuz işgücüne dayalı rekabet unsuruyla gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Ülke olarak ne yapmak istiyoruz? Değer lendirmelerimizi hedefler üzerinden yapmalıyız. Dünyada 200’e yakın ülke var. Bu ülkeler içinde ‘Türkiye nerede?’ diye sorduğumuzda, ortalarda bir yerde olduğunu görüyoruz. Türkiye uzun yıllardan beri ortanın alt kısmındaydı, şimdi biraz daha üstünde. Türkiye’de üç işçi bir Alman’ın ürettiğini üretiyor. Bir Türk dünyaya bedel diyoruz ama iş verimliliğe geldiğinde, üçümüz ancak bir Alman ediyoruz. Bazıları işçilerimizin verimsiz çalıştığını ileri sürer ama onu çalıştıran kim? Onu çalıştıran yönetici, girişimci sanayici hangi nitelikte, hangi beceride, hangi kabiliyette? Sistemi yönetenler ne yapıyor? Sistemi yönetenler adil bir ortam yaratıyor mu? İmalat sanayisinin GSMH’deki payı yüzde 22-23’lerden yüzde 15’lere düştü. Yani Türkiye’nin büyümesinde bizim payımız, üretenlerin payı, sanayicilerin payı yüzde 15. Dolayısıyla Türkiye büyüyor. Hatta biz kalkarsak belki daha mı iyi büyür bilemiyorum. Çeşitli toplantılarda, sinevizyon gösterilerinde Türkiye’yi anlatırken Kapadokya, deniz, Ayasofya ve Sultanahmet Camisi, tarihi eserler, turizm, yardımsever insanlarımız gösteriliyor. Son 500 yılda bize ait bir şey yok. Onun için hep atalarımızın kemiklerini anlatıyoruz. Biz bir şey yaratamadıkça geçmişe bakıyoruz. ‘Bak yapmışlar’ diyoruz.”

Adnan Dalgakıran konuşmasının devamında, “Samimi olarak kendi özeleştirimizden başlayalım. Türkiye’de gerçek manada bir sanayi yok. Neyle ihracat yapıyoruz? İhracatımız tamamen ucuz işgücüne dayalı bir rekabet unsuruyla gerçekleşiyor. Üretimimizin yüzde 75’ini orta düşük ve düşük teknolojiyle yapıyoruz. Sadece yüzde 3 yüksek teknoloji kullanıyor” dedi. Japonya ve Güney Kore’nin yüksek teknoloji ihracatı ile ilgili rakamlar veren Dalgakıran, “Kendimize gaz vermekten sıyrılıp da şöyle rakamlara bir bakabiliyor muyuz? Hangi strateji ile nereye gidiyoruz. Dünya büyüdükçe, Türkiye büyüyecek. Geri gitmeyecek. Hedefimiz vasat bir ülke ise kendimizi hiç yormayalım. Zaten bu kervan böyle gidecek. Almanya’da 6 bin işletme, 400 milyar dolardan fazla üretim yapıyor. Biz ise, 11 bin işletme ile 30 milyar dolar üretim yapıyoruz. Otomasyonu bilmeyen, otomasyonu vurgulamayan bir sektör gelişemez. Kayıt içindeki firmaları kayıt dışına sömürttüren bir mekanizma bunun önemli suç ortaklarından biridir. Bu kayıt dışı, çok ciddi şekilde Türkiye’nin başına beladır. Para kolay yere kaçar. Sanayideki sermaye hızla başka alanlara kaçıyor. Çünkü Türkiye, politika olarak rant alanında ekonomisini geliştiriyor. Bunun sonuna geldiğini görüyoruz. Geldiği zaman bizde takat kalmıyor” şeklinde konuştu. Organize sanayi bölgelerinin tamamen bir rant alanına çevrildiğini belirten Adnan Dalgakıran, “Buralardaki arazileri 10 liraya alıp bize 1000 liraya satanlar var. Biz, o adamlar için çalışıyoruz. Dünyada böyle bir yer yok. İnsan kaynağı yok ama ülke üniversite kaynıyor. Adeta kız istemek için mühendis olunan bir ülkeyiz. Makine mühendislerinin sadece yüzde 1,5’i endüstride çalışıyor. İçinde bulunduğumuz kültür ve düşünce yapısı bizi vasatlığın dışına çıkarmıyor. Türkiye’nin önündeki yatırım ikliminin önünü açmak siyasilerin elinde” dedi. Yatırım teşviklerinin kökünden değişmesi gerektiğini de dile getiren Adnan Dalgakıran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kongrenizin hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye için otomasyon çok çok önemli. Sadece bu kongre ile değil bütün makine sektörüne, diğer bütün sanayi kollarına otomasyonu yaymak için ne tür çalışmalar yapmak gerekirse, benim içinde bulunduğum kurumların ne tür destekler sağlaması gerekiyorsa, her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi isterim.”

