Geçtiğimiz yüzyıllarda makinelerin daha çok kas gücüyle çalışmasının ve erkeklerin de fiziksel bakımdan bu makineleri kullanmaya daha yatkın olmasının sektörün bugününü de belirlediğini söyleyen Domak Pompa Finans ve Dış Ticaretten Sorumlu Müdür Yardımcısı Sedef Yılmaz Hürmeriç, “Günümüzde artık makineleri kullanmak için kas gücü gerekmiyor olsa da geçmişten gelen toplumsal ön yargılar nedeniyle sektördeki kadın çalışan sayısı hala çok az” diyerek toplumsal ön yargıların kadının gücünü gölgelediğine dikkat çekiyor.Aile şirketinde çekirdekten yetişen bir kadın yönetici olarak Hürmeriç ile gelecek projelerini ve makine imalat sektöründe daha fazla kadın yönetici görmek için neler yapılması gerektiğini Moment Expo okurları için konuştuk.

Sedef Yılmaz Hürmeriç kimdir? Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

Samsun’da 1982 yılında doğdum. Babamın işi ve askerliği nedeniyle birkaç yıl Samsun dışında yaşamış olsam da, okul hayatım Samsun’da başladı ve Samsun Anadolu Lisesi’nden mezun olana kadar bu şehirde devam etti. Liseden sonra eğitimime Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü’nde devam ettim. İkinci üniversite programından yararlanıp iktisadın yanı sıra dış ticaret bölümünden de 2005 yılında mezun oldum. Daha sonra İngilizce eğitimi için bir süre Londra’da yaşadım. İş dışında kalan vaktimi ailemle ve arkadaşlarımla birlikte geçirmekten, kısa süreli yurt içi-yurt dışında gezilerine gitmekten, farklı lezzetler tatmaktan ve bu lezzetleri kendi mutfağımda hayata geçirmekten keyif alıyorum.

İş hayatına adım atmanız ne zaman ve nasıl oldu? Domak Pompa’da Finans ve Dış Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’na kadar uzanan kariyer hikayenizi sizden dinleyebilir miyiz?

Yedi-sekiz yaşlarından itibaren hafta sonları ve yaz tatillerinde sıklıkla babamla ve rahmetli dedemle Domak Pompa Fabrikası’na geliyordum. Çocukken dökümhaneden ve atölyeden çıkmazdım. Dökümcü ağabeylerimle birlikte maç yapar, üretimin her aşamasını yakından takip eder ve tüm süreçleri anlamaya çalışırdım. O zamanlarda da işe gelmekten çok büyük keyif aldığımı söyleyebilirim. Şirketlerimizin kurucusu dedem Mansur Yılmaz ile gittiğimiz tatillerde, yolumuzun üzerindeki bayilerimize kısa süreli ziyaretlerde bulunurduk. Aslında daha o günlerde bana bir şeyler aşılandı.

Londra’dan Samsun’a döndüğümde burada çok kalıcı olmayacağımı düşünüyordum. Bir süre firmada kalıp tecrübe edinmek, iş hayatını gözlemlemek daha sonra da farklı şehirlerde planlarımı hayata geçirmek istiyordum. Açıkçası ilk aylarda sorumlu olduğum bir görevim olmadı. Geçici bir süre firmada bulunacağımı düşündüğümden herhangi talepte de bulunmadım. Ama iş ortamında yer alıp ailede benden önce gelen kuşakların emeğini gördükçe, başka bir yere gitmek istemedim ve muhasebe biriminde bir göreve talip oldum. İlk görevim müşterilerin hesaplarını tutmak oldu. İrsaliye, fatura, iskonto ve vadelerle burada tanıştım. Daha sonra bir kaç yıl kadar da satın alma biriminde görev yaptım. Üretim için satın alınan her türlü mal ve hizmeti orada öğrendim. Bugün itibarıyla da Domak Pompa Finans ve Dış Ticaret’ten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya devam ediyorum. Önümüzdeki yıllarda ise farklı birimlerde farklı alanlarda uzmanlaşmak istiyorum. Yaptığınız işin sorumluluklarını bizzat kendiniz almazsanız öğrenemezsiniz. Yapılan işi kontrol etmek için o işi iyi bilmeniz gerekir. Aksi durumda yapılan hataları fark edemez ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden kendim için firmada her birimde, her görevde çalışmayı gerekli görüyorum.

