Ali Önal tarafından 1973 yılında Konya’da kurulan Önallar Tarım, ürettiği tarım makinelerini 1994 yılından itibaren Agrional markasıyla yurt dışına da ihraç etmeye başladı. 2013 yılında Konya 3. Organize Sanayi Bölgesindeki yeni fabrika binasına taşınan firma, ürünlerini dünyanın 40’a yakın ülkesine gönderiyor.

Üretiminizi nerede ve nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Üretim faaliyetlerimizi Konya 3. Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikamızda 90 çalışanımızla birlikte gerçekleştiriyoruz. Fabrikamızda ilaçlama makinelerinin tüm parçalarını imal ediyoruz. Rotasyon makinesi ile depo imalatı, alüminyum enjeksiyon makinesi ile pompanın tüm parçalarının imalatı, kaynakhane bölümünde şase ve ilaçlama kollarının imalatı, alüminyum enjeksiyon ile imal edilen pompa parçaları, talaşlı imalattan geçirilerek pompahane bölümünde montaj işlemine alınır. Şase ve ilaçlama kolları, yeni kurulan statik boya ünitesinde boyama işlemine tabi tutularak diğer yardımcı malzemeler ile birlikte son montaj bölümünde montajları yapılıp kalite kontrolden geçirilerek satışa hazır hale getirilir.

Ürün çeşitleriniz ve bunların özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

İç pazara yönelik çeşitli ilaçlama makinelerinin imalatını gerçekleştiriyoruz. Yurt dışına da ilaçlamanın yanı sıra, talepler doğrultusunda her türlü tarım makinesini ihraç ediyoruz. Makineler ilaçlanacak yere göre farklılık gösteriyor. Tarla, bahçe ve ağaç için farklı ilaçlama makineleri üretiyoruz. Tarla için uzunluğu değişiklik gösteren sabit ve hidrolik olarak iki farklı tipte ilaçlama kolları olan makineler; bahçe için elektrik ve benzin motorlu olmak üzere iki farklı motorlu makineler ve ağaç için değişik çaplarda turbo fanlı ilaçlama makineleri imal ediyoruz.

“2015 YILINA AR-GE PROJELERİYLE BAŞLADIK”

Firmalarının 2015 yılına birden fazla Ar-Ge projesi yürüterek başladığını söyleyen Önallar Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Önal, “Bu projelerden bir tanesi, Türkiye’de ilk defa tamamen yerli olarak üretilen, düşük basınçlı tarımsal ilaçlama pompasıdır. Diğer bir çalışmamız da arazide ekipmanın ağırlığından kaynaklanan yakıt tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiğimiz alüminyum ilaçlama kolu projesidir. Ayrıca yurt dışından ithal ettiğimiz, yüksek maliyetli hidroelektrikli valf ve kumanda sistemlerini kendi bünyemizde geliştirip çiftçilerimize uygun fiyatlarla sunmayı amaçladığımız bir çalışmamız da devam ediyor. Firmamızda yürüttüğümüz iki aşamalı TÜBİTAK projesinin birinci aşaması 2013 yılında fabrikanın taşınması sırasındaki fabrika yerleşimi planı, ikinci aşaması da yerleşimden sonra üretim planlama ve optimizasyonudur. İlk aşamada yerleşim planına göre fabrikanın taşınma işlemi gerçekleştirildi. İkinci aşamada ise halihazırda sürüyor ve bu kapsamda ERP programı entegre ediliyor.

Ulusal ya da uluslararası fuarlara katılıyor musunuz? Fuarların firmanız için öneminden bahseder misiniz?

Yurt içinde ve yurt dışında sektörümüzle ilgili düzenlenen çeşitli fuarlara katılıyoruz. Özellikle Konya Tarım Fuarı başta olmak üzere İstanbul ve Adana’daki fuarlara; yurt dışında ise düzenli olarak EIMA (İtalya) ve Agritechnica (Almanya) fuarına katılıyoruz. Yeni ürünlerimizi potansiyel müşterilerimize tanıtabileceğimiz en uygun ortamın fuar organizasyonları olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda da sektörümüze hitap eden fuarlarda yer almaya devam edeceğiz.

