Avrupa Birliği’nin kurucu üyesi olan Belçika, birliğin merkezine de ev sahipliği yapıyor. Sanayi Devrimi’nin öncüsü ve dünyanın en gelişmiş pazar ekonomilerinden biri kabul edilen Belçika’da; çelik, tekstil, kimya, arıtma, gıda işleme, eczacılık, otomotiv, elektronik ve makine üretimi gibi geleneksel sektörler ekonomideki önemini koruyor. Coğrafi konumu, gelişmiş kredi, altyapı ve ulaşım olanakları, sermaye hareketlerindeki serbestlik, işgücü verimliliği gibi etkenler nedeniyle yabancı sermayenin çekim merkezi olan Belçika’ya, Türkiye 2014 yılında 184 milyon dolarlık makine ihraç etti.

Kuzeybatı Avrupa’da, Fransa ile Hollanda arasında bulunan ve Kuzey Denizine sınırı olan Belçika’nın kara sınırları uzunluğu 1.385 kilometre, deniz kıyısının uzunluğu ise 66,5 kilometredir. Belçika’nın yüzölçümünün yüzde 20’sini ormanlar, yüzde 28’ini ekilebilir alanlar, yüzde 29’unu diğer tarımsal alanlar ve yüzde 19’unu ise meskun bölgeler oluşturur. Ülkenin denize yakınlığı, iklimi büyük ölçüde etkiler. Hava, batı rüzgarlarının da etkisiyle genellikle kapalı, nemli, çoğunlukla da yağmurludur. Kışlar ılıman, yazlar ise serin geçer. Belçika’nın önemli akarsuları, Meuse, Scheldt ve Yser’dir. Ayrıca, Ren ve Seine Nehirlerinin kolları da, küçük akarsular olarak ülkeyi kat eder. Belçika’nın önemli gölleriyse Bütchenbach, Eupen, Gileppe, Robertville, Warfaaz, Nisramont ve Eau d’Heure’dir. Coğrafi konum, ülke ekonomisini ve ticareti büyük ölçüde etkiler. Ülkenin Almanya, Fransa, Hollanda ve Lüksemburg’a komşu olması; yaygın ulaştırma altyapısının ve özellikle, otoyolları, demiryolları ile iç su yolları ağının çok gelişmiş düzeyde bulunması ve ayrıca gelişmiş limanları, hava ulaşımı imkanları ülkenin önemli ticaret merkezlerinden biri olmasını sağlar. Bağımsızlığını yaklaşık 200 yıl önce kazanan Belçika, Batı Avrupa’daki en genç ülkelerden biridir. İsmini, yaklaşık iki bin yıl önce yaşamış olan Belgae adında bir Kelt boyundan aldığı düşünülen Belçika, tarihi boyunca Roma ve Germen idarelerinin etkisi altında kaldı. Günümüzde Fransızca ve Flamanca konuşulan bölgelerin sınırları da bu etki nedeniyle şekillendi. Daha sonra çeşitli defalar el değiştiren Belçika toprakları, 1519-1713 yılları arasında İspanyol, 1713-1794 yılları arasında ise Avusturya egemenliği altına girdi. Fransız İhtilali’nin ardından, 1795 yılında Fransa tarafından işgal edilen topraklar, Napolyon’un yenilgisinin ardından 1815 yılında düzenlenen Viyana Konferansı ile Hollanda Kralının hakimiyeti altında, Hollanda ve Lüksemburg’la birleştirildi. Belçika, Hollanda Krallığı’ndan 1830’da tarihinde ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında, 1915 ve 1940 yıllarında Alman işgaline uğrayan ülke, 1944 yılında yeniden özgürlüğüne kavuştu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Topluluğu’nun kurulmasına liderlik eden Belçika, şu anda AB’nin başkenti durumundadır ve aynı zamanda NATO’nun da merkezine ev sahipliği yapar. 1957 yılında Hollanda ve Lüksemburg ile birlikte Benelüks Ekonomik Birliği’ni kuran ülke, 20. yüzyılın son yarısında gelişerek, modern ve teknolojik yönden ileri bir seviyeye ulaştı. Hollanda, Lüksemburg ve Belçika ile 17 Haziran 2008 tarihinde Lahey’de yeni bir “Benelüks Anlaşması” imzaladı. Anlaşmayla bu üç ülke ekonomik faaliyetler, adalet, uluslararası ilişkiler ve sürdürülebilir kalkınma gibi alanlarda daha yakın işbirliği yapma kararı aldı. “Benelüks Ekonomik Birliği” olan mevcut ortaklığın adı “Benelüks Birliği” olarak değişti. Anayasal monarşi ile idare edilen Belçika’da, kral sembolik bir rol oynar. Kralın temel siyasi fonksiyonu, seçimler sonucunda ya da hükümetin istifa etmesi durumunda, yeni bir hükümet kurulması amacıyla görevlendirme yetkisine sahip olmasıdır. Kral, ülkede birleştirici bir rol oynayarak, ortak Belçika kimliğinin geliştirilmesi için çaba gösterir. 1970 yılında yapılan bir düzenleme ile idari yapısı federal hale getirilen Belçika, daha sonra yapılan anayasal düzenlemeler sonucunda, şu an mevcut üçlü federal yapıya kavuştu. 1993 yılında yapılan anayasal düzenlemeye göre, ülkede Brüksel-Başkent Bölgesi, Flaman Bölgesi ve Valon Bölgesi olmak üzere üç federal bölge bulunuyor. Belçika’da federal, bölgesel ve dil grupları bazında olmak üzere üçlü düzeyde, sorumlulukların kompleks bir şekilde dağıtıldığı bir yönetim sistemi uygulanıyor. Ülkenin yasama organı, 150 üyeli Temsilciler Meclisi ile 71 üyeli Senato’dan oluşan Federal Parlamentodur. Belçika’nın idari yapısı, Federal Hükümetin dışında dört farklı düzeyde idareden bir araya geliyor. Bunlar Topluluklar (Communes), Bölgeler (Regions), Eyaletler (Provinces) ve Belediyeler (Municipalites)’dir. Topluluklar, ülkede bulunan dil grupları bazında tanımlanarak Flamanca, Fransızca ve Almanca konuşan topluluklardan oluşuyor. Her topluluğun ayrı bir parlamentosu bulunuyor. Söz konusu parlamentoların yetki alanları kültür, eğitim, bilimsel araştırmalar ve bu konularla ilgili uluslararası ilişkileri kapsıyor. Bölgeler, Kuzeydeki Flaman Bölgesi, Güneydeki Valon Bölgesi ve Brüksel-Başkent Bölgesidir. Flaman Bölgesi, Flaman nüfusu içine alırken, Valon Bölgesi Fransızca konuşan Valonların yanı sıra, doğuda Almanca konuşan nüfusu da barındırıyor. Brüksel Bölgesi ise çoğunlukla Fransızca konuşulan bir bölgedir. Bölgelerin de kendi parlamentoları bulunuyor ve bu parlamentolar ekonomi, mali düzenlemeler, dış ticaret, tarım, enerji, bankacılık, istihdamın, bölgesel kalkınma, çevre, şehir planlaması ve bölgesel mevzuata ilişkin yetkiler taşıyor. Flaman Topluluğu ve Flaman Bölgesi Parlamentoları ve Hükümetleri birleştirildi, yetkiler tek parlamento ve hükümette toplandı. Buna karşılık, Fransızca ve Almanca konuşan Toplulukların Parlamentoları ile Valon Bölgesi Parlamentosu ayrı olarak muhafaza ediliyor.