Ortalama bir iş gününüz nasıl geçiyor?

Günlük rutin işlerim arasında, banka hesaplarını ve tahsilatların kontrolünü sağlayıp ödemeleri de ekleyerek finansal raporu hazırlamak ve üstlerime bilgi vermek yer alıyor. Her ne kadar ithalatımız yok denecek kadar az ve ihracatımız da genel satışımıza oranla düşük olsa da, gerektiği durumlarda ithalat ve ihracat işlemlerini yürütüyorum. Yurt dışından gelen yazışmalara dönüş yapıyor ve ürün taleplerine teklif veriyorum. Bunların dışında, ürün teklifi veren arkadaşlarımın fiyatlandırmalarına ve kontrollerine yardımcı oluyorum.

Yoğun bir iş temposuna sahip olan makine sektöründeki başarınızı neye borçlusunuz?

Bu firmanın bu noktaya kolay gelmediğini, benden önceki nesillerin ve çalışanların emeğinin çok olduğunu biliyor ve onların hala ne denli canla başla çalıştığını görüyorum. Görev edindiğim işleri, büyüklerimin emeklerine saygımı korumaya çalışarak yapıyorum. Her detayı öğrenmeye, her konuda bilgi sahibi olmaya çalışıyorum. Büyüklerimden gördüğüm ve öğrendiğim birçok şey var. Bunların en başında doğruluk ve samimiyetleri geliyor. Ailemizi; firmamızda çalışanlarımız, müşterilerimiz, tedarikçilerimiz ve onların ailelerinden oluşan büyük bir Domak Ailesi olarak görüyorum. İlişkilerimizi saygımızdan da samimiyetimizden de vazgeçmeden sürdürüyoruz.

 

Zaman içerisinde herkes hata yapabilir. Önemli olan hatalarımızı soğukkanlılıkla tespit etmek, egolarımızı bir kenara bırakmak, nerede yanlış yaptığımızı görmeye çalışmak ve aynı hataları tekrarlamamak için gerekli önlemleri alarak kontrol altında tutmak. O yüzden kontrol etmeyi ve edilmeyi zaman kaybı olarak değil, sistemin bir parçası olarak görüyorum.

Yönetim ve karar mekanizmalarında daha çok erkeklerin bulunduğu bir sektörde kadın yönetici olmanın zorlukları nelerdir?

Erkekler bazen muhatap olarak karşılarında hemcinslerini görmek istiyor ama bu çok sıklıkla karşılaştığım bir durum değil. Kadın yönetici olmanın çoğu zaman avantajlı olduğunu düşünüyorum. Hem çalışanlarımız hem de iş çevremizle ilişkilerimizde saygımızı daha iyi koruduğumuza inanıyorum. Diğer taraftan kadınlar doğası gereği daha detaycı olduğu için iş hayatına da bu özelliğini ister istemez yansıtıyor. Söz konusu ince eleyip sık dokuma durumu, yapılan işlerde başarıyı beraberinde getiriyor. Firmamızda benim haricimde altı kadın ofis çalışanı daha var. Sürekli çalıştığımız firmalar ve bankalar bu duruma alışkın olsalar da, firmamıza yeni gelen ziyaretçilerimiz bu duruma şaşırıp tebessüm ediyor. Organize sanayi bölgesinde böyle bir istihdam sağladığımız için memnunuz.

İş hayatında kadın olmaktan kaynaklanan problemler yaşadınız mı? Yaşadıysanız paylaşır mısınız?

Benim muhatabı olduğum soruları, yanımdaki erkek iş arkadaşıma soran ve cevapları ben verdiğim halde yüzüme bile bakmayan insanlarla karşılaştım. Bana kendimi kötü hissettiremediler çünkü kendinizden emin olduğunuz sürece karşınızdakinin sizi kadın olduğunuz için küçümsemesinin bir önemi yok.

Domak Pompa’da sizin gibi iyi bir konuma gelmiş başka kadın çalışanlar var mı?

Firmamızda 23 yıldır çalışan muhasebe şefimiz ile yine 17 yıldır bizimle çalışan çalışan satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcımız da kadın. Her ne kadar aile firması olarak görünsek de, kurumsal bir yapıya sahibiz. Her birimde çalıştığı alanın eğitimini almış, işinde uzman kişiler görev alıyor.

