Eğitim kalitesini daha iyi noktalara taşıyarak, sanayi kuruluşları yanında devlet kurumlarıyla da yakın işbirliği içinde, bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlayacak bir bölüm olmak istediklerini aktaran Prof. Dr. Osman Yılmaz; dinamik akademisyen kadrosuyla gelişen teknolojilere ayak uydurabilmek için aralıksız çalıştıklarını belirtti. Son yıllarda Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi adına önemli adımlar atıldığını vurgulayan Yılmaz, Namık Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünün birçok sanayi projesini başarıyla tamamladığını, farklı projeler üzerinde ise çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Bölümün yapısıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Osman Yılmaz, kuruluş amaçlarını ve hedeflerini paylaştı.

Namık Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdi?

Bölümümüz 1993-1994 öğretim yılında açıldı. 2003-2004 öğretim yılındaysa ilk lisans öğrencilerini kabul etti. Lisans ve lisansüstü seviyede temel hedeflerimiz çağdaş ve kapsamlı, makine mühendisliği eğitimi vermek; nitelikli, özgün ve yenilikçi araştırmalar yaparak bilimsel ve teknolojik gelişime katkı sağlamak, sanayi kuruluşları yanında devlet kurumlarıyla da yakın işbirliği içinde bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlamaktır.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz 11 yıllık geçmişi olmasına rağmen dinamik kadrosuyla sürekli kendini yenileyip geliştiriyor. Önceliğimizi lisans eğitiminde kalitemizi yükseltmeye verdik. Gerek TÜBİTAK gerekse farklı kurumlarla birlikte yürüttüğümüz bilimsel araştırma projeleriyle öğrencilerimizin pratik uygulamalara yönelik tecrübelerini artırmaya çalıyoruz. Laboratuvar imkanlarını en iyi hale getirip öğrencilerin laboratuvar ortamında daha çok vakit geçirmesini sağlıyoruz. Bunların yanı sıra akademisyenlerimiz; toz metalurjisi, talaşlı üretim teknikleri, fiber takviyeli kompozit malzemeler, kurutma teknikleri, sonlu elemanlar ile analiz konularında bilimsel çalışmalarını sürdürüyor.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Namık Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü konumu gereği sanayi bölgesiyle iç içedir. Bunu avantaja çevirerek bölgedeki sanayi kuruluşlarının nabzını iyi tuttuğumuz kanaatindeyim. Sanayiden gelen talep ve beklentiler doğrultusunda eğitim anlayışımızı şekillendiriyor, öğrencilerimizin iş yaşamına uyum sağlamalarını kolaylaştırıcı adımlar atıyoruz. Özellikle teknik altyapımızı sanayiye uyumlu hale getirerek öğrencilerimize çağdaş eğitim olanakları sunuyoruz. Fakültemizde yer alan öğrenci toplulukları da düzenli olarak her yıl farklı sektörlerden öncü firmaların yetkililerini üniversitemize davet ediyor, bu kişilerin bilgi, birikim ve mesleki tecrübelerinden en iyi şekilde faydalanabilecekleri ortamı yaratıyor. Böylece firmalarla öğrencilerimizin kaynaşması sağlandığı gibi uzmanlarla birebir tartışma ve fikir alış verişinde bulunma şansı doğuyor. Firma temsilcileri yeni üretim teknolojileri konusunda bilgilerini paylaşırken üniversitemizle öğrencilerimizden beklentilerini direkt olarak aktarma fırsatı buluyor. Üniversitemiz ve sanayi kuruluşları arasında kurulan bu iletişim köprüsü özellikle dördüncü sınıf öğrencilerimize verdiğimiz seçmeli ders içeriklerini şekillendirmemizde etkili oldu.

Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

Bölüm öğrencilerimizin eğitim niteliğinin artırılması için aralıksız çalışmayı sürdürüyoruz. Özellikle son sınıf öğrencilerimizin yıl içi ve bitirme projelerinde uygulamaya ağırlık vermelerini sağlayarak üretim sürecine dahil olmaları için çaba harcıyoruz. Proje bazlı çalışmalarında yapılan işi ve ürünü somut olarak görmelerini amaçlıyoruz. Öğrencilerimiz de farklı proje ekiplerinde görev alarak bölümlerinde edindikleri teorik bilgilerini uygulama imkanı buluyor. Örneğin öğrencilerimiz toz metalürjisi laboratuvarında farklı güçlendirici tozlar kullanarak malzemelerin aşınma dirençlerini artırıp bu malzemelerin içyapılarındaki değişimleri, malzeme laboratuvarındaki optik mikroskop ile inceleyebiliyor. Aynı laboratuvarda ürettikleri malzemenin sertlik gibi mekanik özelliklerini bulabiliyor. Ya da mekanizma tekniği dersinde almış olduğu teorik bilgiyle hidrolik ve pnömatik laboratuvarında farklı mekanizmalar yaratıp bunları simule edebiliyor. Bünyemizde bulunan üç eksenli CNC makineyle çeşitli formlarda parçalar üretip metal işleme sırasında karşılaşılan problemleri bire bir gözlemleyebiliyor. Ayrıca öğrencilerimiz CNC ve diğer konvansiyel makinelerle çeşitli plastik enjeksiyon kalıpları yapabiliyor ve bu kalıpları plastik enjeksiyon makinesine bağlayıp plastik üretimi yapabiliyor. Böylece plastik enjeksiyon teknolojisini de lisans eğitimi sırasında uygulamalı öğrenme şansı buluyor.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Namık Kemal Üniversitesini seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