Belçika, Flaman Bölgesi’nde beş ve Valon Bölgesi’nde beş olmak üzere toplam 10 eyalete ayrılıyor. Belediyeler, eyaletlere bağlı en küçük idarelerdir ve ülkede 589 belediye bulunuyor. 11,3 milyonluk bir nüfusa sahip olan Belçika, Avrupa’da, Hollanda’dan sonra en fazla nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerden biridir. Ülkenin kuzeyindeki, Flamanca konuşulan Flaman bölgesi, güneydeki Fransızca konuşulan Valon bölgesinden çok daha fazla nüfus yoğunluğuna sahiptir. 2007 itibariyle, Flaman Bölgesinde 6,3 milyon, Valon Bölgesinde ise 3,5 milyon kişi yaşıyor. Brüksel’in nüfusu ise, yaklaşık 1,8 milyondur. Batı Avrupa ülkelerinin çoğunda olduğu gibi, Belçika’da da son 30 yıldır düşen doğum oranları ve artan yaşam süresi nedeniyle nüfus giderek yaşlanıyor. Ülkenin nüfus artış hızındaki azalma, ülkeye yönelik göçler vasıtasıyla dengeleniyor. Ülkenin nüfusu, yılda yüzde 0,5 oranında artıyor. Yabancı nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı, özellikle İtalya, Fransa ve Hollanda’dan olmak üzere AB ülkeleri çıkışlıdır. AB dışından gelen yabancı nüfusun yüzde 60’ı da Fas ve Türkiye kökenlidir. Yapılan idari düzenlemeler ile sınırları belirlenen dil topluluklarından Flamanca konuşanlar ülkenin kuzey kısmında, Fransızca konuşanlar ise güneyde yaşıyor. Almanca konuşan topluluk ise, Almanya sınırına yakın bölgede bulunuyor. Başkent Brüksel’de, hem Flamanca hem de Fransızca beraber kullanılmakla birlikte, ağırlıklı olarak (yüzde 85 oranında) Fransızca konuşuluyor. Bölgelere göre nüfusun dağılımı incelendiğinde, nüfusun yüzde 57,8’ inin Flamanca konuşulan Flaman Bölgesi’nde, yüzde 32,4’ünün Fransızca konuşulan Valon Bölgesi’nde, yüzde 9,8’inin de Brüksel’de yaşadığı görülüyor.

GENEL EKONOMİK GÖRÜNÜM

Avrupa Birliği’nin kurucu üyesi olan Belçika, dünyanın en gelişmiş pazar ekonomilerinden biridir. Aynı zamanda, ihracat ve ithalat tutarının, GSMH’ye oranı açısından bakıldığında, Lüksemburg ve İrlanda hariç tutulmak kaydıyla, AB ülkeleri arasındaki en açık ekonomilerdendir. Daha çok ithal edilen hammadde ve yarı mamullerin işlenerek ihraç edilmesi şeklinde bir dış ticaret yapısı söz konusudur. Artık ekonomik olarak kullanılabilir durumda olmayan kömürün dışında, önemli bir doğal kaynağa sahip değildir. Bununla birlikte, çelik, tekstil, kimya, arıtma, gıda işleme, eczacılık, otomotiv, elektronik ve makina üretimi gibi geleneksel sektörler, ekonomideki önemini koruyor. Sanayinin kayda değer payına rağmen hizmet sektörü, GSYİH’nin yaklaşık yüzde 75’ini oluşturuyor. Tarımın ekonomideki payı ise çok düşük bir orandadır. Nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu Belçika, 1800’lerde Avrupa kıtasında sanayi devrimini başlatan ülkelerin başında gelir.

