Gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları ile Çin ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşüm 2015 yılında küresel ekonomiyi etkileyen iki önemli unsur oldu. 2015 yılında yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşen dünya ekonomisindeki büyüme beklentilerin altında kaldı. Gelişmiş ülkelerde büyüme oranı artarak yüzde 1,8’den yüzde 2’ye yükseldi. Gelişen ülkelerde ise büyüme yavaşlayarak yüzde 4,5’den yüzde 4’e indi. 2015 yılında gelişen ülkelerde ekonomiler, Çin’deki dönüşüm, enerji ile emtia fiyatlarına endeksli gelirlerin düşüşüne bağlı olarak yavaşladı. Dünya ticareti de 2015 yılında ticareti yapılan mal ve emtia fiyatlarındaki gerilemeye bağlı olarak değer bazında yüzde 6 düştü. 2015 yılında miktar olarak yüzde 2,8 büyümesine karşın değer bazında mal ticareti 17,3 trilyon dolara kadar indi. 2015 yılında gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikaları belirleyici oldu. ABD Merkez Bankası (FED) faiz artışı sürecine girmişken, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası yıl boyunca genişletici para politikaları uyguladı. Bu politikalara bağlı olarak dolar güçlenirken, petrol ve emtia fiyatları önemli ölçüde geriledi. Gelişen ülkeler yeni oluşan küresel ekonomik ve mali koşullardan 2015 yılında daha çok etkilendi. Sermaye çıkışları, ihracat gelirlerinin azalması ve para birimlerinin değer kayıpları ile gelişen ülke ekonomilerinde büyümeler yavaşladı.

DÜNYA EKONOMİSİ 2016 YILI BEKLENTİLERİ

Dünya ekonomisinin 2016 yılında, gelişmiş ülke ekonomilerindeki toparlanmanın süreceği beklentisi ile birlikte yüzde 3 büyüyeceği öngörülüyor. Gelişmiş ülkelerde büyüme yüzde 2’den yüzde 2,2’ye çıkacak. ABD’de yüzde 2,8, Avrupa Birliği yüzde 1,9 büyüme beklentisi içinde. Gelişen ülkelerde ise büyümenin yüzde 4’ten yüzde 4,5’e yükseleceği tahmin ediliyor. Dünya mal ticaretinin ise 2016 yılında miktarsal olarak yüzde 3,9 genişlemesi beklenirken, emtia ve mal fiyatlarındaki gerilemenin süreceği beklentisi çerçevesinde değer bazında yüzde 1,5 ile 2 arasında daralacağı öngörülüyor. 2016 yılında dünya ekonomisinde FED’in faiz politikası ve faiz artışları, Çin ekonomisinde büyüme seviyesi ile petrol ve emtia fiyatlarının seviyesi temel belirleyiciler olacak. Petrol ve emtia fiyatları 2016 yılında da zayıf ve düşük kalmaya devam edecek. Dolar diğer para birimleri karşısında değer kazanacak. Çin ise, uzun yıllar sürdürdüğü kendine özgü devlet kapitalizminden yine kendine özgü bir piyasa ekonomisine geçiyor. 2014 yılında göreve gelen yeni yönetim açıkladığı 5 yıllık kalkınma programı ile kademeli olarak piyasa ekonomisine geçişi hedefleniyor.

Bu süreçten en çok etkilenen ekonomik büyüme olacak. Ekonomik büyüme üstü örtülü kamu destekleri çekildikçe yavaşlayacak ve normalleşecek. Çin bu çerçevede ekonomik büyümeyi yıllık yüzde 7 seviyesinde korumayı hedefliyor. Yüzde 7 altında büyüme Çin ve dünyanın geri kalanı için soruna neden olur. Fakat 2016 yılında yüzde 7 büyümenin altına inileceği düşünülüyor. Çin’in büyümesindeki yavaşlama ticaret ve yatırım kanalları ile ekonomisi Çin ile bütünleşmiş diğer gelişen ülkeleri de olumsuz etkiliyor ve bu ülkelerde de ekonomik yavaşlamaya yol açıyor. Çin para birimi Yuan önümüzdeki yıl bir miktar değerlenecek. Kısa vadede Çin’in atıl kalan üretim kapasitesini dış pazarlar için kullanma girişimleri ihracat pazarlarımızda ve iç pazarda olumsuz etki yaratacak. Ancak orta vadede Çin’in örtülü desteklerini çekmesi Çinli firmaların haksız rekabet gücünü ortadan kaldıracak ve Türkiye gibi ülkelerde rahatlamaya yol açacak.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2015 YILI İÇİN DEĞERLENDİRMELER

Türkiye ekonomisi 2015 yılını, küresel ekonomideki gelişmelerin ve yıl içinde yapılan iki genel seçimin yarattığı koşulların etkisi altında geçirdi. İki genel seçim ekonomideki beklentileri olumsuz etkilerken, ekonomideki yapısal reformları öteledi. Türkiye ekonomisi ortaya çıkan olumsuz koşullara rağmen yılın ilk yarısında yüzde 3,2 büyüdü ve yıl genelinde de yüzde 3’e yakın bir büyüme gerçekleştirdi. 2015 yılında ekonomik büyümeye en yüksek katkıyı özel ve kamu tüketim harcamaları sağlarken, net ihracat negatif etkiledi, yatırımların katkısı ise sınırlı kaldı.