Mühendis adayları bölümümüzü nitelikli eğitim odaklı dinamik kadrosu sebebiyle tercih ediyor. Bunun yanı sıra konumumuz gereği sağladığımız staj imkanları ve bilimsel projelerde üstenecekleri sorumluluklar da öğrencilerin ilgisini çekiyor. Öğrenci topluluklarında sunulan sosyalleşme olanağı, kendilerini daha iyi ve doğru ifade edebilme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar, bölümümüzü öne çıkarıyor. Ayrıca İstanbul’a yakınlığımız sebebiyle hafta sonları bu şehirdeki sosyal aktivitelere de katılabilme imkanı öğrencilerin tercihlerinde Namık Kemal Üniversitesini üst sıralara taşıyor.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Bölümümüzde eğitim alan öğrencilerin lisans diplomasına hak kazanabilmeleri için 60 iş günü staj yapmaları zorunludur. 60 iş günlük staj içerik olarak genel atölye, işletme-organizasyon ve mühendislik uygulamaları stajlarından oluşur. Bu stajlar ayrı ayrı 20 iş günüdür. Eğitim müfredatımız içinde zorunlu hale getirdiğimiz bu güçlü staj yönergesi kapsamında öğrencilerimiz, özellikle yazları sanayi kuruluşlarında kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Stajların yanı sıra istekli öğrencilerimiz öğretim üyelerinin yürüttüğü sanayi projelerinde de çalışma şansına sahip oluyor.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Namık Kemal Üniversitesi, bölgesindeki önemli sanayi kuruluşlarının Ar-Ge ekipleriyle ortaklaşa projeler geliştiriyor. Öğretim üyelerimizin firma temsilcileriyle enerji, makine ve malzeme konularında sürdürdüğü projeler TEYDEB ve KOSGEB desteklerinden yararlanıyor. Bölüm olarak çok sayıda bilimsel çalışmayı başarıyla tamamladık ve somut ürün olarak sanayimize kazandırdık. Proje faaliyetlerimizde öğretim üyelerimizin yanında yüksek lisans ve lisans öğrencilerimiz de stajyer olarak görev alarak katkı sunuyor. Hali hazırda bölümümüz, altı TEYDEB ve iki adet KOSGEB projesi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Ülkemizde üniversite-sanayi işbirliği konusunda son yıllarda yaşanan gelişmeyi rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Bunun temel nedeni Türk sanayicisinin problemlerini artık deneme yanılma yöntemlerini kullanarak çözmek yerine bilimsel yöntemleri ve verileri tercih etmeye başlamasından kaynaklanıyor. Uluslararası rekabet içinde kendilerini geliştirmek isteyen sanayicilerimiz, bilimsel bilginin üretim süreçlerine dahil edilmesinin önemini kavramaya başladı. Türk sanayisi düşük ve orta düzey teknoloji sarmalından kurtulup yüksek teknoloji üretebilme, katma değeri yüksek ürünleri dünya pazarlarına sunabilme gayesi taşıyor. Bu hedeflere ulaşmak içinse bilimsel bilgiden faydalanmak dışında daha akılcı bir yol bulunmuyor. Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı ile TÜBİTAK, üniversite- sanayi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik sunulan teşvik ve destekleri artırdı. Gelişmiş sanayi ülkelerindekine benzer bir yapının uygulanması için adımlar atıyor. Özellikle Ar- Ge çalışmaları kapsamında üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanmasının bir zorunluluk olduğu herkesin malumudur. Ülkemizde de bunun hem üniversiteler, hem de sanayi kuruluşları tarafından kabul edilmeye ve bu kültürün oluşmaya başlamasını çok önemsiyoruz. Birlikte daha iyiye ulaşabileceğimizi unutmadan üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi noktasında hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeliyiz.