Türkiye’nin kısa vadeli hedeflere odaklanmak yerine küresel rekabet gücümüzü yükseltecek başka bir strateji uygulanması gerekiyor. Bu strateji Türkiye’yi yurt dışından teknoloji ithal eden bir ülke olmaktan çıkarıp, teknoloji ve inovasyon konusunda üst sınıf bir ülke haline getirme fikrine dayanıyor. Bu anlamda makine sektörü, Türkiye’deki en güçlü ve en önemli sektör olarak öne çıkıyor. Dünyada teknolojik ilerlememizi engelleyen çok güçlü stratejiler var. Standartlar genellikle Almanya tarafından belirleniyor ve Almanya teknoloji düzeyi bakımından, gelişmekte olan ülkeleri kontrol ediyor. İstedikleri zaman maliyetlerinizi ve masraflarınızı nasıl artıracaklarını biliyorlar. Alman hükümeti, diğer ülkelerin kendi teknolojilerini geliştirmelerine izin verirlerse güç ve nüfuz kaybına uğrayacaklarını düşünüyor. Biz, Türk makine sektörünün Avrupa’ya bir tehdit oluşturmasını değil, hem Avrupa’yı hem de Türkiye’yi güçlendirmesini istiyoruz. Kısa vadeli çıkarlar değil, uzun vadeli menfaatler ve işbirliği istiyoruz. Makine Tanıtım Grubumuz da bu kapsamda, dünyaya makinelerimizin kalitesini avantajlarını anlatmak için yoğun bir faaliyet gösteriyor. Avrupa’da orta teknoloji alanındaki bir rekabet söz konusu. Bu yıl Almanya’daki Türk ve Avrupalı makine firmalarının içinde yer aldığı bir birlik kurmayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl da aynı oluşumu ABD’de hayata geçirmek istiyoruz. Sektörümüzü yerel değil küresel bir imalatçı olarak görüyoruz. Avrupalı imalatçıların standartlarını yükseltebilecek ve Avrupalı yatırımcıların faydalanabileceği ürünlerimiz var. Çok daha iyi ürünler imal etmeye çalışıyoruz. Bilim Kurulunda yer aldığım Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) çatısı altında da makine sektörüne yönelik Ar-Ge çalışmalarını destekliyoruz. Bu çerçevede de tek başımıza hareket etmek yerine, Avrupa’yla işbirliği içinde yeni çalışmalara imza atmak istiyoruz.