Fabrikasyon üretim yerine yaratıcı ve özgün ürünler tasarlamayı hedef alan “Maker Hareketi” tüm dünyaya yayılmaya devam ediyor. Türkiye’de de ses getirmeye başlayan hareket, “www.makersturkiye.com” oluşumu altında çok sayıda Maker’ı, irili ufaklı etkinlikler düzenleyerek bir araya getiriyor.

Uretmek, tüketmek kadar uzmanı olduğumuz bir konu değil. Tüketme konusunda doğuştan programlanmış olsak da üretimde o kadar da hünerli sayılmayız. Kolay olanı seçip hazır olanı alıp tüketmeyi tercih eden, işi pratik yoldan halletmeyi seven bir canlıdır insan. Sadece kıyafet, teknoloji gibi ihtiyaçlarda değil, yemek konusunda dahi hazırcılığa ve pratikliğe o kadar alıştık ki ‘fast food’ kavramı ortaya çıktı. İşte “Maker Hareketi” bu düzenden sıkılanların peşinden gittiği bir akım olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce “make” (yapmak) kelimesinden türeyen ve öncülüğünü Make Dergisi’nin kurucusu Dale Dougherty’ın yaptığı “Maker Hareketi”nin amacı, gelişen teknolojiyle –özellikle 3 boyutlu yazıcılarla- insanların yaratma, paylaşma içgüdülerini tatmin etmek ve projeler üretmek olarak açıklanıyor. Hem gelişen teknolojinin olanaklarını hem de el işçiliğini kullanmayı temel alan hareket, fabrikasyon üretim yerine yaratıcı, farklı, kişiye özel ürünler tasarlamayı hedefliyor.

2000’li yılların ortalarında doğan bu hareket şimdilerde tüm dünyaya yayılmış durumda. Başta Amerika olmak üzere dünyanın dört bir yanında Maker Panayırları düzenleniyor. Bu panayırlarda bir araya gelen Maker’lar, yaratıcılıklarını, becerilerini sergilerken konferanslar düzenleyerek fikir paylaşımında da bulunuyor. Amerika’da 2006’dan beri düzenlenen panayırların topladığı olumlu tepkilerin Dünya Maker Günü olarak ilan edilen 18 Haziran’da ABD Başkanı Obama, Beyaz Saray’da bir Maker panayırına ev sahipliği yapmasına da vesile olduğu görülüyor.

Türkiye’de de ses getirmeye başlayan “www.makersturkiye.com” oluşumu altında buluşan pek çok Maker, irili ufaklı etkinlikler düzenleyerek bir araya geliyor, tanışıyor, geliştirdikleri projeleri ve ürünleri paylaşıyor. 12 Kasım 2014 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde Türkiye’nin ilk Maker Panayırı’nın düzenlenmesi hareketin Türkiye’de ne denli hızlı yayıldığının da güzel bir göstergesi oldu.

MAKER HAREKETİNİN TEMELİ HAYAL GÜCÜNE DAYANIYOR

Maker kavramı aslında biraz da tüketim çılgınlığına karşı diyebiliriz. Üretim sektörünün esir olduğu daha fazla satma, daha fazla kâr etmek gibi olgular burada pek işlemiyor. Ayrıca bilgi, standardizasyon gibi şeylerin yerini hayal gücü almış vaziyette. Bu konuya ilişkin en açıklayıcı tanımı Maker Hareketi öncülerinden Dale Dougherty, “Maker Hareketi’nde rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek, yoğun ezber bilgi yerine deneyim vardır” şeklinde yapıyor. Maker’ların yaptıkları işleri sergiledikleri bir de Maker Panayırları (Maker Faire) yapılıyor. Maker Panayırları genelde ücretsiz ya da çok düşük ücretle, insanların ailece gelebileceği ve üretilen projeleri inceleyebileceği keyifli ortamlar. Türkiye’de ilk olarak İstanbul’da 2014 Kasım ayında yapılan Maker Panayırı’nın ikincisi ise 10-11 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşti. Santral İstanbul’da düzenlenen etkinlikte, FPV (First Person View) tipi quadcopter yarışları, sanal gerçeklik projeleri, Maker Çocuk atölyeleri, robotlar, eğlence sistemleri, oyunlar, sanatsal heykeller, 3D yazıcılarla basılan heykeller, DIY/DIT projelerle yapılan müzikler yer aldı.

Maker’ların toplanıp, beraberce ürettikleri mekanlara da makerspace ya da hackerspace adı veriliyor. Şu anda Türkiye’de açılan ilk üyelik modelli makerspace/ makerlab olan Istanbul MakerLab, bilgisayar yazılımından, elektronik devre kullanmaya, lehim yapmaktan, tahta işlerine kadar, her türlü üretim konusunda atölye çalışması yapmak isteyenlere kapılarını açıyor.

MAKER RUHUNUN TEMELİNDE REKABET YERİNE PAYLAŞIM YATIYOR

Yemek yapmaktan, model uçak dizayn etmeye, elektronik devreler ve motorlar aracılığı ile yapılan bir model araçtan, 3 boyutlu yazıcılar ile basılan ve üretilen her ürün, süs eşyası, takı, oyuncak aslında Maker Hareketi kapsamında yapılmış kabul ediliyor. Dougherty’nin tanımına göre, “Maker ruhunun” temelinde rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek, yoğun ezber bilgi yerine deneyim yatıyor.

HEPİMİZ DOĞUŞTAN MAKER’IZ

Aslında doğduğumuz anda hepimiz Maker olmak için gereken potansiyele sahibiz. Fakat içinde bulunduğumuz ortamlar ile eğitim sistemi buna izin vermeyerek bizden hayal gücümüzü aldığı için bu potansiyelimizi ortaya çıkaramıyoruz.

Çocukken pek çoğumuz elimize aldığımız tornavida ile oyuncağımızın, prizin ya da evdeki herhangi bir teknolojik aletin içini açmaya çalışmışızdır. Tüm dünyadaki çocukların yaptığı bu iş aslında hepimizin doğuştan meraklı olduğumuzun ve üretmeye de hevesli olduğumuzun göstergesi. Ama hepimizin de zamanla köreldiği bir gerçek.