Günümüzün küresel ekonomik sisteminde rekabet artık sadece firmalar arasında değil, aynı zamanda o firmaların sahip olduğu tedarik zincirleri arasında...

Günümüzün küresel ekonomik sisteminde rekabet artık sadece firmalar arasında değil, aynı zamanda o firmaların sahip olduğu tedarik zincirleri arasında da yaşanıyor. Kaliteli ve yenilikçi bir ürün üretmek, küresel rekabette tek başına firmaları rakiplerinden bir adım öne geçirmek için yeterli olmuyor. Aynı zamanda tedarik zincirinin halkalarının da yenilikçi bir anlayışla o firmanın üretim ve dağıtım ağına doğru eklenmesi gerekiyor. Bu noktada devreye eskilerin tabiriyle depolama, günümüzde ise dağıtım merkezleri dediğimiz firmaların ürünlerini depoladıkları alanlarında doğru planlanması ve yönetilmesi önem kazanıyor. Ağırlıklı olarak çimentodan seramiğe, şekerden gübreye, demir çelikten alçı ve kireç fabrikalarına kadar birçok sektör dökme malzemeler ile çalışıyor. Altı gün 24 saat çalışan bu fabrikalar ürettikleri malzemeleri uygun bir alanda pazara sunmadan önce depolama ihtiyacı duyuyor. Bu alanların doğru, planlı ve sistemli yönetimi de firmaların rekabet unsurlarını belirlemede önemli bir yer tutuyor. “Ülkemizde, bu alanı dolduran Dökme Malzeme Yönetimi Derneği (DMYDER); araştırma, eğitim ve geliştirme faaliyetleriyle birçok sektörün önünü açan, sistemin genelinde pek görünmeyen ama sanayinin çarkının dönmesinde zincirin halkalarından birini oluşturan çok önemli bir görevi yerine getiriyor.” diyen derneğin başkanlığını yapan Prof. Dr. Ayhan Ali Sirkeci de, dökme malzeme yönetiminin, tedarik zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturduğunu söylüyor. “Yığın halindeki cevherleri, hububat, kum, çakıl ve taş gibi kuru veya nemli malzemeleri kapsayan bir tanımlama dökme malzeme. Taneli yapıda olan bütün malzemeler olarak değerlendirebiliriz. Cevher de olabilir, gübre fabrikasındaki gübreler de, şeker veya soda da olabilir” diyen Prof. Dr. Sirkeci, dökme malzemenin çıkış noktasının esasında madencilik sektörü olduğunu hatırlatıyor.

“MALZEME YÖNETİMİ LÜKS DEĞİL, ZORUNLULUKTUR”

Üretim için gerekli malzemelerin tedarik zincirini aksatmayacak şekilde sürekli olarak temin edilmesini sağlamanın yolunun malzeme yönetiminden geçtiğini belirten Sirkeci, bu konuda ülkemizde birkaç özel firma dışında profesyonel anlamda çalışma yapan kurum ya da kuruluş olmadığını aktarıyor. Sirkeci, DMYDER’in de bu eksikliği kapatmayı, firmalara ve sektörlere tedarik zinciri içinde malzeme yönetiminin önemini göstermeyi misyon olarak benimsediğini de ifade ediyor. DYMDER’in gerçekleştireceği eğitim, etkinlik ve toplantılar ile sektörü bilinçlendirmeyi amaçladığını söyleyen Sirkeci, malzeme yönetiminin firmalar için lüks değil zorunluluk olduğunu da şöyle aktarıyor: “Bir dökme malzemeyi bir yerde depolamak zorundasınız ve bu da genelde silo ya da depo dediğimiz yapıda oluyor. Malzeme depolamak da problem yok ama çekmede problem yaşıyorsunuz. Çünkü bir malzemeyi çekerken akar özellikte olması gerekir. Oradan bir işleme gönderirsiniz bu madencilik işlevi de olabilir daha sonra ürünün paketlenmesi de olabilir. Bunun taşınma ayağı da var tabi. Bant taşımada da problemler olabilir. Bu konuda yapılmış silo tasarımları Türkiye’de bilimsel olarak tasarlanmış değil. Bilimsel verilerle tasarlanmayan silolarda malzeme akmaz, erişim sağlayamazsınız bu hem zaman hem de verimlilik kaybına yol açar. Malzeme yönetimi de üretim zincirinin her halkası gibi bilimsel bir temele oturmak zorunda.”

