ADASO’da sekiz yıldır çalışmalarını sürdüren Fırat Karalı, 2012 yılından bu yana Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstleniyor. Adana Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezinin de (Adana-ÜSAM) Yönetim Kurulu Başkanı olan Karalı; Adana sanayisinin güçlü biçimde daha ileri seviyelere taşınması, hak ettiği yere kavuşabilmesi için yönetim kurulu olarak önemli adımlar attıklarını belirtiyor. Sanayi odalarının yönetim kademelerinde etkin rol alan makine sektöründen gelen isimlerin görüşlerine yer verdiğimiz sayfalarımızın bu ay ki konuğu olan Fırat Karalı, bölge sanayisinin yapısı ADASO’nun çalışmaları ve hedefleriyle ilgili bilgi verdi.

Fırat Karalı kimdir? Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Makine mühendisliği eğitimi aldım. 1978- 2001 yılları arasında Temsa firmasında çalıştım. 2002 yılında ayrılarak ortağımla birlikte KSG Makine firmasını kurduk. Adana’da faaliyet gösteren tesislerimizde muhtelif iş makinesi parçaları, rüzgar kuleleri, cebri borular gibi ürünler imal ediyoruz. Adana Sanayi Odasında sekiz yıllık yönetim kurulu üyeliğinin ardından Temmuz 2012’den itibaren Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev alıyorum. Ayrıca Adana Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezinde (Adana-ÜSAM) dört yıllık yönetim kurulu üyeliğimin ardından 2009 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildim.

ADASO’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendiğiniz tarihten bu döneme kurumunuzun çalışmalarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Adana Sanayi Odası olarak üretimin, ihracatın ve istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalarda öncü rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Adana sanayisinin güçlü biçimde daha ileri seviyelere taşınması, hak ettiği yere kavuşabilmesi için yoğun bir çalışma temposu içinde hareket ediyoruz. Başta ilgili bakanlıklar, yerel yönetimler olmak üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine (TOBB) bağlı odaların ve borsaların yanı sıra kentin diğer tüm dinamikleriyle işbirliği içerisinde, yatırım ortamı sağlamaya yönelik sinerji yaratma çabası içindeyiz. Adana’da faaliyet gösteren diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde, ilimizin sorunlarını tespit edip çözümü için hemen hemen her platformda büyük bir gayret göstermeye çalışıyoruz. Adana’da üretimin, istihdamın, ihracatın artırılması doğrultusunda çalışmalarımız devam ediyor. Firmalarımızın dış ticaret konusundaki bilgi taleplerini yerine getirmeye, nitelikli eleman sorunlarını çözmeye yönelik önemli adımlar atıyoruz. Kümelenme mantığı çerçevesinde UR-GE projelerinin ve bu imkanlardan yararlanan firmaların sayısını da artırmaya çalışıyoruz. Bölgemiz için en büyük yatırım fırsatlarından sayılan Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin kurulumunda Adana’daki firmaların tedarik zincirinde yer almaları için çalışmalarımıza hız verdik. Adana ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağına inandığımız Ceyhan Enerji Endüstri İhtisas Bölgesinin hayata geçirtilmesine yönelik olarak ilgili bakanlıklar nezdinde girişimlerimiz de devam ediyor. İlimizde üniversitesanayi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik olarak Çukurova Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü ile yaptığımız işbirliğini bu yıl aynı üniversitenin endüstri mühendisliği bölümüyle de gerçekleştirdik. Bu işbirliğini diğer bölümlere de yayarak öğrencilerin son dönemlerini işletmelerde geçirecekleri etkin bir staj sistemi kurmak istiyoruz.

ADASO’nun öncelikli hedefleri ve geleceğe dönük planları nelerdir?

ADASO olarak ilimizin refah seviyesinin artması, Adana’nın üretim üssü ve yatırım merkezi haline getirilmesi, artacak küresel rekabet gücüyle tüm dünyaya ihracat yapan bir kent haline gelmesi en öncelikli hedefimizdir. Bu amaçla önemli bir mücadele yürütüyoruz.

Adana’nın ihracatında lokomotif sektörler hangileridir? Adana merkezli ihracatın ülke ekonomisine katkısını nasıl görüyorsunuz?