Limanları, kanalları, demiryolları ve otoyolları ağıyla son derece gelişmiş ulaşım altyapısı sayesinde Belçika sanayisi, çevre ülkelerin sanayileriyle entegre olmuş durumdadır. İhracatının yaklaşık yüzde 50’si komşu ülkelere, yüzde 75’inden fazlası ile AB ülkelerine yöneliktir. Bütçe sorunları, yaşlanan nüfus ve düşük istihdam oranı ülkenin gündemindeki en önemli sorunlardır. Son yıllarda, bütçe dengesi sağlanmış olmasına karşın, kamu borçları halen yüksek seviyededir. Belçika, Avrupa’da ilk sanayileşen ülkeler arasındadır. Kömür, tekstil, çelik ve ağır sanayi sektörlerinde önemli gelişmeler kaydetmiştir ve zamanında bu endüstrilerin bulunduğu ve Flaman Bölgesinden daha zengin olan Valon Bölgesinde, birinci nesil bu endüstrilerin gerilemesinden sonra bu durum kısmen, hafif sanayiler, kimyasallar ve gıda sanayileri ve hizmetler sektörü gibi bazı sektörlerin gelişmesiyle telafi edildi. Diğer taraftan, şu anda Valon Bölgesinden çok daha zengin olan Flaman Bölgesi, modern bir endüstriyel zemin oluşturmak ve ileri teknoloji yatırımlarını çekmekte başarılı oldu. Flaman Bölgesi, ileri teknoloji ve araştırma yoğun endüstrilerde istihdam edilen çalışan sayısı açısından, AB ülkeleri arasında öne çıkıyor. Belçika’nın 1990’lardaki ekonomi politikalarının esasını, kamu finansmanını sağlamak olmuşturuyor. Son 50 yıl içerisinde ilk defa 2000 yılında hükümet bütçe dengesini sağladı ve 2003 yılına kadar bütçe ya fazla verdi ya da dengede kaldı. 2004 yılında ise bütçe tekrar az miktarda açık verdi. OECD tarafından yapılmış olan, sanayileşmiş ülkelerde kişisel gelirlerin vergilendirilmesi konusundaki bir araştırmaya göre, Belçika’daki kişisel vergi yükü istisnai bir durum teşkil edecek oranda yüksektir. 2005’te evli olmayan, ortalama bir gelire sahip bir yetişkin, gelirinin yüzde 55.43’ünü vergi ve sosyal güvenlik primi olarak ödemek durumundadır ve bu değer OECD ülkelerinin en yükseğidir. Diğer OECD ülkeleri gibi Belçika da, vergi reformları yaparken, aynı zamanda, yaşlanan nüfus ve altyapının yenilenmesi nedeniyle artan maliyetlerle de başa çıkma konusunda zorluklarla karşı karşıya kalıyor. İlerleyen yıllarda emeklilerin, çalışan nüfusa göre oranının daha da artacağı, bunun da kamu harcamalarına çok büyük bir yük getireceği tahmin ediliyor. Bu problemle başa çıkmak üzere, ülkede yaşlılık fonu bulunuyor.

EKONOMİ POLİTİKALARI

Belçika ekonomisindeki ortalama GSMH büyüme oranı son 20 yılda yaklaşık yüzde 2 oldu. 2000’li yılların başındaki ekonomik durgunluktan sonra, ekonomik büyüme çok yavaş gerçekleşti. 2005’te yüzde 2 seviyesindeyken 2006’da büyüme ivme kazanarak yüzde 2,9’a kadar yükseldi 2007’de de yüzde 2,8 ve 2010 yılında ise yüzde 2,3 oldu. Belçika ekonomisinin, Euro Bölgesindeki genel ekonomik yavaşlama paralelinde, 2012-2015 yılları arasındaki ekonomik büyümesinin, ancak cüzi bir miktarda artması bekleniyor. İhracatta, Almanya dahil olmak üzere, Belçika’nın başlıca ticaret ortaklarının ekonomik durumlarının iyi olmaması nedeniyle ancak yüzde 4.8 oranında bir artış yaşanacağı düşünülüyor. 2011-2015 yılları arasında ithalatın, ihracattan çok az bir farkla yüzde 4,7 oranında artması öngörülüyor. Yüksek işsizlik oranı ve yüksek enflasyona karşın tüketici güvenindeki iyileşme, özel tüketim harcamalarının 2010 yılında yüzde 1,5 oranında büyümesine olanak tanıdı. İstihdam artışı ve reel ücretlerin artışı paralelinde, özel tüketim harcamalarının 2011-2015 yılları arasında yüzde 1,8 oranında artması bekleniyor. Enflasyonun 2012-2015 döneminde ise yüzde 2,3-2,4 civarında olacağı tahmin ediliyor. 2013-2015 yılları arasında istihdam oranının artacağı, fakat AB ortalaması ve Lizbon kriterleri olan yüzde 70 oranının oldukça aşağısında kalacağı düşünülüyor.

Flaman Bölgesinin göreceli olarak daha zengin oluşu ve Valon Bölgesine oranla artan milli kimlik bilinci nedeniyle, uzun süreden beri bölgeler arasında tansiyonu yükselten sorunlar yaşanıyor. Kişi başına GSMH düzeyi, Flaman Bölgesinde, Valon Bölgesinden yüzde 25 daha fazladır. Diğer taraftan Valon bölgesinde işsizlik oranı, Flaman Bölgesinin iki katı seviyesindedir. Flamanların çoğu, Valon Bölgesini destekleri için vergi yüklerinin daha ağır olduğunu ve sosyal güvenlik sisteminin federal değil bölgesel bir sorumluluk olması gerektiğini savunuyor. Brüksel, görünürde, diğer iki bölgeden de daha fazla kişi başına milli gelire sahip olmakla beraber, bu durum yakındaki Flaman bölgesinden her gün Brüksel’e çalışmak üzere gelen Flaman nüfustan kaynaklanıyor. Brüksel-Başkent, Flaman ve Valon Bölgesi olmak üzere, her üç bölgenin de güçlendirilmesi ve toplulukların finanse edilmesi amacıyla, 2001 yılında kabul edilen “Lambermont Anlaşması” bölgelere, federal hükümetin uyguladığı federal gelir vergisi oranını yüzde 6,75 oranında azaltma ya da artırma hakkını verdi.