“MARKA DEĞERİ YARATMALIYIZ”

mal ettikleri her ürün kaleminde ihracat gerçekleştirdiklerini ifade eden Önal, “Avrupa, Afrika, Amerika ve Ortadoğu’da 35’ten fazla ülkeye ürünlerimizi gönderiyoruz. İhracat konusunda yaşadığımız en büyük sorunlardan bir tanesi; ülkemizde yüksek kaliteli ve işlevsel tarım makineleri üretebiliyor olmamıza karşın, yurt dışında henüz bir marka değeri elde edememiş olmamızdır. Bu durum, dış pazarlarda etkin bir şekilde yer almamıza engel oluştururken ihraç ettiğimiz ürünlerden elde ettiğimiz karı da olumsuz etkiliyor. Karşılaştığımız bu mevcut sorun aslında sadece Türk tarım makineleri sektörünün değil, genel olarak ülkemizin makine imalat sektörünün sorunudur. Şöyle ki; üretim kalitesi, bu kaliteye nazaran uygun maliyeti ve birçok ülkenin tarım faaliyetinde kullanıma uygunluğu sayesinde özellikle Avrupa’dan birçok tanınmış firma, tarım makineleri üretiminin bir kısmını ya da tamamını ülkemizdeki imalatçılara yaptırıyor. Sonrasında ise bu makinelere kendi markalarını vererek gerek kendi iç pazarlarında gerekse ihracat pazarlarında satıyor. Bu yüzden yerli imalatçılarımız hak ettiği karı elde edemezken yurt dışında hak ettiği itibara da kavuşamıyor. Bu sorunun aşılabilmesi için endüstrimizin kendisini yurt dışında güçlü bir şekilde tanıtması gerekiyor. Bunu gerçekleştirmenin en uygun yolunun ise, kamu-özel sektör işbirliğine daha çok önem vermekten geçtiğini düşünüyorum. Firmaların dış ticaret şirketleri çatısı altında bir araya gelmeleri, kamu tarafından daha fazla teşvik edilebilir. Bu amaçla farklı projeler geliştirilmeli ve ayrıca pazar araştırma, fuar katılım gibi mevcut desteklerle de bu işbirliklerine avantaj sağlanmalıdır. Yurt dışı pazarlarda lojistik, tanıtım ve danışmanlık hizmeti verecek “Türk Makine Ticaret Merkezleri”nin kurulması ve desteklenmesi de uygun bir yöntem olabilir. Böylece, yurt dışında tek başına birim açma imkanı olmayan ihracatçı firmalarımıza sunulacak ofis/depo/ shoowroom alanlarıyla yurt dışındaki örgütlenmelerine yardımcı olunabilir. Merkezlerde istihdam edilecek personelin hukuk, mali konular, pazarlama ve sunulan diğer hizmetlerinden istifade edebilmesi de sağlanabilir. Kamunun mevcut desteklerini gözden geçirmesi ve bahsettiğim yönlerden iyileştirmelerde bulunması önemlidir” dedi.

Türkiye makine üreticiliği bakımından sizce ne durumda?

