Dünyanın 47 ülkesine ihracat yapan Elkon, 1975 yılında Topkapı’da küçük bir atölyeyle attı temellerini. Bir dönemin önemli şarkılarına imza atan ismi Mustafa Alpagut’un Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Elkon, 2007’de 36 milyon dolara yakın olan ihracatı nı bu sene 50 milyon dolara yaklaştı rdı.

İTÜ’NÜN EN GENÇ YÜKSEK MÜHENDİSİ
1950 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Alpagut, ele avuca sığmayan bir çocuk olduğu için daha 5,5 yaşında okula başlar. Ardından babasının çocukların tahsillerini İstanbul gibi büyük bir şehirde daha iyi alacaklarını düşünmesi nedeniyle ailecek İstanbul’a taşınırlar. Alpagut 2 yıl Erzurum’da okuduktan sonra İstanbul Nişantaşı’ndaki bir okula geçiş yapar. Ortaokul ve liseyi Işık Lisesi’nde okuyan Alpagut, bu dönemlerde aktif bir çocuk olduğunu ve sınıf arkadaşları- na ve kendisinden küçüklere ders verdi- ğini anlatıyor. Daha o yaşlarda balık ve kuş yetiştirip bunları satarak ticari zekası nın da ipuçlarını veren Alpagut, Lise 1’e giderken aldığı gitarla da gitar çalmayı öğrenir. Daha sonra Işık Lisesi’nden arkadaşlarıyla orkestra kurup konserler vermeye başlar. Bir taraftan üniversite sınavlarına hazırlanırken müziğ e ilgisini de sürdüren Alpagut, ODTÜ’nün sonuçlarını açıklamasıyla birlikte Makine Mühendisliği bölümünü kazandığı nı öğrenir. ODTÜ’deki 1 haftalık öğrencilik döneminden sonra İTÜ’nün sonuçlarını açıklamasıyla birlikte, hem ailesinin hem de orkestra arkadaşlarının İstanbul’da olması nedeniyle geri döner. Alpagut, 1965-1966 döneminde girdiğ i İTÜ’den 1971’de o yılın en genç yüksek mühendisi olarak mezun olur. Üniversiteyi okurken müzik çalışmaları- na devam eden Alpagut, ilk bestelerini yapmaya da yine bu dönemde başlar. Ülkede yaşanan siyasi karmaşa döneminde üniversitelerdeki boykot döneminde ise dersler olmadığı için müziğe daha fazla vakit ayırma şansı olur. Şarkı larını dinlettiği arkadaşlarından olumlu eleştiriler alınca Bülent Özveren’in sahibi olduğu plak şirketine giden Alpagut, ilk plağını çıkaracak olan Banu’ya Vefasız isimli şarkısını verir. Şarkı radyolarda çalmaya başlayıp başarılı da olunca, diğer bestelerin de arkası gelir. Alpagut bu dönemle ilgili ilginç bir anı- sını şöyle anlatıyor. “O dönemin önemli müzik yazarlarından Doğan Şener Hey dergisinin sorumlu yazı işleri müdürüydü. Ben Mustafa Alpagut olduğumu söyleyince şaşırdı. ‘Mustafa Alpagut deyince 50 yaşlarında piyanosunun başında bir adam düşünüyordum. Sen 20 yaşı nda bir delikanlısın’ dedi. Bu hoş olmuştu.


