İngiltere’nin kaderini belirleyen “yaşlı kuşak”, Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararı (Brexit) vererek, 58 yıllık AB tarihinde de bir ilke imza attı. Brexit oylamasında yüzde 52’ye karşı yüzde 48 oyla Birlikten ayrılalım kararı çıktı. Brexit sadece İngiltere’nin geleceğini değil, AB’nin zaten var olan yapısal sorunlarının da yeniden göz önüne serilmesine neden oldu. Yaşanan durumu ünlü ekonomist Joseph E. Stiglitz, “İngiltere’deki ‘Brexit’ referandumunun tüm sonuçlarını sindirmek hem İngiltere, hem Avrupa hem de dünya için çok hızlı olmayacak. En şiddetli sonuçlar tabii ki Avrupa Birliği’nin İngiltere’nin çıkışına tepkisinin ne olacağına bağlı” diye özetlerken, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in tutumu hayli sert oldu. Junker, “Birlikten çıkmak birlikten çıkmak anlamına gelir” diyerek, AB’nin İngiltere’nin ayrılma kararını öyle kolay kolay hazmedemeyeceğinin işaretlerini de verdi. İngiltere’yi başta siyasi ve ekonomik olmak üzere birçok alanda etkileyeceği düşünülen Brexit, aslında ülkenin geçmişten bugüne AB’ye hep mesafeli yaklaşmasının en somut sonucunu ortaya çıkardı. Brexit aynı zamanda İngiltere’de başbakan değişikliği de yarattı. Brexit oylamasında “AB’de kalalım” kampanyasının savunucularından olan ve Cameron Kabinesi”nde “İçişleri Bakanı” olarak görev yapan Therasa May, önce Muhafazakâr Parti’nin başkanlığına ardından da başbakanlığa getirildi. Brüksel bürokrasisine duyulan kızgınlık, Londra yönetimine duyulan öfke, göçten duyulan korku… Britanyalıların AB’den ayrılmak istemelerinin nedenlerinden sadece birkaçı… İngiltere’nin 1973 yılında katıldığı AB, o zamanlar henüz küçük bir toplulukken, bugün 28 üyesi bulunan bir birlik haline geldi. 2. Dünya Savaşı’nın ardından serbest ticaret fikriyle ekonomik ortaklığı geliştirmek, yeni bir savaş riskini ortadan kaldırmak hedefiyle bir araya gelen ülkelerin oluşturduğu eski adıyla “Avrupa Ekonomik Topluluğu”, bugünkü adıyla AB, 58 yıllık tarihinde yol ayrımına geldi. Üye ülkelerin vatandaşlarının adeta tek bir ülkeymiş gibi serbest dolaşımını da sağlayan birlikte 19 ülke ortak para birimi olan Euro’yu kullanırken, İngiltere başından beri Sterlin’den vazgeçmedi. 2008 küresel krizi ile birlikte AB içinde, “Euro Krizi” de denilen süreç, İspanya, İtalya ve Yunanistan’ın yüksek borçlarının karşılanması gerekliliğini ortaya çıkardı. İngiltere’nin birliğin bütçesine yapmak zorunda olduğu ödemeler ile Brüksel’in taleplerine yönelik isteksizliği ve yakın zamanda ortaya çıkan göçmen krizi, Brexit’e giden yolun taşlarının zaman içinde döşenmesini sağladı.

İngiliz vatandaşları, özellikle “yaşlı kuşak”, artık birlikten ayrılıp ipleri kendi eline almanın daha doğru olacağına karar verdi.

AYRILMA GÖRÜŞMELERİ BİRKAÇ YIL SÜRECEK

Birleşik Krallık’ta yapılan referandum sonucunda halkın çoğunluğu tercihini AB’den çıkma yönünde kullandı. Ayrılma görüşmelerinin birkaç yıl sürmesi beklenirken, sürecin yönetilmesinde tarafların uzun dönemli refah politikalarını dikkate alan bilinçli ve sorumlu bir şekilde hareket etmesi ise en büyük beklenti olarak karşımıza çıkıyor. Uluslararası alanda pek çok sorunun yaşandığı bu dönemde Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararının, AB’yi küresel alanda ekonomik ve siyasi olarak daha güçlü bir yapı olma hedefinden alıkoymaması ve uzun dönemli refah perspektifini tehlikeye atan bir politika izlenmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Diğer taraftan dünyanın beşinci büyük ekonomisi olan Birleşik Krallık’ın, AB üyeliğinden ayrılma kararının Türkiye’nin AB üyeliği sürecinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiği de belirtiliyor. AB’nin farklılaşmış, çok çemberli bir entegrasyon modeline doğru evrilmesinin önemli bir gelişme olduğu yolunda görüşler ortaya konuyor. Türkiye’nin geniş AB çemberinin kurumsal yapıları içinde üye olarak yer alması ve üyeliğin gerektirdiği reform ve kazanımları en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiği konusunda ortak bir düşünce hâkim.

