Günümüzde mevcut kaynakların rasyonel kullanılması bir zorunluluk halini aldı. Yeraltı kaynaklarının hem etkin hem de ekonomik bir şekilde keşfi, üretimi ve kullanımı birçok bağlamda ülke ekonomisine pozitif katma değer sağlıyor. Bilim ve teknolojideki gelişmeler birçok alanda olduğu gibi sondaj sektörünü yeni uygulama ve yöntemlerle direkt etkiliyor. Yeraltı kaynaklarının bulunduğu yerlerin belirlenmesi, belirlenen yeraltı kaynaklarının miktarlarının kabul edilebilirlik sınırları içerisinde doğru olarak tespiti, kaynakların verimli kullanımı ve ülke ekonomisine kazandırılması ekonominin güçlü olarak nitelenmesinin ön koşulları arasında yer alıyor. Yeraltı kaynaklarının bulunduğu yerlerin tespiti, birçok bilginin toplanması ve incelenmesi sonucunda gerçekleştiriliyor. Kaynakların tespiti ve ekonomiye kazandırılması perspektifinden bakıldığında, sondaj çalışmalarının bu çerçevede son derece önemli ve vazgeçilmez bir yeri olduğu açık. Sondaj; yeraltı kaynaklarını araştırmak, üretmek ve işletmek için, ayrıca mühendislik yapılarının temel koşullarının saptanması ve iyileştirilmesi amacıyla düşey, yatay veya herhangi bir yön ile açılı olarak yapılan silindirik kazı işlemi olarak adlandırılıyor. Sondajcılık ise sondaj işlemini tanımlayan bir terim ve sondaj işi ile uğraşma anlamını taşıyor. Yeryuvarının derinliğine araştırılmasında birçok tekniğin kullanılmasına karşın en önemli, doğru ve güvenilir veri sağlayan yöntem sondajdır. Sondaj uygulamaları metalik maden, endüstriyel hammadde, kömür kaynaklarının aranmasında, geliştirilmesinde, üretiminde, değerlendirilmesinde ve planlanmasında, petrol-doğalgaz, jeotermal kaynakların, yeraltı suyu aranmasında, baraj alanlarının değerlendirilmesinde, tünellerde, köprülerde, zayıf zeminlerin iyileştirilmesinde ve diğer birçok alanda farklı amaçlar için kullanılıyor. Sondaj, yeraltı kaynaklarının araştırılması, işletilmesi ve mühendislik yapılarının tasarımı için hayati önem taşıyor.

SONDAJ ÇALIŞMALARININ AMAÇLARI

1. Planlanan Çalışmalar için Gerekli Verilerin Elde Edilmesi: Planlanan çalışma bir mühendislik yapısı (baraj, köprü, gökdelen vb.), bir maden yatağı veya bir petrol rezervuarı olabilir. Amaca dönük çalışmaları yapabilmek için veriler sondajlarla elde edilir.

2. Belirlenen Problemlerin İyileştirilmesi veya Ortadan Kaldırılması: Sondajlarla elde edilen veriler yeraltı özelliklerinin planlanan ve amaçlanan çalışmaya uygun olmadığını gösterebilir. Örneğin, zemin özellikleri inşası düşünülen yapıya uygun değildir. Maden yatağının havalandırma ve yeraltı suyu problemleri olabilir. Petrol zonuna ulaşmakta güçlükler olabilir. Zeminin iyileştirilmesi, havalandırma amacıyla ve petrollü zona ulaşmak için sondaj kuyuları açılır.

3. Üretim Yapılması: Yeraltı kaynaklarının yerüstüne çıkarılması veya işletilmesi doğrudan sondaj yoluyla olabildiği gibi dolaylı yönden de çeşitli biçimlerde olabilir.

Ülkemizin maden, petrol, soğuk ve sıcak su gibi doğal kaynaklarının araştırılmasında, kent ve sanayi tesislerinin kurulacağı güvenli alanların seçiminde, makro-mühendislik projelerinin inşası işlemlerinde sondaj vazgeçilmez bir uygulama alanıdır. Sondaj, pahalı ve zaman alıcı bir işlemdir. Bu duruma karşın, sağladığı verilerin kesinliği ve güvenilirliği sebebiyle hem bilimsel araştırmalarda hem de ekonomik amaçlı çalışmalarda her geçen gün önemi artıyor. Sondaj uygulamalarına yönelik teknoloji ve yeni teknikler hızla gelişiyor. Yeni makine ve ekipmanlar sektörün hizmetine sunuluyor. Bu durumun temel nedeni, sanayileşmiş ülkelerin yeraltı kaynaklarının verimli kullanımına verdiği önem ve bu alanda uzmanlaşmış nitelikli personellere sahip olmasıdır. Özellikle batı ülkelerinde sondajcılığın bir uzmanlık dalı olarak algılanması ve sondaj mühendisliği kavramının, mühendislikte bir kimlik olarak benimsenmesi de teknolojik gelişimi beraberinde getiriyor.

SONDAJCILIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Çok eski bir uğraş alanı olduğu düşünülen sondajcılığın 5 bin yıllık geçmişi olduğu tahmin ediliyor. Tarihsel araştırmalar, Mısırlıların taş çıkarmak amacıyla M.Ö. 3000 yıllarında sığ kuyular, M.Ö. 2000 yıllarında ise Çinlilerin tuzlu su elde etmek amacıyla bambu kamışlarını uç uca ekleyerek su kuyuları açtığını ortaya koyuyor. M.Ö. 600 yıllarında derinliği 100 metreye varan tuzlu su kuyularının açıldığı, bu kuyuların bazılarından doğal gaz çıktığına kayıtlarda rastlanıyor. Çinlilerin Tibet ile Chungkina arasındaki bölgede 1200 yıllarında açtıkları kuyularda 500-1000 metre gibi rekor derinliklere indikleri ve muntazam sondaj raporları tuttukları belirlendi. Raporlarda zaman, delinen kayaçların türü, kuyu çapı, derinlik, günlük ilerleme hızları kaydedildi. Uzmanlara göre Avrupa’nın en eski sondaj kuyusu M.S. 1126 yıllarında Fransa Artois’da basınçlı akiferlerde açıldığı ve su kendiliğinden fışkırdığı için ilk açıldığı bölgenin adıyla ilgili olarak “Artoisienme” kelimesinden gelen “artezyen” kullanılmaya başlandı. İlk petrol sondajı Fransa’da 1794 yılında yapıldı ve 30 metre derinliğe inildi. ABD’de 1808 yılında Virginia’daki bir tuz madeninde 18 metre derinlikte sondaj yapıldığı biliniyor. Bu sondajın hayvan gücü kullanılarak yapılan ilk darbeli sondaj olduğu düşünülüyor. Uzmanlar 1859 yılında Colonel Drake tarafından Pensilvanya’da açılan petrol kuyusunu, petrol ve sondaj endüstrisi için bir dönüm noktası olarak nitelendiriyor. Bu kuyunun açılmasında kullanılan “darbeli sondaj donanımı” uzun yıllar standart bir donanım ve yöntem olarak kabul edildi, 1880-1940 yılları arasında dünyada birçok ülkede sondajların büyük bir kısmı bu yöntemle yapıldı. Bilinen ilk karotlu sondaj, 1864 yılında İsviçreli Mühendis Leschot tarafından İtalya-Fransa arasında açılan Mt. Levis tünelinde kullanıldı. Türkiye’de bilinen en eski sondaj uygulamaları İskenderun’a bağlı Çengen Köyü’nde 1887 yılında petrol araştırması amacıyla yapıldı. Sondajları bir Alman firmasının yaptığı, 15 kadar sığ kuyu açıldığı ve olumlu sonuç alınamadığı tahmin ediliyor. Ülkemizde petrol arama amacıyla başka bir sondaj uygulaması da Tekirdağ- Mürefte-Gaziköy’de 1892 yılında yapıldı. 1898 yılında ise Tekirdağ-Şarköy’de, Osmanlı Bankası tarafından Fransız Şirketine yaptırılmış ve 82 metre derinliğe sahip petrol araştırma kuyusu bulunuyor. Ülkemizde ilk derin petrol kuyusu, 1934 yılında Midyat’ta 1351 metre derinlikte darbeli yöntemle Petrol Arama ve İşletme İdaresi adına açıldı. 1935 yılında da Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) kuruldu. Bu durum, ülkemizde sondajcılığın gelişimi açısından dönüm noktası kabul ediliyor. MTA, halen maden arama, su ve jeotermal sondajlar yapıyor. Türkiye’de 1956 yılında Devlet Su İşleri Yeraltısuları Dairesi Başkanlığı kuruldu. 1920 yılından sonra, döner sondaj yöntemi giderek darbeli yöntemin yerini almaya başladı ve Birinci Dünya Savaşı sırasında kuyuların yüzde 92’si darbeli yöntemle açılırken İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu oran yüzde 50’lere geriledi. 1962’de darbeli ve döner kule sayıları birbirine eşitken bugün darbeli sondaj donanımı sayısı çok azaldı. Zaman içinde insan ve hayvan gücü ile yapılan sondajın yerini buhar ve daha sonra basınçlı hava makineleri aldı. İkinci Dünya Savaşından sonra buhar makineleri yerini tamamıyla dizel motorlarla donatılan döner sondaj donanımlarına bıraktı. Günümüzde basınçlı hava, hidrolik ve elektrik motorlarının tümü sondajda kullanılıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte yeraltı motorları ile çalışan sondaj donanımlarına yönelen sektörde, bu donanımların geliştirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Döner sondaj teknolojisindeki gelişmeler; Başlangıç Dönemi (1888-1920), Gelişme Dönemi (1920-1948), Bilimsel Dönem (1948-1968) ve Otomasyon Dönemi (1968-2015…) olarak dört kısımda incelenebilir.