Adana’nın ihracatında lokomotif sektörler arasında tekstil ve hammaddeleri, kimyevi maddeler ve mamulleri, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ile mamulleri ilk üç sırada yer alıyor. Bunları sırasıyla su ürünleri ve hayvansal mamuller, çelik, mobilya, kağıt ve orman ürünleri, otomotiv endüstrisi, hazır giyim ve konfeksiyon, makine ve aksamları takip ediyor. Köklü ve güçlü sanayi geçmişine sahip Adana, yıllık 2 milyar dolarla en fazla ihracat yapan 10’uncu şehir konumundadır. Bunu yeterli görmüyoruz. Kısa ve orta vadede yıllık ihracatın 5 milyar dolar, 2023 yılında ise 15 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını, en çok ihracat yapan iller sıralamasındaysa ilk beş arasında yer almayı hedefliyoruz. Adana’da tekstil sanayisinde çok gelişmiş modern entegre tesislere, gıda üretiminde Türkiye markalarına, makine imalat sanayisindeyse yurt dışına komple fabrikalar kurabilen işletmelere sahibiz. Firmalarımız, otomotivden elektronik karta, makineden mobilyaya, yemeklik yağdan meyve suyuna kadar yüzlerce farklı alandaki üretimiyle dünya pazarlarında talep görüyor.

Adanalı sanayicilerin ve ihracatçıların yaşadığı temel sorunları sıralayabilir misiniz? Çözüm noktasında hangi adımların atılması gerekiyor?

Kentimizin en önemli sorunlarından biri mevcut teşvik sistemidir. Halihazırdaki sistem özellikle çevre illerle kıyaslandığında Adana için yatırım anlamında önemli bir handikap yaratıyor. Teşvik sisteminin revize edilmesi ve ilçeler bazında yeniden belirlenmesine yönelik olarak önemli girişimlerimiz oldu. Nitelikli işgücü talebinin karşılanması noktasında üniversite ve meslek liseleriyle işbirliği içinde çalışmalarımız devam ediyor. Böylece ilimizdeki yüksek işsizlik oranlarını da azaltmayı planlıyoruz. İhracat, ADASO’nun öncelikli alanlarından biridir. Bu al

andaki bilgi eksikliklerinin giderilmesine yönelik olarak sürekli eğitimler organize ediyoruz. Önümüzdeki dönemlerde firmaların ihtiyaç duyacakları belirli yurt dışı pazar bilgilerini oda bünyesindeki çalışanlarımız vasıtasıyla derleyerek üyelerimize ulaştıracağız. Sadece Adana için değil ülkemiz için büyük önem ve kent sanayi yapısını büyük ölçüde değiştirme potansiyeline sahip, bölgeyi önemli bir enerji üssü ve petro-kimya merkezi haline getirecek olan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde devam eden kamulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılarak, bölgenin kısa sürede faaliyete geçirilmesini önemsiyoruz. Adana’da iyi planlanmış, altyapısı oluşturulmuş, yatırım yapabilecek yeterli ölçüde sanayi arsası bulunması noktasında, sanayi ve yatırımlar için büyük sorun olarak gündeme gelen Zeytin Yasası, sanayi bölgelerinin gelişmesine izin verecek şekilde düzenle

nmelidir. Birçoğu hazine arazileri işgal edilerek, Adana Organize Sanayi Bölgesinin genişleme alanı olarak tahsis edilen bölgeye daha sonra dikilen zeytin ağaçları, bölgenin genişlemesine engel oluyor. Zeytin Kanunu gerekçesiyle bölge genişleyemediği için yatırımlar yapılamıyor. Zeytin Kanunu hükümleri Ceyhan’da kurulum çalışmaları tamamlanmakta olan organize sanayi bölgesinin faaliyete geçmesini engelliyor. Süresi dolan Islah Organize Sanayi Bölgesi Kanunundan yararlanamayan kentler için kanuna yeniden işlerlik kazandırılarak Mersin, Karataş ve Ceyhan yolları üzerindeki fabrikaların sanayi alanına dönüştürülmelidir. Kent içinde dağınık halde bulunan ve kent yaşamını olumsuz etkileyen işletmeler için kümelenme modeliyle küçük ve orta ölçekli sanayi siteleri oluşturulması da son derece önem arz ediyor.

Adana merkezli firmalar makine sektörünün gelişiminde etkili oldu mu?