Denklemleri Değiştirmedikçe Hiçbir Şey Değişmez”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu da konuşmasında bilim, teknoloji ve otomasyonun önemine değindi. Otomatik kontrol konusunda çok sayıda master ve doktora öğrencisi mezun ettiğini belirten Davut Kavranoğlu, “Sanayici olmak, girişimci olmak bu memleketin DNA’sına aykırı. Bu memlekette sanayicinin dostu yok. Sanayici, kendi parasıyla rezil olan insan maalesef. Bu sisteme diferansiyel bir denklem olarak bakarsak denklemlerimizin çözümü tarım, düşük teknoloji, soba borusu, musluk yapma sonucunu veriyor.

Türkiye’de sistemi düzeltmedikçe istediğiniz kadar yüksek hayaller kurun, istediğiniz kadar teşvik paketi ve Ar-Ge desteği açıklayın, hiç biri olmaz. Çünkü bunların hepsi bir sistem meselesidir. Sistemin performansını artırmak onun girdilerini değiştirmekle olmaz. Denklemleri değiştirmedikçe hiçbir şey değişmez” şeklinde konuştu. Davut Kavranoğlu, “Ar-Ge’ye para ayırma problemimiz yok. Ar-Ge’ye ayırdığımız parayı verecek kaliteli proje bulamıyoruz. 180 üniversitemiz var. Bu kadar üniversite, bir yılda desteğe layık 500 proje üretemiyor. Demek ki bu üniversite sistemi doğru değil. Yani böyle bir üniversite sistemi olan bir ülkede, sanayide çalıştıracak kaliteli mühendisi nereden bulacaksınız? Nasıl proje gerçekleştireceksiniz? Nasıl kalkınmış bir Türkiye’ye ulaşacaksınız?” dedi. Davut Kavranoğlu konuşmasında, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve atması gereken adımları da anlattı. “Türkiye’de para kazanmak istiyorsanız inşaatçı olun!” diyen Davut Kavranoğlu, şunları söyledi: “Ne işin var teknolojiyle, sanayiyle uğraşacaksın, sistemimiz bu. Fakat bizim hükümet olarak bu durumu değiştirmek için ciddi niyetlerimiz var. Teşvik paketine bir ilave yapıldı. Artık Türkiye’nin cari açık verdiği, kan kaybettiği, yüksek teknolojiye dair konularda, nerede yatırım yaparsanız yapın 5. Bölgedeymiş gibi teşvik alacaksınız. Bu yeni açıklanan bir paket. Türkiye sistemi değişmedikçe istediğimiz kadar Ar- Ge desteği verelim, istediğimiz kadar teşvik paketi verelim, bir yere varamayız. Söylediklerimizin hepsinin toplamının teknik tanımı, Türkiye’nin artık bilgi ekonomisine geçmesi gerektiğidir.”

İlk Kongreye Yoğun İlgi

Konuşmaların ardından Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Başkanı Sedat Sami Ömeroğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonra ise katılımcılarla birlikte kongre ve serginin açılışı gerçekleştirildi. İki gün süren etkinlikte, “İleri Endüstriyel Otomasyonun İmalat Sanayinde Rekabet Gücüne Etkisi”, “Siber Fizik Sistemleri/ Endüstri 4.0” ve “Üründe Kalite ve Üretimde Verimlilik Temelinde Otomasyonun Rolü” başlıkları altında üç panel düzenlendi. Kongere kapsamında gerçekleştirilen 76 oturuma ise yurt dışından 13 uzman panelist katıldı.