İmalat endüstrisine yön veren batılı ülkelerde, Türkiye’de imal edilen ürün kalitesinin Doğu ve Batı arasında bir yerlerde olduğunu söyleyen yorumlara birçok kez şahit olmuşumdur. Gerçekten de, ülkemiz makine imalat endüstrisi, bilgi ve teknik altyapısı ile üretkenliği bakımından çoğu Asya ülkesinin önündedir ve onların örnek aldığı bir endüstridir. Ancak diğer taraftan, günümüz dünya makine endüstrisinin koşullarında öne çıkabilmek için çok önemli bir etken olan yenilik üretme anlayışından ne yazık ki biraz yoksundur. Türkiye’de faaliyette bulunan tekstil, inşaat, tarım gibi 22 farklı makine grubunun ihracat değerlerine bakıldığında sürekli bir iyileşme olduğu göze çarpacaktır. Fakat bence bu durum bizim için yeterli değildir. İmalatçılarımız Ar-Ge faaliyetlerini iş hayatlarının doğal bir parçası olarak benimsemeli ve bu faaliyetlere gereken önemi vermelidir. Aksi takdirde, yön veren ve öne çıkan olmaktansa daha çok takip eden ve yetişmeye çalışan kategorisinde kalmamız kaçınılmazdır. Ülkemiz, endüstriyel altyapısı ve insanlarının hayat tarzı sayesinde birçok modern makinenin son tüketim ya da üretimde kullanım anlamında pazar şansı bulduğu bir coğrafyadır. Endüstriyel düzeyi gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren birçok firma da bu durumu görüyor ve ülkemizde etkin olmaya çalışıyor. Ülkemizin pazar büyüklüğü aslında yerli imalatçı için çok önemli bir fırsattır. İmalatçımızın kamunun da desteğini alarak iç pazarın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelmesi; kendi eksiklerini de tamamlaması ve takiben yurt dışında daha çok pazar payı bulması ile sonuçlanacaktır diye düşünüyorum. Firmanız açısından 2014 yılı nasıl geçti ve 2015 yılına dair beklentileriniz nedir? Bahar döneminde sezonu olan ekipmanlarda, 2014 yılında artış yaşanmakla birlikte, hasat sezonuna yönelik ekipmanların satışlarında genel olarak bir gerileme söz konusu. Diğer yandan geçen sene kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarım işletmelerine 180 milyon TL’lik bir hibe verildi. Bu da yaklaşık 400 milyon TL’lik bir pazara vesile oldu. Bu durumun yanı sıra Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Fonları (IPARD) kapsamında traktör ve diğer mekanizasyon araçlarının alımı, sektör dinamiklerini olumlu etkiledi. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, KDV iadesi uygulamasının hızlandırılması ve yerli üreticilerimizin tarımsal markalaşmayı uluslararası boyutta başarabilmesi 2015 yılındaki beklentilerimiz arasındadır.

Sektöre bakıldığında size göre en büyük problem nedir?

Global düzeyde rekabet edebilen, katma değeri yüksek ürünler imal etmek için Ar-Ge ve inovasyon çalışması yapabilen firma sayımızın az olması, önemli sorunlarımız arasında bulunuyor. Katma değeri ve marka değeri yüksek makine sanayisine dönüşümü sağlayacak hukuki düzenlemelerin ve yapısal tedbirlerin hayata geçirilememesi de, öne çıkan sorunlardan bir tanesi. Kalifiye eleman eksikliği ise makine sektörünün genelini ilgilendiren en büyük sorunlar arasında diye düşünüyorum.

Önallar Tarım olarak sektörün geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Artan nüfus ve zenginleşen orta sınıf nedeniyle 2050 yılında dünya nüfusunun gıda ihtiyacının bugünkünün iki katı olacağı tahmin ediliyor. Bu durumda, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun artan gıda talebini karşılamak için çiftçilerin, iki kat daha fazla tahıl üretimi gerçekleştirmesi gerekiyor. Ancak aynı zamanda, dünyadaki tarıma elverişli alanların ve kullanılabilir su kaynaklarının sınırlı olması, gıda üretiminin yükseltilebilmesinin önünde birer engel olarak duruyor. Diğer yandan, çevresel kaygılar ve azalan fosil yakıt esaslı enerji kaynakları nedeniyle, tarımsal ürünlerden elde edilen yakıtlara yönelim giderek artıyor. Bu durumda tüm dünya ülkeleri için geçerli tek çıkar yol, tarımda eski yöntemlerin en kısa zamanda bırakılması ve teknolojik gelişmelere kucak açılmasıdır.