İşle ilgili gerçekleştirdiğiniz yurt dışı gezilerinizde, makine sektöründe yönetici pozisyonda görev yapan bir kadın yönetici olarak nasıl tepkiler alıyorsunuz, gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

İş nedeniyle bir yurt dışı gezisinde bulunmadım ama yurt dışından gelen talepler için sıklıkla telefonda görüşüyorum. Karşınızdaki ülkenin coğrafi konumuna göre tepkiler farklı oluyor maalesef. Avrupa’da konumunuz ve kadın olmanız çok normal karşılanırken, farklı kültürlere sahip bazı ülkelerde ciddiye alınmayabiliyorsunuz. Kasım ayında Bologna’da gerçekleştirilecek fuara; makine mühendisi, satış temsilcisi ve iki kadın yönetici olarak toplam dört kişilik ekibimizle gidiyoruz. Bu organizasyonun yurt dışı fuar katılımlarını artırmamız için iyi bir başlangıç olmasını umuyorum.

Erkek egemen bir yapıya sahip olan makine imalat sektöründe, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında sizce neden daha az sayıda kadın yer alıyor?

Makine ve inşaat gibi sektörler ne yazık ki erkek egemen bir yapıda. Geçtiğimiz yüzyıllarda makinelerin kas gücüyle çalışmasının ve erkeklerin de fiziksel bakımdan bu makineleri kullanmaya daha yatkın olmasının sektörün bugününü de belirlediği anlaşılıyor. Fakat günümüzde artık makineleri kullanmak için kas gücü gerekmiyor olsa da geçmişten gelen toplumsal ön yargılar nedeniyle sektördeki kadın çalışan sayısı hala çok az. Umarım kadınların ekonomiye katkıları daha da artar.

Meslek liselerindeki “kız ve erkek bölümleri” ön yargısını kaldırmak gerekiyor. Neden kızlar okul öncesi öğretmenliği ve erkekler de torna tesviye okumak zorunda bırakılıyor?

Endüstri meslek liselerinde daha çok kız öğrencinin eğitim görmesi teşvik edilmeli. Bulaşık makinesi 1880’li yıllarda Josephine Cochrane adında Amerikalı bir kadın tarafından icat edildi. Dolayısıyla bu örneğe bakarak bile kız öğrencilerin üniversitede de mühendislik dallarını seçmesi için önayak olmak gerekli. Sonrasında da firmalar veya devlet tarafından erkeklerle eşit şartlarda istihdam edilmeleri lazım. Bu çerçevede son yıllarda kadın girişimcilere verilen teşvik kredilerini güzel bir uygulama olarak görüyorum.

Dünyadaki tabloya baktığımızda kadınların daha çok yönetim ve yönetime bağlı birimlerde görev aldığını söylemek mümkün. Ülkemizdeyse bu oran Avrupa ve Amerika’ya oranla daha az. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Makine, dünya genelinde de erkek egemen bir iş kolu niteliğine sahip. Otomotivden inşaata kadar saha çalışmalarında kadınların sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Kadınlar daha çok yönetim ve yönetime bağlı birimlerde görev alıyor. Evet ülkemizdeyse bu oranın Avrupa ve Amerika’ya oranla daha az olduğunu düşünüyorum. Ev işlerinin, alışverişin ve çocuk bakımının eşlerle paylaşılmayıp kadının sorumluluğuna bırakıldığı ülkelerde bu sonucun ortaya çıktığına inanıyorum.

Diğer kadın çalışanlara ve yöneticilere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Mesleğin ve eğitimin cinsiyeti yoktur. Kişisel gelişimin ve eğitimin her zaman faydası olduğuna inanıyorum. Kadınların erkek egemen meslek dallarında da kendilerine güvenmelerini, yatkınlıklarını keşfetmelerini, yeniliğe ve değişikliğe açık olmalarını tavsiye ederim. Yıllar önce babamın yaptığı gibi, şimdi ben de dört yaşındaki kızımı cumartesi günleri işe getiriyorum. Kendi seçimi olduğu sürece, kızımın firmamızda dördüncü kuşak yönetici olmasını gönülden isterim.