Her yıl FIRST Vakfı tarafından düzenlenen “FIRST Robotics Competition” yarışması, lise öğrencilerinin inovatif fikirlerini uluslararası arenaya taşımaya devam ediyor. Takımların her yıl bir tema çerçevesinde belirli hedeflere top atma, tırmanma, tahterevallide dengede durabilme gibi görevlerin üstesinden gelebilen robotlar yaparak yer aldığı FIRST Robotics Competition’a bu yıl Türkiye’ den katılan İstanbul Bahçeşehir Koleji Anadolu Lisesi öğrencileri ödülle döndü. İstanbul Bahçeşehir Koleji Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan “Adroit Androids 6025” takımı, Dalton isimli robot projeleriyle “En iyi ilham veren çaylak takımı” ödülünün sahibi oldu. Özellikle son yüz yılda farklı bakış açılarıyla şekillenen ve gelişen eğitim yöntemlerinin kendileri için umut olduğunu belirten Özel Bahçeşehir Anadolu Lisesi Okul Müdürü Nilüfer Özsoy; “Çağımız bilim ve teknoloji çağı unvanını, bu anlayışla eğitim veren kurumlar ve insanlar sayesinde kazandı. Öğrencilerin yaparak, yaşayarak öğrendiği, bilgisinin kalıcı olduğu, özgüvenini geliştirebildiği, dünyaya katkı sağladığı için kendini mutlu hissettiği nice projelere imza atacağımıza inanıyoruz” dedi.

Nilüfer Özsoy ve Adroit Androids 6025” takımından Eda Özkabaş ile “FIRST Robotics Competition yarışmasına hazırlık sürecinden başlayarak elde ettikleri ödüle kadar uzanan hikayelerini konuştuk.

Bilimsel proje yarışmalarına katılma fikri nasıl ortaya çıktı?

FRC (FIRST Robotic Competition), tıpkı FLL (FIRST LEGO League) gibi FIRST Vakfı tarafından düzenleniyor. Okulumuz uzun süredir FRC’nin iki alt kategorisi olan FLL turnuvasına katılıyordu. Anadolu lisemizden iki öğrenci, ilk olarak 2014 yılında Bahçeşehir Okulları Fen ve Teknoloji Lisemizin takımında yer aldı. Bu sene başında ise şu an Adroit Androits takımında bulunan dört öğrencimiz, kendi okulumuzda FRC takımı kurma konusundaki fikir ve isteklerini bizimle paylaşınca 13’ü üye üçü danışman olmak üzere 16 kişilik “Adroit Androids” takımı kuruldu. FRC yarışmasını Türkiye’de gerçekleştirmek için büyük çaba gösteren Fikret Yüksel Foundation Vakfı, bir ilke imza atarak FRC yarışmasını Off-Season Event olarak ülkemizde düzenledi. İstanbul’da düzenlenen bu etkinlikte FRC yarışmasına olan ilginin büyük boyutlara ulaştığını gözlemledik.

FRC’nin yarışmalarını şu şekilde özetleyebiliriz; FRC’ye katılan takımlar, hazır gelen bazı parçalar hariç kendi imkanlarıyla robotlar yapıyor. Bu robotlar, üçe üçlük takımlar halinde iki buçuk dakikalık bir sürede basketbol sahası büyüklüğünde bir mekanda yarıştırılıyor. Her sene Ocak ayında robotların hangi görevleri yerine getireceği takımlara bildiriliyor. Bu görevler, bir kaleye veya deliklere top atma, robota barfiks çektirme, belirli engelleri aşma vb. olabiliyor ve yine her görev türü için farklı puan veriliyor. Altı haftalık bir sürede, belirlenen görevi yerine getirecek 55 kiloluk bir robot yapılması bekleniyor. Takım, bu süre içinde kullanışlı olabilecek her türlü parça ile robotunu oluşturuyor.

Öğrencilere mentorluk ederken nelerle karşılaştınız? Sizi en çok zorlayan aşamalar neler oldu?

Öncelikle şunu belirtilmek gerekir: FRC yarışması, lise düzeyindeki gençlerin kendilerini STEM (Science, Technology, Engineering and Mathematics) ve FIRST özdeğerleri alanında geliştirmesini hedefleyen bir yarışma özelliğini taşıyor. Bu nedenle proje üzerindeki bütün katkının öğrenciler tarafından gelmesi; mentorlerin, ailelerin ya da okul yönetiminin onları sadece yönlendirmesi temel alınıyor. Biz, sezon boyunca bir takım olarak çalıştık ama sahip olduğumuz başarıdaki asıl emek, takım üyesi öğrencilerimize ait. Sponsor arayışları, robotun dizaynı, sürecin planlanması ve gerekli belgelerin hazırlanması gibi görevlerin tamamı takım üyeleri tarafından gerçekleştirildi. FRC’nin sezonluk görevleri tüm takımlara aynı anda “Kickoff” adı verilen bir organizasyonda açıklanır. Her takımdan altı hafta içerisinde bütün hazırlıklarını tamamlaması, robotunu bitirmesi ve kargolaması bekleniyor. Her ne kadar altı haftalık bir yarışma gibi görünse de aslında sponsor arayışları, takım dosyalarının hazırlanması, yolculuğun planlanması gibi robot dışı aktiviteler aslında sürecin bütün yılı kapsayan bir çalışma olduğu anlamına geliyor.