Başlangıç Dönemi: Konili matkabın döner sondajlarda kullanılması ile yapışkan ve sert formasyonlar delindi. Konili matkabın döner sondajlarda kullanımı popüler hale geldi. Sondaj çamurundan yararlanıldı, demir ve barit ağırlaştırıcı olarak sondaj çamurunda kullanıldı Yüksek basınçlı formasyonların kontrolü için sondaj çamurunda önemli gelişmeler yaşandı.

Gelişme Dönemi: Kesici matkaplar ile birlikte sondaj sıvısının kullanımı ilerleme hızını oldukça artırdığından, matkap ve sıvının popülaritesi yükseldi. Üç kanatlı kaya matkapları döner sondaj endüstrisinde kullanılmaya başlandı. 1940’ların sonunda konili matkaplara, hidrolik jet nozullarının yapımı ve sıvı sirkülasyonundaki gelişmeler hız kazandı. Bu ilerleme hızını artırdı ve matkap hidroliği ile sondaj sıvısı dolaşımında önemli yol kat edildi. Sondaj şirketleri kuyuda çok hızlı ilerleme sağlayan gücü yüksek pompalar ve matkap üzerine hidrolik güç ileten güçlü motorlar ile çalışılabileceğini fark etti. Bu dönemde genişletme matkabı (reamer) üretildi.

Bilimsel Dönem: Uzmanlar tarafından döner sondaj tekniğinde en önemli dönem olarak kabul ediliyor. Sondaj endüstrisinde ve döner sondaj tekniğinde en önemli gelişmelerden birisi kuyu derinliklerinin artışıdır. ABD’de kuyu derinliği 1947 yılında 5280 metre iken, 1974 yılında 9450 metreye kadar çıktı. Bu dönemde sondaj değişkenlerinin etkileri, bu değişkenlerin birbirleriyle ilişkileri daha iyi anlaşıldı. Bu durumun uygulamaya konulması, dünyada enflasyon olmasına rağmen kuyu maliyetlerini azalttı veya sabit kalması sağlandı. Bilimsel dönemde, döner sondaj tekniğinin temel ilkeleri değişmemesine rağmen uygulamadaki yeni gelişmeler döner sondaja uygulandı. Bu gelişmeler sondaj verimliliğini, güvenliğini ve ekonomisini düzenledi ve iyileştirdi. Yapay elmas, bu dönemdeicat edildi. Böylece, yapay elmaslardan matkap imalatına başlandı. Sondajda optimizasyon bu dönemin en önemli çalışma konusu oldu. Optimizasyon ile ilgili birçok çalışma yapıldı. Sondajın tüm yönleriyle ilgili optimizasyon çalışmaları bu dönemin son yıllarında tamamlandı.

