Makine imalat sektörünün diğer sektörlere kıyasla kadınlar için çok konforlu olmadığını söyleyen Vatan Makina Dış Ticaret ve Müşteri İlişkileri Yöneticisi Aysun Ayyıldız, “Makine sektöründe görev yapıyor olmanız için teknik açıdan da vasıflı olmanız gerekiyor. Fakat ülkemizde kız çocuklarının eğitim hayatları boyunca bu alana yönlendirilmiyor. Genel itibariyle ebeveynler, kızları öğretmenlik, doktorluk gibi meslekleri yapsın istiyor. Makine sektörü, eğer kişinin özel bir ilgisi yoksa kadınlar için özendirilen bir çalışma alanı değil” dedi.

Aysun Ayyıldız kimdir? Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

İstanbul’da 1971 yılında doğdum. Lise eğitiminden sonra iş hayatına atıldım. Çalışma hayatım boyunca çeşitli eğitim programlarına katıldım. Çok uluslu bir şirkette çalışırken İngilizce öğrendim. Finansal ağırlıklı SAP eğitimleri, yöneticilikle ilgili genel seminer ve eğitimler, zaman yönetimi, yaratıcılık ve mali analiz teknikleri bu eğitimlerden bazılarıdır.

İş hayatına başlama ve bulunduğunuz göreve gelme süreciniz hakkında bilgi verir misiniz?

İlk olarak bir dış ticaret firmasının muhasebe departmanında sekreter olarak çalışmaya başladım. Bir yılın ardından muhasebe elemanı ve sonrasında da muhasebe şefliği görevlerini üstlendim. Bu firmadaki altıncı yılın sonunda aynı firmada görev yaptığımız eşimle evlendim. Aynı yerde çalışmayı evlilik için sağlıklı ve uygun bulmadığımız için iş değiştirdim. Daha sonra yabancı ortaklı bir başka firmada muhasebe sorumlusu olarak işe başladım. Burada da 10 yıl çalıştıktan sonra mali işler müdür yardımcısı olarak işten ayrıldım. Yabancı ortaklı bir firmada çalışmak kişiye çok farklı tecrübeler kazandırıyor. Çalışma biçimleri daha esnek ve kişisel fikrime göre esnek olmaya bağlı olarak daha verimli. Çalışma şartlarınız ise uluslararası standartlara göre belirleniyor. Bu sistem ülkemizde daha yeni yeni uygulanmaya başladı. Ayrıca eğitime oldukça önem veriyorlar. Çalıştırdıkları her personeli, yaptığı işle ilgili eğitime tabi tutuyor ve bu eğitimi geliştirerek sürekli hale getiriyorlar. Bu durum firmanın her kademesinde çalışan her personel için geçerli. Böyle bir kurumsal yapının içinde olmak benim için büyük bir şanstı. Fakat yine de 10 yıl, aynı işyerinde çalışmak için oldukça uzun bir süre. Özellikle oturmuş, her işin ve davranışın tanımlandığı bu anlamda bir süre sonra kişiye katacaklarının sınırlı olduğu bu tarz bir sistem kişiyi manevi olarak tatmin etmeyebiliyor. Bu bakış açısı doğrultusunda da o firmadan ayrılarak Vatan Makina’da çalışmaya başladım.

Bulunduğunuz görevi kaç yıldır sürdürüyorsunuz? Ortalama bir iş gününüz nasıl geçiyor?

Vatan Makina’da üç yıldır görev yapıyorum. Dış ticaret ve müşteri ilişkileri yöneticisi olarak ucu açık bir pozisyonum var. Teklif aşamasından, üretim surecine, teslimata ve satış sonrası servise kadar müşterinizi takip etmek zorundasınız. Dolayısıyla rutin olmayan farklı dinamiklere sahip değişken bir iş. İşimizde her müşteri ayrı bir projedir. Satışlarımızın yüzde 90’ı birbirinden farklı özelliklerde olan genellikle standart olmayan uygulamalardır. “Müşteri ne istiyor, tam olarak neye ihtiyacı var, hedeflediği kapasite ve ürettiği mamul ne?” gibi kriterler çerçevesinde projeler de değişip çeşitleniyor. Dolayısıyla bizim için her proje yeni bir makine anlamına geliyor. Yurt içinde ve yurt dışında her yıl en az dört-beş fuara katılıyoruz. Bunların organizasyonu, katılımı, katılım sonrası orada kurulan bağlantıların takibi konularında da sorumluluk üstleniyorum. Fuar söz konusu olduğunda, fuar suresince konsantre biçimde standınızda potansiyel müşterilerinizle iletişim halinde olmak durumundasınız. Fuar harici zamanlarda ise mesaimi ofiste rutin olarak iletişim trafiğini yöneterek, iş takibiyle, fabrika-müşteri ziyaretiyle ya da müşteri ağırlayarak geçiriyorum. Her pazartesi sabahı da rutin dahili toplantılarımız oluyor.