Fransızca konuşan nüfusun, federal devlete olan kuvvetli güveninden dolayı, Valon Bölgesi özerk politika belirleme hakkını kullanma konusunda Flaman Bölgesi kadar istekli durumda değildir. Bununla beraber, 2002 yılında kabul edilen “Contrat d’Avenir” (Gelecek İçin Sözleşme) isimli, kişi başına milli geliri AB ortalamasına yükseltme ve işsizliği azaltma amacını taşıyan ve 200’den fazla politik inisiyatif içeren dokümanın kabul edilmesinin ardından, 2005 yılında “Marshall Planı” adıyla yeni bir yatırım planı daha hazırlandı. “Marshall Planı”, Valon Bölgesini modernize etmek konusunda, “Lambermont Anlaşması”ndan daha çok konuyu kapsayan plan ile özellikle ilaç/sağlık, makine mühendisliği, taşımacılık ve lojistik, tarımgıda işleme ve aeronotik-uzay mühendisliği sektörlerinde yapılacak yatırımları artırılması amaçlanıyor. “Marshall Planı” aynı zamanda, özel sektör firmalarının kurulmasını ve büyümesini, yatırımların ve istihdamın artırılmasını da destekliyor. Flaman Bölgesi de 2006 yılında, “Flanders in Action” isimli, iddialı bir ekonomik modernizasyon programı başlatıldı.

ÜLKEDEKİ ÖNEMLİ SEKTÖRLER

Ülkede tarımsal üretim, ormancılık, avcılık ve balıkçılık GSMH’nin yalnızca yüzde 1’ini oluşturuyor. Belçika’da aktif nüfusun sadece yüzde 0,6’sı tarım sektöründe çalışmakla birlikte, ülkenin toplam yüzölçümünün yüzde 57’si tarım arazileri kapsıyor. Toplam tarımsal ürünler üretimin üçte ikisini canlı hayvan, et ve süt ürünlerine yöneliktir. Başlıca tarım ürünleri arasında, şeker pancarı, keten, hububat ve patates bulunuyor. Sebze, meyve ve süs bitkileri tarımı, özellikle Flaman Bölgesinde daha önemlidir. Tarım politikasının çerçevesi, AB düzeyinde Ortak Tarım Politikası (CAP) reformu ile belirleniyor. Sanayi sektörü, toplam istihdamın dörtte birini ve toplam katma değerin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. En önemli sanayi dalları enerji, imalat sanayi, inşaat ve sivil mühendisliktir. Kömür işletmeciliği, çelik ve tekstil sektörleri gibi geleneksel sektörler son 20-30 yılda yeni endüstrilerle yer değiştirdi. Belçika’da önde gelen sektörler, ilaçlar dahil olmak üzere kimyasallar, otomotiv sanayi yedek parçaları dahil olmak üzere hafif sanayi, tıbbi ekipman, gıda ve içecek işleme sanayileridir. Kimya sanayisi, Anvers Limanı çevresinde ve Gent civarında yoğunlaşıyor. Sanayi oldukça yüksek düzeyde uluslararası bir niteliğe sahiptir. Hammaddelerin çoğu ithal edilirken üretimin yüzde 80’i ihraç ediliyor. Ülkedeki toplam ihracatın yüzde 38,9’unu kimyasal ürünler ihracatı oluşturuyor. Mühendislik sektöründe (metal ürünler, makine ve ulaşım ekipmanı) üretim, ağır mühendislik ürünlerinden daha hafif ve teknolojik olarak daha gelişmiş üretime yöneliyor. Sanayide istihdam yoğunluğu bölgelere göre önemli farklılıklar gösteriyor. Flaman Bölgesinin merkez ve kuzeydoğusu, istihdamın en yoğun olduğu bölgelerdir. Buna karşılık ülkenin güneyinin tamamı, Charleroi’dan Liege’e kadar olan Valon Bölgesinde sanayileşme daha sınırlı kalıyor. Anvers elmas sektörü dünyada lider durumdadır ve sektör Belçika’nın dış ticaretinde önemli bir rol oynar. Dünyada üretilen tüm elmasların yarısından fazlası Anvers’ten geçer ve kesilen elmasların büyük çoğunluğu ihraç edilir. Aynı zamanda, Anvers, ülke sanayisinde lider konumdadır ve kimya sektörünün (rafineri, petrokimya, fotoğrafçılık malzemeleri, eczacılık ürünleri gibi) yarısına da ev sahipliği yapar. Brüksel, ülkenin ikinci büyük sanayi merkezi olmakla beraber, önemini giderek yitiriyor. Gent, Charleroi ve Liege halen geleneksel ağır sanayi sektörlerinin ağırlıklı olduğu kentler arasındadır. Flaman bölgesinde bulunan Kortrijk, küçük ve orta ölçekli firmaların aktif olduğu hafif sanayiyle ön plana çıkarken, bölgenin kuzeydoğusunda buradaki işgücü avantajından yararlanan büyük firmalar ağırlıklı konumdadır. Son 10-15 yıla kadar sanayi firmaları genelde hammaddeye, demir ve su yollarına yakın bölgelerde yerleşirken, bugün bu yapı değişti ve daha çok şehir kenarlarında ve metropoliten bölgelerde, limanlar ve otoyollara yakın yerlere kaydı. Sanayi parkları yaygınlık kazandı. Geçtiğimiz yüzyılda, Belçika’da bir çok sanayinin gelişimini sağlamış olan önemli kömür madenleri bugün önemini yitirmiş durumdadır. Son kömür madeni de, Flaman Bölgesi yönetiminin maden sanayisinden desteğini tamamen çekme kararını takiben, 1991’de kapandı. Ardenler Bölgesinde eser miktarda demir, bakır, çinko, kömür, kurşun madenleri bulunuyor. Müteahhitlik sektörü, GSMH içerisinde yüzde 5’lik oranla Belçika ekonomisinde önemli paya sahiptir. Sektördeki çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan 75 bin işletme, Belçika’da faaliyet gösteren işletme sayısının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturur. 200 bini ücretli ve 50 bini bağımsız çalışanıyla inşaat sektörü, toplam istihdamın yüzde 7’sini temsil eder. Belçika inşaat sektörü, 2008’den bu yana, ekonomideki genel gelişmelere oldukça paralel bir seyir izledi ve 2008’de yaşanan krizin ardından performansında önemli ölçüde düşme gözlendi.