Otomasyon Dönemi: Özellikle döner sondaj teknolojisinde ileri düzeydeki gelişmeler bu dönemde başladı. Sondaj endüstrisinde gelişmiş yöntemler kullanıldı ve sondaj sektörü bilgisayar teknolojisi ile tanıştı. Sondaj teknolojisine bilgisayar uygulanması, sondaj verimliliğinin tahmini için sondaj makinelerinin ölçü aletleriyle donatılması ve modernize edilmesi, sondaj parametrelerinin ölçümü, veri toplanması, tüm verilerin değerlendirilmesi ve yorumlanması hızlı, kolay ve doğru olarak yapıldı. Bu dönemdeki en büyük ilerleme, çok kristalli elmas matkapların (PDC) üretimidir. Bu üretim sondaj verimliliğinde büyük değişimleri beraberinde getirdi. Ancak, sondaj tahmin teknikleri ve tavsiye edilen optimum şartlar üretiminin ilk yıllarında PDC matkapları ile uygunluk göstermedi. İlerleyen yıllarda ise PDC’nin kullanımı matkap parametrelerinin seçiminde olumlu değişimlere yol açtı. 130 yılı aşkın süre içinde yaşanan gelişmeler bugün sondaj sektörünün çok detaylı, etkili ve verimli bir iş sahası olmasını sağladı. İleri teknolojinin ve bilginin artması ile sondaj sektörü her yıl büyümeyi sürdürüyor. Örneğin daha derin kuyuların açılması, karmaşık jeolojiye sahip formasyonların sondajı, büyük derinliklerdeki hammadde kaynaklarının aranması, prospeksiyonu, etüdü ve işletilmesi, sondajcılar arasında bir yarışa sebep olurken, sondajların ekonomik ve etkili yapılmasını sağlıyor.

SONDAJ TEKNOLOJİSİNDEKİ YENİLİKLER

Döner Sondaj Malzeme ve Ekipmanları: İlk patentli sürekli sirkülasyonlu döner sondaj kulesi, 1845 yılında üretildi. Bu tarihten itibaren döner sondaj tekniğinde birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmeler hiyerarşik olarak mekanizasyon, yarı otomasyon ve lokal otomasyon olarak sınıflandırılabilir. Burada mekanizasyon, insan gücü ile oluşturulan tork ve ağırlığın mekanik ekipmanlar tarafından sağlanması olarak tanımlanıyor. Bir sonraki aşama, belirli kule fonksiyonlarının mümkün olduğunca otomasyonunun sağlanması şeklinde gerçekleşti. Bu noktada, insanın operasyonlardaki rolü, basit makine operatörlüğünden çok beyin gücünü ön plana çıkartan ve otomasyon için sistemi geliştirmeye yönelik bir katkı unsuruna dönüştü. Gelişmelerdeki nihai hedef, insanın operasyon ara süreçlerinden tamamen elenmesi, sadece başlangıç ve bitiş süreçlerinde devreye girmesini mümkün kılmaktı. Böylece tam otomatik sistemler üretilecekti. Döner sondaj kuleleri, uzun yıllardır makara-halat bileşimli kaldırma düzeneğine sahip, döner masa-kelly ile tork uygulayan, tij ve muhafaza borularının birleşimi veya ayrılmasının yer işçilerinin kullandığı manuel tonglar ile gerçekleştiği, kulelerin kurulu haldeyken dizi stand boyundan daha uzun olduğu, ciddi bir yerleşim alanı işgal eden sistemlerdi. Bahsedilen bu sistem, uzun yıllardır meydana gelen bir evrimleşmenin sonucudur. Günümüzde de bu gelişmeler devam ediyor ve birçok alanda yenilikler göze çarpıyor.

