Endüstri 4.0 üzerine yapılan tartışmalara, kavramlara daha önce değinmiş, hedef ve programlar üzerine bilgi aktarmıştık. Ayrıca Türkiye’nin çok acil olarak bu konuda çalışmalara başlaması gerekliliği konusuna vurgu yapmıştık. O günden bu yana Türkiye’de maalesef konuyla ilgili araştırmalar, tartışmalar yetersiz seviyede kaldı. Takip edebildiğim kadarıyla Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneğinin (ENOSAD) konuyu ilgili bir kongresine taşıdığını, bir işletmemizin makinelerini nasıl akıllı hale getirdiği konusunda hepimizi sevindiren tekil örnekler ve mobil uygulamacıların derdi figanı dışında maalesef bilanço kötü.

Endüstri 4.0 çok boyutlu bir konu; üretim ve üretim ilişkilerinde internet teknolojilerinin belirleyici olduğu ve bundan çıkarsama ile eskiden tanıdık olduğumuz sistemlerin, norm ve standartların değişim, dönüşüm yaşayacağı, enformasyon teknolojileri bahsinde güvenlik ve hukuk mevzuatının yeniden düzenlenmesine neden olacak kamusal bir ilişki de söz konusudur. Ayrıca “İnsan-İş” ilişkisinin yeniden dizayn ve formüle edileceği düzlemden bahsedebiliriz. Tüm bunlar akşamdan sabaha olacak şeyler değil muhakkak ama internet teknolojilerindeki hız göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte bu yeni durumun belirleyici olacağını söyleyebiliriz. Endüstri 4.0 konusunda topyekun bir seferberlik gerekli. Değişik disiplinler, aktörler ve kurumlar bir araya gelerek iş ağlarını oluşturmalı, hedef ve uygulanabilir alan çalışmalarına acilen başlanmalıdır. Bu alanda çalışma yürüten ülkeler arasında konunun liderliği için mücadele başlamış durumda, herkes gardını alırken bu yeni dönem için partnerlerini de belirlemeye çalışıyor.

ENDÜSTRİ SAVAŞLARI

Almanya, ABD, Çin aksında bilhassa endüstrinin bugünü ve yarını nasıl olacak, nasıl şekillenecek konusunda kıyasıya bir kapışma var. Patlak veren emisyon skandalının ardından birçok çevre skandalının arka planında ABD ile Almanya arasındaki endüstri savaşının rol oynadığı yazıldı. Bilindiği üzere Almanya‘nın kimya ve finans/bankacılık sektörlerinde peş peşe küresel gücünün zayıflamasından sonra ellerinde en güçlü oldukları makine ve otomotiv sanayinin kaldığı ve bu iki branşta da atılım yapması gerektiği birçok çevrede dillendirilen bir görüştü. Hatta bazı çevreler daha da ileri giderek ABD’nin Almanya’yı değişik sektörlerdeki dünya liderliğinden tedarikçi ülke pozisyonuna itme senaryosunu devreye aldığını dillendiriyor. Kanımca abartılı bir yorum veya fazla komplo teorileri içeriyor. Ama hiç gerçeklik payı yoktur da diyemeyiz. Zira, Almanya’nın endüstriyel casusluk, data güvenliği konularında oldukça dertli olduğunu biliyoruz. ABD’nin iletişim teknolojilerinde dünya lideri olduğunu biliyoruz. Bırakın iletişim-tüketimine yönelik aplikasyonlar üreten önemli firmalarını, sadece üç firması bile neredeyse dünyaya meydan okuyor. ABD’nin nesneleri daha “akıllı” hale getirme noktasında önemli bir yetkinliğe sahip olduğu ama endüstriyel nesnelerin anatomisi konusunda yeteri kadar deneyimli, bilgi ve kültüre sahip olmadığı da bilinen bir gerçek. Bu nedenle ve amaca yönelik ABD’de de kapsamlı bir program yürütülüyor. Almanya Endüstri 4.0 başlığı altındaki çalışmaları ile kaybedilen ve eksik kalan yetkinliklerini geri kazanmaya çalışıyor. Enformasyon teknolojilerini (ET) üretim teknolojileri ile yeniden yoğurmak ve buradan da yeni, inovatif ürünler ve çözümler üretmek istiyor.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN YATIRIMLARI SÜRÜYOR

Japonya gibi gelişmiş bir ülkenin ve Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin de bu bahiste oldukça yüklü bütçelerle yeni sanayi devrimi denilen alanda yatırımlar yaptığı ve hedefler koyduğunu hükümet programlarından, kalkınma programlarından okuyabiliyoruz. Gelecek dönem rekabet koşullarının bu yeni endüstri kültürü üzerinden şekilleneceğini söylemeye gerek yok sanırım. Hangi sektörlerin nerede ve nasıl ayakta kalacağı, kendini nasıl geliştireceği Endüstri 4.0 alanında yaptığı/yapacağı çalışmalarla ortaya koydukları ve uygulamaya aldıkları programlar ile direkt ilintili olacağı şimdiden bellidir.

NE YAPMALI?

Başta işletmeler olmak üzere Türkiye’de her kurum; ister kamu, ister yarı kamu ya da özel sektör olsun ilgili olduğu alanın Endüstri 4.0 gelişmeleri, beklentileri ve talepleri yönündeki pozisyonunu net bir şekilde ortaya koymalıdır. Sonrasında sektörler, kurumlar arası inter-disipliner bir çalışma ile kesişen, benzeşen alanlar tespit edilmeli ve buradaki eksiklikleri giderecek ve konuyu bir üst başlığa taşıyacak plan ve programlar hazırlanmalıdır. Makine İhracatçıları Birliği bu anlamda üzerine düşen görevlerden birini yerine getirmek için Moment Expo’nun gelecek sayılarından itibaren Endüstri 4.0 üzerine dünyanın değişik bölgelerinde yayınlanan bilimsel ve deneysel tecrübeleri üyeleriyle paylaşacaktır. Böylece değişik bilgi girdileri temin edilmeye çalışılacaktır. Ülkemizdeki makine üretici, ihracatçı işletmelerin küçük ve orta boy işletmeler olduğu için ve bunların birçoğunun kendi olanakları çerçevesinde gerekli dönüşümleri sağlayabilmeleri pek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla bu alanda destekleyici bir unsur olarak network’ler yurt içinde ve dışında artırılmak zorundadır.

Endüstri 4.0 bahsindeki yenilikler sadece işletmeleri değil, sahada, pratikte ortaya çıkacak olan yeni gerçekliklere uygun standartlar ve hukuki mevzuat bahsiyle ilgili olarak kamunun da hızlı adımlar atması zorunluluğunu doğurmaktadır.