Sorgulayıcı, araştırma ve yaratıcı düşünce becerileri gelişmiş mühendisler yetiştirmeyi amaçlayan İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Makine Mühendisliği Bölümü 2008-2009 döneminde eğitim hayatına başladı. Güçlü teknolojik altyapısı ve laboratuvar olanaklarıyla teorik eğitimleri pratik uygulamalarla destekleyen bölüm, sanayi kuruluşlarının beklentilerini karşılayan nitelikli mühendisler yetiştirmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. “Öğrencilerimizi sadece hayata değil reel sektöre de hazırlıyoruz” diyen Prof. Dr. Zafer Utlu, bölümün yapısı, sunduğu eğitim olanakları ve sanayi kuruluşlarıyla sürdürülen proje çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.

İAÜ Makine Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdir?

Makine mühendisliği programımız ilk öğrencilerini 2008-2009 eğitim-öğretim yılında kabul etti. Programın amacı, mühendislik alanına yön verecek bilgilerle özgün araştırmalar yaparak dünya standartlarında nitelikli mühendislik eğitimi vermek. Yurt içi ve yurt dışında bulunan sektörel ya da akademik kuruluşlarda araştırma-geliştirme alanlarında görev alabilecek, başarılı bir kariyer yolunda emin adımlarla ilerleyecek, donanımlı mühendisler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bölümümüzden mezun mühendislerimiz, güçlü bir mühendislik altyapısına sahip olmanın yanında çağdaş ve teknolojik bilgilerle de donatılıyor. Sunduğumuz eğitimin temel hedefi, dünyanın her yerinde mesleğini uygulayabilecek bilgi ve becerilere sahip, rekabetçi, teknolojik yenilikleri izleyebilen ve bunları uygulayabilen makine mühendisi yetiştirmek. Bu programa dayalı olarak mühendislik temel bilimleri, makine mühendisliği tasarım bilgilerini kullanarak problemleri çözebilen böylece sorgulayıcı, araştırma ve yaratıcı düşünce becerileri gelişmiş mühendisler yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Öğrencilerimize ayrıca sayısal analiz, proje yönetimi, iş değerlendirme ve insan kaynakları gibi dersleri seçmeli olarak sunabiliyoruz.

Kuruluşundan bugüne bölümünüzde gelişim ve değişim yaşandı mı? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz özellikle üretim, mekanik, ısı, enerji, malzeme, termodinamik ve otomotiv alanlarında nitelikli bir eğitim sunuyor. Günümüzün gereksinimleri doğrultusunda gelişen ve çeşitlenen makine mühendisliği sistemlerini tasarlayıp gerçekleştiren, üstün nitelikli ve sosyal sorumluluk sahibi mühendisler yetiştirme güdüsüyle bölümümüz zaman içinde kendini geliştirdi. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Bologna Süreci doğrultusunda kredili sistemden Avrupa Kredili Transfer Sistemine (AKTS) geçtik. Bu süreçte bazı dersler müfredattan çıkartılırken yeni dersler de eklendi ve intibak programı uygulandı.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Eğitim programları belirlenirken, iç ve dış paydaşlarının gereksinimleri dikkate alınarak öğrenciler, mezunlar ve işverenlerle yapılan yüz yüze görüşmeler ve anketler belirleyici rol oynuyor. Ayrıca bölümümüz tarafından yılda en az iki kez yürütülen sektör buluşmalarında sektör temsilcilerinin tüm talepleri değerlendirmeye alınıyor. Yapılan değerlendirmede uygun görülen ve ihtiyaç duyulan konular eğitim-öğretim programımıza dahil ediliyor. Bunlara ilaveten, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nde öngörülen gereksinmeler ile ülkemiz ve yurt dışındaki benzer programların öngörüleri de bu konuda belirleyici oluyor. Makine mühendisliğinde yoğun bir teorik eğitim verilmesine rağmen birinci sınıftan itibaren öğrencilerimiz laboratuvar ve pratik çalışmalara dahil ediliyor. Özellikle dördüncü sınıf öğrencilerinin aldığı derslerde laboratuvar ve uygulama oranı yüzde 60’lar düzeyine çıkıyor. Programın genelinde ise laboratuvar ve pratik uygulama oranı yüzde 40 seviyesindedir.

Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

Makine mühendisliği bünyesinde, mekanik, bilgisayar destekli sayısal üretim (cnc), mekatronik, hidrolik-pnömatik, enerji verimliliği, malzeme bilimi laboratuvarları ve araç teknolojileri atölyesi bulunuyor. Öğrencilerimizin tamamı bu laboratuvar ortamlarından etkin olarak yararlanıyor. Lisans programındaki öğrencilerimize, derslerde edinecekleri teorik bilgileri pratik olarak deneme şansı veriliyor. Makine mühendisliği laboratuvarlarının gelişmiş yapısı lisansüstü öğrencilerimize de seçkin birer mühendis ve araştırmacı olma fırsatı sunuyor. Makine mühendisliği laboratuvarları hem eğitim ve öğretim, hem de akademik personelin Ar-Ge çalışmalarına olanak verecek şekilde donatıldı. Ayrıca, laboratuarlar da bu olanaklar kullanılarak kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla farklı alanlarda eğitim, danışmalık ve Ar-Ge açısından işbirliğine açıktır. Makine mühendisliği eğitim programında güz ve bahar dönemlerini kapsayacak şekilde “Makine Mühendisliği Laboratuvar I ve II”, “Makine Mühendisliğinde Uygulamalar I ve II” adında iki dönemlik zorunlu dersler bulunuyor. Söz konusu dersler kapsamında öğrenciler program süresince edindikleri bilgi, beceri, tasarım, analitik düşünme, problem çözme ve imalat bilgilerini hayata geçirebiliyor. Bu ders süresince, danışman olarak seçtikleri öğretim üyelerinin nezaretinde enerji, termodinamik, konstrüksiyon ve imalat, mekanik ve makine teorilerini kapsayacak şekilde bir projeyi gerçekleştiriyor. Bu çalışmaları süresince öğrenciler, özellikle eğitim süreçlerinde aldıkları “Isıl Sistem Tasarımı” ve “Mekanik Sistem Tasarımı” derslerinin dışındaki bilgileri büyük oranda kullanmaları yönünde danışmanları tarafından teşvik ediliyor. Bölümümüz bünyesinde kurulan Enerji Kulübü sorumluluğunda alternatif enerji ile çalışan araçlar da üretiliyor. 2011 yılında kurulan ve çalışmalarına başlayan kulübümüz ikisi Güneş Enerjili (GÜNAYDIN 12 ve GÜNAYDIN 13), bir tanesi de Elektrik (ELEKTROAYDIN) ile çalışan üç araç üretti. Her yıl 25-30 öğrencimiz bu araçların üretiminde ve doğrudan uygulamanın içinde yer alıyor. Üretilen araçlarımız TÜBİTAK tarafından düzenlenen alternatif enerjili araç yarışmalarına katılıyor. Tüm laboratuvarlarımız öğrencilerimizin tasarladığı ve hayata geçirmek istediği projeler için özel olarak hazırlandı.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin İstanbul Aydın Üniversitesini seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