2015 yılında ihracat ve ithalat birlikte gerilerken dış ticaret açığı ile cari açık önemli ölçüde daraldı. Bu yıl iki genel seçim yapılmasına karşın kamu mali disiplini sürdürdü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1,3 olarak beklenirken, kamu yıl genelinde açık vermedi. Enflasyon ise 2015 yılında özellikle döviz kuru artışları etkisiyle yükseldi. 2015 yılı genelinde Türkiye Merkez Bankası temkinli ve sıkı para politikası uyguladı. Ağustos ayından itibaren ise para politikasında sadeleştirmeye gideceğini açıkladı. Mevcut para politikası enflasyon ile mücadelede yetersiz kalırken, piyasaların ihtiyaç duyduğu likiditenin karşılanması tercih edildi. TL küresel gelişmeler ve Türkiye Merkez Bankasının para politikası altında önemli ölçüde değer kaybetti. TL kur sepeti yıl genelinde yüzde 25’e yakın değer kaybı gösterdi. TL faizlerinde ise artış oldu. Yıl genelindeki belirsizlikler ve beklentilerin altında kalınmasına rağmen Türkiye, yatırım yapılabilir ülke kredi notunu korumayı başardı.

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2016 YILI BEKLENTİLERİ

Orta Vadeli Program, Türkiye ekonomisi için önemli yol gösterici olmaya devam ediyor. Bu yıl geçici seçim hükümetinin hazırlamış olduğu orta vadeli programda 2016 yılı için yüzde 4’lük ekonomik büyüme beklentisi bulunuyor. 2016 yılında toplam tüketim harcamalarında büyümenin yüzde 4,5’ten yüzde 3,7’ye ineceği, yatırım harcamalarında ise büyümenin yüzde 4,7’den yüzde 5,2’ye çıkacağı öngörülüyor. Orta vadeli programda, kamu mali disiplini ve enflasyon ile mücadele öne çıkıyor. Bununla birlikte özellikle asgari ücret artışı ile diğer iyileştirmelerin hayat geçirilmesi halinde enflasyon ile bütçe açıkları hedefleri aşılabilecek. Yeni hükümetin ekonomik büyüme politikası ile yapısal reformlara yönelik icraatları yılın genelini şekillendirecek. 2016 yılında düşük kalacağı öngörülen petrol ve emtia fiyatları ithalat artışını sınırlayacak. İhracatta ise dünya ticareti ve pazar koşullarına bağlı olarak artış yine sınırlı kalacak. Dış ticaret açığı ve cari açık ise makul seviyelerde gerçekleşecek. Merkez Bankası para politikası 2016 yılında da TL’nin değerini ve TL faizlerinin seviyesini belirleyecek. FED faiz artışı senaryosu altında TL’nin değer kaybı ve TL faizlerin yükselmesi olasıdır.

YATIRIMLAR VE MAKİNE SANAYİSİ İÇİN DEĞERLENDİRME

Makine sektöründeki gelişmeleri sanayi ve enerji başta olmak altyapı ile üst yapı yatırımlardaki büyümeler belirliyor. Küresel kriz sonrası imalat sanayisinde küresel ölçekte oluşan atıl kapasiteler halen etkili oluyor. Özellikle Çin ekonomisindeki yavaşlama sonucu ortaya çıkan talepteki durağanlaşma ile emtia ve mal fiyatlarındaki gerilemeler de tesir ediyor. Bunlara bağlı olarak küresel ölçekte özel sektör yatırımlarında büyümeler sınırlı kalıyor. Enerji ve alt-üst yapı yatırımları da yavaşlamakla birlikte sürdürülüyor. Bu küresel eğilim makine talebini 2015 yılında da sınırlamaya devam etti. Türkiye’de ise son yıllarda ekonomik büyümenin yavaşlaması, siyasi belirsizlik sürecinin uzaması ve küresel ekonomik koşulların fazlasıyla etkili olması nedeniyle özel sektör yatırımları sınırlandı.

2016 yılında küresel ekonomide büyümenin toparlanması, Türkiye’de ise ekonomiyi ve reformları önceliğine alan bir hükümetin kurulması halinde özel sektör yatırımlarında hissedilir bir artış olması beklenebilir. Türkiye’de yönetim sisteminde değişikliği içeren bir Anayasa referandumunun gündeme gelmesi halinde ise ortaya çıkacak yeni bir bekle-gör döneminde özel sektör yatırımları bir süre daha ötelenecektir.