“DEPOLAR, SÜRECİN BAŞLANGIÇ NOKTALARIDIR”

Depoları sürecin başlangıç noktaları olarak değerlendiren Sirkeci, “Birçok yığın tesisi 7/24 faaliyet gösterir, bundan dolayı malzeme taşıyıcı makineler; ağır yüklere dayanıklı, güvenli ve bakımı kolay olmalıdır. Ayrıca, birçok elektrifikasyon sistemi tozlu ortamlara, aşındırıcı malzemelere ve tehlikeli koşullara dayanacak şekilde tasarlanmalıdır. Sadece depoyu inşa etmek, bahsettiğim makineleri ya da araçları depoya yerleştirmek yeterli değildir. Bütün bu sürecin zaman, verimlilik, enerji ve maliyet faydası sağlaması içinde doğru tasarlanması daha doğrusu iyi yönetilmesi gerekir” diyor. “DYMDER, henüz yeni kurulmuş bir dernek ve ağırlıklı olarak üyelerini akademik dünyadan gelen isimler oluştursa da, bu isimler özel sektörün de yakından tanıdığı isimler” diyen Sirkeci, çalışma alanlarının sadece madencilik sektörü değil birçok sektörü de ilgilendirdiğinin altını çiziyor. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da dökme malzeme yönetimini bilimsel bir yaklaşımla ele alan yeterli sayıda kurum ya da kuruluş olmadığını belirten Sirkeci, bu konuda Avustralya’nın başı çektiğini söylüyor. Sirkeci: “Madencilik sektörünün önemli bir yer tuttuğu Amerika’yı da ayrı tutmak gerekiyor. Türkiye’de alaylı tabir ettiğimiz insanların tasarlamış olduğu sistemlerin kullanımı mevcut. Tabi bazı taşıma sistemleri farklı ama yine de burada problemler söz konusu. Mesela havalı taşıma sistemleri Türkiye’de çok gelişmiş değil. Orta seviyede olmasa bile buna yakın bir seviyeye çıkartılması lazım” diyor.

YIĞIN MALZEME TAŞIMA VE DEPOLAMA FORUMU

DYMDER, dökme malzeme yönetimini tüm yönleriyle ele almak, konuya bilimsel bir çerçeveden yaklaşarak akademi dünyası ile özel sektör temsilcilerini buluşturmak, depolama çözümleri ve ekipmanları tanıtmak, sürecin sağlıklı işlemesini sağlayan sistemleri ele almak için 2-3 Haziran 2016 tarihleri arasında WOW İstanbul Convention Center’da “Yığın Malzeme Taşıma ve Depolama Forumu” düzenliyor. Forumun bütün sektörlere açık olduğunu ve her sektörle iletişim içinde olduklarını söyleyen Sirkeci, “Forumun tabi biraz daha bilimsel olması gerekiyor. Bilimsel olarak konuya nasıl yaklaşıldığı ve uygulama kısmı çok önemli. İki ana başlık olarak bunları ele alıyoruz. Alt başlıklarda silo tasarımları, taşıma sistemleri, karşılaşılan sorunlarla ilgili bölümler yer alıyor” diyor.

Çimento fabrikaları, limanlar, taş ocakları, karayolları, enerji santralleri, şeker fabrikaları, kâğıt ve demir çelik fabrikaları ile gübre fabrikalarının foruma mutlaka katılması gereken sektörler olduğunun altını çizen Sirkeci, Türkiye’de ve dünyada konusunda uzman konuşmacılar ile bilim insanları ve özel sektör temsilcilerinin de katılacağını hatırlatıyor. Prof. Dr. Sirkeci, küresel rekabette sürdürülebilirliği sağlamak ve firmaların fark yaratabilmesinin yollarından birini öğrenmek isteyenlerin forum tarihini mutlaka takvimlerine almasını da tavsiye ediyor.