Yoğun bir iş temposuna sahip olan makine sektöründeki başarınızın sırrı nedir?

Daha önceki iş tecrübelerim dolayısıyla makine sektörüne yabancı değildim. Ancak Vatan Makina’da üretim aşamasını da deneyimliyorum. Üretim; çok büyük sorumlulukları, riskleri ve zorlukları olan bambaşka bir alan. İşin içine girince üretimle ilgili her objeye bakışınız değişiyor ve bu işi yapan insanlara çok büyük bir saygı duymaya başlıyorsunuz. Makine sektöründe çalışmak; üretmeyi seven, üretmenin vermiş olduğu hazzı hissedebilen ve bu işe gönül vermiş kişiler tarafından yapılabilecek bir iş. Teklif aşamasından itibaren sunduğunuz makine, ürün, hat ne olursa olsun teknik özelliklerini, genel çalışma prensiplerini, kapasitesini ve rakip firmaların ürünlerine olan üstünlüklerini bilmeniz gerekiyor. Tanımadığınız-bilmediğiniz bir makineyi pazarlamanız çok zor. Ben de bu çerçevede öğrenmeye çalışıyorum. Çoğu zaman sorarak, bazen makine başında izleyerek, bazen de mantık yürüterek. Bilginin doğruluğundan emin olana kadar sorguluyorum. Daha işin çok başındayım. O yüzden benim için her proje ve her makine ayrı bir merak unsuru. Yeni bir şeyler öğrenmek de işinizi daha cazip kılan sebeplerden. Ürettiğimiz makinelerin yurt içi ve yurt dışı reklam, tanıtım, satış ve satış sonrası servisi, yedek parça temini gibi işleri tamamen profesyonel iş bölümüne dayanan bir ekip işidir. Bu ekibin içinde olmayı seviyorum. Ekip liderimiz de yol gösterici, tecrübeli, ileri görüşlü, soğukkanlı-sakin, yeniliklere açık ve iletişim kurması kolay birisi olduğu için başarı da beraberinde geliyor.

Yönetim ve karar mekanizmalarında daha çok erkeklerin bulunduğu bir sektörde kadın yönetici olmanın zorlukları nelerdir?

Özellikle makine sektöründe çalışanların ve yöneticilerinin büyük bir çoğunluğunu erkeklerden oluşuyor. Böylesi bir ortamda zaman zaman ufak tefek zorluklar olabiliyor ancak spesifik olarak işaret edebileceğim ya da sürekli tekrar eden bir zorlukla karşılaşmadım. Kadınlar iş hayatında daha çok yer almaya başladıkça pozitif ayrımcılığa da gerek kalmayacağını düşünüyorum.

İş hayatında kadın olmaktan kaynaklanan problemler yaşadınız mı?

Kadın olmaktan kaynaklanan sorunlardan ziyade anne olduğum için zorlandığım dönemler oldu ve bu zorluklar zaman zaman da devam ediyor. Her şeyden önce çalışan her anne gibi, özellikle çocuklarım küçükken onlara yeterince zaman ayıramadığım için suçluluk hissettim. Çocuklarımı ofise getirmek zorunda kaldığım günler de oldu. Eğitimler, uzun mesai saatleri, fuarlar ve seyahatler sırasında onlardan zaman zaman uzak da kaldım. Çocuklarım da doğduklarından itibaren böyle bir profille karşı karşıya olduklarından artık bu durumu yadırgamıyor. Ayrı kaldığımız zamanları hafta sonları ya da diğer fırsatlarla telafi etmeye çalışıyorum. Finalde bir denge kuruluyor olsa da, süreç anneler için biraz daha yorucu. Dolayısıyla çalışan bir anne olarak hem işte, hem de evinizde ekstra çaba sarf etmeniz gerekiyor. Aksi halde dengeyi sağlamanız çok zor.