Belçika gerek Avrupa, gerekse dünya ülkeleri arasında altyapı ve özellikle ulaşım ağı açısından en fazla yoğunluğa sahip ülkelerden biridir. Mühendislik hizmetleri/ altyapı sektörü harcamaları, Belçika’da toplam kamu yatırımlarının yüzde 80’inden fazlasını oluşturur. Belçika, oldukça gelişmiş bir ulaşım altyapısına sahiptir. Dünyadaki en yoğun otoyol ağlarından birine sahip olan ülkede, otoyolların büyük bir kısmı Avrupa ulaşım ağının bir parçasıdır. Belçika’nın coğrafi konum avantajıyla birlikte karayolu altyapısının elverişliliği, ülkeyi önemli bir lojistik merkez haline getirmektedir. Karayolu taşımacılığı daha ziyade perakende ve ticari amaçlı ürünlerin taşımacılığında, iç su yolları yine inşaat malzemeleri, akaryakıt ve kimyasalların taşınmasında, demiryolları ise enerji ve çelik ürünlerinin taşınmasında tercih edilir. Belçika çok büyük oranda ithal enerjiye bağımlıdır. En fazla kullanılan enerji kaynağı petrol ürünleri ve doğal gazdır. Elektrik enerjisi ihtiyacı yerel üretim ve ithalatla karşılanır. Daha önce önemli bir kömür üreticisi olan Belçika, 1957 ve 1992 yılları arasında 120 kömür madenini kapattı. Ülke, enerji konusunda yaklaşık yüzde 80 oranında dışarıya bağımlı hale geldi. Belçika’nın enerji politikalarında, 2001 yılında başlatılan reformlar sonrasında birçok olumlu gelişme gözlendi. Belçika sürdürülebilir enerji verimliliği konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak, enerji verimliliğini artırmaya yönelik önlemlerin ve politikaların uygulanmasında daha ciddi adımlar atılması, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından da öneriliyor. Enerji verimliliğini artırmak için bütün bölgesel ve federal hükümetler, öncelikle binalardaki enerji tasarrufunu artırmayı hedefliyor. 1990’lı yılların sonuna doğru Belçika banka ve sigorta sektörleri, Avrupa ve dünya seviyesinde rekabet edebilmek için ek yapılanmaya gitti. Geleneksel bankacılık hizmetleri, özellikle 2001-2002 yıllarında, dünya borsalarında meydana gelen dalgalanmalardan fazlasıyla etkilendi ve karşılaşılan bu durum, Belçika finans sektörünün, diğer benzer ülkelerdeki finans sektörlerinden daha iyi hale gelmesine sebep oldu. Belçika, oldukça gelişmiş bir hizmet sektörüne sahiptir. Başta Brüksel bölgesi olmak üzere Belçika’da, AB kurumları ile bağlantılı birçok ticari, hukuki, mali danışmanlık hizmeti veren firma bulunur. Birçok firma, AB kurumlarına yakın olmak amacıyla, Belçika’da ofis açıyor. Özellikle koordinasyon, çağrı ve dağıtım merkezlerine sağlanan vergi indirim ve destekleri, Belçika’yı yabancı yatırımlar için daha da cazip bir hale getirdi.

DIŞ TİCARET POLİTİKASI

Belçika’nın dış ticaret politikası üyesi olduğu AB ile BLEB ve BENELUX Anlaşmaları çerçevesinde belirleniyor. Bu kapsamda, açık pazar ekonomisi uygulayan Belçika’da ihracatın artırılması öncelikli konuların başında geliyor. GSMH’nin önemli bölümünü oluşturan ihracat gelirleri ülke için hayati önem arz ediyor. Kayda değer bir doğal zenginliği bulunmayan Belçika’da, bürokratik yapı ile meslek kuruluşları bu amaca en iyi hizmet verebilecek biçimde şekillendiriliyor. Öte yandan, ihraç ürünlerinin rekabet gücünün korunması ve artırılması amacıyla araştırma ve geliştirme faaliyetlerine büyük önem veriliyor bu amaçla nitelikli insan gücü yetiştirilmesine özen gösteriliyor. Ülke ekonomisinde faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçeklidir. Bu itibarla, söz konusu işletmelerin performansını yükseltmeye yönelik çeşitli çalışmalar sürdürülüyor. Belçika, ithal ürünlerde AB mevzuatını uyguluyor. Söz konusu mevzuat, ürünlerin AB pazarına girişte tüketici sağlığı ve güvenliği ile çevrenin korunmasına ilişkin uyulması gereken zorunlulukları kapsıyor.

Ürünlerin mevzuata uygunluğu ithalat aşamasında kontrol edilebileceği gibi piyasa gözetimi yoluyla da denetlenebiliyor. CE işareti, HACCP ve REACH uygulamaları hem AB içinde üretilen hem de AB’ye ithal edilen ürünleri kapsayan zorunlu sertifikasyon uygulamaları arasında yer alıyor. Bu suretle tarife dışı engellerden veya uygulanması zorunlu olmayan standartlardan farklı bir durum arz ediyor. AB mevzuatı gereğince birçok makine, ekipman, elektrikli alet, oyuncak vb. ürünün İtalya’ya (veya herhangi bir AB ülkesine) ihracatı için üzerinde CE işareti bulunması zorunlu tutuluyor.

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN DURUMU VE TÜRKİYE İLE TİCARET

Yabancı sermaye, Belçika ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor. Özellikle ABD firmaları 1960’lardan bu yana hafif sanayi ve petrokimya endüstrilerinin gelişiminde önemli rol oynuyor. Belçika Hükümeti yabancı sermayeyi, istihdamı geliştirici bir unsur olarak ele alıp teşvik ediyor. Ülkede yapılan yabancı yatırımlarda en büyük payı İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda; İngiltere, İsviçre ve ABD alıyor. Belçika’nın en fazla yatırım yaptığı ülkeler ise Almanya, Fransa, Hollanda, Japonya, Çin ve Rusya Federasyonu’dur. Yabancı sermayenin Belçika’yı seçmesindeki en önemli nedenler arasında ülkenin coğrafi konumu nedeniyle büyük pazarların ortasında yer alması; gelişmiş kredi, altyapı ve ulaşım olanakları; sermaye hareketlerindeki serbestlik ile yetişmiş ve yüksek işgücü verimliliği geliyor.