” MÜZİK Mİ, MÜHENDİSLİK Mİ KARARI
Üniversite yıllarındayken müzik çalışmaları devam eden Alpagut, Ayla Dikmen’e Alma Alma Yanakları Al Gibi şarkı sını, Selçuk Ural’ın söylediği şarkıların çoğunu, Aşkın Mahpushane gibi dönemin popüler şarkılarını yapar. Alpagut, Sibel Egemen, Nilüfer, Ömür Göksel gibi pek çok önemli müzisyenle çalışır. Bugün 40’tan fazla popüler eseri olan Alpagut, okulu bitirdikten sonra müzik ve mühendislik arasında bir seçim yapması gerektiğini düşünür. “Ya müzikle uğraşacaktım ya da mühendislik yapacaktı m. Müzikle uğraşacak olursam telif hakları bugün ki kadar yaygın olmadığı için ekonomik olarak prensiplerime ters düşebileceğini düşündüm ve mühendislik yapmayı yeğledim. Şarkılardan mühendislikten daha fazla para kazandığım halde Alarko’ya mühendis olarak girdim” diyor. Alarko’da 6 ay mühendis olarak çalışan Alpagut, başarılı olunca 6 ay sonunda başmühendis olur. Bir sene de başmühendis olarak çalışan Alpagut, bu dönemde ayrılıp kendi firmasını kurma zamanının geldiğini düşünür ve 1975 yılında Alarko’dan ayrılıp 100 metrekarelik bir atölye ve 12 metrekarelik bir ofisle bugünkü Elkon’un temellerini atar. İlk atölyelerini Topkapı’da açan Alpagut, ofis yeri olarak ise Mecidiyeköy’ü uygun görür. İlk defa iş hayatına atılmanın ve yeni girişimci olmanın tüm zorluklarını yaşadıklarını anlatan Alpagut, “O güne kadar olan mühendislik bilgi birikimimiz bunları çabuk aşmamı- zı sağladı. Görüştüğümüz firmaları teknik olarak tatmin edince siparişleri almaya başladık. Kısa bir müddet sonra bir atölye yetmemeye başladı. Sonra ikinci atölyeyi tuttuk” diyor. Elkon isminin elevatör ve konveyör’den geldiğine de değinen Alpagut, “Bu sahada ciddi isim olmaya başladık ve bir fabrika kurma sevdası başladı. 1978’de yani atölyeyi kurduktan 3 yıl sonra Ümraniye Alemdağ tarafında ilk fabrikayı kurup, bütün sistemi oraya transfer ettik. Onun da birçok zorluklarını yaşadık” diye konuşuyor. Avrupa yakasından Asya yakası na geçişin finansal zorlukları da olduğ unu ancak kısa sürede bunların üstesinden geldiklerini anlatan Alpagut fabrikayı büyüttüklerini ve kadrolarını 150 kişiye çıkardıklarını söylüyor. “O zaman başka bir arayış başladı. Kadro fazla olunca onları sürekli meşgul edecek bir takım standart ürünler olması gerekiyordu ancak konveyörcülükte bu yok. Bunun araştırması içersindeyken o dönemde başlayan toplu konut projelerinin de etkisiyle inşaat makinelerinin popülerleşmesiyle beton santrali konusuna girmeye karar verdik. O konuda bütün proje ekibimizle yoğunlaşmaya başladı k. Prototipler çıkardık. Daha sonra bu konuda ilerlemeye başladık.” ÇERKEZKÖY’E TAŞINMA Şirket olarak daha fazla büyümeye karar verdiklerinde Alemdağ’daki sanayileşmenin çok müsait olmaması nedeniyle Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmaya karar verdiklerini söyleyen Alpagut, 1999’a kadar Çerkezköy ve Alemdağ’daki 2 fabrikayı bir arada götürdüklerini aktarıyor. “Yorucu ve zordu. Daha efektif olması açısından Çerkezköy’deki fabrikayı büyütüp hepsini bir yere toplama zorunluluğu doğ- du. 1999’larda Alemdağ’daki fabrikayı kapatıp tamamen sistemi Çerkezköy’e taşıdık. Çerkezköy’deki fabrikada tüm üretimi ve organizasyonu yaptık. O arada ofisimiz de yetmemeye başladığı için yeni bir ofis yeri alıp, bugün bulunduğ umuz binayı yaptık. Sonra arsamız üzerinde büyüme miktarının maksimum seviyesine ulaştık. 15 dönüm arazimiz vardı, 8 bin metrekare kapalı saha yaptık. Üretime devam ederken Türkiye’deki taleplerle bizim prensiplerimizin, maliyetlerimizin uyuşmaması nedeniyle yurt dışı pazarlarını araştırmaya başladık.” Yurt dışı pazarlarını araştırmak için yaptı kları organizasyonların iyi netice vermesiyle Elkon 2001 yılından itibaren ağırlı olarak yurt dışına çalışmaya başlar. Kazakistan, Rusya, Ukrayna, Kırgı- zistan, Çeçenistan, Özbekistan, Suudi Arabistan, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Kongo, Etiyopya, Nijerya, Güney Afrika, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya, Macaristan, İngiltere, İsveç, Letonya, Litvanya gibi 47 ülkeye ihracat yapan firma, son 3 yıldır ise yüzde 100 ihracatla çalışıyor. Alpagut, “İhracat kapasitemizin artmasını, ihracatçılar listesine girerek yapmamız gerektiğini hedeşedik. Geçen seneki ihracatımızla en büyük 500 firma içerisine 371. olduk. Bu sene hedef daha da büyüktü ama kriz gelince birazcık hedef küçültsek de yine bu sene ilk 500 içersinde 250. firma olacağı z” diyor. Bu çalışmalar yapılırken kapasitelerinin de yetmemeye başladığına değinen Alpagut, “Ürünlerimiz tutulunca mobil santraller çıkarttık, bunlar çok popüler oldu ve tutuldu. Bu nedenle kapasiteyi arttırabilmek için 2006’da ikinci bir fabrika yaptık mobil beton santrali üzerine. Sonra da tam entegrasyonu tamamlaya bilmek için çimento siloları da üretmemiz gerekti. 2007’de çimento silosu üreten 3. fabrikayı yaptık. fiu anda 40 bin metrekare açık alan üzerinde 20 bin metrekare kapalı sayhaya sahip, 3 tane fabrikamız var tüm üretimlerimizi yaptı- ğımız.” Beton santralinde Türkiye’deki en büyük kapasitenin Elkon’a ait olduğunu belirten Alpagut, “En büyük ihracat rakamı na biz sahibiz. Türkiye makine imalatçı ları ihracatçılar ilk bin listesinde 23. sıradayız. Dünyada bizim konumuzda iyi tanınan bir işçiliğimiz ve firmamız var. Zaten o sayede de ancak yüzde 100 ihracatla çalışabilirsiniz. Her türlü sertifikamı z var. Rusya, Türkiye, Avrupa için ayrı kalite sertifikalarına sahibiz. Bu işin gereği neyse hepsini kalite ve teknolojik olarak yerine getirebildiğimiz için zaten bu noktadayız” diyor.