Kule ve Donanımları: Sondaj kuleleri, genel anlamda sabit ve mobil olarak iki grupta incelenebilir. Sabit kuleler, teleskopik ve modüler sistemler olarak kendi aralarında da gruplandırılabilir. Teleskopik kuleler, daha çok workover veya nispeten sığ derin açılacak sondajlar için uygun olurken, modüler kuleler aşırı ağırlık gerektiren ve derinlere açılacak sondajlar için tercih ediliyor. Mobil kuleler genelde teleskopik yapıya sahiptir ve en ciddi avantajları, lojistik özellikleridir. Günümüzde mobil kuleler de derin sondajlar için kullanılabilir hale geldi. Örnek olarak bir mobil kule ile 4,5 inçlik standart tijlerle 2500 metreye inilebiliyor (8 halat 175 ton kanca yükü kapasitesi, 800 HP drawwork), bir başkası ise 5 inçlik tijlerle 7000 metreye (12 halat 450 ton kanca yükü kapasitesi, 2600 HP drawwork) sondaj yapılabiliyor Sondaj kulelerindeki ciddi gelişmelerden bir tanesi, uzun yıllar standart olarak kullanılan döner masa ve kelly ile tork uygulama sistemlerinin yerine top-drive (tepeden tahrikli) sistemlerin tercih edilmeye başlanmasıdır. Top-drive sistemi, kelly ve döner masanın tek bir bünyede birleşimi ile oluşmuş bir araçtır. Genelde DC motora sahip olup, herhangi bir kelly’ye ihtiyaç duymadan dizi dönüşünü sağlar ve herhangi bir aracı boru olmadan tijlerle doğrudan temas halindedir. Fırdöndüye bağlıdır. Top-drive sistemlerde hidrolik ve/veya elektrik gücü ile çalışan tork anahtar sistemi, ayrıca konvansiyonel elevatörler bulunur. Böylece manevralar sırasında tij bağlantı elemanlarının birleştirilip ayrıştırılmasına katkı sağlar. Top-drive sistemlerin döner masaya göre en önemli avantajı, traşlama (reaming) veya manevra sırasında akışkan sirkülasyonuna imkan tanımasıdır. Özellikle derin sondajlarda karşılaşılan ve son yıllarda kulelerde sıkça kullanılan bir başka yenilik, manevra sırasında veya muhafaza borusu inişi esnasında kulenin yukarısında (monkeyboard) ihtiyaç duyulan derrickman yerine daha hassas ve etkin çalışan ve genelde hidrolik-elektrikli bir mekanizmaya sahip “stabmaster” denilen araçların kullanılmasıdır. Bu teknolojinin avantajı, kuyu merkez noktasını son derece hassas olarak tespit edebilmesi ve monkeyboard üzerinde kimsenin bulunmasına gerek duyulmamasıdır. Bir başka kullanışlı yenilik, tijlerin birleştirilip ayrıştırılması için kullanılan standart manuel tonglar yerine “power tong” denilen elektrikli sistemlerdir. Bu sistemlerin en önemli avantajı, sistemin uygulayacağı tork miktarının tijlerin azami birleştirme torkuna göre ayarlanabilmesi, böylece bağlantı omuzlarına zarar verme riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Bir başka kullanışlı yenilik, tijlerin birleştirilip ayrıştırılması için kullanılan standart manuel tonglar yerine “power tong” denilen elektrikli sistemlerdir. Matkaplar: Özellikle metalurji ve nanoteknoloji alanındaki gelişmeler, matkap dayanımları ile doğrudan ilgili birçok pozitif gelişmenin önünü açtı. Aynı zamanda, bilgisayar teknolojisinde meydana gelen paralel gelişmeler, sonlu eleman tekniklerinin her alanda kullanılabilir simülatörler halinde piyasaya sürülmüş olması da matkap yapılarında, diş şekillerinde ve yerleşim noktalarında, nozul yapılarında ve nozul dizilimlerinde ciddi optimizasyonların yapılabilmesine olanak sağladı. Böylece kusursuz sayılabilecek matkaplar ortaya çıktı. Özellikle kesici diş yapıları ve metalurjileri ile ilgili radikal birtakım değişiklikler meydana geldi. Kesici dişlerin alt bölümü tungsten karbit destek yapısından oluşuyor, üst kısımları elmas tablalarla kaplanıyor. Ayrıca, bu iki malzemenin temas yüzeyleri düzlemsel değil, girintili çıkıntılı bir yapıya sahip. Böylece kesici diş üzerindeki gerilim dağılımı, daha uzun süreli ve etkili sondaj imkanı sağlıyor. Konili matkapların gövde bölümlerindede birtakım alaşım ve şekilsel gelişmeler uygulandı.

Özellikle sert formasyonların delinmesi ve traşlama (reaming) operasyonları sırasında meydana gelen gövde aşınmalarının önüne, gövde koruma tasarımları ile başarılı bir şekilde geçildi. Günümüzde matkap firmaları, formasyonların litolojik özelliklerine, formasyonların jeolojik yapısına, formasyonların içerdiği akışkanlara, formasyonların sertliğine, kullanılan sondaj çamuruna, uygulanacak sondaj değişkenlerine göre birçok parametreye bağlı olarak en uygun ve ekonomik matkap seçeneğini sunabiliyor. Aynı koşullar için hem PDC, hem konili matkap önerilebiliyor, matkap seçimleri genelde firmaların tercihi veya “uzman algoritmalar” adı verilen, çoğunlukla yapay zeka unsurları içeren yazılımlar yardımıyla da yapılabiliyor.