Okulunuzun benzer yarışmalarda ödüle layık görüldüğü projeleri oldu mu?

Okul olarak proje bazlı çalışmaları her zaman destekliyoruz. Bu anlamda öğrencilerimizin özellikle bilimsel çalışmalar, projeler ve yarışmalarda yer alması için tüm olanaklarımızı harekete geçiriyoruz. Uzun yıllardır katıldığımız FLL yarışmalarında Türkiye şampiyonluğu başta olmak üzere çok sayıda kupayı öğrencilerimiz okulumuza kazandırdı. TUBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Proje Yarışması’nda çok sayıda projemiz bölgede sergilenmeye hak kazandı ve Ankara’daki ulusal yarışmada da dereceler aldı. Ayrıca fizik olimpiyat takımında yer alan öğrencilerimiz ve Fizik Milli Takımı’nda ülkemizi ve okulumuzu temsil eden öğrencilerimiz her zaman bizleri gururlandırıyor.

Biraz da Dalton, isimli projenizden söz edersek... Bu projeniz hangi alanlarda kullanılabilecek? Proje, sanayi kuruluşları tarafından geliştirilebilmeye açık mı?

Projemizin ürünü olan robotumuz Dalton, bu seneki FRC yarışmasının teması olan Stronghold kuralları doğrultusunda üretilip var olan yeni teknolojiler kullanılarak yapıldığından herhangi bir sanayi kuruluşu tarafından geliştirilmeye açık değil. Ancak projemizden ilham alınarak bu ve benzeri robotlar üzerinde çalışmalar yapılabilir. Gençleri yeni projelere yönlendirmek adına FRC yarışmasını ve bunu gerçekleştiren FIRST vakfını daha çok tanıtmak gerekiyor. Aynı zamanda bu tip işlerin sadece erkeklere özgü olmadığını belirtmek ve kadının toplumun gelişimindeki rolünü de kanıtlayabilmek için bir çalışma başlattık. “Women in FIRST” başlığı altında bu işe gönül veren kadınları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz.

Projenize kimler destek verdi? Yeni proje çalışmaları var mı?

Katıldığımız uluslararası yarışma olan FRC’de sponsor bularak hareket etme en etkileyici değerlendirme kriterlerinden birisidir. Türkiye’de katıldığımız Off-Season adlı sezon dışı deneme turnuvasında robot masrafları dışında çok fazla giderimiz olmadığından sponsorluklarımızı ufak çaplı işletmelerle yaptık. Bunun sonrasında katıldığımız Regional olarak bilinen Amerika’daki bölgesel turnuva içinse konaklama ve ulaşım gibi kalemler nedeniyle daha fazla bir bütçeye ihtiyacımız oldu. Robotik çalışmalarımızı, katıldığımız etkinlikleri ve geleceğe neler vaat ettiğimizi anlatan bir sunumla yeni sponsor adaylarımızın kapılarını çaldık. Onları etkilemiş olacağız ki yardımını istediğimiz sponsor adaylarından yüzde 90’ı bizi geri çevirmedi ve onlarla resmi sponsorluk sözleşmesi imzaladık. Sponsorlarımız gerek maddi gerekse manevi açıdan bizlere hep destek oldu. Tüm bu aşamalardan sonra San Antonio’da katıldığımız bölgesel turnuvada “Rookie All Star” ödülünü alarak dünya şampiyonasına gitmeye hak kazandık. Yarışmanın sürekliliği açısından gelecek sene için yeni kanların da içinde bulunduğu 15-18 yaş aralığındaki gençlerden oluşan yepyeni bir takım kurduk. Bu takım sayesinde seneye yeni üyelerimiz olacak ve sponsorlarımızın desteğiyle çalışmalarımıza ve yarışmaya katılmaya devam edeceğiz.

Gençlerin ilk ve orta öğretim düzeyinde bilim projelerinin içinde yer almasın onlara ne gibi artılar kazandırıyor?