MÜŞTERİ ODAKLI ÇALIŞIYORUZ
Elkon Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Alpagut yurtdışı pazarlarda elde ettikleri başarının sırrını ise şöyle açıklıyor “Bizim Türkiye’de çalışırken müşteri odaklı çalışma stilimiz vardı. İhtiyaçları- nıza göre proje hazırlayıp makinenizi ona göre yapıyorduk. Çok standart bir makine önermiyorduk. Yurt dışında aynı uygulamayı yaptığımız zaman başarı da geldi. Örneğin Rusya’da eksi 40 derece koşullarında çalışmak ve beton dökmek istediklerini söylediler. Burada sıfır derece olduğu zaman herkes işi bı- rakır orda eksi 40 derece koşullarında çalışmak zorundalar. Bu bize çok enteresan geldi. Oturduk eksi 40 derece koşulları nda nasıl tesisler yaparsak onları tatmin ederiz diye tasarımını yaptık, buharlı ısıtmalar koyduk. Bunları yapınca müşteriler çok mutlu oldu ve arkası geldi. Aynı müşterilerin isteklerine göre daha alternatif modeller çıkardık. Asıl en büyük kırılma noktası buydu çünkü ondan sonra bütün soğuk iklim ülkelerinden benzer talepler geldi ve onlarda da aynı memnuniyet olduktan sonra satı şların arkası kesilmedi.” Türkiye’de Avrupa kalitesinin hedef olduğ unu ve Türkiye’ye gelen insanların çoğunun Türkiye’de çok yüksek bir kalite bulacaklarını ummadan geldiklerini belirten Alpagut şöyle devam ediyor: “Siz onlara bir Avrupa kalitesi sunduğunuz zaman çok büyük sürpriz oluyor ve hayretler içerisinde kabul etmeleri de çok kolay oluyor. Bizim hedefimiz o oldu. 2 sene önce Almanya’da bir fuara katıldık ve çok güzel eleştiriler aldık. Fuardaki makinemiz gayet standart bir makine olmasına rağmen çok ilgilerini çekti ve çok güzel övgüler aldık. Arabistan’a da sıcağa yönelik başka çözümler getirdik. Teknolojik olarak da başka yenilikler sunduk. Avrupa’nın kalitesini veriyoruz ama Avrupalıdan ucuz fiyat veriyoruz. Bu nedenle tercih sebebi olduk. Bir de firmamızın güvenirliği çok yüksek. 33-34 yıllık geçmişine baktıkları zaman kimseyle para problemi olmayan ve teknolojisi yüksek bir firma.” Alpagut firmanın geçen seneki ihracatı- nın 36 milyon dolara yakın olduğunu bu sene ise hedeşerinin 50 milyon doları tutturmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Hedefe çok yaklaştık diyebilirim. Kriz olmasaydı hedefi geçerdik de. Biz 47 tane ülke ile diyalog halinde çalışıyoruz ve bu kriz bütün ülkeleri etkiledi. Ama tabi durduk mu? Hayır, durmadık. Çünkü her ülke de özel projeler var. Onları teker teker yakalayıp, birlikte projelerini gerçekleştirebildiğiniz zaman çarklar dönmeye devam ediyor.”     SPOT: “ Alpagut firmanın geçen seneki ihracatının 36 milyon dolara yakın olduğunu bu sene ise hedeşerinin 50 milyon doları tutturmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Hedefe çok yaklaştık diyebilirim. Kriz olmasaydı hedefi geçerdik de.”  


 Mustafa Alpagut Elkon Yönetim Kurulu Başkanı Müşteri odaklı çalışma stilimiz var. İhtiyaçlarınıza göre proje hazırlayıp makinenizi ona göre yapıyoruz