Ülkenin çok kültürlü yapısı ve başta Avrupa Birliği olmak üzere pek çok uluslararası kuruluşa ev sahipliği yapması da yabancı yatırımcılar açısından önem taşıyor. Belçika, oldukça gelişmiş bir hizmet sektörüne sahiptir. Başta Brüksel bölgesi olmak üzere Belçika, AB kurumları ile bağlantılı birçok ticari, hukuki, mali danışmanlık hizmet sağlayıcılarına ev sahipliği yapıyor. Birçok firma, AB kurumlarına ve diğer AB ülkelerine yakın olmak amacıyla, Belçika’da ofis açmayı tercih ediyor. Diğer yandan, özellikle Belçika’daki işçilik maliyetlerinin yüksekliği ve ülkedeki nispeten karmaşık bürokratik yapı, doğrudan yabancı yatırımlar açısından olumsuz faktörler olarak değerlendirilebiliyor. 1950’lerden 1970’lere kadar, ABD şirketleri, Avrupa’daki faaliyetleri için Belçika’yı üs olarak tercih ediyor. Belçika’daki imalat sektöründe uzun bir süredir yabancı firmalar hakim durumdadır. 1990’ların ortalarından beri, özellikle Hollanda ve Belçika firmaları arasında yaşanan yeni ortaklık ve birleşme dalgası, finansal hizmetler sektöründe önemli bir etki yaratmıştır. Bu eğilim, euronun kullanılmaya başlaması ile finansal sistemin konsolidasyonu olmak üzere çeşitli faktörlere bağlıdır. 2008 yılı

sonu itibariyle Belçika doğrudan yabancı yatırım stoku 442 milyar euro tutarındadır. Aynı tarih itibariyle Belçika’nın yurt dışındaki yatırımlarının tutarı 482 milyar euro seviyesindedir. Belçika’nın yurt dışında yaptığı doğrudan yatırımların yüzde 66,5’i hizmet, yüzde 22,7’si ise imalat sanayisinde yoğunlaşmıştır. Hizmetler alanında emlak ve işletmelere verilen hizmetlerle, ticaret; imalat sanayisindeyse kimya, tarım, metalürji ve makine sektörleri öne çıkıyor. Türkiye’de, sermayesi Belçika kaynaklı 400’e yakın firma bankacılık, gayrimenkul, taşıt araçları ve inşaat başta olmak üzere çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Belçika’nın Türkiye’deki en kayda değer yatırımları bankacılık alanında olmuştur. Diğer taraftan, tekstil-hazır giyim, gıda, otomotiv ve inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren 13 Türk firmasının da Belçika’da şubesi bulunuyor. 2007 Ocak-2014 Aralık ayı sonuna kadar olan sekiz yıllık dönemde Belçika’dan ülkemize giren yabancı sermaye 4627 milyon dolar değerindedir. 2015 yılı ilk iki ayında ise 88 milyon dolar değerinde doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşmiştir.

BELÇİKA 2014 YILINDA 33,2 MİLYAR DOLARLIK MAKİNE İHRAÇ ETTİ

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Belçika’nın makine ihracatı 2014 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 1,1 azalarak 33,2 milyar dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 33,5 milyon dolar seviyesindeydi. Belçika 2014 yılında 4,6 milyar dolarla en fazla Fransa’ya makine ihraç etti. Makine ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 8,4 azalan Belçika’nın 2013 yılında Fransa’ya ihraç ettiği makinelerin değeri 5 milyar dolardı. Belçika’nın 2014 yılında en fazla makine ihraç ettiği ikinci ülke Almanya oldu. 2013 yılında söz konusu ülkeye 4,2 milyar dolar değerinde makine ihraç edilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 1,1 arttı. Belçika’nın en fazla makine ihraç ettiği ilk 10 ülke listesinin üçüncü sırasında ise Hollanda yer alıyor. Belçika, 2014 yılında Hollanda’ya, 2013 yılına oranla 1,1 artışla 2,7 milyar dolar değerinde makine ihraç etti. Belçika’nın 2014 yılında, ilk 10 ülke arasında bir önceki yıla göre makine ihracatını en fazla artırdığı ülke ise yüzde 13,4 ile Çin oldu. Çin’e 2013 yılında 928 milyon dolarlık makine ihraç edilirken bu rakam 2014 yılında 1 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Türkiye, 2014 yılında Belçika’nın 682,3 milyon dolarla en fazla makine ihraç ettiği ülkeler listesinin 11. sırasında yer alıyor. Söz konusu ülkenin 2013 yılında Türkiye’ye yönelik makine ihracatı 602,6 milyon dolardı. Belçika’nın Türkiye’ye yönelik makine ihracatı 2014 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 13,2 artış gösterdi. Belçika 2014 yılında 84. fasıl itibariyle en fazla hava-vakum pompası, hava/gaz kompresörü, vantilatör, aspiratör kaleminde ihracat gerçekleştirdi. Söz konusu ürün grubundaki ithalatın değeri 2,8 milyar dolar olarak kayda geçti. Listenin ikinci sırasında ise matbaacılığa mahsus baskı makineleri, yardımcı makineler bulunuyor. Söz konusu kalemde 2014 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 2,1 milyar dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 2,3 milyar dolar seviyesindeydi. Matbaacılığa mahsus baskı makineleri, yardımcı makineler ürün grubundaki ihracat 2014 yılında yüzde 8,2 azaldı. Listenin üçüncü sırasında bulunan dozerler, greyder, skreyper, ekskavatör, küreyici, yükleyici vb. kaleminde 2013 yılında 2,3 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirilirken bu rakam 2014 yılında yüzde 6,3 azalarak 2,1 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Belçika’nın 2014 yılında bir önceki yıla oranla ihracatını en fazla artırdığı ürün grubu yüzde 25,2 ile turbojetler, turbo-propeller, diğer gaz türbinleri oldu.