Bilim projeleri, fen alanında hedefleri olan öğrencilerin teoriden uygulamaya adım atması yolunda fayda sağlıyor. Çağımız artık ‹Maker’ların çağı. Bir bilim projesinde yer almak, proje için gerekli bilimsel adımları izlemek ve yepyeni bir fikrin ürününü ortaya koymak Maker hareketine güzel bir örnek ve güzel bir başlangıç. Öğrenciler, tüm bunlar sayesinde daha üniversitede laboratuvara bile girmeden, birçok elektronik parçayı tanıyor, kullanıyor ve mekanik aksamları görüp öğreniyor. Özetle, öğrenciler günümüz üniversitelerinin istediği profile bir adım daha yaklaşmış oluyor. Tüm bunların yanı sıra öğrenciler daha lise döneminde sektörel bazda yeni dostluklar elde etmeye hatta staj ve iş kabulleri almaya başlıyor. Bunun yanı sıra bilim projelerine destek çıkan bir takım kurum ve kuruluşlardan hibeler alarak projesini hayata geçirme konusunda teşvikler görebiliyor. Bilim projeleri öğrencilere sadece teknik alanda değil, sosyal alanda da birçok katkı sağlıyor. Projenin tanıtım aşamasında da öğrenciler kendilerini ifade edebilme yeteneklerini geliştiriyor, bir yöneticiyle nasıl konuşulması gerektiğini öğreniyor, sayısal becerilerinin yanında iletişim becerilerini de geliştirebiliyor. Bunların yanı sıra günümüzde bazı üniversitelerin öğrencilerin projelerini değerlendirdikleri yeni kabul sistemleri geliştirdiğini görüyoruz. Bu anlayıştaki üniversitelerin varlığı, orta öğrenimdeki öğrencileri proje yapmaları konusunda yüreklendiriyor ve onlara yeni bir ufuklar açıyor. Görülebileceği üzere bilim projeleri, öğrencilere daha üniversite- sanayi işbirliği ile tanışmadan önce çok yönlü katkı sağlıyor. Bu nedenle öğrencileri bu konuda bilinçlendirmek gerekiyor. Tüketmeyi değil üretmeyi hedef alan öğrenciler, kısa sürede “icat çıkarabilen” bir konuma geleceklerdir.

Neden bu proje içinde yer almak istediniz?

Eda Özkabaş: Robot yapmak özellikle de bir takımla beraber çalışmak, ileride yapacağımız mesleklerde bize birçok avantaj sağlayacak. Yarışmaya hazırlık süreci uzun ve yoğun olduğu için takımdaki herkesin bir görevi var. Herkes disiplinli ve planlı bir şekilde çalışmayı öğreniyor. Takım üyelerimizin çoğu üniversitede mühendislik okumak istiyor. Robot yapım aşamasında öğrendiğimiz birçok bilgi bize gelecek için bir ışık olacak. Bu yaşlarda böyle önemli çalışmalara katılmak bizleri her açıdan geliştiriyor.

Proje sürecinde kimlerden destek aldınız? Projenin eğitim hayatınızda size neler kattığını düşünüyorsunuz?

Eda Özkabaş: Yarışma sürecinde okulumuz başta olmak üzere Türkiye’deki genç bilim insanlarının ve teknolojinin gelişmesini destekleyen ve iletişime geçtiğimiz tüm kurum ve kişiler destek ve ilgilerini bizden esirgemedi. FIRST vakfının bize katkılarını gören ailelerimiz de en büyük destekçilerimizdendi. Deneyimli Türk takımlarıyla iletişim halinde olmamızın yanı sıra uluslararası takımlarla da iletişime geçtik. FIRST’ten elde ettiğimiz kazanımların başında, bir takım olmanın niteliklerini, getirilerini ve zorluklarını öğrenmiş olmak geliyor. Hayatımızın her alanında ihtiyaç duyacağımız iş planlaması, kriz yönetimi, sorumluluk bilinci gibi meziyetler, takım içerisindeki birlik ve beraberliğimiz sonucu oluştu. Sistemli çalışmayı öğrenerek akademik hayatımızda başarılar kazandık. Çeşitli öz değerlerin yanı sıra mühendislik ve ekonomi alanlarında kendimizi deneyimleme fırsatı bulduk. Gelecek planlarımızda olan meslekleri yakından tanıyarak, bütçe planlamasından tutun inşa etme becerilerine, fabrikalarda sürecin nasıl işlediğini gözlemlemeden SWOT analizine kadar geçen süreç, bize mesleki anlamda çok şey kazandırdı. Ciddi bir maddi kaynağa ihtiyaç duyduğumuz FRC deneyimi için sponsorlarla görüşerek bir nevi kendi şirket yönetme simülasyonumuzu oluşturmuş olduk. Sponsorların yanı sıra bilim panellerinde, fuarlarda ve benzeri organizasyonlarda kitlelere kendimizi tanıtma fırsatı bulduk. Bu fırsatı verimli bir şekilde değerlendirmek için sunum becerilerimizi ve topluluk karşısında konuşma yetimizi geliştirmemiz gerekiyordu. Gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki, FIRST vakfı ve katıldığımız organizasyonlar, bizleri vizyon sahibi ve görev bilincinde olan, duyarlı, profesyonel bireyler haline getirdi. Sözün özü, hem akademik hem de sosyal açıdan unutulmayacak bir lise hayatı yaşamış olduk.