“Tekstil makineleri sektörü için 2014 yılı ihracatta rekor yılı oldu. 2013 yılında 327 milyon dolar olan ihracatımız, 2014 yılında yüzde 18 artarak 387 milyon dolara yükseldi. Ancak 2 milyar dolarlık ithalat ile dünyanın en büyük üçüncü ithalatçı ülkesi olduk. 2013 yılındaki 2 milyar 177 milyon dolarlık ithalatımız 2014 yılında yüzde 7 azalarak 2 milyar 28 milyon dolara düştü. Umarız ithalattaki bu düşüş eğilimimiz 2015 yılında da artarak devam eder. 2015 yılı sadece bizim için değil, dünya için de çok önemli bir yıl olacak gibi görünüyor. 2008 yılında yaşanan global ekonomik krizin etkileri giderilmiş olsa da Avrupa, Rusya ve Ortadoğu’daki sorunlar bizleri, bölgeyi ve hatta dünyayı etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen 2015’in ilk ayında yüzde 14 artış göstermemiz umutlarımızı artırdı. Bu yıl, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yapılan ve dünyanın en büyük tekstil makine fuarı olan ITMA 2015 düzenlenecek. Kasım ayında İtalya’nın Milano şehrinde yapılacak olan ITMA 2015’te, 7 bin 500 metrekare alan ve 125 katılımcı ile üçüncü en büyük katılımcı ülke olacağız. Fakat bizden daha az katılımcısı olan ülkelerin makine üreticileri, bizden daha fazla ihracat gerçekleştiriyor. Bunun en önemli sebebi de, ölçek faktörü ve teknoloji farklarıdır. Türk tekstil makine üreticileri, daha karmaşık olan dokuma ve iplik makinelerini üretemiyor. Bunun için doğru planlamalar yapılmalı, yabancı makinelerin kullanımı azaltılmalı, yerli makinelerin geliştirilmesi ve tercih edilmesi teşvik edilmelidir. Türk tekstil sektörünün, dışa bağımlı ve fason üretici görüntüsünden kurtarılması gerekiyor Bunun için de üretimde kullanılan tüm teknolojilerin geliştirilmesi ve üretilmesi yani kendi kaynaklarımızın doğru kullanılması zorunludur. 500 milyar dolar ihracat hedefimize ulaşmamız için bugünkü sanayi yatırımımız 2,5-3 kat artırılmalıdır. Basit bir takım tezgahında ve en önemli ihracat kaynağı olan tekstil sektöründe kullanılan makinelerde bile dışarıya bu kadar bağımlıyken, sanayimizin daha ileriye gitmesi mümkün görünmüyor. Türkiye bir tekstil ülkesi olduğu için tekstil makinelerine yatırım yapılıyor. Fakat sektörümüzün dışa bağımlı ve fason üretici görüntüsünden kurtarılması gerek. Bunun için de üretimde kullanılan tüm teknolojilerin geliştirilmesi, üretilmesi dolayısıyla kaynaklarımızın doğru kullanılması zorunludur. Ülkemizin ekonomik ve ticari anlamda tek çıkış yolu, kendine yetebilecek makine üretimini geliştirmesi yani yerli üretim yapabilmesidir. Yerli makine kullanımını özendirip yaygınlaştırmadan bir yere varamayız. Enerjiden sonra ikinci büyük ithalat kalemimiz olan makine sanayisi için her yıl 30 milyar dolar ödüyoruz. Makine ithal ettiğimiz ülkeler, Türkiye’de bizden çok daha avantajlı konumda.

Bu firmaların ülkelerinden aldıkları destekler, finansmanları, bağlantıları çok daha güçlü durumdadır. Bizlerin yaşadığı sıkıntıları yaşamadıkları için çok rahatlıkla makinelerini bize satabiliyorlar. Yöneticilerimiz ise ithalattan aldıkları vergileri avantaj gören bir zihniyetle, kendi üreticisini ikinci plana atmakla kalmadı; üretimi zorlaştırarak, ağır istihdam koşulları ve diğer yaptırımlarla adeta cezalandırdı. 8-10 yıl döviz kurunun düşük tutulması, ülkemizin ithalat cenneti, toplumumuzun tüketim toplumu olmasına neden oldu.”