DÜNYA SONDAJ MAKİNELERİ İHRACATI 34,4 MİLYAR DOLAR

Birleşmiş Milletler (BM) İstatistik Bölümü verilerine göre, 2012 yılında 34,6 milyar dolar olan dünya geneli sondaj makineleri ihracatı, 2013 yılında yüzde 0,7 azalarak 34,4 milyar dolar seviyesine geriledi. İhracat listesinin ilk sırasında bulunan ABD, 2013 yılında 8,7 milyar dolar değerinde sondaj makinesi ihraç etti. 2012 yılında bu rakam 9,1 milyar dolar seviyesindeydi. ABD’nin sondaj makineleri ihracatı yüzde 4,5 azaldı. Listenin ikinci sırasındaki Çin 2012 yılında 4,7 milyar dolar değerinde sondaj makinesi ihraç ederken, 2013 yılında bu rakam yüzde 0,7 azalarak 4,6 milyar dolar olarak kayda geçti. En fazla sondaj makinesi ihraç eden ilk 10 ülke listesinin üçüncü sırasındaki Singapur 2013 yılında 4,6 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi. 2012 yılında Singapur’un sondaj makineleri ihracatı 4,5 milyar dolar seviyesindeydi. Singapur’un sondaj makineleri ihracatı 2013 yılında yüzde 3,9 arttı. Türkiye, dünya geneli sondaj makineleri ihracatı listesinin 37. sırasında yer alıyor. 2012 yılında 90 milyon dolar değerinde sondaj makinesi ihraç eden Türkiye’nin ihracatı, 2013 yılında yüzde 29,9 azalarak 60 milyon dolar oldu. En fazla sondaj makinesi ihraç eden ilk 10 ülke listesinde, 2012 yılına göre ihracatını en fazla artıran ülke ise yüzde 320,9 ile İspanya oldu. İspanya 2012 yılında 300 milyon dolar değerinde sondaj makinesi ihraç ederken bu rakam 2013 yılında 1,4 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. BM İstatistik Bölümü verilerine göre, dünya ölçeğinde sondaj makineleri ithalatı 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,2 azaldı. 2012 yılında 31,4 milyar dolarlık sondaj makinesi ithal edilirken 2013 yılında bu rakam 31,1 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Singapur, 2013 yılında 3,3 milyar dolar rakamıyla en fazla sondaj makinesi ithal eden ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında yer aldı. Singapur’un 2012 yılı sondaj makineleri ithalatı 3,8 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Söz konusu ülkenin 2013 yılında ithalatı yüzde 14,3 azaldı. Listenin ikinci sırasında ise ABD bulunuyor. 2012 yılında ABD 2,9 milyar dolar değerinde sondaj makinesi ithal ederken bu rakam 2013 yılında, yüzde 14,6 azalarak 2,4 milyar dolara geriledi. Suudi Arabistan, dünya geneli sondaj makineleri ithalatı listesinin üçüncü sırasında yer alıyor. 2013 yılında Suudi Arabistan’ın sondaj makineleri ithalatı yüzde 0,2 azalarak 1,3 milyar dolar oldu. Türkiye, 2013 yılında dünya geneli sondaj makineleri ithalatı listesinin 31. sırasında bulunuyor. En fazla sondaj makinesi ithal eden ilk 10 ülke listesinde, 2013 yılında bir önceki yıla oranla ithalatını en fazla artıran ülke ise yüzde 92,6 ile Irak oldu. Irak 2012 yılında 400 milyon dolar değerinde sondaj makinesi ithal ederken, 2013 yılında bu rakam 800 milyon dolar olarak kaydedildi.