İAÜ, akademik ve sosyal imkanlarını liderlik kavramından hareketle hayata geçiriyor. Deneyimli akademik kadrosu bu çerçevede oluşturuldu. İAÜ’de tüm fiziki ve sosyal mekanlar, öğrencilerimizin kendi alanlarında liderlik vasıflarıyla iş hayatına kazandırılması amacıyla çağın gereklerine göre düzenlendi. İAÜ sadece akademik alanda değil, teknolojik ve sosyal alanlarda da Türkiye’de ve dünyadaki en son yenilikleri takip eden, uygulayan, modern yaşamı prensip edinmiş bir toplum yaratmak için yola çıktı. Üniversitemiz “yenilikçi ve araştırmacı” kavramını bireye ve topluma gerçek anlamda özümsetmek için rol model olma görevini üstleniyor. İAÜ’nün akademik kadrosu, Türkiye ve dünyadaki tüm gelişmeleri gerek akademik gerek teknolojik alanda yakından takip etmekle ve üniversitemizde uygulamaya geçirmekle sorumludur. İAÜ, reel sektöre reel mezunlar veren, sanayiye uygulanabilir projeler üreten üniversiteli bir nesil yaratıyor. Bu amaçla, İAÜ üniversite-sanayi işbirliğine özel bir önem veriyor. Tüm öğrencilerimizin reel sektörle bire bir paylaşımda bulunmaları için özel programlar hazırlıyoruz. Öğrencilerimizi sadece hayata değil reel sektöre de hazırlıyoruz. Üniversitemiz, ülkemiz sanayisine katkı sağlamak amacıyla tüm akademik bilgi birikimini reel sektörle paylaşıyor; teoride kalmayan gerçek projelere imza atıyor. İAÜ, gelişen Türkiye’nin girişimci üniversitesi olarak önde gelen sanayi şirketlerimize girişimci işgücünü oluşturmak için de hazırdır. Yükseköğretimin yaygınlaştırılmasındaki rolümüzün yanı sıra, değişik hizmet sektörlerindeki, alanında lider 2 bini aşkın çözüm ortağı ile yapmış olduğumuz eğitim-öğretim anlaşmalarıyla; öğrencilerin öğrenimleri sırasında pratik eğitim sahalarını ve mezuniyetlerini müteakip istihdam olanakları sunuyoruz. Böylece üniversitemiz, eğitim ile iş dünyası arasındaki bağı güçlendiriyor ve bu doğrultuda ülkemizin ekonomisine büyük ölçüde katkı sağlıyor. Mezunlarımız, özel ya da kamu kurum ve kuruluşlarında makine mühendisi, işletme mühendisi, proses mühendisi gibi unvanlarla çalışabileceği gibi, üniversitelerde akademisyen olarak da görev alabiliyor. Bölüm öğretim üye ve görevlileri her sene bilimsel çalışmaları ile ilgili faaliyet raporlarını beyan ediyor ve bu raporlara dayalı olarak, akademik başarı puanı tespit ediliyor. Önceden belirlenmiş kriterlere göre her bir öğretim üyesinin başarı sınıflaması yapılıp, resmi yazı ile ilgili kişilere durumu bildiriliyor. Akademik personelin de bu şekilde takip ve teşvik edilmesi ile akademik elemanların bilgi, eğitim,araştırma üçgeni içinde kalmaları, sürekli olarak bilimsel çalışmalar açısından aktif tutulması, akademik çalışmalardan kopmaması hedefleniyor.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayi ile koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Makine mühendisliği bölümümüz üniversitesanayi işbirliğine ciddiyetle yaklaşıyor. Tüm öğrencilerimizin reel sektörle bire bir paylaşımda bulunması için yerinde uygulama dersleri olarak nitelendirdiğimiz özel programlar hazırlandı. Yerinde uygulama dersinin amacı, öğrencilerimizi kendi bölümleriyle ilgili sektörlerden firma, kurum ve kuruluşlara yönlendirerek aldıkları teorik bilgilerin pratikteki halini görmeleri ve pekiştirmelerini sağlamaktır. Yerinde uygulama ile öğrencilerimizin haftanın belli günlerinde çözüm ortaklarımızın fiziki mekanlarında uygun departmanlara yerleştirilerek, önce gözlem yapmaları, kurumun sistemini tanımaları, iş ilişkilerini ve iletişimlerini görmeleri, işin akışına ve süreçlerine dahil olmaları ve bir süre sonra katkı sağlamaları ve katılmaları teşvik edilerek bunun karşılıklı fayda ve verime dönmesi amaçlanıyor. Bu uygulamanın öğrenci için faydası ise; yerinde uygulama sayesinde öğrencilerin bir taraftan eğitimleri sürerken diğer taraftan pratikte deneyim kazanmaları, gerçek profesyonel iş dünyasını gözlemlemeleri, eğitimleri süresince edindikleri yerinde uygulama deneyimi ile mezun olduklarında ne istediklerini bilerek zihinlerinde kariyerlerini daha tutarlı bir şekilde oluşturmalarıdır. Öğrencilerin yönlendirildiği kurum ve kuruluşlar yerinde uygulama süresi içinde kendisini tanıyan, sistemini öğrenen ve iyi performans sergileyerek kendisine adapte olabilen öğrencileri ileriye dönük yetiştirerek, mezun olduktan sonra bünyelerine katabilmektedir.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Üniversite-sanayi işbirliği TÜBİTAK-TEYDEB projeleri ile daha da gelişiyor. Sanayi danışmanlıkları ile bir arada çalışma imkanı sağlanıyor. Bölümümüz; “Yeni Nesil LED Aydınlatma Ar-Ge Laboratuvarı Kurulumu, Dört Eksenli CNC Mikro Kumlama Makinesi Geliştirme Projesi, 0,3 / 0,4 mm İncelikte Alüminyum Bobin Bantlar için Açma - Kaynak - Sarma Makinesinin Geliştirilmesi, Derin Delik Delme Prototip İmalatı, Hava Yastıklı Cam Taşıma Sehpası- Taşıma Aracı, Emniyet Kemeri Kolanı Sistemi, Stick in Stick Paketleme Makinası Prototip Çalışması” projelerini başarıyla tamamladı. Enerji, nano malzeme teknolojileri ve savunma sanayisine yönelik farklı çalışmalarımız ise halen devam ediyor.

Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının üniversitelere bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nasıl bir algı farklılığı gözlemliyorsunuz?

Üniversite-sanayi işbirliği, bilgi birikimini üretime dönüştürebilmenin en önemli yollarından biridir. Üniversitelerde yapılan çalışmalarla elde edilen teorik bilgileri uygulamaya dönüştürülebilmek için üniversite-sanayi işbirliği sağlanmak zorundadır. Güçlü işbirliği sonucunda, sanayi kuruluşları ihtiyacı olan teknolojik bilgiyi üniversitelerden elde edebilir. Örneğin, ürün çeşitliliğini artırmak, yüksek kaliteli ürün geliştirmek ve üretim maliyetini düşürebilmek için başarılı çalışmalara imza atılabilir. Üniversite- sanayi işbirliği, üniversitelere de mühendislik eğitiminde pratik uygulama imkanları yaratacaktır. Kurulacak köprüler, ülkelerin bilimsel, teknolojik ve ekonomik gelişimini hızlandıracaktır. Üniversitelerin öncelikli beklentileri, öğrencilerin iyi yetişerek meslek sahibi olması, öğretim elemanlarının bilimsel anlamda yetişmesi için araştırma olanaklarının verilmesi ve mühendislik bilimlerinin geliştirilerek ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesine çıkarılmasıdır. Sanayinin beklentileri ise, pazara yönelik teknolojik bilgi ihtiyacının karşılanması, karşılaşılan problemlere çözüm bulunması, ürün kalitesinin iyileştirilmesi ve ekonomik büyüme sağlanması için çalışmalar yapılmasıdır. Sanayici, karşılaştığı problemleri kısa sürede çözmek ve ekonomik göstergeleri de dikkate alarak diğer firmalarla rekabet etmek zorundadır. Sanayideki bu tür problemlerin çözümünde, özellikle mühendislik eğitimi veren üniversitelere katkı sağlama fırsatı verilmelidir. Kaynakları kıt ve bu kaynakları maksimum verimle kullanmak zorunda olan ülkemiz için üniversite-sanayi işbirliği son derece önemlidir. Üniversite-sanayi işbirliğini diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda oldukça düşük seviyelerde olduğunu söylemek mümkündür. Bunun temel nedeni; büyük ölçekli işletmelerden orta ve küçük ölçekli işletmelere inildikçe sanayicinin üniversiteye bakış açısının işbirliği kapsamında yeterince gelişmemesinden kaynaklanmaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerde Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünün yeterince yerleşmemesi de diğer bir nedendir. Fakat son dönemde TÜBİTAK ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının mevcut işbirliğinin artılmasına yönelik sağladığı katkılar, zaman içinde meyvelerini vermeye başlayacaktır.