Adana’da faaliyet gösteren makine firmaları alanlarında uzmanlaştı. Adana merkezli firmalar Türkiye’de imalat sanayisinin ve makine imalatının gelişimini de olumlu yönde etkiledi. Anadolu’da sanayileşmenin ilk başladığı bölgelerinden biri olan Çukurova’da ekonomik yapıyı belirleyen ana etken tarımsal üretim oldu. Bölgenin geniş ve verimli arazi yapısı tarımsal üretimi artırdı, bölgede tarıma dayalı endüstrinin gelişimi için uygun ortamı sağladı. Cumhuriyet öncesi dönemde tarımsal ürünleri hammadde olarak kullanan çırçır, un fabrikaları ve dokuma tesisleri gibi alanlarda uzmanlaşmış işletmeler kuruldu. Bölgede sanayileşmenin temelleri tarımın etkisiyle şekillendi. Makine ve ekipman imalatına ilişkin bölgedeki ilk girişim örneği yine tarımsal üretimin etkisiyle gerçekleşti. 1875 yılında Adana Taşçı Köyü çiftçilerinden Salih Efendi, uç demirli kültivatör denilen ziraat aletini “Tarakçı” namıyla bilinen dönemin ustasına yaptırdı. Bu girişim, modern anlamda bir imalat örneği sayılmasa da bölgedeki tarım makineleri sektörünün tarihi açısından özel bir önem taşıyor. Makine sanayisinin gelişimi bölgede imalat sanayisinin gelişimiyle de paralellik gösteriyor. 1950’li yıllarda ülke geneline hakim olan sanayileşme politikalarıyla birlikte sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların sayısı ve çeşitliliği arttı, firma ölçekleri büyümeye başladı. Bölgede kurulan büyük sanayi tesislerinin tamir ve yedek parça ikmalini sağlamak üzere oluşturdukları tamir atölyeleri, makine ve ekipman sanayisinin gelişiminde öncü rol oynadı. Makine sanayisi açısından üretim alt yapısı ve lojistik avantajları nedeniyle önümüzdeki süreçte Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yatırımların artmasına paralel olarak bölgemiz, yatırım malı temininde önemli bir üretim merkezi olma potansiyeline sahiptir.

Sanayi ve ticaret odalarının yönetim kurullarında makine sektöründen gelen isimler aktif görevler almaya başladı. Son dönemde makine üreticilerinin sivil toplum örgütlerinde ağırlığını hissettirmeye başlamasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Makine ve ekipman imalatı, yüksek değer yaratma potansiyeli ve stratejik özelliği nedeniyle ekonomik gelişimde öncelikli sektörler arasında yer alıyor. Günümüzde sivil toplum anlayışı, ülkelerin kalkınması için bulunduğumuz çağın en önemli kavramlarından birini oluştururken sivil toplum kuruluşları da ülkelerin ve kentlerin kalkınmasında etkin rol oynuyor. Sektör temsilcilerinin, özellikle ekonomi alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında etkin görev alması, makine ve ekipman sektörünün önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Gelecekte stratejik özelliğini sürdürecek olan sektörümüzden temsilcilerin, farklı kurum ve kuruluşlarda görev alması, sektör sorunlarının gündeme getirerek çözüm noktasında girişimlerde bulunması sevindiricidir.

Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedeflerini yakalayabilmesi için kısa, orta ve uzun vadeli öncelikleri neler olmalıdır?

Ülkemiz 2023 yılı için önüne önemli bir hedef koydu. Bu hedefe ulaşmak için bugün 150 milyar dolar seviyesindeki yıllık ihracatımızı üç kattan fazla artırmamız gerekiyor. Öncelikli olarak ihracatın yüzde 80’ini gerçekleştiren sanayi kesiminde önemli bir yatırım hamlesi yapılmalı, Ar-Ge faaliyetlerine ağırlık verilerek daha yüksek katma değerli ürünler geliştirilerek ihraç edilmelidir. Bu anlamda yatırımcıları heyecanlandıracak iyi planlanmış yeni bir teşvik sistemi en önemli itici güç olacaktır.

Makine Tanıtım Grubunun (MTG) Türk makinesi ve üreticisinin prestijini artırmaya yönelik çalışmalarıyla ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Türk makinesi ve üreticisinin prestijinin artırılmasına ve zorlu rekabet koşullarına hakim küresel pazarda destek olunmasına yönelik çalışmaları önemsiyorum. Makine ve ekipman sanayisi, 6 trilyon doların üzerindeki ticaret hacmi ile yaklaşık yüzde 11’lik paya sahip bulunurken petrol ve elektronik ekipmanlarından sonra en fazla ticareti yapılan üçüncü sektördür. Bu nedenle, makine sektörünün yurt dışında daha etkin bir şekilde tanıtılması son derece önemlidir. Sektörümüzün yurt içinde ve yurt dışında imajının geliştirilmesi için çalışmalar yapılması, markalaşma, Ar-Ge ve ortak tanıtım etkinliklerinin organize edilmesi, sektörümüzün geleceği ve küresel pazarlarda başarısı açısından da son derece yararlı olacaktır.