“Sektörümüz açısından 2014, zorlu bir yıl oldu. Hedefler çok genel olarak tutturulmuş olsa da kar marjları azaldı, dış ve iç etkenler nedeniyle yeni iş olanakları sınırlı kaldı, vadeler kabul sınırlarını zorlayacak ölçüde uzadı ve işletme karlılığının sürdürülebilirliği hatta yaşayabilmesi risklere bağımlı hale geldi. Yurt içindeki rekabet koşullarının ağırlaşması, Türk Lirası bazında giderlerin artması, iç piyasa darlığı, inşaat sektöründeki arz fazlalığı siyasetteki dalgalanmalar, üründe kalite ve üretimde verimlilik temelinde destek ile önlemlerin yetersizliği, özellikle Avrupa pazarındaki ekonomik daralma zorlayıcı etkenler arasındadır. Türk endüstrisinin yeni yatırımlara yönelme eğilimi ya da modernizasyon gerekliliği henüz etkin durumda değildir. Siyasi erk inşaat sektörü dışında diğer sektörlere yeterli ve etkin bir destek vermek konusunda zayıf kaldı. Geçen yılki hedeflere bile ulaşılamayacağı sene başında oluşan ortak kanıdır. Özellikle iç piyasaya yönelik çalışan şirketler açısından döviz kurundaki dalgalanmalar risk yaratıyor. Dövizle alıp Türk Lirası ile ve uzun vadede yapılan satışlar, proje üretenleri ve malzeme satıcılarını olumsuz etkileyecektir. Şirket döngüsünde stabil kalabilme hedefi birçok üyemizin görüşü haline geldi. Büyüme hızları her firmaya göre değişse de kendi içinde minimal seviyede olacağı öngörülüyor. Mevcut durumu kabullenerek dikkatli hareket etmek ortak görüştür. 2015 yılının özellikle küçük şirketler için risk yaratacağı ama daha büyük şirketler için de aynı riskin paylaşılacağı söylenebilir. Haziran ayındaki seçimlere kadar olan beklenti, ardından tatil dönemi olması neredeyse eylüle kadar uzayacak bir durgunluk dönemi yaratacaktır. Sonrasındaki beklentiler birçok faktöre bağımlı bir sonuç doğuracaktır. Pek çok üyemize göre 2015 yılı 2014’ü bile aratacak gibi gözüküyor. Bu temelde KOBİ tanımlı otomasyon şirketlerinin ortak hareket etmeleri ve inovasyona dayalı ortak projelerle yurt dışı pazarlara (Özellikle Avrupa dışında Rusya, Latin Amerika ve Asya gibi) açılmaları konusunda destek bulmaları bir miktar rahatlama yaratabilir. Şirket birleşmeleri mutlaka teşvik edilmeli hatta bu konuda firmalar zorlanmalıdır. Haksız rekabetler karşı mutlaka önlemler alınmalıdır. Endüstri 4.0 kavramının 2015 yılı hemen başında devlet politikası olarak ele alınması sektörler ve sektörümüz açısından yerinde ve gelecek adına da çok önemli bir karardır. Bu tanımın temel unsuru bilgisayar destekli dijital tabanlı teknolojilerdir. “Internet of Things” olarak tanımlanan nesnelerin interneti yaklaşımı bu devrimde en belirleyici değişim olarak ortaya çıkmaktadır.

PLC yerini artık benzer özelliklerin dışında çok daha esnek kabiliyetlere sahip PAC’lere (Programlanabilen Otomasyon kontrolörü) ve IPC’lere (Endüstriyel PC) bırakmaktadır “Bir Adam, Bir Makine, Bir Fabrika” şeklinde özetlenebilecek olan bu devrim, hedefte üretim bandı içindeki her bir bileşenin bir intranet/internet ağıyla birbirlerine ve lokal operatöre ve/veya uzaklıktan bağımsız yönetici bilgisayara bağlanması yoluyla üretimde hız ve esneklik sağlayacağı, maliyetleri ciddi oranda düşüreceği ve rekabet gücünü artıracağı öngörülmektedir. Bugün gelinen noktada bilgisayara takılan bazı donanımlar (DAQ, GPIB, FG) ve endüstriyel gömülü yazılım ve bilgisayar tabanlı yazılım geliştirilmesine paralel olarak, akıllı ya da uzman sensörlerle bütünleştirilen uygulamalar geliştirilmektedir. Bu sayede endüstrinin olmazsa olmaz ihtiyacı olan test ölçüm ve otomasyon projeleri gerçekleştirilebiliyor. Özellikle kalite ve süreç yönetimi tabanında ağırlıklı olarak yapay görme (machine vision) ve robot görme; yapay kulak, yapay dokunma (sound and vibration) uygulamaları kablosuz haberleşme teknikleriyle devreye sokulabiliyor. Bu konuda ENOSAD danışman ve yönlendirici rol üstlenmeye hazırdır.”