TÜRKİYE’NİN SONDAJ MAKİNELERİ İHRACATI ARTIYOR

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin sondaj makineleri ihracatı 2014 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 54,4 artarak 87,5 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 56,7 milyon dolardı. Türkiye 2014 yılında en fazla İtalya’ya sondaj makineleri ihracatı gerçekleştirdi. 2013 yılında İtalya’ya 4,8 milyon dolarlık ihracat edilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 269,2 artarak 17,8 milyon dolara yükseldi. Listenin ikinci sırasında ise Romanya bulunuyor. Türkiye’nin Romanya’ya yönelik sondaj makineleri ihracatı 2014 yılında 11,9 milyon dolar oldu. 2013 yılında bu rakam 1,2 milyon dolardı. Romanya’ya yönelik sondaj makineleri ihracatı yüzde 882,7 arttı. Listenin üçüncü sırasında bulunan İsrail’e 2013 yılında sondaj makinesi ihraç edilmezken söz konusu ülkeye 2014 yılında 6,2 milyon dolar değerinde ürün gönderildi. Türkiye’nin 2014 yılında sondaj makineleri ihracatını yüzde 1.253,2 ile en fazla artırdığı ülke ise Afganistan oldu. Türkiye 2014 yılında en fazla diğer delme/ sondaj makinelerinin aksam, parçaları kaleminde ihracat gerçekleştirdi. 2013 yılında söz konusu mal grubunda 33,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 96,5 artarak 65,3 milyon dolar seviyesinde kaydedildi. Listenin ikinci sırasında yer alan diğer delme/sondaj makineleri ürün grubunda 2014 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 12,7 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 13,1 milyon dolardı. Diğer delme/sondaj makineleri ürün grubundaki ihracat yüzde 3,2 azaldı. Listenin üçüncü sırasındaki kendinden hareketli delme/ sondaj makineleri kalemindeki ihracat 2013 yılında 9,4 milyon dolar seviyesindeyken, 2014 yılında bu rakam yüzde 6,6 azalarak 8,8 milyon dolar oldu.

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin sondaj makineleri ithalatı 2013 yılında 260,6 milyon dolarken bu rakam, 2014 yılında yüzde 8,4 azalarak 238,6 milyon dolar olarak kaydedildi. Türkiye 2014 yılında 59,6 milyon dolarla en fazla ABD’den sondaj makineleri ithal etti. 2013 yılında söz konusu ülkeden gerçekleştirilen ithalatın değeri 51,7 milyon dolardı. Türkiye’nin 2014 yılında ABD’den gerçekleştirdiği ithalat yüzde 15,3 arttı. Listenin ikinci sırasında bulunan Çin’den 2013 yılında 17,5 milyon dolarlık sondaj makinesi ithal edilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 130,3 artarak 40,3 milyon dolar olarak kaydedildi. Üçüncü sırada bulunan İsveç’ten 2014 yılında 25,6 milyon dolar değerinde sondaj makinesi ithal edildi. 2013 yılında Türkiye’nin söz konusu ülkeden gerçekleştirdiği sondaj makinesi ithalatı 27,2 milyon dolardı. 2014 yılında Türkiye’nin İsveç’ten gerçekleştirdiği sondaj makinesi ithalatı yüzde 6,1 azaldı. Türkiye’nin 2014 yılında sondaj makineleri ithalatını en fazla artırdığı ülke yüzde 292,5 ile Romanya oldu. Romanya’dan 2013 yılında 1,7 milyon dolar değerinde sondaj makinesi ithal edilirken 2014 yılında bu rakam 6,9 milyon dolar değerine yükseldi. Türkiye 2014 yılında en fazla delme/sondaj makinelerinin aksam, parçaları kaleminde ithalat gerçekleştirdi. Söz konusu ürün grubunda 2013 yılında 115,7 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilirken bu rakam 2014 yılında, yüzde 3,4 artarak 119,7 milyon dolar oldu. Listenin ikinci sırasında bulunan kendinden hareketli delme/sondaj makineleri kaleminde 2014 yılında 74 milyon dolar değerinde ithalat gerçekleştirildi. 2013 yılında bu rakam 124,4 milyon dolardı. Kendinden hareketli delme/sondaj makineleri ürün grubundaki ithalat yüzde 40,5 azaldı. Listenin üçüncü sırasındaki diğer delme/sondaj makineleri kaleminde 2013 yılında 19,7 milyon dolar değerinde ithalat gerçekleştirilirken bu rakam 2014 yılında yüzde 125,1 artarak 44,4 milyon dolar seviyesinde kaydedildi.

“NİTELİKLİ ELEMAN VE EĞİTİM SEKTÖRÜMÜZÜN TEMEL SORUNLARIDIR”