EN FAZLA ALMANYA’DAN İTHALAT GERÇEKLEŞTİRİYOR

BM İstatistik Bölümü verilerine göre Belçika’nın makine ithalatı 2014 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 2,9 artarak 35,1 milyar dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 34,2 milyar dolar seviyesindeydi. 2014 yılı verilerine göre Belçika’nın en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin ilk sırasında Almanya bulunuyor. Almanya’dan 2014 yılında gerçekleştirilen makine ithalatı 6,2 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Belçika, 2014 yılında listenin ikinci sırasında bulunan Hollanda’dan 5,1 milyar dolar değerinde makine ithal etti. 2013 yılında bu rakam 4,7 milyar dolar seviyesindeydi. 2014 yılında Belçika’nın Hollanda’dan gerçekleştirdiği makine ithalatı yüzde 6,4 arttı. Belçika’nın 2014 yılında en fazla makine ithal ettiği ilk 10 ülke listesinin üçüncü sırasında ise ABD yer alıyor. Belçika 2013 yılında ABD’den 3,2 milyar dolar değerinde makine ithal ederken bu rakam, 2014 yılında yüzde 8,5 artarak 3,5 milyar dolar olarak kaydedildi. Belçika’nın 2014 yılında, ilk 10 ülke arasında bir önceki yıla göre makine ithalatını en fazla artırdığı ülke yüzde 12,2 ile Çek Cumhuriyeti oldu. Belçika 2014 yılında Çek Cumhuriyetinden 1 milyar dolar değerinde makine ithal etti. Türkiye, 300 milyon dolar ile Belçika’nın 2014 yılında en fazla makine ithal ettiği ülkeler listesinin 17. sırasında bulunuyor.

Belçika 2014 yılında en fazla otomatik bilgi işlem makineleri, üniteleri kaleminde ürün ithal etti. 2013 yılında söz konusu ürün grubunda 3,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 6,6 artarak 3,8 milyar dolar olarak kayda geçti. Listenin ikinci sırasında matbaacılığa mahsus baskı makineleri, yardımcı makineler bulunuyor. Belçika, 2014 yılında söz konusu kalemde 1,7 milyar dolar değerinde makine ithal etti. 2013 yılında bu rakam 1,8 milyar dolardı. Belçika’nın 2014 yılında söz konusu ürün grubundaki ithalatı yüzde 4 azaldı. Belçika’nın 2014 yılı itibariyle en fazla ithalat gerçekleştirdiği üçüncü kalem ağır iş makine ve cihazlarının aksamı, parçaları oldu. 2013 yılında söz konusu ürün grubunda 1,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 0,3 azalarak aynı seviyelerde kaydedildi. Belçika’nın makine ithalatında 2014 yılında en fazla artış yüzde 38,4 ile alternatifrotatif kıvılcım ateşlemeli, içten yanmalı motorlar kaleminde gerçekleşti. 2013 yılında söz konusu ürün grubunda 900 milyon dolar değerinde ithalat gerçekleştirilirken, 2014 yılında bu rakam 1,3 milyar dolar seviyesine yükseldi.

TÜRKİYE’NİN MAKİNE İHRACATI 184 MİLYON DOLAR OLDU

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 84. fasılda Belçika’ya gerçekleştirdiği makine ihracatı, 2014 yılında 184 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 186,1 milyon dolar seviyesindeydi. Belçika’ya yönelik makine ihracatı 2014 yılında yüzde 1,1 azaldı. Türkiye’nin Belçika’ya yönelik makine ihracatının ilk sırasında sadece veya esas itibariyle 84.07 veya 84.08 pozisyonlarındaki motorların aksam ve parçaları yer alıyor. Söz konusu kalemde Belçika’ya 2013 yılında 21,4 milyon dolar değerinde ürün ihraç edilirken bu rakam 2014 yılında aynı seviyede kaydedildi. Listenin ikinci sırasında bulunan santrifüjler; sıvıların veya gazların filtre edilmesine veya arıtılmasına mahsus makina ve cihazlar ürün grubunda 2014 yılında gerçekleştirilen ihracatın değeri 19,6 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 16 milyon dolardı. Santrifüjler; sıvıların veya gazların filtre edilmesine veya arıtılmasına mahsus makina ve cihazlar ürün grubundaki ihracat yüzde 22,4 arttı. Türkiye’nin Belçika’ya makine ihracatında ilk 10 ürün grubu listesinin üçüncü sırasında ise buzdolapları, dondurucular ve diğer soğutucu ve dondurucu cihazlar ve ısı pompaları bulunuyor. 2013 yılında söz konusu kalemde 16,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken bu rakam, 2014 yılında yüzde 2,6 artarak 17 milyon dolar olarak kaydedildi. TÜİK verilerine göre 2014 yılında 84. fasıl itibariyle Türkiye’nin Belçika’dan makine ithalatı 2014 yılında 487,2 milyon dolar olarak kaydedildi. 2013 yılında bu rakam 601,6 milyon dolardı. Türkiye’nin 2014 yılında Belçika’dan gerçekleştirdiği makine ithalatı yüzde 19 oranında azaldı. Türkiye’nin 84. fasıl itibariyle 2014 yılında Belçika’dan en fazla ithal ettiği ilk üç grubunun ilk sırasında ise 218 milyon dolarla dokuma makineleri (tezgahlar) yer alıyor. Listenin ikinci sırasındaki klima cihazları (motorlu bir vantilatör ile nem ve ısıyı değiştirmeye mahsus tertibatı olanlar) mal grubundaki ithalat 2014 yılında 43,4 milyon dolar oldu. Üçüncü sıradaki hava veya vakum pompaları, hava veya diğer gaz kompresörleri, fanlar, aspiratörü olan havalandırmaya mahsus davlumbazlar kaleminde Türkiye 2014 yılında 42,6 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. 2014 yılında yüzde 247,2 artışla bir önceki yıla oranla Türkiye’nin ithalatını en fazla artırdığı kalem buldozerler, greyderler, toprak tesviye makineleri, skreyperler, mekanik küreyiciler, ekskavatörler, yol silindirleri vb. oldu.