Türkiye’nin AB üyelik süreci, transatlantik dünyanın sahip olduğu çoğulcu bir demokrasi, modern, dinamik-düzenlenmiş piyasa ekonomisi, küresel ekonomik rekabet gücü, öngörülebilir hukuk sistemi, sosyal ilerleme ve yüksek yaşam standartlarının temel anahtarı olarak görülüyor.

İNGİLTERE İLE İLGİLİ SENARYOLAR

ABD’li milyarder George Soros, Guardian Gazetesi için kaleme aldığı makalede, İngiltere’nin AB’den çıkmasının ülkeyi ekonomik olarak olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. AB’den çıkmanın ekonomik olarak kendilerini etkilemeyeceğini düşünenlerin büyük yanılgı içinde olduğunu belirten Soros, Sterlin’in hızlı bir biçimde düşeceğini de savunuyor. Soros ayrıca, Brexit’in bazı insanları çok zengin yaparken, seçmenlerin çoğunluğunu önemli oranda yoksullaştıracağını ifade ediyor. Habertürk Gazetesi yazarı Soli Özel de İngiltere’nin AB’den ayrılmasının Avrupa siyasetinde ciddi bir depreme yol açacağını ve bundan Türkiye’nin de etkileneceğini düşünüyor. Öte yandan Özel, böyle bir sonucun ardından İskoçların da ilk fırsatta AB’den kopacağını öngörüyor. İngiltere’nin AB yüzünden egemenliğini kaybettiğinin gerçeği yansıtmadığını belirten Özel, kendi para biriminden dolayı Euro krizinden de etkilenmediğinin altını çiziyor. Göçmen krizi korkusunun da abartıldığını ifade eden Özel, aksine İngiliz ekonomisinin göçmen varlığından çok yararlandığını söylüyor.

Diğer taraftan bazı uzmanlar, referandumu hükümetin, ‘halkın kendilerine verdiği ayrılma müzakeresi yetkisi’ olarak değerlendirdiğini söylüyor. AB’den ayrılma sürecinin en az iki belki üç sene süreceğini belirten uzmanlar, bu ayrılığın ekonomik etkilerinin hemen gözükmeyeceğini ancak siyasi sonuçlarının belirgin olacağının altını çiziyor.

AYRILIĞIN İLK ÖNCE SİYASİ SONUÇLARI GÖRÜLECEK

Piyasaların olumsuz etkileneceği, hem AB’nin hem de Birleşik Krallık’ın uluslararası kredisinin azaltacağı vurgulanırken, özellikle sanayi mallarının serbest dolaşımına gelecek darbeyle zararın büyük olabileceği de tahminler arasında. İngiltere’nin AB’den ayrılmasının toplumsal sonuçları da söz konusu. Göçmen akını bahanesiyle yürütülen korkutma kampanyasının, ülkedeki ırkçı eğilimleri beslediğine dikkat çekiliyor. AB’den ayrılma durumunda içe kapanmacı politikanın İngiltere’ye bulaşacağı endişesinin var olduğu belirtilirken konu, ‘demokrasinin beşiğinde böyle şeyler yaşanmaz’ tartışmasını da gündeme getiriyor. Gelinen nokta itibarıyla ayrılmanın maliyetinin, kalmaktan daha fazla olacağı tahmin ediliyor. İngiltere’nin AB’yi terk edecek olması, türlü söylentilerin çıkmasına sebep olurken, küresel piyasalardaki hareketlilik de artıyor. Zira olası bir çıkış kararının dünya ekonomisindeki mevcut kırılgan durumu daha da kritik bir hale getirmesinden endişe ediliyor.

AYRILIK SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK?

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararıyla birlikte, üye bir devletin birlikten ayrılma kararının uygulanmasını belirleyen AB anlaşmasının 50. maddesi devreye girecek. Buna göre İngiltere ilk önce AB Konseyi’ne referandum sonucunu iletecek. Bu bildirimin ardından İngiltere ile AB arasında tüm konuları içeren bir müzakere süreci başlayacak. Eğer müzakerelerin uzatılmasına karar verilmezse, iki yıl sürecek. Müzakereler sonucu ‘çıkış anlaşması’ Avrupa Parlamentosu’nda (AP) kabul edilecek, AB Konseyi’nde onaylanacak ve yürürlüğe girecek. Çıkış müzakereleri tamamlanana kadar Birleşik Krallık AB üyesi olarak kalmaya devam edecek ve birlik yasaları İngiltere için geçerliliğini sürdürecek.