TARIK İSTER SONTEK SONDAJ EKİPMANLARI GENEL MÜDÜRÜ

“Sondaj makineleri, ağırlıklı olarak; petrol, doğal gaz, jeotermal ve su kuyularının açılmasında; maden arama, delme, patlatma sondajlarında; sismik araştırmalarda; yol, baraj, gibi inşaatlarda; ankraj ve mini ile fore kazık işlerinde kullanılır. Firmamız petrol, doğal gaz, jeotermal, maden arama ve enjeksiyon sondajı kuruluşlar için “pdc bit” adı verilen sondaj matkapları üretiyor. İleri teknolojiye sahip bu ürünle daha hızlı, daha güvenli ve tamir edilebilme özelliğiyle daha ekonomik sondaj yapılabiliyor. Bu kapsamda kendi ürünümüz dışında, rakip firmaların ürünlerini de tamir ederek enerji sektörüne yatırım yapan firmalara ciddi bir tasarruf sağlıyoruz. Ayrıca bütün sondaj operasyonlarında kullanılan makine ve ekipmanların ithalat, ihracat ve dahili satışını da gerçekleştiriyoruz. Firmamız, ürünlerini daima stok kapsamında bulundurarak müşterilerini, ekipman eksiğinden kaynaklanan gecikmelerin yol açtığı yüksek maliyetlerden de kurtarıyor. Ülkemizde su ve temel sondajı konusunda birçok üretici faaliyet gösterirken petrol, gaz ve jeotermal gibi derin sondajlar için tek bir üretici mevcuttur. Kendilerini sürekli olarak geliştirdiğine tanık olduğumuz bu firma dışında sektöre yatırım yapılmaması; organizasyon eksikliği, teknoloji takibi alanındaki yetersizlik, sektörün duayeni diyebileceğimiz tecrübeli sondaj mühendislerinin bilfiil sondajın başında bulundukları için bu tür yatırımlara önayak olamamaları gibi çeşitli sebeplerle açıklanabilir. Ülkemizde sondaj yapan bazı yabancı firmaların portföyünde de hatırı sayılır miktarda makine ve ekipman bulunduğunu da hesaba katacak olursak, sondaj pazarının büyüklüğü konusunda bir rakam telaffuz etmez bir hayli zorlaşır. Nitelikli eleman, eğitim ve organizasyon eksikliği sektörde öne çıkan en önemli eksiklikler arasında yer alıyor.”

“AR-GE’YE ODAKLANARAK YERLİ MAKİNELER ÜRETMELİYİZ” Vural ERBİLGİN

Pİ Makina Yönetim Kurulu Başkanı

“Ar-Ge alanında ülkemizin önde gelen üniversiteleriyle işbirliği yapan firmamız makinelerin mukavemet, titreşim, gürültü, mekanik tasarım ve hidrolik alanlarında birçok yeni proje üzerinde çalışıyor. ‘Yüzde 100 Yerli üretim’ sloganıyla yola çıkan Pi Makina, uzun yıllardır geliştirdiği teknolojik altyapısıyla faaliyet gösterdiği alanlarda katma değeri yüksek ürünleri müşterilerine sunmayı sürdürecek. Firmamız tarafından üretilen yerli derin petrol sondaj kulesi de bu çalışmanın bir sonucudur. Kulemiz 7 bin metreye kadar sondaj yapabiliyor. Sondaj makinesinin en büyük özelliği otomatik olmasıdır. Sondaj yaparken toprağa boruları otomatik olarak yerleştiriyor ve sökebiliyor. Bu tarz kulelerde normalde çok fazla işçi çalışıyor fakat geliştirdiğimiz teknolojiyle bu makine hepsini kendi yapıyor. Makine parçalarının yüzde 90’ı yerli üretimdir. Tasarımının ise yüzde 100’ünü firmamız geliştirdi. Yerli üretimde maliyetler yarıya yarıya azaldı. Yurt içinde kullanılan kulelerimiz yurt dışından da ciddi talep görüyor. Ar-Ge birimimizin katkılarıyla sondaj makineleri sektörüne katma değeri yüksek ürünler kazandırmayı sürdüreceğiz. Yaptığımız geliştirmelerin başlangıç noktası müşteri beklentileridir. Her veri kayıt altına alınarak bir veritabanı oluşturulur. Bununla beraber yapılan çalışmalarda önce sorunlar giderilir. Daha sonra da makinelerin daha sorunsuz ve daha verimli çalışması için yapılması gerekenler kararlaştırılır. Tüm bunların sonucunda eski ürünler günümüz koşullarına ayak uyduracak hale gelir. Yeni ürünler de kusursuza yakın bir noktada piyasaya sunulur. Geçtiğimiz yıllarda kazıcı yükleyicilerden, mini yükleyicilere, greyderden ekskavatörlere birçok ürün grubu imal eden Pi Makine olarak 2015’de sadece iş makineleri imalatı yapacak yeni üretim tesislerini hizmete sokmayı planlıyoruz Vizyonumu doğrultusunda 2015 yılında da yeni yatırımlarla büyümemizi sürdürmek istiyoruz.”