Bulunduğunuz firmada sizin gibi iyi bir konuma gelmiş başka kadın çalışanlar var mı? Yurt dışı gezilerinizde makine sektöründe yönetici pozisyonda görev yapan bir kadın yönetici olarak nasıl tepkiler alıyorsunuz, gözlemleriniz nelerdir?

Firmamızda bugün itibariyle altı kadın çalışanız. Bir arkadaşımız 14 senedir firmada çalışıyor. Diğerleri ise iki yıl önce işe başladı. Yabancılar için sektörümüzde kadın çalışan görmek çok sıradan bir durum. Yine de gözlemlediğim kadarıyla insanlar bir kadınla iletişim kurarken daha dikkatli, daha nazik ve daha saygılı davranıyor. Fakat iş konusunda teknik olarak yeterliliğinizi sorgulayabiliyor, tatmin eden cevaplar alırlarsa bu durum karşısında şaşkınlıklarını gösterebiliyorlar. Galiba her durumda, sektörde kadınlara karşı bir önyargı söz konusu.

Erkek egemen bir sektör olan makine imalat sektöründe, diğer sektörlere kıyasla sizce neden daha az sayıda kadın çalışan görev yapıyor?

Her şeyden önce ortamın kadınlar için çok konforlu olmadığını söylemek yerinde olacaktır. Bunun yanında makine sektöründe görev yapıyor olmanız için teknik açıdan da vasıflı olmanız gerekiyor. Fakat ülkemizde kız çocuklarının eğitim hayatları boyunca bu alana yönlendirilmedikleri biliyoruz. Genel itibariyle

ebeveynler, kızları öğretmenlik, doktorluk gibi meslekleri seçsin istiyor. Makine sektörü, eğer kişinin özel bir ilgisi yoksa kadınlar için özendirilen bir çalışma alanı değildir.

Makine imalat sektöründe daha fazla kadın çalışan ve yönetici görmek için neler yapılabilir?

Sadece makine değil ülkemizde her sektörde kadın çalışan sayısının artırılması hedeflenmelidir. Eğer bu durum bir devlet politikası haline getirilir ve teşvik edilirse kadın çalışan istihdam etmek işverenler için de cazip hale gelir. Bunun yanında kadınlar için de çalışmayı cazip hale getirecek politikalar üretilmeli. Birçok kadın, çocuklarına baktığı için çalışamıyor. İşyerlerinde kreş uygulaması yaygınlaştırılır ya da semtlerde küçük çocukların bakımını üstlenen sosyal merkezler oluşturulursa bir adım atılmış olur. Aksi halde çalışan kadın maaşının tamamına yakınını bakıcılara ya da özel okula vermek zorunda. Bu yüzden de birçok kadın çalışmayı tercih etmiyor.

Kadın çalışan ve yönetici sayısı bakımından sektörünüzle alakalı olarak dünyada durum nasıl?

Dünyayla kıyaslandığında hem özel olarak makine, hem de genel anlamda her sektörde kadın çalışan sayısı Türkiye’de ne yazık ki oldukça az. Hele hele kadın yönetici sayısı yok denebilecek bir oranda.

Diğer kadın çalışanlara ve yöneticilere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Her şeyden önce kadın,erkek ayırmadan çalışanın her zaman kazanacağını düşünüyorum. İş hayatında çok sık düşülen bir hata da kişinin kendini başkalarıyla kıyaslamasıdır. Hayatın tüm alanlarında olması gerektiği gibi iş yaşamında da yan kulvara bakmadan ilerlemek gerektiğine inanıyorum. Soğukkanlı olmak çok önemli. Ayrıca kadınlar sorumluluk almaktan korkmamalı ve gerektiğinde inisiyatif kullanmaktan da çekinmemelidir.