“BELÇİKA FİRMAMIZ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR PAZAR”

ALPARSLAN KURTMEN GÜRALP VİNÇ YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“İzmir’de 1991 yılında faaliyete başlayan firmamız, ürünlerini bugün itibariyle dünyanın 46 ülkesine ihraç ediyor. Ayda 100 adet standart kaldırma makinesi, 80 adet yürüyüş grubu ve 60 adet çift kiriş köprü konstrüksiyonu üretme kapasitesine sahip firmamız, özel projeler kapsamında da imalat gerçekleştiriyor. Güralp Vinç’in ürün yelpazesi standart üretimlerimiz için halatlı kaldırma makinelerinde 80 ton, zincirli kaldırma makinelerinde ise iki tondur. Kaldırma makineleri olarak belirttiğim bu standart gamda 152 farklı tip ürünümüz bulunuyor. Köprü konstrüksiyonları ve diğer taşıyıcı konstrüksiyon yapılarda ise tamamen talebe bağlı projelerle üretim yapıyoruz. Bunların yanı sıra özel ataçmanlar, transfer arabaları, katalog dışında kalan özelliklerde ve daha yüksek kapasitelerde özel proje kapsamında, kaldırma makineleri üretimiz de mevcut. Ayrıca ülkemizde otomasyona dayalı proses vinç uygulamalarını yapabilen ilk firmayız. Üretimimizin yüzde 35’ini aralarında Almanya, Polonya, Romanya ve Belçika gibi Avrupa Birliği ülkelerinin ön planda olduğu dünyanın 46 ülkesine ihraç ediyoruz. Aralarında Belçika’nın da yer aldığı birçok pazarda bayilerimiz ve partnerlerimiz mevcut. İhracat yapan firmalarımızın başlıca sorunu uzun süren KDV iadeleridir. Bu sorun özellikle finansman yönetimi konusunda daha yol alması gereken Türk sanayicisinin önüne zorlu bir engel olarak çıkıyor. İhracat potansiyelinin artırılması için yapılacak birçok faaliyeti destelerden yararlanarak yapabiliyoruz. Uluslararası rekabette ‘Türk Malı’ ibaresinin güçlenmesi gerek. Bunun yolu ise sürdürülebilir rekabetçi kalite anlayışının benimsenmesinden geçiyor. Maalesef ülkemizde, kendi sektörümüzdeki birçok firma uluslararası standartlara uygun üretim yapmaktan uzaktır. İnsana, makine parkuruna, kaliteye yatırım yapmadan, hedeflediğiniz yere varmakta zorlanırsınız. Bu bilincin yaygınlaşması gerek.”

“GELİŞMİŞ SANAYİSİYLE İHRACAT AÇISINDAN GÖZARDI EDİLEMEZ BİR ÜLKEDİR”

FATİH UYSAL NORM CIVATA YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“Hali hazırda Norm Cıvata olarak Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde beş, Salihli Organize Sanayi Bölgesinde dört fabrikada üretim; Türkiye ve Avrupa’da beş farklı pazarlama şirketiyle ise 35 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Salihli’de 2014 yılında 55 milyon TL yatırımla kurduğumuz dört fabrikamızda bu yıl itibariyle istihdam sayımız grup genelinde 2 bin kişiye ulaşacak. Norm Cıvata olarak yıllık 90 bin ton toplam üretim kapasitesine sahibiz. Ürün portföyümüz cıvata, somun, rotbaşı aşık cıvataları, burç ve vidalardan oluşuyor. Otomotiv, otomotiv yan sanayisi, beyaz eşya gibi ana sanayi kolları dışında; çelik, ziraat aletleri, makine sanayisi ve inşaat sektörü ile de çalışıyoruz. Ayrıca bütün büyük otomotiv firmaları için üretim gerçekleştiriyoruz. Ayrıca otomotiv sanayi özel parçaları, müşteriye özel parçalar, farklı tiplerde mafsal aşığı, bijon, saplama, burç, perçin, pim, perçin somunları, kaynak cıvata ve somunları, trifon cıvatalar, rondelalı cıvatalar, kesmeli ve yuvarlak tip kaynak somunları, fren rakorları da ürün gruplarımız içinde yer alıyor. Firmamız, toplam üretiminin yüzde 40’ını Meksika, ABD, Almanya, Hollanda, İsviçre, Macaristan, Polonya, Fransa ve Belçika olmak üzere sanayileşmiş birçok ülkeye ihraç ediyor. Üretime yeni katılan altı istasyonlu teknolojisi yenilenmiş ve gelişmiş makineler ile müşterilerimize özel ürün yelpazemizi oldukça genişlettik. Ayrıca zorlu rekabet koşullarında daha hızlı, esnek ve kaliteli ürün tedarik etmek için yeni kalıp fabrikamızı kurduk. Türkiye ve Avrupa’daki büyük otomotiv firmalarının birçoğuna, doğrudan üretim bantlarında kullanılmak üzere orijinal ekipman olarak malzeme gönderiyoruz. İhracatta en büyük sorun dövizdeki dalgalanma ve belirsizlik, bunun akabinde de yüksek navlun fiyatları olarak öne çıkıyor. Bu, ihracatçıların belini büken bir durum. Tabi yakıt fiyatlarının yüksek olması da başka bir sorun. Ayrıca dönemsel olarak araç sıkıntısı da yaşıyoruz. Bu sorunlar sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, nakliyeci-ihracatçı birliklerinin ortak çalışmalarıyla aşılabilir.”